Hasan Basri Efendi – Bir Gemi Kâtibinin Esaret Hatıraları (2009)

‘Bir Gemi Kâtibinin Esaret Hatıraları’, 1. Dünya Savaşı’nda batırılan Mithatpaşa Şilebi’nin kâtibi Hasan Basri Efendi’nin Rus esaretinde geçirdiği günlerine dair anlatımlarını barındırıyor.

Kitapta, Hasan Basri Efendi’nin Sibirya’daki esir kamplarında yaşadıklarının yanı sıra, duyguları, sıkıntıları, gözlem, düşünce ve eleştirileri samimi bir üslupla okurun karşısına çıkıyor.

Anılarda ayrıca, o günün şartlarında ulaşabilen savaş haberleri ile sonraki yıllarda meydana gelen Bolşevik İhtilali ile ilgili bilgiler de yer alıyor.

6 Kasım 1914’te, yazarının içinde bulunduğu şilep ile birlikte Bezm-i Âlem ve Bahr-i Ahmer şilepleri, konvoy halinde seyrederken Rus donanmasına ait savaş gemileri tarafından batırılır.

Şileplerden sağ kurtulanlardan Hasan Basri Efendi, bu trajik anı ve devamındaki esaret günlerini anlatıyor.

  • Künye: Hasan Basri Efendi – Bir Gemi Kâtibinin Esaret Hatıraları, hazırlayan: Bedrettin Görgün, Yapı Kredi Yayınları, anı, 423 sayfa
Reklamlar

Geoffrey Swain – Rus Devrimi’nin Kısa Tarihi (2019)

Rusya’daki 1917 Ekim Devrimi, 20. yüzyılın geri kalanı için politik haritayı yeni baştan çizdi.

Devrim, dünyadaki ilk komünist deneyi başlattığı gibi, devrimin 1920’ler ve 30’lardaki zaferi, bir tepki olarak Avrupa’da faşizm ile Nazizmin yükselişini tetikledi ve yaşanan gelişmeler İkinci Dünya Savaşı’nın barbarca dehşeti ile doruğa ulaştı.

Geoffrey Swain de elimizdeki çalışmasında, , Şubat 1917 ile Temmuz 1918 arasında Rusya’da yaşanan karmaşık olayların kısa tarihini ayrıntılı bir bakışla izliyor.

Swain, Ekim Devrimi’nin, daha önce başarısız 1905 Devrimi’nde Rus kitleler tarafından ifade edilen devrimci arzuların zirvesini temsil ettiği, “Ekim”in özünün, devrimi, Çar’ın devrildiği Şubat’ta bulunmuş olduğu yola geri döndüren itibarsız bir Geçici Hükümet’e karşı bir halk ayaklanması olduğunu iddia ediyor.

Swain’in bir diğer iddiası da şöyle:

Rus işçi sınıfı 1905’ten itibaren istikrarlı bir biçimde reformistten ziyade devrimciydi ve Şubat 1917’de ortaya çıkan sapma yeni kurulan Sovyet’in başına önde gelen reformistleri rastlantısal olaylar sonucu getirdi, Haziran sona ermeden, belki de daha öncesinde Bolşevikler işçi sınıfının geleneksel devrimci reaksiyonunu yeniden ortaya çıkarmak için büyük çaba harcadı.

Yazar bu iddiaları açıklamaya koyulurken, Çar’ın Şubat 1917’de alaşağı edilmesi ile başlayan sürecin ne zaman ve nasıl raydan çıktığını ve parti disiplinine dair Bolşevik teorilerle köylülüğün sosyalizme yönlendirilmesi gerektiğine dair bir ideolojik kanaatin nasıl olup da bir tek parti diktatörlüğü ile sonuçlandığını araştırıyor.

  • Künye: Geoffrey Swain – Rus Devrimi’nin Kısa Tarihi, çeviren: Mert Büyükkarabacak, İletişim Yayınları, tarih, 288 sayfa, 2019

Y. Doğan Çetinkaya ve Foti Benlisoy – Gelecek 1917 (2018)

Her ne kadar kimileri tarafından epeyi gerilerde kaldı denilse de, 1917 Ekim Devrimi ufkumuzu genişletmeye devam ediyor.

Hele hele kapitalizmin kendi iç çelişkileri ve krizleriyle boğuştuğu, yoksulluğun yığınları esir aldığı, neoliberalizmin azgınlıkta sınır tanımadığı bugün, alternatif bir dünya kurmak yakıcı bir hal almış durumda.

İşte, Ekim Devrimi, bugünün karanlığında devrim ihtimalini hep diri tutmasıyla çok önemlidir ve bu düzen böyle sürdükçe de bu ihtimalin daha da yükseleceği kesindir.

