Edhem Eldem – V. Murad’ın Oğlu Selahaddin Efendi’nin Evrak ve Yazıları, 1. Cilt (2019)

Beşinci Murad’ın tek oğlu olan Selahaddin Efendi, II. Abdülhamid yönetiminin en karanlık, en kâbus dönemlerinde yaşadı.

Beşinci Murad henüz üç aylık saltanat sürmüşken tahttan indirilmişti ve Selahaddin Efendi de henüz on beş yaşındayken ailenin diğer fertleriyle birlikte gözetim altında yaşamak zorunda kalmıştı.

Bu acımasız tecrit, Beşinci Murad’ın öldüğü 1904 yılına kadar tam 28 yıl boyunca devam etti.

Selahaddin Efendi bu dönemde, zamanının önemli bir kısmını defterlere yazmaya ayırdı.

Edhem Eldem’in her bir bölümü döneme ilişkin analizlerle irdelediği yazıları eşliğinde sunulan bu kitap, Selahaddin Efendi’nin “Sada-yı Mahpus” (Hapisteki Ses) adı altında topladığı yazı ve kayıtlarına ek olarak günlüklerini de kapsıyor.

Son dönem Osmanlı tarihinin en ilginç ve özgün kaynaklarından birini oluşturan bu defterler, Eldem tarafından yeni harflere aktarılıp ayrıntılı açıklama ve yorumlarla bu kitapta sunuluyor.

Kitap, Selahaddin Efendi’nin metinlerinin tıpkıbasımlarının yanı sıra, Eldem’in her cildi tarihsel ve toplumsal bağlamı içine yerleştiren giriş yazılarıyla birlikte okuyuculara sunuluyor.

Dizinin bu ilk cildinde ise, Beşinci Murad ile Cléanthi Scalieri (1833-1892) arasındaki gizli yazışmanın kayıtları ele alınıyor.

Scalieri, Proodos (Terakki) mason locasının başındayken, o sırada henüz şehzade olan Murad’a yakınlığıyla bilinirdi.

Genç veliahdı 1872 yılında masonluğa kabul ettirmiş, kısa saltanatından sonra da onu tekrar tahta geçirmek için mücadele etmiş, 1878’de Atina’ya kaçtıktan sonra da Murad’la haberleşmeye devam etmişti.

1883 ile 1886 yılları arasındaki bu iki yönlü yazışmayı Çırağan cephesinde yürüten Selahaddin Efendi, bu deftere de kaydederek bugüne kadar gelmesini sağlamış.

Eldem’in yayına hazırladığı malzemenin bütününü tanıtıp dönemin genel bir değerlendirmesini yaptığı uzun giriş yazısıyla birlikte, Selahaddin Efendi’nin buradaki metinleri ve yazışmaları, II. Abdülhamid döneminin en karanlık süreçlerinden birine ışık tuttuğu gibi, dönemin siyasi ve zihniyet dünyasını daha iyi anlamamıza da vesile oluyor.

  • Künye: Edhem Eldem – V. Murad’ın Oğlu Selahaddin Efendi’nin Evrak ve Yazıları, 1. Cilt: V. Murad ile Cléanthi Scalieri, İş Kültür Yayınları, tarih, 224 sayfa, 2019

Kolektif – Sultan’ı Öldürmek (2018)

Sultan II. Abdülhamid’e yönelik 21 Temmuz 1905 tarihli suikast girişimi modern tarihin en büyük siyasi komplolarından biriydi.

Yıldız Hamidiye Camisi’nde Cuma duasından sonra patlayan bombalı bir araç, 26 kişinin ölümüne 58 kişinin de yaralanmasına neden olmuştu.

  1. Abdülhamid, saldırıdan yara almadan kurtulmuştu.

İşte bu kapsamlı çalışma, söz konusu komplonun uluslararası tarihini zengin bir perspektifle irdeleyen makaleleri bir araya getiriyor.

