Nuri Bilge Ceylan – Bir Zamanlar Anadolu’da (2019)

Karakteriyle, olay örgüsüyle, atmosferi ve teknikleriyle Bir Zamanlar Anadolu’da filmi, yalnızca Nuri Bilge Ceylan külliyatında değil, Türkiye sinemasında da apayrı bir yere sahip.

Karakterlerinin derinliği, gece ve gündüz bölümleri arasındaki geçişler, düğümler, belirsizlikler ve iç içe geçmiş hikâyelerin şiirsel bir üslupla harmanlandığı filmin senaryosu şimdi kitaplaştı.

Filmin senaryodaki hali ile tamamlanmış hali arasında, dikkatli gözlerden kaçmayacak farklılıklar bulunuyor.

Ceylan’ın filmlerini çekerken veya kurgu sırasında senaryoyu ve diyalogları sıkça değiştirdiği biliniyor.

Bu durum, Bir Zamanlar Anadolu’da için de geçerli.

Dolayısıyla senaryonun hiç dokunulmamış ilk halini sunan bu kitap, filmin senaryosu ile seyirciye ulaşmış hali arasındaki farkları yakından görmek için de iyi fırsat.

Film hakkında Türkiye’nin yanı sıra yurt dışında yazılmış pek çok yazı ve söyleşiyle zenginleşen kitap, Ceylan’ın kurgu sırasında tuttuğu günlükleri de barındırıyor.

  • Künye: Nuri Bilge Ceylan – Bir Zamanlar Anadolu’da, Doğan Kitap, sinema, 296 sayfa, 2019
Reklamlar

Hikmet Temel Akarsu – Nihilist (2010)

‘Nihilist’, Hikmet Temel Akarsu’nun on üçüncü romanı.

Akarsu burada, kendini “Reddedilenlerin Risaleleri”ni yazmaya adamış bir muhalifin yaşadığı trajikomik olayları hikâye ediyor.

Böylece, “Reddedilenlerin Mesihi” olduğunu ilan eden bir “seçilmişin” başarısızlıkla dolu hayatı, romanın omurgasını oluşturuyor.

“Seçilmiş”, müritleri aracılığıyla dünyaya bambaşka bir din ve felsefe getirme uğraşındadır.

Fakat hiçliğin derin sularına dalmışlığı ve olabildiğince melankolik oluşuyla, daha baştan yenilgiye uğramış gibidir.

Kahramanımız, beyhude bir çabayla da olsa hüsranını ertelemeye çalışacaktır.

  • Künye: Hikmet Temel Akarsu – Nihilist, Doğan Kitap, roman, 189 sayfa

Kerime Nadir – Hıçkırık (2010)

‘Hıçkırık’, yazı hayatına öyküyle başlayan Kerime Nadir’in aşk ve karasevda konulu romanlarından biri.

İlk olarak 1937’de Tan gazetesinde tefrika edilen roman, 1910’ların İstanbul’unda, ağırlıklı olarak da Çamlıca’da ve Büyükada’da geçiyor.

Kenan ile Nalan arasındaki aşkı hikâye eden roman, bu aşk üzerinden yüzyılın başındaki İstanbul hayatını tasvir ediyor.

Başkahramanı Binbaşı Kenan Ziya’ya ait hatıra defterinden yola çıkan roman, Kenan Bey’in birlikte çocukluğunu geçirdiği Nalan Hanım’a âşık oluşunu, bu aşkını bir türlü dile dökemeyişini ve ikili arasındaki ilişkinin trajik sonunu anlatıyor.

  • Künye: Kerime Nadir – Hıçkırık, Doğan Kitap, roman, 206 sayfa

Yümniye Akbulut – Şıklığın Resmi Tarihi (2010)

Yümniye Akbulut, alt başlığı ‘Olgunlaşma Enstitüsü’ olan ‘Şıklığın Resmi Tarihi’nde, Türkiye moda tarihinin bir dönemini anlatıyor.

Olgunlaşma Enstitülerinin kurulmasına tanıklık eden ve bu kurumlarda görev alan Akbulut, 1930’lu yıllar ve çocukluğunun Türkiye’sinin içinde bulunduğu koşullarla kitabına başlıyor.

