Eric R. Wolf – 20. Yüzyılda Köylü Savaşları (2019)

Köylü araştırmalarıyla ilgilenen bir antropolog olan Eric Wolf, antropolojinin gözüyle çağımızda köylülerin başrol oynadığı altı ayaklanma ve devrimi inceliyor.

Küba, Cezayir, Vietnam, Çin, Rusya ve Meksika örneklerinden yola çıkan Wolf, köylüyü şiddet kullanılan siyasi eyleme sevk eden dinamikleri aydınlatıyor.

Bu örnekler üzerinden, köylü ayaklandığında ve devrime katıldığında ne ölçüde geleneği izlediğini ve köylü devrimi iktidardakileri devirirken ne ölçüde bizzat köylülerin davranışlarını ve kurumlarını değiştirdiğini tartışan Wolf, bunu yaparken de köylülüğü genelgeçer tanımların ve kriterlerin ötesinde ülke bağlamlarında ve farklı toplumsal formasyonların içerisinden ele alıyor.

  • Künye: Eric R. Wolf – 20. Yüzyılda Köylü Savaşları, çeviren: Cem Somel, İletişim Yayınları, tarih, 334 sayfa, 2019
Reklamlar

Eyüp Öz – Serbest Cumhuriyet Fırkası ve Muhalif Ege (2019)

1930’da, yani Yunan işgalinden kurtuluşunun henüz yedinci yılında İzmir, Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın (SFC) Genel Başkanı Fethi Okyar’ın ziyaretine kitlesel katılım göstererek iktidara meydan okumuştu.

Eyüp Öz’ün bu muazzam çalışması da, bu sürecin öncesi ve sonrasını çok yönlü bir bakışla inceleyerek erken Cumhuriyet dönemi muhalefetinin toplumsal tabanına ilişkin bilgi eksikliğini, başta İzmir olmak üzere Ege Bölgesi örneğinde dolduruyor.

SCF öncesine ait genel bir tablo çizerek çalışmasına başlayan Öz, devamında da,

  • SCF’nin oluşumunun kurumsal nedenleri,
  • Fethi Okyar’ın Ege gezisi ve bu gezi süresince ortaya çıkan şiddet olgusunun nedenleri,
  • İzmir’in sosyal, mekânsal ve ekonomik tabakalaşmaları,
  • Bölgesel düzeyde toplumsal muhalefet,
  • 1930 yerel seçimlerini arka planında yaşananlar,
  • Ve Menemen Olayı bağlamında, muhalefetin marjinal katmanları ve İzmir taşrasındaki hoşnutsuzluk gibi önemli konuları tartışıyor.

Öz’ün çalışması, SCF’nin yorgun bir kenti ve bölgeyi büyük bir tutkuyla harekete geçirmesinin ve birliktelikleri mümkün olmayan kesimleri ortak bir çatı altında nasıl bir araya getirdiğinin nedenlerini ortaya koymasıyla çok önemli.

Künye: Eyüp Öz – Serbest Cumhuriyet Fırkası ve Muhalif Ege: Ege Gezisinden Menemen Olayı’na Güçlü Bir Toplumsal Seferberliğin Sosyopolitik Tarihi, İletişim Yayınları, tarih, 294 sayfa, 2019

Sabır Güler Sevli – Ötekinin Ötekisi (2019)

Özellikle 1980’lerden itibaren, kimlik siyaseti Türkiye’de dikkat çekici bir gündem haline gelmeye başladı.

Bunun sonucunda, Alevilik ve Kürtlük konularında daha önce görülmeyen düzeyde bir yayın bolluğu yaşandı.

Sabır Güler Sevli’nin bu kapsamlı çalışması da, Alevi Kürt kimliğinin tarihsel süreç içerisinde izlediği seyri ve bunu sağlayan toplumsal ve siyasal unsurları ayrıntılı bir şekilde gözler önüne sermesiyle önemli.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Geleneksel Aleviliğin inanç yapısı,
  • yüzyılın sonuna doğru Aleviliğin yeniden keşfinin altındaki nedenler,
  • yüzyıl misyoner-araştırmacı-gezgin raporlarında Kızılbaş Kürtler,
  • Zerdüştlük, Mazdekçilik, Maniheizm ve Şamanizm gibi, Kürt Aleviliğinin İslam öncesi din ve inanç sistemleriyle ilişkisi,
  • Aleviliğe etnik köken ayrımında Alevi Kürtlerin yeri,
  • Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Alevi Kürtler,
  • 1960-1980 dönemi sosyalist sol, Kürt hareketi ve Alevi Kürtler arasındaki ilişkiler…

Alevi Kürtleri hem tarihsel hem de güncel boyutlarıyla ele alan Sevli’nin kitabı, bu konudaki güncel araştırma ve tartışmalardan yararlanmasıyla da önemli.

