Melisa Gürpınar – Mühür Kesesi (2009)

Geçen yıl yayımlanan ‘Dul Evinde İncesaz’ın devamı niteliğindeki ‘Mühür Kesesi’, Melisa Gürpınar’ın İstanbul’a odaklanan metinlerinden oluşuyor.

Gürpınar, “yaşlı kadın” metaforu üzerinden İstanbul’a, İstanbul’un doğasına ve yaşadığı sorunlara yaklaşıyor.

Yazar, şehrin elli, altmış yıl öncesini; değişen mevsimlerini; artık bir tarih belgesi olan mühür keselerini; Emirgan’da lale zamanını anlatıyor.

Kitaptaki metinler ayrıca, toplumsal hayattaki muazzam değişimleri ve küresel hayatın, tek kültürlülüğün dayattığı olumsuzlukları, bu şehrin kendine has ritmi üzerinden izliyor.

Daha önce yayımlanmış yazılarından bir derlemeyle oluşan kitap, İstanbul yazınına katkıda bulunuyor.

  • Künye: Melisa Gürpınar – Mühür Kesesi, Gürer Yayınları, anlatı, 185 sayfa
Reklamlar

Ebubekir Hazım Tepeyran – Belgelerle Kurtuluş Savaşı (2009)

‘Sarayın İdama Mahkûm Ettiği Dahiliye Nazırı Anlatıyor’ alt başlığını taşıyan ‘Belgelerle Kurtuluş Savaşı’, Meclis’te, saltanatın kaldırılıp cumhuriyet rejiminin kabul edilmesi için önerge verenler arasında yer alan devlet adamı Ebubekir Hazım Tepeyran’ın anılarından oluşuyor.

Elli yılı aşkın süreyle, Türkiye yakın tarihinin önemli aktörlerinden olan Tepeyran’ın, Osmanlı’nın son dönemi ve Milli Mücadele yıllarını kapsayan anılarının yer aldığı kitapta, ilk kez yayımlanan belge ve fotoğraflar da yer alıyor.

Kitap, gazeteci-yazar Oktay Akbal’ın, büyükbabası Tepeyran’la aynı evde yaşadıkları yılları ve bu konuda merak edilenleri anlattığı bir önsözle başlıyor.

  • Künye: Ebubekir Hazım Tepeyran – Belgelerle Kurtuluş Savaşı, Gürer Yayınları, anı, 360 sayfa

Jack Campbell – Korkusuz (2015)

Kötücül Syndic güçleri ile savaşında büyük bir batağa saplanan İttifak güçleri, efsanevi Kaptan Geary öncülüğünde yeniden atağa geçmeye çalışmaktadır.

Yüz yılı devirmiş derin uykusundan nihayet uyanmış Geary, İttifak Filosuna kumandanı olacak ve düşmanlarıyla, kendisine yaraşır bir savaşa girecektir.

  • Künye: Jack Campbell – Korkusuz, çeviren: Başak Çetin Akın, Gürer Yayınları

John J. Davis – Kan Yolu (2015)

Grange ailesine ait INESCO şirketi, savaş teknolojisinde çığır açacak bir buluşa imza atar.

Bu durum, silah tüccarlarının ailenin peşine düşmesine neden olur. Fakat aile de yabana atılır cinsten değildir.

Çünkü babanın emekli bir CIA efsanesi, annenin de eski bir tetikçi oluşu, tüm dengeleri alt üst eder.

  • Künye: John J. Davis – Kan Yolu, çeviren: Seda Cingay, Gürer Yayınları

Levent Çaşka – Astera Kâşifleri (2015)

Uzay geçidi kurmakla görevlendirilen dev uzay gemisi Einstein ekibi, canlı yaşamın olmaması gereken bir noktadan sinyal alır.

Bu muammayı çözmek için yola çıkan ekip, kendini saldırgan robotların, zeki ve kötü niyetli canlıların cirit attığı Astera’da bulur.

Dünyaya geri dönmeye çalışan ekibin önünde, tehlikelerle dolu, uzun bir yolculuk uzanmaktadır.

  • Künye: Levent Çaşka – Astera Kâşifleri, Gürer Yayınları

Gleb Şulpyakov – Sinan’ın Kitabı (2009)

Gleb Şulpyakov’un iç içe geçen kurgulardan oluşan ‘Sinan’ın Kitabı’ isimli romanı, 16. yüzyıl Osmanlı döneminden günümüz Türkiye’sine uzanarak Mimar Sinan’ın macerasını anlatıyor.

Sinan konulu ilk Rusça roman olarak kabul edilen esrinde Şulpyakov, Mimar Sinan’ın yaşamı ve eserlerini kurgusunun merkezine yerleştirirken, aynı zamanda 16. yüzyıl Osmanlı dönemi, İstanbul’un fethi, bugünün Türkiye’si gibi birbirinden farklı dönemlere de uzanıyor.

Roman, yetkin olay örgüsü kadar, eseri için başta İstanbul olmak üzere Kayseri, Manisa ve Edirne’ye yolculuklar yapmış genç bir Rus yazarının, Türkiye’ye dair ilginç gözlemlerini barındırmasıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Gleb Şulpyakov – Sinan’ın Kitabı, çeviren: Kayhan Yükseler, Gürer Yayınları, roman, 256 sayfa

Çetin Yetkin – Struma (2009)

Çetin Yetkin ‘Struma’da, 2. Dünya Savaşı’nda Nazi soykırımından kaçarak Filistin’e gitmek isteyen, içinde Yahudilerin bulunduğu Struma gemisinin torpillenerek batırılmasını inceliyor.

Aralarında kadın, çocuk, yaşlı, hasta ve hamilelerin de bulunduğu 769 Romanya Yahudisi’ni taşıyan gemi, 1942’de Karadeniz’de batırılmış, bu olay tarihe, Struma faciası olarak geçmişti.

Yetkin, geminin kimler tarafından batırıldığı, İstanbul limanında neden yetmiş gün alıkonulduğu, neden Filistin yerine Karadeniz’e gönderildiği, gemiyi batırarak, bir kişi dışında bütün yolcularını öldürmenin hangi ülkenin suçu olduğu ve o dönemlerde, Yahudi düşmanı Batılı ülkelerin hangileri olduğu gibi soruların yanıtlarını arıyor.

  • Künye: Çetin Yetkin – Struma, Gürer Yayınları, inceleme, 178 sayfa