Gamze Yücesan-Özdemir, Fırtınadaki Arı (2020)

Mühendis bizde, ezelden beri ilerlemeyi, kalkınmayı ifade etmiştir.

Peki, mesleği içinde, toplum içinde ve bizzat kapitalizmin çarkları içindeki mühendis hakkında neler biliyoruz?

Nasıl yaşar, neler düşünür, nasıl eyler?

İşte Gamze Yücesan-Özdemir’in hem anket hem de saha araştırmalarıyla zenginleşmiş ‘Fırtınadaki Arı’ adlı bu çalışması, mühendisin hayatına dair merak edilen hemen her şeyi anlatıyor.

Yücesan-Özdemir kitabına, mühendisin konumunu kapitalizmin tarihsel gelişimini ekseninde inceleyerek başlıyor.

Kapitalizmin sermaye birikiminin, mühendisin sınıfsal konumunu nasıl etkilediği burada derinlemesine açıklanıyor.

Yazar devamında ise,

  • Mühendisin üretim, sınıfsal ilişkiler ve toplumsal hayattaki konumunu,
  • Mühendislerin eğitimi ve emek piyasasındaki işsizlik ve istihdam deneyimlerini,
  • Fabrikada çalışan mühendislerin emek sürecindeki konumları, çalışma koşulları, çalışma süreleri ve mesleki geleceklerini,
  • Mühendislerin kent hayatındaki gündelik hayat örüntülerini,
  • Mühendislerin içinde yaşadıkları dünyayı ve ülkeyi nasıl gördüklerini,
  • Mühendislerin kültürel ve toplumsal hayatlarını,
  • Mühendislerin siyasetle ilişkilenmelerini ve Türkiye gündemine dair tespit ve algılarını,
  • Ve mühendislerin mühendis odaları ve örgütlenmeyle ilgili düşüncelerini kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Yücesan-Özdemir’in çalışması, mühendisin yaşamından farklı kesitler sunmasıyla olduğu kadar, mühendisin içinde yaşadığı toplumsal ve kültürel durumun, iktisadi ve siyasi şartların sağlam bir fotoğrafını çekmesiyle de çok önemli.

  • Künye: Gamze Yücesan-Özdemir, Fırtınadaki Arı: Mühendisin Hayatı, İmge Kitabevi, inceleme, 250 sayfa, 2020

Ali Murat Özdemir – Ulusların Sefaleti (2010)

Ali Murat Özdemir’in kaleme aldığı ‘Ulusların Sefaleti’, uluslararası ekonomi politiği, Marksist bakış açısıyla yorumluyor.

İki bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde, yapı fikriyatı üzerine eğilen geleneklerin belli başlıları olarak Amerikan Yapısal Sosyolojisi, Yapılaşma Kuramı, Yapısalcı Marksizm ve Eleştirel Realizm inceleniyor.

Çalışmanın ikinci bölümü ise, uluslararası ekonomi politik disiplininin kapsadığı alana tekabül eden belli başlı Marksist yaklaşımları ele alıyor.

“Güler yüzlü kapitalizm yoktur. Kapitalizm hep bazılarına güler ve hep çoğunluğu ezer.” diyen Özdemir, kapsamlı çalışmasında ayrıca, Marksizme dair güncel tartışmaları da okurlarına sunuyor.

  • Künye: Ali Murat Özdemir – Ulusların Sefaleti, İmge Yayınları, ekonomi, 381 sayfa

Kemal Ateş – Dil Hurafeleri (2010)

Roman ve öykü kitapları da bulunan Kemal Ateş ‘Dil Hurafeleri’ başlıklı çalışmasında, Türkçenin yaşadığı güncel sorunları kapsamlı bir bakışla ele alıyor.

Yazı ve dil devrimi; tutan ve tutmayan sözcükler; son yıllarda hız kazanan Kürtçedeki q, w, x harflerine dair tartışmalar; yerel dil, konuşma dili, yazı dili; imla kavgaları; bazı profesörlerin dahi inandığı dil hurafeleri; Türkçenin yabancı dillerle etkileşimi; Türkçe ve çeviriler; okullarda ve medya araçlarında dilin kullanımı; siyasetçilerin Türkçesi ve Türk romanında yerel dile yöneliş, Ateş’in irdelediği konulardan birkaçı.

  • Künye: Kemal Ateş – Dil Hurafeleri, İmge Kitabevi, dil, 147 sayfa

Korkut Boratav – Aydınlık Bir Adam (2010)

Korkut Boratav, Türkiye’deki iktisat çalışmalarında çok önemli bir isim.

