Gülçiçek Günel Tekin – Kara Kefen (2010)

Gülçiçek Günel Tekin, ilgi çekici çalışması ‘Kara Kefen’de, Müslümanlaştırılan Ermeni kadınların hikâyelerini anlatıyor.

Karma köklere sahip kadınların yaşadığı travmayı, yakın tarihin tozlu raflarından çıkarıp önümüze koyan Tekin, bu anlatımlar aracılığıyla, 1915 olaylarının öncesi ve sonrasında yaşananları ve bunun günümüze ulaşan izlerini kaleme getiriyor.

Şirin Hanım’a annesi Varter Tumacanyan tarafından söylenenler; 1915 olayları yaşandığında çocuk yaşta olan Melek Hanım’ın, konuya dair daha sonra çocuğu Nazlı’ya anlattıkları ve Fahriye Hanım’a, olaylar meydana gelirken Erzurum Hınıs’ta bulunan annesinin söyledikleri, kitapta yer alan trajik hikâyelerden birkaçı.

  • Künye: Gülçiçek Günel Tekin – Kara Kefen, Belge Yayınları, anlatı, 160 sayfa

Ahmet İnsel ve Michel Marian – Ermeni Tabusu Üzerine Diyalog (2010)

‘Ermeni Tabusu Üzerine Diyalog’, İttihat ve Terakki yönetiminin yaptıklarını soykırım olarak tanımlayan Michel Marian ile bunu insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak niteleyen Ahmet İnsel’in diyaloğundan oluşuyor.

Marian ve İnsel, ailelerinin hikâyelerini birbirine anlatıyor.

Bu hikâyeler aslında, imparatorluğun iki zıt ucunda yaşayan ve 20. yüzyıl başlangıcının hummaları ve karışıklıklarının ortasında kalmış, biri Ermeni diğeri Türk iki ailenin yaşadığı gerçekler olmalarıyla dikkat çekiyor.

Kitap, bu topraklarda yakın tarihte yaşanmış en büyük insanlık dramlarından biriyle yüzleşmeye, acıları paylaşmaya davet ediyor.

  • Künye: Ahmet İnsel ve Michel Marian – Ermeni Tabusu Üzerine Diyalog, yayına hazırlayan: Ariane Bonzon, İletişim Yayınları, siyaset, 165 sayfa

Hülya Adak – Halide Edib ve Siyasal Şiddet (2016)

Halide Edip Adıvar’a “siyasal şiddet”, “Ermeni kırımı” ve “diktatörlük” gibi netameli konular üzerinden yaklaşan, ezber bozan bir çalışma.

Hülya Adak, hem Adıvar’ın bu konuları eserlerinde ele alışını tarihsel ve eleştirel bir perspektifle irdeliyor hem de bunları Hannah Arendt’in fikirleriyle feminist politika bağlamında tartışıyor.

  • Künye: Hülya Adak – Halide Edib ve Siyasal Şiddet, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 208 sayfa, 2016

Kolektif – Yüz Yıl Sonra Ermeni Soykırımı (2016)

Ermeni soykırımı üzerine bir asırlık araştırmayı mercek altına alan ve bunu yaparken 20. yüzyılın ürünü olan bir soykırımlar ve kitlesel şiddet eylemleri çağını sorgulayan bir kitap.

Çalışma, Ermeni Soykırımı Araştırmaları Uluslararası Bilim Konseyi (CSI) tarafından düzenlenen bir kolokyuma dayanıyor.

  • Künye: Kolektif – Yüz Yıl Sonra Ermeni Soykırımı, çeviren: Melike Işık Durmaz ve Ümran Küçükislamoğlu, İletişim Yayınları

Kolektif – Osmanlı Döneminde Diyarbekir’de Toplumsal İlişkiler (2016)

Diyarbakır Vilayetinin 1870-1915 zaman aralığındaki toplumsal hayatını irdeleyen ve böylece dönemin Diyarbekir bölgesindeki gelişmelerin çok yüzlü bir tablosunu çizen usta işi makaleler.

