Alain Badiou – Nietzsche: Anti-Felsefe Seminerleri (2019)

Güzel haber:

Alain Badiou’nun Nietzsche üzerine verdiği 1992-1993 seminerleri, nihayet Türkçeye kazandırıldı.

Badiou burada, Nietzsche’yi bir “anti-filozof” olarak tanımlıyor ve onun eşi benzeri görülmemiş bir girişimle felsefeyi nasıl yerle bir edişini ve böylelikle yepyeni bir felsefe kurma tasarısını ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Nietzsche’nin bir filozof mu bir anti-filozof mu olduğu sorusunu tartışmasının merkezine koyan Badiou, bu sorunun yanıtını ararken, Nietzsche’nin anti-felsefesinin ediminde sanatın işlevinin ne olduğunu, kendini bir sanat eseri olarak yaratmanın mümkün olup olmadığını ve anti-felsefenin asıl gücünün tam olarak nereden kaynaklandığını sorguluyor.

Badiou’nun semineri, yalnızca Nietzsche düşüncesinin dönüm noktalarını saptamakla kalmıyor, onun Batı felsefesinde yarattığı büyük dönüşümü de gözler önüne seriyor.

  • Künye: Alain Badiou – Nietzsche: Anti-Felsefe Seminerleri, yayına hazırlayan: Véronique Pineau, çeviren: İsmet Birkan, Sel Yayıncılık, felsefe, 302 sayfa, 2019

Gilles Deleuze – Nietzsche (2010)

Gilles Deleuze elimizdeki kitabında, Friedrich Nietzsche’nin yaşamını ve felsefesini anlatıyor.

Kitapta ayrıca, Nietzsche’nin temel kişiliklerinin sözlükçesi ile Deleuze tarafından yapılmış metinlerinden bir seçki de yer alıyor.

Deleuze filozofu anlatırken, ilk olarak, Nietzsche’nin ‘Zerdüşt Böyle Söyledi’ isimli eserinde yer alan “Nasıl ruh deveye, deve aslana ve nihayetinde aslan çocuğa dönüşür.” şeklindeki üç dönüşüm anlatısına başvuruyor.

Deleuze, Nietzsche için bu üç dönüşümün, diğer şeylerin yanı sıra, onun eserinin evrelerini, yaşamının ve sağlığının aşamalarını ifade ettiğini söylüyor ve bundan hareketle, Nietzsche’nin hayatı ve felsefesine iniyor.

  • Künye: Gilles Deleuze – Nietzsche, çeviren: İlke Karadağ, Otonom Yayınevi, felsefe, 143 sayfa

Onur Eylül Kara – Yapabileceğimizi Yapmak (2019)

❝‘Minör siyaset’ bizden, gündeliğimizden, olduğumuz halden, akışın kendisinden yükselen bir siyaset ya da yaşam etiği öneriyor.❞

Onur Eylül Kara da, bu noktadan yola çıkıyor ve Spinoza, Nietzsche, Deleuze ve Guattari’nin düşünce hattından yararlanarak Türkiye açısından minör siyasetin imkânlarını tartışıyor.

Siyaset bilimi ya da felsefesi, siyasal ilişkileri çoğunlukla tahakküm ilişkileri içinde tanımlar.

Klasik ve modern dönem siyaset düşüncesinde de hâkim olan bu anlayışı, Foucault ve Deleuze gibi çağdaş düşünürler, disiplin ve kontrol gibi olguların toplum içindeki rolüne dikkat çeken yeni “minör” bakış açılarını geliştirerek ve siyaseti yalnızca “tahakküm” bağlamına yerleştiren anlayışı yapısöküme uğratarak dönüştürdüler.

Kara da, yaşamın farklı alanlarında minör oluşumlar, eylemlilikler ve pratiklerin var olduğunu, bunların yalnızca siyasetle “ilgili” değil, aynı zamanda ve bizzat siyasal olduklarını belirtiyor.

Yazara göre, bu minör siyasal eylemlilik ve pratikler, siyaset biliminde ve felsefesinde ya da “siyasal” olan insanların ve toplulukların gözünde hak ettikleri yeri bulamamışlardır.

  • Künye: Onur Eylül Kara – Yapabileceğimizi Yapmak: Minör Siyaset ve Türkiye Örneği, İletişim Yayınları, siyaset, 295 sayfa, 2019

Carl Gustav Jung – Nietzsche’nin Zerdüşt’ü Üzerine Seminerler (2019)

Nietzsche’nin düşüncelerinin şimdi ne denli değerli ve vazgeçilmez olduğunu açık bir şekilde biliyoruz.

Oysa geçen yüzyılın başında dahi, Nietzsche ismi yakın çevresi dışında pek bilinmiyordu.

Örneğin 1925 yılında Amerika’daki popüler bir felsefe ders kitabında, 19. yüzyıl düşüncesinde Nietzsche’nin adı bile geçmiyordu.

Fakat bir süre sonra bu önemli isim nihayet keşfedildi, bu ilgi günümüzde de artarak devam ediyor diyebiliriz.

