Zdenek Jirotka – Saturnin (2009)

Çek edebiyatının dikkat çeken kara mizah yazarlarından Zdenek Jirotka ‘Saturnin’de, bir asilzadenin Saturnin isimli bir uşak tutmasını ve ardından yaşananları hikâye ediyor.

Eğitimli ve varlıklı genç bir asilzade, evinde çalışacak bir uşak için gazeteye ilan verir.

İlana başvuran Saturnin, iyi referansları vesilesiyle işe kabul edilir.

Fakat Saturnin çalışmaya başladıktan sonra yaşanan baş döndürücü gelişmeler, o ana kadar huzurlu ve sakin bir hayat yaşayan asilzadenin dünyasını alt üst edecektir.

Zira uşak olarak eve giren Saturnin, kısa süre içinde en baskın karaktere dönüşmüştür.

Jirotka, ilk baskısı 1943’te yapılan eserinde, köle-efendi ilişkisine kara mizah çerçevesinden bakıyor.

  • Künye: Zdenek Jirotka – Saturnin, çeviren: Hakan Gür, Dost Kitabevi, roman, 238 sayfa
Reklamlar

Guy Haarscher – Laiklik (2018)

Bilinç ve ifade özgürlüğü için verilen uzun mücadelelerin sonucunda kazanılan laikliğin, özellikle Batı’da uzun bir tarihi var.

İşte Guy Haarscher’in bu önemli kitabı da, hem laikliğin gelişimi hem de Batı’da şu an laiklik hakkında yürütülen güncel ve yoğun tartışmaları ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Fransa’da kiliseyle devlet arasında tüm bağları koparan 1905 tarihli yasal düzenleme, o günden bu yana farklı tartışmaların konusu olageldi.

Haarscher’in çalışması da, bu gelişme ekseninde laikliğin bugünkü durumunun geniş bir yorumunu sunuyor.

Kitap, yalnızca laikliğin tarihsel gelişimi ve dönüşümünü kavramak için değil, laikliğin din, bilinç ve ifade özgürlüğü açısından hem günümüzde hem de gelecekte neden vazgeçilmez olduğunu gözler önüne sermesiyle de önemli.

  • Künye: Guy Haarscher – Laiklik, çeviren: Rana Arıkan Pekin, Dost Kitabevi, siyaset, 131 sayfa, 2018

Simon Blackburn – Etik (2018)

Belki yozlaşmanın sınır tanımadığı günümüzde etik, kimi zaman pek karşılığı olmayan bir kavram ve olgu olarak görünebilir.

Öyle ya, Tanrı’nın olmadığının ilan edildiği günümüzde, ayrıca bilim de insanın hepten bencil, çıkarcı ve saldırgan bir varlık olduğunu her fırsatta yüzümüze vurmuşken.

Oysa etik, tam da zorlu zamanlarda sınanır ve asıl önemini ve vazgeçilmezliğini de böylesi zamanlardan alır.

Simon Blackburn, elimizdeki kitabında tam da bunu anlatıyor.

Yazar, şimdiye kadar arzu, mutluluk, özgürlük ve ölüm gibi temalar etrafında yürütülmüş etik tartışmaları bir baştan diğer başa kuşatıyor.

Blackburn bunu yaparken, hayatın anlamı üzerine bizi düşünmeye davet ediyor ve yaşadığımız dünyanın dehşetine ve yarattığı karamsarlığa rağmen etik değerler konusunda neden ümidimizi yitirmememiz gerektiğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Simon Blackburn – Etik, çeviren: Erkan Uzun, Dost Kitabevi, felsefe, 194 sayfa, 2018

Raoul Vaneigem – Dokunulmaz Olan Hiçbir Şey Yoktur, Her Şey Söylenebilir (2018)

Orman kanunlarının geçerli olduğu yerlerde sesini yükselten her zaman en haklı olandır.

Raoul Vaneigem ise, düşünce özgürlüğünün akla hayale gelmeyen gerekçelerle kısıtlandığı bir dünyada, söz söyleme hakkının yalnızca medeniyetin en önemli ölçütü olmakla kalmayıp su ve ekmek gibi bir hak ve ihtiyaç olduğunu anlatıyor.

Vaneigem’in burada tanımladığı şekliyle düşünce özgürlüğü, sadece zorlu dönemlerde dikta rejimlerine kafa tutmak anlamına gelmiyor.

Kendisine göre düşünce özgürlüğü, çatışmalardan ve savaşlardan azade toplumlarda da, şeffaflığın sağlanması, iktidarın dizginlenmesi, büyük şirketlerin sömürüsünün önüne geçilmesi ve gücün baştan çıkarıcılığının insanları esir almaması için de hayati öneme sahip.

