Wanda Zembrzuska – Muhabirimiz Çanakkale Cephesinden Bildiriyor! (2019)

Bulgar gazeteci Wanda Zembrzuska, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nı izleyen tek kadın savaş muhabiri olarak haklı bir üne sahip.

1915 yazında İstanbul’a gelen Zembrzuska’nın en çok istediği şey ise, buradan hararetli çatışmaların yaşandığı Çanakkale Cephesi’ne gitmekti.

Zembrzuska kısa bir süre sonra bu fırsatı nihayet bulabildi ve yabancı üç gazeteci arkadaşıyla birlikte torpidoyla Tekirdağ üzerinden Gelibolu Yarımadası’na vardı.

Bu kitap, o süreci hem bir gazetecinin hem de bir kadının gözünden izlemesiyle, Çanakkale Savaşları ve o savaşın usta kumandanı Mustafa Kemal Atatürk hakkında yeri doldurulamaz bir kaynak.

Zembrzuska, Çanakkale’de kaldığı on gün boyunca, bomba ve havan mermileri yağmuru altında Çanakkale Cephesi’ni bütün yönleriyle anlatıyor.

Zembrzuska bu esnada, daha Sofya’dan bildiği Anafartalar Grubu Komutanı Miralay Mustafa Kemal Bey’i de karargâhında ziyaret ediyor.

Bulgar kadın gazetecinin İstanbul ve Çanakkale Cephesi’nden gazetesine gönderdiği ve eşsiz bir kaynak niteliği taşıyan röportajları yüz yıl sonra, Hüseyin Mevsim’in çeviri, sunuş ve notları eşliğinde Türkçede.

  • Künye: Wanda Zembrzuska – Muhabirimiz Çanakkale Cephesinden Bildiriyor!: Miralay Mustafa Kemal Bey’le Buluşma, Ağustos 1915, çeviren: Hüseyin Mevsim, Kitap Yayınevi, tarih, 80 sayfa, 2019
Reklamlar

Hristo Stambolski – İmparatorluğun Zor Yılları (2019)

Bulgar asıllı bir Osmanlı hekimi olan Hristo Stambolski, Bulgar milli uyanışına destek verdiği için Yemen’e sürüldüğünde, yıl 1877’ydi.

Öncesinde ise Stambolski, 15 yaşında memleketi Kazanlık’tan İstanbul’a gelmiş, burada Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne’de öğrencilik yapmış ve mezun olduktan sonra da aynı kurumda öğretmenlik yapmaya başlamıştı.

Görüldüğü gibi Stambolski’nin yaşadığı dönem, Sultan Abdülaziz iktidarının sürdüğü Osmanlı’nın içeride ve dışarıda büyük sorunlarla boğuştuğu en sıkıntılı dönemlerdendir.

Bu nedenle kendisinin anıları büyük öneme haiz.

Stambolski,

  • Osmanlı’nın içinde bulunduğu ekonomik buhranlar,
  • Karadağ İsyanı,
  • Hersek Vilayetindeki karışıklıklar,
  • Avrupa devletlerinin Balkanlar’daki gerilimlerden yararlanarak ülkenin iç işlerine karışması,
  • Lübnan’da Dürzilerle Maruniler arasında kanlı çatışmalar çıkması,
  • Sırbistan, Romanya ve Girit’te isyanların patlak vermesi,
  • Romanya’da Karol’un prensliğinin tanınması,
  • Sırbistan kalelerinden Osmanlı ordusunun çekilmek zorunda kalması,
  • Rum Ortodoks kilisesinden ayrılmak isteyen Bulgarların 1870’te bağımsız Bulgar kilisesinin kurmalarına izin verilmesi,
  • Özerklik ve bağımsızlık yönündeki hareketlerin Hersek’ten Bosna’ya yayılması,
  • Bulgar İsyanı,
  • Jön Türklerin giderek Osmanlı yönetiminde ağırlıklarını hissettirmeleri,
  • Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilmesi,
  • Ve Sultan Abdülaziz’in bugün de halen tartışılan “intiharı” gibi, önemli olaylara tanıklık ediyor.

Stambolski’nin anılarını, bu zorlu ve çok ilginç döneme ilişkin belge niteliğinde bir eser olarak öneriyoruz.

  • Künye: Hristo Stambolski – Bir Osmanlı Hekiminin Anılarıyla İmparatorluğun Zor Yılları, çeviren: Hüseyin Mevsim, Kitap Yayınevi, anı, 404 sayfa, 2019

Hüseyin Mevsim – Diyarbakır Sürgünleri (2017)

  • DİYARBAKIR SÜRGÜNLERİ, Hüseyin Mevsim, Kitap Yayınevi, 244 sayfa, tarih

diyarbakir-surgunleri

1862-1878 yılları arasında, Bulgaristan’da ortaya çıkan isyan sonrasında 140 Bulgar, Diyarbakır’da bir hapishaneye sürgün gönderilir. Çeşitli yaş ve mesleklerden, farklı sosyal gruplardan gelen bu kişilerden bazıları, kış mevsiminin çetin geçtiği Anadolu’daki bu yolculuğu kaldıramaz. Sürgünlerin bir kısmı da, Diyarbakır’ın iklimine, havasına bir türlü alışamaz. Bu sürgünlerin önemli bir kısmı ise, ölümü dahi göze alarak Halep, İskenderun veya Erzurum ve Kafkasya üzerinden Romanya’ya firar eder. İşte bu çalışma, söz konusu sürgünlerin Anadolu ve Diyarbakır’daki günlerine dair hatıraları ile ailelerine gönderdikleri mektupları bir araya getirerek, bu sürgün sürecinin nitelikli bir resmini çiziyor. Kitap, sürgünlerin Diyarbakır’ın iklimi, coğrafi konumu, sosyal ve dini yapısı, ibadethaneleri, gündelik hayatı, geçim kaynakları ve etnik unsurları gibi konulara dair deneyim ve gözlemlerini paylaşmasıyla önemli bir tarihi vesika.

Konstantin Veliçkov – İstanbul’dan Hatıralar: 1870-1890 (2017)

  • İSTANBUL’DAN HATIRALAR: 1870-1890, Konstantin Veliçkov, çeviren: Hüseyin Mevsim, Kitap Yayınevi, anı, 80 sayfa

istanbuldan-hatiralar

1855-1907 yılları arasında yaşamış Bulgar şair ve yazar Konstantin Veliçkov’dan İstanbul’daki günlerine dair anı ve tanıklıklar. Galatasaray Lisesi’nin ilk mezunlarından olan Veliçkov, lise dönemindeki İstanbul ikametinin yanı sıra, ülkesindeki toplumsal ve siyasi durumdan kaynaklı olarak İstanbul’da gönüllü bir sürgün dönemi de yaşadı. Veliçkov’un anılarını sıra dışı kılan hususların başında 19. yüzyılın önemli olaylarına konusunda barındırdığı ayrıntılar ile İstanbul’a dair özgün yorumlar sunması. Bağımsız Bulgar kilisesi mücadelesinin bir meyvesi olarak Aziz Stefan Bulgar Ortodoks Kilisesi’nin inşası ile İstanbul’daki Bulgar kültürünün merkezi niteliğindeki Mısır Çarşısı’nın arkasındaki Balkapan Han’a dair keyifli bilgiler barındıran kitapta, Veliçkov’un, İstanbul ile ilgili yapılan en şiirsel metinlerden biri olarak kabul edilen ‘Çamlıca’ başlıklı yazısı da yer alıyor.