Kaan Durukan – Doğu-Batı İkilemine Dört Bakış (2010)

Kaan Durukan ‘Doğu-Batı İkilemine Dört Bakış’ta, Montesquieu, Frantz Fanon, Eduardo Galeano ve Edward Said’in eserleri ışığında, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarını da içine alan 250 yıllık tarihi, Doğu-Batı ikilemi üzerinden sorguluyor.

Durukan bunu da, Montesquieu’nün ‘İran Mektupları’, Fanon’un ‘Yeryüzünün Lanetlileri’, Galeano’nun ‘Latin Amerika’nın Açık Damarları’ ve son olarak da Said’in ‘Oryantalizm’ isimli eserlerini baz alarak yapıyor.

Söz konusu dört ismin yaklaşımları da, geride kalan muhtelif dönemler kadar, bugün yaşananların anlaşılmasına da katkıda bulunuyor.

  • Künye: Kaan Durukan – Doğu-Batı İkilemine Dört Bakış, Everest Yayınları, inceleme, 86 sayfa

Erendiz Atasü – Açıkoturumlar Çağı (2010)

Erendiz Atasü, ilk baskısı 2006’da yapılan ‘Açıkoturumlar Çağı’nda, değerlerin yozlaştığı bir coğrafyayı resmediyor.

Eczacılardan oluşan bir çevrede geçen roman, Türkiye’nin karmaşık 90’lı yıllarını ve devamında yaşanan toplumsal kirlenmeyi hikâye ediyor.

İki yurtsever eczacı kadının etrafında gelişen hikâye, kadın-erkek ilişkileri, siyasetteki kirlenme, yolsuzluklar, ekonomik sıkıntılar, Kürt sorunu, Doğu’daki anlamsız savaş, yoksulluk, küresel sermaye ve din gibi çok farklı konulara uzanıyor.

Türkiye’de yaşanan birçok sorunun irdelendiği romanı ilginç kılan bir husus da, farklı kesimlerden ve görüşlerden gelen karakterlerin gerçekçi bir şekilde tasvir edilmesidir diyebiliriz.

  • Künye: Erendiz Atasü – Açıkoturumlar Çağı, Everest Yayınları, roman, 344 sayfa

Ahmet Telli – Nidâ (2010)

‘Nidâ’, Ahmet Telli’nin 2004-2009 arasında kaleme aldığı şiirlerden oluşuyor.

Telli bu kitabıyla, Altın Portakal Şiir Ödülü’nü de kazandı.

Dört bölümden oluşan kitap, aynı zamanda Habip Aydoğdu’nun desenleriyle de okurun karşısına çıkıyor.

Telli, Erdal Eren ve Necdet Adalı’yı düşünürken yazdığı ‘Nidâ’ şiirinde şöyle diyor:

“Tektekçi meyhanelerde terlemişti içimdeki çakal

Bıyıklarımın hâlâ ayva ve rakı kokması bundandır

Kendimi en zâlim şarkılar makamına yolcu ederken

Fiyakamı ödünç alırdım açıkhava sinemalarından

O zaman biz, ohooo iki kafadar bir araya gelsek

Yelkenleri fora edip hayallerimize, giderdik giderdik

Sesimiz sıtma görmemiş ruhumuz mürekkep içmemişti

Hercai birer nidâ idik yıldız şavklarıyla oynaşan (…)”

  • Künye: Ahmet Telli – Nidâ, Everest Yayınları, şiir, 95 sayfa

Anna Seghers – Transit (2016)

Yahudi kökenli Anna Seghers, Nazilerin işgali esnasında Fransa’da yaşayan bir komünistti.

Yazarın kaçış sürecindeki deneyimlerine dayanan ‘Transit’ romanı ise, 1937’de Nazi toplama kampından kaçarak Marsilya’ya sığınan Seidler’in hikâyesini anlatıyor.

Seidler gibi buraya ulaşabilen insanların şimdilik biricik amacı, ne pahasına olursa olsun Amerika’ya ulaşmaktır.

  • Künye: Anna Seghers – Transit, çeviren: Ahmet Arpad, Everest Yayınları

Edmund de Waal – Kehribar Gözlü Tavşan (2016)

Kökleri Viyana’dan Paris’e, Meksika’dan Tokyo’ya ve İngiltere’ye uzanan Ephrussi ailesinin tarihini, 19. yüzyıldan bugüne, zengin ayrıntılarla izleyen ödüllü bir biyografi.

Dünya tarihine yön vermiş olayların göbeğinde yer almış bu ailenin yolu, Proust, Monet ve Rilke gibi ünlü isimlerle de kesişecektir.

  • Künye: Edmund de Waal – Kehribar Gözlü Tavşan, çeviren: Özlem Gayretli Sevim, Everest Yayınları, biyografi, 400 sayfa, 2016

Nikolay Alekseyeviç Nekrasov – Rusya’da Kimler İyi Yaşar (2016)

Nikolay Alekseyeviç Nekrasov’un doruk yapıtı kabul edilen, 19. yüzyıl Rusya’sından “insan manzaraları” sunan güçlü bir eser.

On dokuzuncu yüzyıl Rus halk yaşantısının bir ansiklopedisi sayılabilecek bu poema, bir grup aykırı mujiğin Rusya’da kimlerin mutlu yaşadığı sorusuna yanıt arayışını konu edinmekte.

  • Künye: Nikolay Alekseyeviç Nekrasov – Rusya’da Kimler İyi Yaşar, çeviren: Arif Berberoğlu, Everest Yayınları

Mehmet Altan – Kent Dindarlığı (2015)

Ayrımcılığın siyasi elitlerin elinde bir silaha dönüştüğü ve buradan adeta toplumun her kesimine sindiği bugün, gerçek anlamda bir kent dindarlığı anlayışı nasıl inşa edilebilir?

Bu soruya yanıt arayan Mehmet Altan, gerçek dindarlığın, siyasal İslam’ın dışında dinin kendisiyle ve dinin üstünden insanın kendisiyle ilişki kurması olduğunu savunuyor ve bizdeki din pratiklerini bu bağlamda tartışıyor.

  • Künye: Mehmet Altan – Kent Dindarlığı, Everest Yayınları