İlker Özünlü – Endülüs (2015)

Cordoba’dan Sevilla’ya, oradan Granada’ya uzanan, Endülüs’ü bir uçtan bir uca kat eden bir gezi tutkununun izlenimleri.

“Endülüs ve tutku, birbirlerini hem en iyi anlatan hem de en güzel tamamlayan iki sözcüktür.” diyen İlker Özünlü, flamenkosu, arenaları, Kelt, Roma, Emevi ve Fenike gibi uygarlıkları bir araya getiren köklü tarihiyle Endülüs’ün geniş bir panoramasını çiziyor.

  • Künye: İlker Özünlü – Endülüs, h2O Kitap
Reklamlar

Tektaş Ağaoğlu – Almanya’da Faşizm (2019)

Almanya’da faşizmin serüveni, her otoriter rejimin kendine çokça pay çıkarabileceği derslerle doludur.

Tektaş Ağaoğlu’nun bu kitabı ise, Türkiye’de faşizmin kurumsallaştırılmaya çalışıldığı bir dönemde, 1977’de yayımlanmıştı.

Yazarın Halim Togan takma adıyla yazdığı bu kitap, Nazilerin yükselişi ve düşüşünü ayrıntılı bir bakışla izliyor.

Kitap, yeteneksiz bir ressamın nasıl dünyanın başına bela olabileceğini ve daha da önemlisi, Adolf Hitler’in bir hiç olmasına rağmen, sanayicilerin, bankacıların ve büyük toprak sahiplerince kollanıp desteklenmesinin onu nasıl büyük bir canavara dönüştürebileceğini göstermesiyle dikkat çekiyor.

Bu yönüyle çalışma, Hitler’i kişi olarak merkeze almayıp, esas olarak onu iktidara getiren ve onu kullanan perde arkasındaki kişi ve kurumları çok iyi ortaya koymasıyla önemli.

Bu baskısında ayrıca 85 görselin de eklendiği kitaptan birkaç alıntı:

“Artık savaşmak kolay çünkü devletin bütün kaynaklarından yararlanacağız. Radyo ve basın elimizde. Bir propaganda şaheseri yaratacağız. Ve bu defa parasızlık da çekilmeyecek!”

“Bir kere iktidara geçtik mi, onu kimseye vermeyeceğiz. Bakanlıklara bir daha ancak ölülerimizin üzerine basarak girebilirler.”

“Krupp, Thyssen, Karl Bosch, Siemens, Dr. Oetker, Audi, BMW, Daimler, Volkswagen, Porsche, Hugo Boss ve diğerleri Hitler ve Nazilere bolca para, öğüt, destek verdi; yol haritasını çizdi; köle işçiler için toplama kamplarının yerlerini belirledi.”

  • Künye: Tektaş Ağaoğlu – Almanya’da Faşizm, h2O Kitap, tarih, 208 sayfa, 2019

Pierre Merlet – SSCB’de Komünist Muhalefet: Troçkistler (2015)

Sovyet Bolşevik Partisi’nin bağrından doğan Troçkizmin siyasi serüveni.

Stalin bürokrasisinin binlercesini kaybettiği Troçkist hareketin ortaya çıktığı koşullar, Rusya’da proleter devrimin gelişimi ve Bolşevizmin yenilgisinin altında yatan nedenler gibi konularda aydınlanmak isteyenlere.

Pierre Merlet, aslında Troçkistlerin trajik macerasını anlatsa da, aslında bu kitabı, Rusya’da ve dünyada proleter devrimin sürekliliği için mücadele eden Bolşevizm’in yenilgisinin hikâyesidir.

  • Künye: Pierre Merlet – SSCB’de Komünist Muhalefet: Troçkistler, çeviren: Elif Hikmet, h2O Kitap, tarih, 176 sayfa, 2015

Asbjørn Wahl – Refah Devletinin Yükselişi ve Düşüşü (2015)

Bu kitap, uzun bir tarihe sahip refah devletine, özellikle de bunun Kuzey ülkeleri modeline sıkı eleştiriler yönelten bir inceleme.

Bu sosyal modelin toplumsal ve tarihsel kökenlerine, 1980’lerden bu yana süren neoliberal saldırıların modele etkilerine ve daha da önemlisi refah devletinin geleceğine dair nitelikli bir tartışma.

Asbjørn Wahl, toplumda gücün nasıl yer değiştirdiğini ve bunun neden giderek artan eşitsizliklere yol açtığını gözler önüne seriyor.

Kitabın bir diğer önemli katkısı ise, dikkatini sosyal demokrasinin serpilip gelişmesinin ve halen yaşamakta olduğu yıkımın ardında yatan güç dengesindeki değişim üzerinde yoğunlaştırması.

  • Künye: Asbjørn Wahl – Refah Devletinin Yükselişi ve Düşüşü, çeviren: Haldun Ünal ve Baran Öztürk, h2O Kitap, siyaset, 288 sayfa, 2015

Kolektif – Cumhuriyetin Müzik Politikaları (2018)

Çoğunluk Türkiye’de müziğin modernleşme sürecini Cumhuriyetle ilişkilendirir.