Doğan Çetinkaya ve Foti Benlisoy’un elimizdeki önemli çalışması da, Sovyet deneyiminden başlayarak sosyalizmin dünya üzerindeki serüveninin geniş bir analizi eşliğinde 1917 Devrimi’nin bize bıraktığı mirası tartışıyor.

Ekim Devrimi’nin sınıftan kültüre ve devrime, bugün ve gelecekte bizi nasıl besleyeceği konusunda sıkı bir analiz arayanlar kitabı muhakkak okumalı.

  • Künye: Y. Doğan Çetinkaya ve Foti Benlisoy – Gelecek 1917: Tarih, Devrim, Kültür, Habitus Kitap, siyaset, 2018

August H. Nimtz – Lenin’in Seçim Stratejisi, Cilt: 1–2 (2018)

Dünya tarihine yön veren Ekim Devrimi’nin arkasında, Lenin’in ve Bolşeviklerin dehası yatar.

Bu nedenle, Bolşevik örneği, yerkürenin herhangi bir köşesinde günümüz protestocularına potansiyel olarak zengin dersler sunuyor.

İşte August Nimtz’in bu şahane kitabı, tam da bu derslerin neler olduğunu bu iki ciltlik kapsamlı çalışmasında bizlere sunuyor.

Tamı tamına 704 sayfa bulan çalışmasının ilk cildinde Nimtz, Marx ve Engels’ten yola çıkıp 1905 Devrimi’ne uzanarak seçim kampanyalarının nasıl yürütüleceğinden vekillerin partiye karşı sorumluluklarının ne olması gerektiğine ve bütün bu seçim çalışmalarının Ekim Devrimi’ne giden yolda ne denli büyük önem teşkil ettiğine odaklanıyor.

Kitabın ikinci cildi ise, 1905’ten 1917’ye uzanarak 3. ve 4. Duma deneyimlerini, Alman sosyal demokrasisi ile yaşanan ayrımları, 1. Dünya Savaşı koşullarını, Troçki ve Stalin’in seçim stratejilerini ve bunun gibi, o süreçte yaşanmış daha pek çok konuyu irdeliyor.

Lenin, Ekim Devrimi’nden tam üç yıl sonra, parlamentoda yer almanın sadece yararlı değil, aynı zamanda zorunlu olduğunu da söylemişti.

Bu önemli, çünkü Rus devriminin işçi sınıfının devlet iktidarına tırmanmasında parlamenter alanı kullanan tarihteki ilk devrim olduğu anlamına geliyor.

Peki, Lenin, parlamentoda olmaktan tam olarak neyi kastediyordu?

İşte Nimtz’in çalışması tam da “Sandık mı, sokak mı, her ikisi mi?” sorusuna yanıt vermesi ve bu yönüyle Bolşevik devriminin günümüz protestocularına potansiyel olarak nasıl zengin dersler sunduğunu gözler önüne sermesiyle çok önemli.

  • Künye: August H. Nimtz – Lenin’in Seçim Stratejisi, çeviren: Deniz Tuna, Yordam Kitap, siyaset, 2 Cilt, 704 sayfa

Victor Serge – Gücümüzün Doğuşu (2018)

Victor Serge’in elimizdeki epik romanı, devrimci hareketlerin Avrupa’yı kasıp kavurduğu 1917-1919 yıllarını, İspanya ve Rusya’da yaşanan büyük devrimci atılımları merkeze alarak anlatıyor.

Dünyanın büyük bir savaşla boğuştuğu 1917 yılının baharıyla açılan roman, Rusya’da ve İspanya’da önlenemez bir şekilde ortaya çıkan devrimci kalkışmaların işçilerin yanı sıra bütün bir toplumu nasıl dönüştürdüğünü gözler önüne seriyor.

İspanya’daki devrim fiyaskoyla sonuçlansa da, Rusya’da işçiler, köylüler ve askerlerin bir araya geldiği mücadele başarıya ulaşarak tarihi yeniden yazacak Ekim Devrimi’yle neticelenecekti.

Serge’in, iki şehirde yaşananları birbiriyle karşılaştırarak hikâyesini kurgulaması ise, romanı etkili kılan başlıca husus.

Sıkı bir devrimci olan Victor Serge, 1912-1917 yılları arasını hapiste geçirdi.

Hapisteyken Bolşevik Devrimi’ni heyecanla izleyen Serge, çıktıktan sonra sonra Rusya’ya gitti. 1919’da, devrimden iki yıl sonra Bolşeviklere katılan Serge, karşıdevrimci Beyaz Ordu’ya karşı Petrograd savunmasında yer aldı ve ayrıca gazeteci, editör ve çevirmen olarak Komintern’in ilk üç kongresinde görev üstlendi.