Kitabın yazarları, olayı uluslararası hukuk, terörizm, Oryantalizm, diplomasi, anarşizm, emperyalizm ve milliyetçilik gibi farklı yönleriyle irdeliyor ve böylece dönemin Osmanlı İmparatorluğu kadar, Osmanlı’nın Avrupa ve genel olarak dünyanın diğer ülkeleriyle ilişkileri hakkında çok önemli ayrıntılar sunuyor.

Kitabın yazarları ise şöyle: Houssine Alloul, Toygun Altıntaş, Marnix Beyen, Edhem Eldem, Maarten Van Ginderachter, Will Hanley, Gaïdz Minassian, Henk de Smaele ve İpek K. Yosmaoğlu.

  • Künye: Kolektif – Sultan’ı Öldürmek: II. Abdülhamid’e Yapılan Suikast Girişiminin Uluslararası Tarihi (1905), çeviren: Derya Dinç, Salon Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2018

Edhem Eldem – Mitler, Gerçekler ve Yöntem (2018)

Tarih meraklıları bilir:

1994’ten beri yayınlanan Toplumsal Tarih dergisi, ülkenin kültür hayatına önemli katkılarda bulundu ve bulunmaya da devam ediyor.

Şimdi Tarih Vakfı Yurt Yayınları, bu önemli yayında yer almış makalelerden yapılan bir derlemeye dayalı yeni bir diziye başlıyor.

Dizinin adı, “Tarihçilerin Mutfağı: Toplumsal Tarih Kitapları”.

İşte bu dizinin ilk kitabı da, önde gelen tarihçilerimizden Edhem Eldem’in ‘Mitler, Gerçekler ve Yöntem’ adlı çalışması.

Eldem burada, bir Osmanlı bürokratının kişisel dünyasından Yeniçerilerin mezarlarının akıbetine, 19. yüzyılda ilginç bir intihal davasından bir resim hakkında genel kabul görmüş yorumlara pek çok ilgi çekici konuyu tartışıyor.

Kitap aynı zamanda, Edhem Eldem’in Collège de France’a uzanan tarihçilik kariyeri hakkında kapsamlı bir söyleşiyi de okurlara sunmasıyla önemli.

  • Künye: Edhem Eldem – Mitler, Gerçekler ve Yöntem: Osmanlı Tarihinde Aklıma Takılanlar, yayına hazırlayan: Ömer Turan ve Y. Doğan Çetinkaya, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 354 sayfa, 2018

Kolektif – Camera Ottomana (2015)

Doğduktan kısa bir süre sonra Osmanlı’da büyük bir heyecanla karşılanan fotoğraf, imparatorluk açısından nasıl bir moderleşmeye işaret ediyordu?

Bu kitap, 1840-1914 arasında fotoğrafın bizdeki serüveninin eleştirel bir perspektifle inceliyor ve ayrıca, modernitenin fotoğraf aracılığıyla nasıl bir yayılım sağladığını aydınlatıyor.

  • Künye: Kolektif – Camera Ottomana: Osmanlı İmparatorluğu’nda Fotoğraf ve Modernite 1840-1914, derleyen: Edhem Eldem ve Zeynep Çelik, çeviren: Ayşen Gür, Koç Üniversitesi Yayınları

Kolektif – Türkiye’de Tarih ve Tarihçilik (2018)

Türkiye’de tarih ve tarihçilik disiplininin ortaya çıkışı, gelişimi ve güncel sorunları hakkında iyi bir derleme.

Alanında uzman yazarların katkıda bulunduğu ve Vangelis Kechriotis’in anısına hazırlanmış kitap,

  • Osmanlı’da “demokrasi” pratiklerinin tarihyazımı üzerine etkilerini,
  • Sultan Abdülhamid ve Ermeni katliamları üzerinden Türk-Ermeni çatışmasının jeneolojisini,
  • Balkan Savaşları sonrasında çocukların ekonomik alanda seferber edilmesini ve ırkçılığın bu süreçteki izdüşümlerini,
  • Parvus Efendi ve Türkiye’de “Milli İktisat”ın gelişimini,
  • Tarihsel bilinç oluşumuna örnek olarak 1915’i,
  • Mustafa Armağan ve ‘Derin Tarih’ bağlamında sağ-revizyonizmin yükselişi ve böylece bir melez söylemin nasıl inşa edildiğini,
  • Ve Yön Dergisi’nin 1964-65 Rum tehcirine yaklaşımı üzerinden Türkiye solunun azınlık meselesine bakışını irdeliyor.

