Kolektif – Savaştaki İmparatorluklar (2016)

Birinci Dünya Savaşı’nı imparatorluklar savaşı olarak tartışan, bu süreçte rol almış Osmanlı’dan Avusturya Macaristan ve Rus İmparatorluğu’na pek çok aktörü geniş bir perspektiften ele alan metinler.

Üç imparatorluğu tarihe gömmüş bir savaşa yeni bir çerçeveden bakmak isteyenlere.

Çalışmanın en dikkat çeken tezi, Birinci Dünya Savaşı’nı sadece Avrupa ulus-devletleri arasında olan bir savaş değil, birincil düzeyde çok etnili, küresel imparatorlukların savaşı olarak görmemiz gerektiği şeklinde özetlenebilir.

Kitabın bir diğer önemi de, savaşta çeşitli rakiplerin farklı imparatorluk nüfuslarını farklılık gösteren yöntemlerle nasıl seferber, sevk ve idare ettiğini ve bunun gerek savaşın genel tarihinde gerek seferber edilen grupların tarihinde ne kadar önemli olduğunu göstermesi.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Mustafa Aksakal, Giuseppe Finaldi, Richard Bosworth, Heather Jones, Peter Haslinger, Joshua Sanborn, Richard S. Fogarty, Bill Nasson, Stephen Garton, Filipe Ribeiro De Meneses, Frederick R. Dickinson, Xu Guoqi, Christopher Capozzola ve Leonard V. Smith.

  • Künye: Kolektif – Savaştaki İmparatorluklar (1911-1923), derleyen: Erez Manela ve Robert Gerwarth, çeviren: Gül Çağalı Güven, İletişim Yayınları, tarih, 456 sayfa, 2016
Reklamlar

Seval Şahin – Talih, Tesadüf ve İrade (2019)

Ahmet Hamdi Tanpınar, edebiyatımızda başlı başına bir ekoldür.

O’nun hayatı ve eserleri üzerine yapılmış çok sayıda çalışma mevcut ve ne iyi ki bu ilgi yakın zamanda da sona ermeyecek gibi.

Seval Şahin’in elimizdeki incelemesi ise, Tanpınar edebiyatını farklı yönleriyle irdeleyen denemeler barındırarak bu alanda yapılmış çalışmalara değerli bir katkı sunuyor.

Tanpınar üzerine güncel tartışmalardan da yararlanan Şahin, Tanpınar’ın romanlarında sıklıkla ortaya çıkan mektup, hatıra, tiyatro, Karagöz-Hacivat gibi metinlerin yazarın yapıtlarındaki kurgu ve yapıyla aralarındaki ilişkiyi merkeze alıyor.

Talih, tesadüf ve irade kavramlarının Tanpınar romancılığının anahtar kelimeleri olduğunu söyleyen Şahin, yazarın ‘Mahur Beste’, ‘Sahnenin Dışındakiler’, ‘Huzur’ ve ‘Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ adlı yapıtları üzerine güncel tartışmalardan da sıkça yararlanarak derinlemesine düşünüyor.

  • Künye: Seval Şahin – Talih, Tesadüf ve İrade: Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Romancılığı Üzerine Düşünceler, İletişim Yayınları, inceleme, 142 sayfa, 2019

Evren Balta – Tedirginlik Çağı (2019)

Bu çağda yaşayan bizler, muazzam bilinmezliklere ve tedirginliklere tanık olduk.

Dünyayı sarsacak yeni, büyük bir savaştan bahsediliyor.

Suriye’deki yıkım tamamıyla sona erebilmiş değil.

IŞİD, daha da önemlisi IŞİD’i doğuran sebepler tümüyle ortadan kalkmış değil.

Göçmenlik tüm dünyada giderek artan bir sorun olmaya devam ediyor…

Evren Balta’nın bu nitelikli kitabı ise, belirsizlik çağını öne çıkan nitelikleriyle kayıt altına alıyor ve bu sürecin beraberinde getirdiklerini şiddet, aidiyet ve siyaset çerçevesinde tartışıyor.

Balta burada,

  • Küresel çağın yeni şiddet aktörlerinden biri olarak IŞİD’in bize söyledikleri,
  • Küresel dünyada vatandaşlığın yeni biçimleri,
  • Bugünün büyük göç dalgasının ardındaki etkenler,
  • Popülist hareketlerin güçlenmesinin sebepleri,
  • Yükselen Batı karşıtlığının nedenleri,
  • Küresel sermayenin vergi cennetleri,
  • Sosyal medyanın siyasete etkileri,
  • Türkiye’nin dış politikasındaki çıkmazlar,
  • 15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasında yaşananlar,
  • Türkiye’nin otoriter siyasal sisteminin dinamikleri,
  • Ve bunun gibi güncel konuları tartışıyor.