Bu doğru, fakat eksik bir tanımdır.

Zira “Klasik Batı Müziği” çalışmaları, Osmanlı saltanatının son döneminde zaten başlamıştı,  Cumhuriyet döneminde ise bu çalışmalar daha çok sahiplenilip geliştirildi.

İşte bu kitap, tam da bu konu üzerine, Cumhuriyetin müzik politikaları ve bunun sonuçları üzerine derinlemesine bir sorgulama.

Kitapta şu soruların yanıtları aranıyor:

  • Ulus inşasında müziğin rolü nedir?
  • Ulusal müziğin halk cephesindeki kaynakları nelerdir?
  • O dönemde yoğun şekilde yürütülen derleme çalışmalarının bilimsel niteliği neydi?
  • Köy Enstitüleri ve Halkevleri gibi girişimlerin sonuçları ne oldu?
  • Bu kurumların kapatılması müzikte ufkumuzu açtı mı?
  • “Köçekçe”ye klasik Batı müziği aşısı tuttu mu?
  • “Klasik Türk Musikisi” yasağı ulusal bir müziğin oluşumuna zemin ve zaman kazandırdı mı?
  • Türküleri etnik kimliğinden arındırmak onları ulusal kıldı mı?
  • Bugün dinlediğimiz müzikle bu politikaların ne gibi ilişkisi var?

Kitaptaki makaleler, farklı disiplinlerin verilerinden de yola çıkarak bu ve bunun gibi soruların yanıtlarını arıyor ve bizde müzik adına yapılanları, bunların anlamını ve en önemlisi de bu uygulamaların ne gibi sonuçlar yarattığını derinlemesine sorguluyor.

  • Künye: Kolektif – Cumhuriyetin Müzik Politikaları, derleyen: Fırat Kutluk, h2O Kitap, müzik, 272 sayfa, 2018

Taner Akpınar – Sendikaların Dönüşümü (2018)

Eskinin anlı şanlı sendikaları, bugün ne oldu da süt dökmüş kedilere döndü?

Hatta bugün sendikaların tümüyle unutulduğunu söylemek abartı sayılmaz.

Acaba bizim sendikalar hakkında bildiklerimizde, başından beri bir eksik mi var?

Mesela sendikaları açıklamak konusunda iki farklı tanıma başvurulur.

Bunlardan birine göre, sendikalar kapitalizme karşı işçilerin hakkını, hukukunu savunur, ikincisine göre ise, sendikalar devrimci hedeflerle kapitalizmi yıkmayı amaçlar.

İşte Taner Akpınar bu iki görüşe de karşı çıkıyor ve sendikaları, egemenlerin yönetsel organları olarak tanımlayıp inceliyor.

Toplumsal ve tarihi süreci bu bağlamda yeniden okumaya girişen Akpınar’a göre, sendikaların geçmişte egemen sınıfların ve devletin hizmetindeki seçkin yönetimsel düşüncenin toplumsal düzen kurgusunun bir parçası olarak ortaya çıktığını savunuyor.

Akpınar bu tezini daha da ileriye taşıyarak, sendikaların kapitalist toplumsal düzene özgü kurumlar olduğunu ve dolayısıyla kapitalist ekonomik yapının belirlediği yönetim olgusuyla ilişkili olarak egemen sınıfların işçi sınıfı üzerinde baskı ve egemenlik kurmasının araçları olduğunu belirtiyor.

Yazar, işçi sınıfının kimi zaman bu sınırların dışına çıkma çabalarına karşın, Türkiye’deki sendikacılık macerasının genel olarak bu nitelikte olduğunu belirtiyor.

Başka bir deyişle sendikalar, bir modernleşme projesi olarak yürütülen kapitalist gelişmenin belli bir aşamasında ortaya çıkan ve işçi sınıfını kapitalist birikim sürecine razı etmek için tasarlanmış kurumlardır.

Akpınar’ın çalışması, sendikaların Türkiye’deki macerasının eleştirel bir okumasını veriyor ve bu yönüyle egemen düzene muhalefet eden kesimlerin tarihsel ve toplumsal geçmişe daha şüpheci ve dolayısıyla daha yapıcı bir bakış geliştirmesine vesile olabilir.

  • Künye: Taner Akpınar – Sendikaların Dönüşümü: Egemenlerin Yönetsel Aygıtları Olarak Sendikalar, H2O Kitap, siyaset, 166 sayfa, 2018

Robert Conquest – Kirov Cinayeti ve Stalin (2015)

Bolşevik Parti Sekreteri Sergey Kirov’un öldürülüşünün arkasında, o dönemdeki birçok siyasi cinayetin sorumlusu olarak itham edilen Stalin mi vardı?

Kirov cinayetinin ardından başlayarak yüz binlerce ölüme neden olan, Stalin dönemindeki “büyük temizliği” ve bunların arkasındaki asıl örgüt olan NKVD’yi (gizli polis) bir dedektif titizliğiyle araştıran bir kitap.

  • Künye: Robert Conquest – Kirov Cinayeti ve Stalin, çeviren: Gün Zileli, H2O Kitap