  • Künye: Sabır Güler Sevli – Ötekinin Ötekisi: Etno-Dinsel Bir Kimlik Olarak Alevi Kürtlüğün İnşası, İletişim Yayınları, inceleme, 280 sayfa, 2019

İlya İlf ve Yevgeni Petrov – On İki Sandalye (2016)

Kaybolan elmasların peşinde Sovyet şehirlerini adım adım dolaşan iki kafadarın trajikomik maceraları.

Eski bir soylu olan hırslı Vorobyaninov ile kader ortağı Ostap Bender’in, sandalyelere saklandığı iddia edilen elmasların peşine düşüşünü hikâye eden, Rus edebiyatının güzide taşlama eserlerinden biri.

  • Künye: İlya İlf ve Yevgeni Petrov – On İki Sandalye, çeviren: Mehmet Özgül, İletişim Yayınları

Saime Tuğrul – Ebedi Kutsal Ezeli Kurban (2010)

Saime Tuğrul ‘Ebedi Kutsal Ezeli Kurban’ isimli elimizdeki incelemesinde, çok tanrılıktan tek tanrılığa kutsal ve kurbanlık mekanizmalarını irdeliyor.

Antropoloji, dinler tarihi, sosyal teori ve siyaset felsefesi gibi farklı alanlardan yararlanan Tuğrul, kutsallığın işlevselliğinin yok olduğu modern toplumlarda, “kurban” anlayışının nasıl olup da halen güçlü bir şekilde varlığını sürdürdüğüne odaklanıyor.

Özellikle, Türkiye’de olduğu gibi “kutsal vatan görevi” için erkeklerini davul-zurna eşliğinde askere gönderen ebeveynlerin, söz konusu kız çocukları olunca, onları töreler adına neden kurban ettikleri sorusuna yanıt araması, kitabın dikkat çeken yönlerinden biri.

  • Künye: Saime Tuğrul – Ebedi Kutsal Ezeli Kurban, İletişim Yayınları, inceleme, 207 sayfa

Raffaele Gianighian – Hodorçur (2016)

Raffaele Gianighian’ın, henüz dokuz yaşındayken tanık olduğu Ermeni Soykırımı’na dair tanıklığı, burada.

Planlı bir katliamın, cinayetlerin, sürgünlerin, tecavüz ve aşağılanmaların sıkça dile getirildiği kitap, yazarın adeta bir günlük tutmuşçasına verdiği yer, insan adları ve olguların zenginliğiyle de dikkat çekici.

Gianighian, 1906 yılında Hodorçur kazası yakınlarında, Kisak’ta doğdu.

Babası Garabet, tüm vadinin demircisiydi.

Birinci Dünya Savaşı’nın ve Türkiye’de Ermeni soykırımının başladığı 1915’ten 1919’a kadar Raffaele, Edessa (bugünkü Urfa) yakınlarında Büyükbağ’da kalarak Müslüman oldu ve Abdullah adını aldı.

Kitaptan bir alıntı:

“Babama konuşmaya gidiyorum. Derenin etrafından sinirotlarından topluyorum: Yüzümdeki ve alnımdaki yaralara onlardan sürüyorum. Babamın mezarının üzerine uzanıyorum. Güneş yüzümü yakarken kalkıyorum. Karnım aç, olsun, bir hafta bile aç kalmaya alışkınım. Dereye gidiyorum, soyunuyorum, suyun içinde yürüyüp yüzümü yıkıyorum. Dere kıyısından sinirotu yaprakları bulup yaralarıma ilaç yapıyorum. Ceketimi giyiyorum. Tabiatın sabah şarkısını dinliyorum. Babamın o tatlı sesi kulaklarımda çınlıyor: ‘Sana kötülük yapan insanları unut evlat. İyilik ve sevgi hayattır, insanı sev.’”

  • Künye: Raffaele Gianighian – Hodorçur: Vatanını Arayan Bir Gezginin Seyahati, çeviren: Serhan Ada, İletişim Yayınları, anı, 225 sayfa, 2016

Susan Neiman – Ahlâki Açıklık (2016)

Solun bir süredir yüksek sesle ifade etmekten vazgeçtiği ahlâki kavramları geri çağıran, onları sağın elinden almaya gayret eden bir çalışma.

Solun “iyi, güzel ve doğru”yla ilgili iddiasını geri kazanması gerektiğini belirten Susan Neiman, ahlâki gücün sağa bırakılamayacak denli vazgeçilmez bir kaynak olduğunu düşünüyor.

Soldaki bozguncu ruh halinin kaynaklarını derinlemesine analiz eden Neiman, insan onurunun, insanî kahramanlığın, Aydınlanma’nın hafife ve alaya alınmasına karşı, bu değerlerin özgürlükçü bir ruhla yeniden nasıl canlandırılabileceğini tartışıyor.

  • Künye: Susan Neiman – Ahlâki Açıklık, çeviren: Nagehan Tokdoğan, İletişim Yayınları, siyaset, 520 sayfa, 2016