Künye: Evren Balta – Tedirginlik Çağı: Şiddet, Aidiyet ve Siyaset Üzerine, İletişim Yayınları, siyaset, 254 sayfa, 2019

Thomas Bauer – Müphemlik Kültürü ve İslâm (2019)

İslâm kültürlerinde son yüzyıllar boyunca, çok anlamlılık ve çoğulculuğun bütün görünümleri karşısında görece yüksek bir hoşgörüden gitgide aşırıya varan bir hoşgörüsüzlüğe doğru bir değişimin yaşandığı, son zamanlarda sıklıkla dile getirilen tezlerden.

Arap dili ve edebiyatı ve İslâm alanlarında uzmanlaşmış Thomas Bauer, 14. yüzyıl âlimlerinin Kur’an’ın değişik tefsirlerini bir zenginleşme sayarken, günümüz Müslümanları için Kur’an’ı farklı okuma tarzlarının varlığının bile neden katmerli bir rezalet anlamına geldiğini derinlemesine inceliyor.

Bauer’in bu kitapta anlattığı şekliyle müphemlik, aynı değerin, aynı normun farklı yorumlanabileceği, hatta aynı anda farklı yorumların geçerlilik taşıyabileceğini kabul eden bir zihniyeti ve kültürel tutumu kastediyor.

Yazara göre bunun bir sebebi de, İslâm kültürlerinin, geçmişten bugüne geçirdikleri dönüşüm içinde, modernleşme süreçlerini belli ki müphemliği tahrip eden bir süreç olarak yaşamalarıdır.

Daha açık bir ifadeyle, Batılı modernliğin kesinlik “takıntısı,” müphemlik kültürünü gitgide tahrip etmiş ve bu süreçte İslâm “ilâhiyatlaşarak” katılaşmıştır.

Klasik İslâm’ın nispeten yüksek müphemlik hoşgörüsü ile modern çağın İslâm’ının nispeten çok daha düşük olan müphemlik hoşgörüsünü karşı karşıya koyarak örnekleyen çalışma, aynı şekilde müphemlikle kurduğu ilişkinin, bir kültürün merkezî önemdeki bir özelliğini teşkil ettiğini, bu ilişkinin o kültürün birçok sahasını kalıcı biçimde etkilediğini ve onu bilmeden birçok gelişmenin doğru anlaşılamayacağını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Thomas Bauer – Müphemlik Kültürü ve İslâm: Farklı Bir İslâm Tarihi Okuması, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2019

Ilan Pappé – Modern Ortadoğu (2019)

Şu ana kadar Ortadoğu’nun modern tarihi konusunda yazılan kitaplar, insanlardan, halklardan, kadınlardan ve kültürlerden ziyade, genel olarak bölgenin geçirdiği siyasal ve ekonomik dönüşümlerle ilgilenmişti.

Bizde daha önce ‘İsrail Hakkında On Mit’ adlı aydınlatıcı kitabı da yayımlanmış Ilan Pappé ise, bu nitelikli eserinin merkezine işçileri, köylüleri, kadınları ve kültürü (edebiyat, şiir, tiyatro ve sinema dâhil) yerleştiriyor.

Başka bir deyişle ‘Modern Ortadoğu’, politika ve ekonomiyi arka plana atarak seçkin olmayan grupların tarihinin izini sürüyor.

Siyasi anlaşmazlıklar ve ekonomik krizler yüzünden kalbura dönmüş Ortadoğu modern çağını kısaca ele alarak çalışmasına başlayan Pappé, devamında da,

  • Ortadoğu’nun 20. yüzyıl kırsal ve kent tarihi,
  • Müzik, dans ve sanatın Ortadoğu’nun popüler kültür dünyasındaki yeri,
  • Yazınsal yapıtların tarihi,
  • İlk romanlar,
  • Necip Mahfuz’un Ortadoğu edebiyatındaki yeri,
  • Şiir sanatı,
  • Ortadoğulu kadınların tarihi,
  • Milliyetçilik ve feminizm,
  • Kadınlar ve siyasal İslam,
  • Ekonomik değişim ve kadınların konumu,
  • Entelektüel bir söylem olarak siyasal İslam,
  • İslami geleneklerin kişisel alanı,
  • Modern Ortadoğu’da Hıristiyanlık,
  • Elektronik medyanın, uydu televizyonunun ve internet devriminin Ortadoğu’ya yansımaları,
  • Ortadoğu’da aşırı kentleşmenin tehlikeleri,
  • Arap Baharı’nın Ortadoğu’ya etkileri,
  • Ve bunun gibi daha pek çok ilgi çekici konuyu ele alıyor.