Yazar, samimi bir üslupla, çocukluğunun geçtiği Manisa’yı, Ankara’daki hayatını, Gazi Üniversitesi’ndeki asistanlık yıllarını, Ankara Olgunlaşma Enstitüsü’nü, Paris yıllarını, Belçika Eğitim Müşaviri olarak görev yaptığı dönemi, yurt içi ve yurt dışındaki defile ve sergilerini ve Türk el sanatlarının korunması ve geliştirilmesi çalışmalarını okurlarıyla paylaşıyor.

  • Künye: Yümniye Akbulut – Şıklığın Resmi Tarihi, Doğan Kitap, anı, 246 sayfa

Juan Rulfo – Altın Horoz (2019)

Juan Rulfo için İspanyol edebiyatının babası demek, kesinlikle abartılı değildir.

Ne mutlu ki bizde de yayımlanmış iki şaheseri; öykülerinden oluşan ‘Kızgın Ova’ (Bizde ‘Ova Alev Alev’ adıyla da çevrildi) ve özellikle de ‘Pedro Paramo’ romanıyla, yalnızca İspanyolca yazan isimleri değil, kendisinden sonraki pek çok yazarı derinden etkileyebildi.

Bunun en önemli sebebi de, Rulfo’nun kendine has yazma tekniğiydi.

Rulfo eserlerinde alt üst edilmiş bir zaman dizimi, geri dönüş, iç monolog, bilinçaltı akışı, bakış açısını kaydırma ve monolog gibi pek çok aracı kullandı, ayrıca şiddet, sorunlu baba-oğul ilişkileri, yozlaşma ve ahlak temalarını kullandı.

‘Altın Horoz’ ise, Rulfo’nun senaryo olarak başladığı yapıtlarından.

Yazar bu sefer de, kasabanın yoksul tellalı Dionisio Pinzón’un başından geçen ilginç olayları hikâye ediyor.

Yazar, Pinzón’un hikâyesini de kırsal kesimin kendine has ilişkileri, ruhu, hüznü ve coşkusuyla harmanlayarak veriyor.

‘Altın Horoz’, Rulfo’nun diğer eserleri gibi kısa, ama yine onlar gibi etkileyici.

  • Künye: Juan Rulfo – Altın Horoz, çeviren: Halil Beytaş, Doğan Kitap, öykü, 152 sayfa, 2019

AyçE ayyıldız – Biz O Zamanlar (2016)

Çocukların bayram harçlıklarıyla çatapat aldığı, tırmandıkları ağaçlardan inemedikleri; harçlıkların köşesi işlenmiş mendillerde verildiği, dedelerin kolonya koktuğu bir dönemin anıları.

AyçE ayyıldız, 1970’lerin ortasında, Kalamış Erguvan Sokak Rüya Apartmanı’nda geçen çocukluğunu, dönemin dikkat çekici ayrıntılarıyla harmanlayarak hatırlamakta ve hatırlatmakta.

  • Künye: AyçE ayyıldız – Biz O Zamanlar, Doğan Kitap

Eyüphan Erkul – Karayılan (2009)

Eyüphan Erkul’un ilk romanı ‘Düş Önüme Serçe’, 2001 yılında yayımlanmıştı.

Erkul, ‘Karayılan’ isimli ikinci romanında ise, Kurtuluş Savaşı’nın ünlü kahramanlarından birinin hikâyesini anlatıyor.

Karayılan, Milli Mücadele zamanlarında Antep’i İngiliz ve Fransız güçlerine karşı korumasıyla efsaneleşen, yine bu güçler tarafından öldürülen isimlerden biri.

Erkul’un uzun araştırmaların ürünü olan eseri, Karayılan’ın yaşamını, yetiştiği çevreyi, savaşta ortaya koyduğu başarıları ve öldürülüşünü anlatıyor.

Roman, dönemin işgal güçlerini, Antep halkının içinde bulunduğu büyük çıkmazı ve tüm imkânsızlıklara rağmen zoru başaranların hikâyesini lirik bir üslupla tasvir ediyor diyebiliriz.

  • Künye: Eyüphan Erkul – Karayılan, Doğan Kitap, roman, 203 sayfa