İşte Jung’un bu kitabı da, tam da Nietzsche’ye ilgi duyulmaya başlanan bir dönemde yazıldı.

Jung’un 1934-1939 arasında verdiği seminerlere dayanan kitap, filozofun en ünlü eserlerinden olan ‘Zerdüşt Böyle Buyurdu’ üzerine çok boyutlu bir bakışla odaklanıyor.

Kapsamıyla dikkat çeken kitap, düşünürün bu eserini irdelemekle kalmıyor, aynı zamanda Nietzsche’nin düşüncesini baştan sona kat ediyor ve en önemlisi de Nietzsche felsefesinin Batı düşüncesindeki özgünlüğü ve anlamı üzerine derin bir sorgulamaya girişiyor.

  • Künye: Carl Gustav Jung – Nietzsche’nin Zerdüşt’ü Üzerine Seminerler, 1934-1939, çeviren: Turgut Berkes, Alfa Yayınları, felsefe, 1326 sayfa, 2019

Friedrich Nietzsche – Platon Öncesi Filozoflar (2018)

Friedrich Nietzsche’nin 1872-1873 tarihleri arasında, Platon öncesi antik filozoflar üzerine verdiği dersler burada.

Fakat Nietzsche’nin arşivlerdeki elyazmalarından yola çıkan Paolo D’lorio, bu notları yeniden derlemiş ve böylece derslerin daha önceki 1913 ve 1921 tarihli Almanca baskılarında eksik olan kısımları tamamlamış.

Dolayısıyla Nietzsche’nin dersleri nihayet eksiksiz biçimde bize ulaşmış oluyor.

Nietzsche burada, Platon öncesi filozofların düşünme biçimleri üzerine derinlemesine düşünüyor ve böylece Antik dünya felsefesinin zengin bir fotoğrafını çekiyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Tanrılar veya sözünü ettiğim şeyler hakkında hakikati hiç kimsenin bilmediği ve hiç bilmeyeceği kesindir. Zira gerçek bir şey olabildiğince mükemmel tarzda söylense bile yine de gerçekten bilinmez. Kanı herkesi gafil avlar.” –Ksenophanes

“Çok bilgi insanı akıllı yapmaz; öyle olsa Hesiodos’u, Pythagoras’ı, Ksenophanes’i ve Hekataios’u akıllı yapardı.”

“Akıl yalnızca gizli bir hazzı istememelidir, tamamıyla özgür olmalı ve kendi saturnalialarını kutlamalıdır. Özgürleşen akıl, bakışını şeylere çevirir: Böylece ilk kez mundane existence (gündelik varoluş) ilgiye değer ve problematik görünür. İşte felsefi gayretin hakiki işareti: Gözümüzün önünde bulunana şaşırmak.”

“Tiran, kendisi ve yakın dostları dışında hiç kimsenin birey olmasına katlanmaz.”

  • Künye: Friedrich Nietzsche – Platon Öncesi Filozoflar, derleyen: Paolo D’lorio, sunuş ve notlar: Paolo D’lorio ve Francesca Fronterotta, çeviren: Nur Nirven, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 400 sayfa, 2018

 

Carlos Fuentes – Friedrich Balkonunda (2015)

Tanrı, “Tanrı öldü!” diye isyan eden Nietzsche’yi haksız çıkarmak için onu yeniden dünyaya gönderir.

Fakat gönderildiği Meksika’da, oligarşinin sonunu getiren şiddetli bir devrim yaşanmıştır.

Kahramanımız, bütün algılarını alt üst eden bu büyük devrimle, verili gerçeklerini ve inancını sorgulamaya başlayacaktır.

Carlos Fuentes’ten fantastik ve güzel bir hikâye.

  • Künye: Carlos Fuentes – Friedrich Balkonunda, çeviren: Süleyman Doğru, Can Yayınları

Charlotte Greig – Felsefe Eşliğinde Aşka Yolculuk (2009)

Charlotte Greig ‘Felsefe Eşliğinde Aşka Yolculuk’ta, başkahramanı Susannah’ın, Nietzsche, Heidegger ve Kierkegaard gibi üç önemli Avrupalı filozofun rehberliğinde hayatı deneyimlemesini hikâye ediyor.

Susannah’ın günleri, 1970’lerin toplumsal ve cinsel özgürlüğünün damgasını vurduğu üniversite kampüsünde hayat, felsefe, arkadaşlık ve aşk üzerine düşünmekle geçer.

Bu esnada, sınıf arkadaşı Rob’la hesapta olmayan bir ilişki yaşayan Susannah, aynı zamanda, gelecek kaygılarıyla da yüzleşir.

Susannah’ın bu kaygı ve sıkıntılarla yüzleşmesine yardımcı olacak kişiler ise, Avrupa felsefesinin mihenk taşlarından Nietzsche, Heidegger ve Kierkegaard olacaktır.

  • Künye: Charlotte Greig – Felsefe Eşliğinde Aşka Yolculuk, çeviren: Aliye Yılmaz, Sel Yayıncılık, roman, 283 sayfa