Çalışma, Ortadoğu insanının, Batı ve Amerikan medyasından, çeşitli politikacıların sözlerinden ve algılayışlarından çıkan yüzeysel ve çoğunlukla vahşi imajının tersine, inançları, müziği, gelenekleri ve âdetleriyle özgün bir dünyaya sahip olduğunu gözler önüne sermesiyle özellikle dikkat çekiyor.

  • Künye: Ilan Pappé – Modern Ortadoğu: Toplumsal ve Kültürel Bir Tarih, çeviren: Gül Atmaca, İletişim Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2019

Étienne Balibar – Demokrasiyi Demokratikleştirmek: Özgür Konuşma (2019)

Kolektif ifade özgürlüğü ve onunla yakından ilişkili olan bireysel “özgür konuşma” meseleleri, tartışılmaz bir biçimde evrenseldir.

Étienne Balibar da bu şahane kitabında, ifade özgürlüğü üzerine derinlemesine düşünüyor.

Kitapta, Balibar’ın üç metni yer alıyor:

İlk metin, 17 Aralık 2018 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi’nde, “Hrant Dink İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Konferansı”nda yapılan konuşmadan oluşuyor.

İkincisi, ifade özgürlüğü ve kutsala küfür meselesi üzerine, New York Columbia Üniversitesi’nde 2015 yılında verdiği bir seminer için kaleme alınmış.

Üçüncü metin ise, Balibar’ın 1 Haziran 2016’da Paris-Est Créteil Üniversitesi’ndeki “Michel Foucalt ve Öznelleşme” başlıklı çalıştay kapsamında yaptığı sunuşa dayanıyor.

Balibar burada, ifade özgürlüğünün tam anlamıyla (Hannah Arendt’in kullandığı anlamla) bir haklara sahip olma hakkı oluşturduğunu ve aktif yurttaşlık olarak demokratik yurttaşlığın da buna dayandığını belirtiyor.

Düşünüre göre, ifade özgürlüğünün temelinde, bireylerin devlet gücüne ve toplumsal uzlaşıyla oluşturulan normlara karşı olarak kullanabilecekleri bir nesnel hak bulunuyor olsa da, bu özgürlük aynı zamanda bir kamusal mal olarak kabul edilmeli, bu nedenle de en geniş biçimde paylaşılmasının ve çoğaltılmasının koşulları yaratılmalıdır.

Balibar bunun yanı sıra, Yunanların parrhesia, “hakikat cesareti” olarak adlandırdıkları kavramın anlamına ve güncel kapsamına dair Michel Foucault’nun hayatının son yıllarında verdiği ders ve konferansları da, bu bağlamda yeniden yorumluyor.

Balibar kitabını, Barış İçin Akademisyenler’e ithaf etmiş.

  • Künye: Étienne Balibar – Demokrasiyi Demokratikleştirmek: Özgür Konuşma, çeviren: Bediz Yıldız, İletişim Yayınları, siyaset, 94 sayfa, 2019

Kemal Safa Güntekin – Rita (2010)

‘Rita’, Kemal Safa Güntekin’in ‘Düşkünler’ üçlemesinin ikinci kitabı.

1955 yılının Türkiye’sinde geçen roman, Rita’nın kabadayı Ali Osman’ın ardından Kayseri’ye gelişini ve bunun ertesinde yaşananları hikâye ediyor.

Pavyoncu Nuri’nin açtığı Elhamra’da çalışmaya başlayan Rita, şehirdeki birçok erkeğin dikkatini çekecektir.

Tabi bu durum, kadınların da gözünden kaçmayınca, Rita’nın bu orta Anadolu şehrinde yaşadıkları, tamı tamına bir entrikaya dönüşecektir.

Yaşananların anlatıcılığını ise, olup biten her şeye tanık olmuş fayans, kolye, klarnet, ayna ve şamdan gibi nesneler üstleniyor.

  • Künye: Kemal Safa Güntekin – Rita, İletişim Yayınları, roman, 230 sayfa