Kapitalizm, sosyalizm, devletçilik, gelir dağılımı, KİT’ler, tarım politikaları ve iktisat tarihi; öğretim üyesi, araştırmacı ve bilim insanı Boratav’ın çalışma yürüttüğü, okurlarını ve öğrencilerini aydınlattığı alanlardan birkaçı.

Elimizdeki uzun soluklu söyleşi, Boratav’ın Türkiye’nin sancılı yakın döneminde geçen yaşamöyküsü üzerinden ilerlerken, onun görüşlerini kapsamlı bir şekilde okurlarına sunuyor.

Dolasıyla eser, Boratav iktisatçılığının yapı taşlarını göstermesinin yanı sıra, Boratav’ın, Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasî yapısına dair fikirlerinden ve yorumlarından bir demet de sunuyor.

  • Künye: Korkut Boratav – Aydınlık Bir Adam: Korkut Boratav, söyleşi: Hakan Güldağ ve İbrahim Ekinci, İmge Kitabevi, söyleşi, 375 sayfa

Bekir Onur – Oyuncaklı Dünya (2010)

Bekir Onur ‘Oyuncaklı Dünya’da, oyuncağın toplumsal tarihini anlatıyor.

Ağırlıklı olarak sanayi ürünü oyuncakların tarihini ele alan Onur, dünya oyuncak tarihini izliyor ve aynı zamanda dünyadaki oyuncak ve çocuk müzelerini de geziyor.

Yazar ayrıca, Türkiye’nin belli başlı kentlerini gezerek, oyuncak sanatından, imalatından geriye ne kaldığını da araştırıyor.

Kitabının giriş bölümünde, çocuğa yapılacak bir yatırım için neden oyuncak müzesinin gerekli olduğu sorusunun yanıtını arayan Onur, Anadolu’nun oyuncak varlığını, arkeoloji müzelerindeki oyuncakları ve Anadolu’daki folklorik oyuncakları da anlatıyor.

Yazar ardından, oyuncağın Türkiye’deki ve dünyadaki serüvenini masaya yatırıyor.

  • Künye: Bekir Onur – Oyuncaklı Dünya, İmge Kitabevi, inceleme, 547 sayfa

Neil McKenna – Oscar Wilde’ın Gizli Yaşamı (2009)

Neil McKenna ‘Oscar Wilde’ın Gizli Yaşamı’nda, Wilde’ın kapsamlı bir biyografisini, ağırlıklı olarak onun cinsel hayatı üzerinden anlatıyor.

McKenna’nın birincil ve ikincil kaynaklara, mektuplara, günlüklere ve bazı eşcinsel şairlerin o dönem yayımlanmış şiirlerine dayanarak kaleme aldığı eseri, Wilde’ın fırtınalı hayatını da gözler önüne seriyor.

Kitap, ünlü yazarın gerçek cinsel kimliğini bulmak için atıldığı zorluklarla dolu serüvenin izlerini sürüp diğer erkeklere karşı içinde kımıldanan belli belirsiz ve sıkıntılı hislerden başlıyor; sürgündeki son yıllarında zevk temelli pagan yaşamına kadar uzanıyor.

  • Künye: Neil McKenna – Oscar Wilde’ın Gizli Yaşamı, çeviren: Cemil Büyükutku, İmge Kitabevi, biyografi, 791 sayfa

Feridun Zaimoğlu – Leyla (2009)

Almanca yazan Türkiyeli yazar Feridun Zaimoğlu, 2006’da yayımlanan romanı ‘Leyla’da, Doğu Anadolu’nun küçük bir kentinde yetişen Leyla’nın evlenip İstanbul’a, oradan da Almanya’ya gidişini ve bunun ertesinde yaşadığı büyük dönüşümü anlatıyor.

Yoksul, kalabalık bir ailede doğan Leyla, daha çocukluğundan itibaren babasının sınır tanımayan şiddetiyle yüz yüze kalacak ve bu şiddet, onun neredeyse tüm hayatını etkileyecektir.

Evlendikten sonra İstanbul’a, ardından Almanya’ya giden Leyla, geldiği yeni yerlerde, kendisinden daha iyi hayatların varlığına tanık olacaktır.

Zaimoğlu, Leyla’nın yaşadıkları üzerinden, kendi ülkelerinde dışlanan kadınların var olma mücadelesini hikâye ediyor.

  • Künye: Feridun Zaimoğlu – Leyla, çeviren: Vedat Çorlu, İmge Kitabevi, roman, 602 sayfa