Kitabın sonunda, Edhem Eldem ve Şükrü Hanioğlu ile yapılmış aydınlatıcı iki söyleşi bulunduğunu da belirtelim.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Tarih ve Tarihçilik: Kavramlar ve Pratikler, derleyen: Ümit Kurt ve Doğan Gürpınar, Heretik Yayıncılık, tarih, 312 sayfa, 2018

Kolektif – Osmanlı’dan Günümüze Darbeler (2017)

Türkiye’de demokrasinin kurumsal hale gelememesinin başlıca nedeni, askerin darbeler yoluyla siyaseti ve toplumu düzenleme çabasından kaynaklanıyor.

15 Temmuz’da yaşanan da, tamı tamına bu yönde bir girişimdi.

Üstelik bu durum, sadece çok partili dönemin sorunu da değil.

Bu kitabın da gösterdiği gibi, Osmanlı’da da darbe ve darbe girişimlerinden geçilmiyordu.

Alanında bilinen çok sayıda ismin katkıda bulunduğu bu kitap, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e ve günümüze darbe ve darbe girişimlerinin ardındaki dinamikleri inceliyor.

Hatırlanacağı gibi Toplumsal Tarih dergisi, özel bir sayıda bu toprakların darbe geçmişine odaklanmıştı.

İşte bu kitap da, derginin darbe özel sayısından yola çıkarak Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yaşanan darbe ve darbe girişimlerinin siyasi, toplumsal kültürel yansımaları ile karikatürler ve şarkılar gibi popüler alandaki izdüşümlerini irdeliyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Altan Öymen, Aydan Çelik, Burak Onaran, Doğan Gürpınar, Edhem Eldem, Erden Akbulut, Evren Balta, Gülay Yılmaz, Güven Gürkan Öztan, İsmet Akça, Kaya Erdem, Levent Ünsaldı, M. Zafer Üskül, Mehmet Ö. Alkan, Murat Meriç, Noémi Lévy-Aksu, Selim Sezer, Taha Akyol, Turgut Çeviker, Y. Doğan Çetinkaya ve Zihni Çetiner.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı’dan Günümüze Darbeler, hazırlayan: Mehmet Ö. Alkan, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 352 sayfa

Edhem Eldem, Daniel Goffmann ve Bruce Masters – Doğu İle Batı Arasında Osmanlı Kenti: Halep, İzmir ve İstanbul (2012)

  • DOĞU İLE BATI ARASINDA OSMANLI KENTİ, Edhem Eldem, Daniel Goffmann ve Bruce Masters, çeviren: Sermet Yalçın, İş Kültür Yayınları, tarih, 308 sayfa

 

Üç yazarlı elimizdeki kitap, üç önemli Osmanlı kentini, kervan kenti Halep’i, liman kenti İzmir’i ve başkent İstanbul’u çok yönlü bir bakışla irdeliyor. Osmanlı kaynaklarının yanı sıra, Venedik, Fransız, Hollanda ve İngiliz kaynaklarına da başvuran yazarlar, üç şehirdeki cemaatler arası ilişkileri, siyasi ve toplumsal dokuyu ele alıyor. Arap ve Anadolu kentlerinin hem Osmanlı kentleri hem de bunlardan Halep, İzmir ve İstanbul’un aynı zamanda Akdeniz kentleri olduğu fikrini tartışan kitap, üç şehrin doğası ve karakterini anlamak için ağırlıklı olarak onların orta dönemlerine, yani 17. ve 18. yüzyıllarına odaklanıyor.