Serge bu romanını da, Stalin’in devrimi boğmaya varan diktatörlük uygulamalarına açıkça karşı çıktığı için yarı-tutuklu bulunduğu bir dönemde kaleme aldı.

  • Künye: Victor Serge – Gücümüzün Doğuşu, çeviren: Gülen Aktaş, Ayrıntı Yayınları, 224 sayfa, 2018

Kolektif – 1917: Rusya’da Devrimde Devrim (2018)

Rusya’da 1917 yılında gerçekleşen ve yüzüncü yılını geride bıraktığımız Ekim Devrimi, tıpkı Fransız Devrimi gibi,  yalnızca yaşandığı çağı değil, geleceği de tümüyle etkilemiş büyük devrimlerden biridir.

Elimizdeki derleme de,  liderlerinden sınıflarına, sıradan insanından siyasetine, afişlerinden sporuna, tiyatrosundan kadınlarına, 1917’nin mirasını ve onun güncelliğini farklı yönleriyle ele alan makaleleri bir araya getirmekte.

Kitapta,

  • 1917 Devrimi’nin tarihyazımında önce çıkan vurgular ve farklılıklar,
  • Petersburg’da devimin gerçekleştiği mekânlar ve devrimin anısına dikilen anıtlar,
  • 1917’ye giden siyasal süreç ve o süreçte yaşanan önemli dönüm noktaları,
  • 1917’nin siyasi düşünce tarihindeki kökleri,
  • Devrim ikonografisinde önemli yer tutan afişler,
  • Devrim tiyatrosunun kitleleri harekete geçirme işlevi,
  • Devrim içinde işçi sınıfının konumu ve rolü,
  • Devrimde kadınların öncü rolü,
  • Devrimin Sovyetler Birliği’nde spora etkileri,
  • Ve Sovyetler Birliği’nin farklı halklarının devrimdeki rolleri gibi, ilgi çekici konular irdeleniyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Onur İşçi, Ateş Uslu, Evrim Eker, Mehmet Ö. Alkan, Y. Doğan Çetinkaya, Bilge Seçkin Çetinkaya, Emek Yıldırım, Yiğit Akın, Masis Kürkçügil ve Gökhan Pahlı.

  • Künye: Kolektif – 1917: Rusya’da Devrimde Devrim, hazırlayan: Mehmet Ö. Alkan ve Y. Doğan Çetinkaya, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 2018

Rex A. Wade – Rus Devrimi, 1917 (2018)

Bolşevik Devrimi, modern tarihin en önemli olaylarından biri olmaya devam ediyor.

Hem 20. yüzyıl dünya tarihinin şekillenmesinde oynadığı merkezî rolüyle hem de tarihî mirasıyla etkisini bugün de sürdürüyor.

Rus tarihi alanında yaptığı çok sayıda çalışma ile bildiğimiz Rex Wade de, bu sürecin nitelikli bir fotoğrafını çekiyor.

Wade’in çalışmasının alana en büyük katkısı, hem Ekim Devrimi’ne dair mitlerle hesaplaşması hem de kadınlar, köylüler, askerler ve azınlıklar gibi, devrimde yer almış kesimlerin rollerini daha iyi aydınlatması.

Çalışma ilk olarak, devrimin siyasi tarihini yeniden kalıba döküyor; devrime eşlik eden siyasal saflaşmaların önemini ve devrim sırasında birçok açıdan geleneksel parti etiketlerinden çok daha önemli olan yeni siyasi blokların anlamını vurguluyor.

Kitap, benzer şekilde Ekim Devrimi sırasında, sadece Bolşeviklerin değil, radikal sol blokun da öneminin iyice ayırt edilmesine olanak sağlıyor ve ayrıca “Bütün İktidar Sovyetlere” sloganı ve “Sovyet iktidarı” düşüncesinin, Ekim Devrimi’ne giden yolun taşlarını döşediğini belirtiyor.

Wade ayrıca, Ekim Devrimi’nin karmaşıklığının ve hakiki bir halk mücadelesi olan “Bütün İktidar Sovyetlere” talebiyle ne denli bütünleşmiş olduğunun altını çiziyor ve yalnızca bundan sonra bir “Bolşevik Devrimi”ne dönüştüğüne mim koyuyor.

Wade’in bu yaklaşımının, elimizdeki kitabın bu önemli ayaklanmayı uzun zamandır bulanıklaştıran pek çok mit ve yanlış kanının ortadan kaldırılmasına olanak sağladığını belirtelim.

  • Künye: Rex A. Wade – Rus Devrimi, 1917, çeviren: Ergin Özler, İletişim Yayınları, tarih, 359 sayfa, 2018