Vaneigem, okurunu, nasıl bir yaşam sürmek istediği üzerine düşünmeye ve zalimliğin hükümranlığını imkânsız kılacak sorumluluk sahibi bir birey olmaya davet ediyor.

Kitap, yazarın Türkçe baskı için kaleme aldığı bir Önsöz ile Cemal Bali Akal’ın ‘İfade Özgürlüğünü Sınırlamak Saçmalıktır’ başlıklı bir Sonsöz’le sunuluyor.

  • Künye: Raoul Vaneigem – Dokunulmaz Olan Hiçbir Şey Yoktur, Her Şey Söylenebilir: İfade Özgürlüğü Üzerine Düşünceler, çeviren: İrem Selin Nacar, Dost Kitabevi, siyaset, 85 sayfa, 2018

Roger Perron – Psikanalizin Tarihi (2017)

Psikanaliz, Sigmund Freud’un çalışmalarıyla yön bulmuş bir okul.

Psikanaliz konusunda kolay anlaşılır bir kılavuz olan Roger Perron imzalı elimizdeki kitap ise, Freud’un bu ekole katkılarını ayrıntılı bir şekilde ortaya koyduğu gibi, psikanalizin Freud sonrası gelişimini de kayıt altına alıyor.

Bu yönüyle kitap, ilk olarak psikanalizin gelişiminde Freud’un kişiliğinin ve yetiştiği kültürün ne gibi etkiler yarattığını görmek için iyi bir fırsat.

Çalışma ikinci olarak da, şimdi yüz senesini devirmiş bu çığır açıcı ekole Freud’dan sonra katkıda bulunmuş pek çok kuramcı ve uygulayıcının alana katkılarını göstermesiyle de önemli.

Psikanalizle bilhassa yeni yeni ilgilenmeye başlayanların kaçırmaması gereken bir kitap.

  • Künye: Roger Perron – Psikanalizin Tarihi, çeviren: Işık Ergüden, Dost Kitabevi, psikanaliz, 142 sayfa, 2017

 

Ozan Erözden – Geçmişle Yüzleşme ve Ceza Adaleti: Yugoslavya Deneyimi (2017)

Yugoslavya, yirmi yılı bulan kanlı bir iç savaş sonunda yedi ayrı ülkeye bölündü.

Fakat bu yirmi yıllık süreçte deneyimlenenler, binlerce yıldır bu bölgede yaşayan halkların zihninde ve ruhunda bugün de etkileri devam eden büyük travmalara neden oldu.

İşte Ozan Erözden de bu değerli çalışmasında, otoriter veya totaliter rejimlerde yaşanan şiddetin toplumsal dokuda ne gibi tahribatlar yarattığını ve bu tahribatların nasıl giderilebileceğini inceliyor.

Erözden, Yugoslavya örneği üzerinden hareket ederek, çatışma veya insanlığa karşı işlenen suçların hedefi olmuş toplumların hangi aşamalardan geçerek geçmişleriyle yüzleştiğini, bu yüzleşmeye sağlayan siyasi, hukuki ve kültürel araçların ne olduğunu ve geçmişle yüzleşmenin daha sağlıklı bir gelecek inşa etmede neden gerekli ve hatta vazgeçilmez olduğunu tartışıyor.

  • Künye: Ozan Erözden – Geçmişle Yüzleşme ve Ceza Adaleti: Yugoslavya Deneyimi, Dost Kitabevi, siyaset, 263 sayfa, 2017

Duncan Kennedy – Modern Hukukun Kaderi (2017)

Türkiye’de hukukun son yıllarda nasıl bir vahamet içinde bulunduğu, hukukun bizzat bir silah olarak kullanıldığı malumunuz.

Şimdi hukukun neliği ve işlevi üzerine sıkı bir şekilde düşünmenin vaktidir.

Duncan Kennedy bu eleştirel çalışmasında, hukuk kuramındaki egemen anlatılara şüpheyle yaklaşıyor ve okurunu da hukuk kuramının ve uygulamasının tartışmalı meseleleri üzerine düşünmeye davet ediyor.

Kennedy’nin kitabının en büyük katkısı, hukukun bugün nasıl bir çıkmazda olduğunu ortaya koyması ve hukukun sunduğu olanakların çeşitliliğinin yanı sıra, onun çelişkileri ve sınırlarını gözler önüne sermesidir diyebiliriz.

Bugün, bizzat hukukun kendisinin sebep olduğu eşitsizlik, tahakküm, yabancılaşma ve mutsuzluğun temel sebeplerini anlamak açısından çok iyi bir tartışma.

Kitabın, ülkemizdeki hukuk tartışmalarına da büyük katkı sunacağını söyleyebiliriz.

  • Künye: Duncan Kennedy – Modern Hukukun Kaderi, çeviren: A. Zeynep Yıldırım Türkyılmaz, Dost Kitabevi, hukuk, 212 sayfa, 2017