Kitap diğer bir yönüyle de, vilayetteki etnik ve dini gruplar ile Kürtlerin bölgedeki Süryani, Asuri ve Ermenilerle ilişkileri konularında bir başucu kitabı.

Çalışma, vilayetin o döneminde devlet ve aşiret ilişkilerinden, Hamidiye Alayları’na, Ermeni soykırımından, Kürtlere, Süryanilere uzanan pek çok konuyu ve ayrıntılı bir şekilde inceleniyor.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı Döneminde Diyarbekir’de Toplumsal İlişkiler (1870-1915), derleyen: Joost Jongerden ve Jelle Verheij, çeviren: Ayşen Gür, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 384 sayfa, 2016

Raffaele Gianighian – Hodorçur (2016)

Raffaele Gianighian’ın, henüz dokuz yaşındayken tanık olduğu Ermeni Soykırımı’na dair tanıklığı, burada.

Planlı bir katliamın, cinayetlerin, sürgünlerin, tecavüz ve aşağılanmaların sıkça dile getirildiği kitap, yazarın adeta bir günlük tutmuşçasına verdiği yer, insan adları ve olguların zenginliğiyle de dikkat çekici.

Gianighian, 1906 yılında Hodorçur kazası yakınlarında, Kisak’ta doğdu.

Babası Garabet, tüm vadinin demircisiydi.

Birinci Dünya Savaşı’nın ve Türkiye’de Ermeni soykırımının başladığı 1915’ten 1919’a kadar Raffaele, Edessa (bugünkü Urfa) yakınlarında Büyükbağ’da kalarak Müslüman oldu ve Abdullah adını aldı.

Kitaptan bir alıntı:

“Babama konuşmaya gidiyorum. Derenin etrafından sinirotlarından topluyorum: Yüzümdeki ve alnımdaki yaralara onlardan sürüyorum. Babamın mezarının üzerine uzanıyorum. Güneş yüzümü yakarken kalkıyorum. Karnım aç, olsun, bir hafta bile aç kalmaya alışkınım. Dereye gidiyorum, soyunuyorum, suyun içinde yürüyüp yüzümü yıkıyorum. Dere kıyısından sinirotu yaprakları bulup yaralarıma ilaç yapıyorum. Ceketimi giyiyorum. Tabiatın sabah şarkısını dinliyorum. Babamın o tatlı sesi kulaklarımda çınlıyor: ‘Sana kötülük yapan insanları unut evlat. İyilik ve sevgi hayattır, insanı sev.’”

  • Künye: Raffaele Gianighian – Hodorçur: Vatanını Arayan Bir Gezginin Seyahati, çeviren: Serhan Ada, İletişim Yayınları, anı, 225 sayfa, 2016

Hraç Norşen – Çileli Ağavni (2009)

Hraç Norşen ‘Çileli Ağavni’de, çocukluğu boyunca babaannesi Ağavni Norşen’den duyduğu aile hikâyelerini anlatıyor.

Ağavni Norşen’in genç kızlığından yaşlılığa uzanan hayatını anlatan yazar, böylece aile tarihinin de bir dökümünü yapmış oluyor.

Babaannesinin anlattıklarını ilk dinlediğinde küçücük bir çocuk olduğunu söyleyen Norşen, babaannesinin hayat hikâyesini, Sivas Suşehri’ne bağlı olan köyü Pürk’ü, ailesinin hiç tanımadığı fertlerine dair hatıralarını ve her birinin yaşadığı acı olayları aktarıyor.

Norşen’in kaleme aldığı anlatı, Ağavni Norşen’in çileli hayatı üzerinden, Ermenilerin bu topraklarda maruz kaldıkları baskıyı kayda geçirirken Türkiye yakın tarihine ışık tutuyor.

  • Künye: Hraç Norşen – Çileli Ağavni, Aras Yayıncılık, anlatı, 251 sayfa