Doğan Hasol – Mimarlık Cep Sözlüğü (2009)

Mimarlık yazınının önde gelen isimlerinden Doğan Hasol’un, çok sayıda maddeyi kapsayan ‘Mimarlık Cep Sözlüğü’, hem mimarlığa ilgi duyanlar, hem de mimarlar için, cep boyutu ve yetkin içeriğiyle, kullanılması kolay bir kaynak niteliğinde.

Hasol’un ‘Ansiklopedik Mimarlık Sözlüğü’nün ilk baskısı 1976 yılında yapıldı.

Bu eser, bilindiği gibi kırk aşkın yıldan bu yana mimarlar ve yakın meslek dalları için bir başvuru kaynağı olageldi.

‘Ansiklopedik Mimarlık Sözlüğü’nden damıtılmış bir öz niteliğindeki elimizdeki sözlük, böylece kırk yıllık bir deneyimi de arkasına almış oluyor.

Sözlüğe alınan maddelerin, çizimlerle zenginleştirildiğini de ayrıca belirtelim.

  • Künye: Doğan Hasol – Mimarlık Cep Sözlüğü, YEM Yayın, sözlük, 220 sayfa
Reklamlar

Doğan Hasol – Mimarlar Dik Durur! (2015)

Mimarların genellikle keyifli ve renkli kişiliklere sahip olduğunu düşünen Doğan Hasol’dan, mimarların iş ve iç dünyasına odaklanan öyküler.

Bizzat içinde yaşayarak tanığı olduğu olayları esprili bir üslupla ele alan yazar, mimarların insani yönlerini, kimi gariplik ve tuhaflıklarını, mesleklerinin zorluk ve sıkıntılarını anlatıyor.

Türkiye’de mimarlığın duayen isimlerinden olan Hasol’un kitabı, hem meslekten olanlar hem de meslekten olmayanlar için keyifli bir okuma vaat ediyor.

  • Künye: Doğan Hasol – Mimarlar Dik Durur!, Yapı Endüstri Merkezi (YEM) Yayınları

Doğan Hasol – Ansiklopedik Mimarlık Sözlüğü (2008)

  • ANSİKLOPEDİK MİMARLIK SÖZLÜĞÜ, Doğan Hasol, Yapı Endüstri Merkezi (YEM) Yayınları, sözlük, 517 sayfa

 

Doğan Hasol’un mimarlık alanına büyük katkı sunan, ‘Ansiklopedik Mimarlık Sözlüğü’nün ilk baskısı 1976 yılında yapılmıştı. Sözlük, aradan geçen süre içinde 10. baskısına da ulaştı. Her baskısında içeriği zenginleştirilen ve güncellenen sözlükte, mimarlık dilinin kavram ve terimleri, çizim ve fotoğraflar eşliğinde tanımlanıyor. Sözlüğün bu yeni baskısında, çok sayıda yeni ve güncel kavram, terim ve sözcük bulunuyor. Sözcüklerin açıklanmasını kolaylaştırmak için kullanılan 500’ün üzerindeki açıklayıcı çizim ve fotoğraflara yenileri de eklendi. Hasol’un geçen zamanla birlikte zenginleşen çalışması, Türkiye’de bu alanda gerçekleştirilen ilk çalışma olmasıyla da ayrı bir önem taşıyor.

Doğan Hasol – 20. Yüzyıl Türkiye Mimarlığı (2017)

  • 20. YÜZYIL TÜRKİYE MİMARLIĞI, Doğan Hasol, Yapı Endüstri Merkezi (YEM) Yayınları, mimari, 312 sayfa

  1. yüzyılda bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de birçok alanda çarpıcı gelişmeler, değişmeler ve dönüşümler yaşandı. Mimarlık da, bu dönüşümlerin yaşandığı alanlardan biri olarak öne çıktı. Doğan Hasol bu kapsamlı çalışmasında, 600 yıl sonra ömrünü tüketmiş bir imparatorluğun ardından kurulan Cumhuriyet’in ülkenin mimarlığında ne gibi dönüşümler meydana getirdiğini araştırıyor. Türkiye’nin yüz yıllık mimarlık birikimini yorumlayan Hasol, konu hakkında derli toplu bir envantere imza atmış. 20. yüzyıl başındaki Türk mimarlığından ulusalcı mimarlık akımına, genç Cumhuriyet’in konuğu olan yabancı mimarların katkılarından 1930’lardaki modernlik arayışına, 1950’lerdeki modernist arayışlardan 1980’lerle birlikte küreselleşme ve neoliberalizm süreçlerinin mimarlığa yansımalarına kadar ilgi çekici pek çok konu, zengin örnekler eşliğinde burada ele alınıyor. Yakın zamanda, Galataport projesi uğruna 1940’lı yıllarda inşa edilmiş ve erken Cumhuriyet döneminin özgün yapılarından biri olarak kabul edilen Karaköy Yolcu Salonu sessiz sedasız bir şekilde yıkılmıştı. Bu kitap, belki benzer kayıplar yaşanmaması adına bir uyarı niteliğinde.

Doğan Hasol – Anılar Kuşlar Gibidir (2007)

  • ANILAR KUŞLAR GİBİDİR, Doğan Hasol, Remzi Kitabevi, anı, 264 sayfa

anilar-kuslar-gibidir

Doğan Hasol, mimarlıktan yazarlığa, yayıncılıktan reklamcılığa ve farklı dallarda yöneticiliğe kadar uzanan geniş bir deneyim yelpazesine sahip. Yazarın bu kitabı, hem çocukluktan başlayarak ilk gençlik ve olgunluk yıllarına uzanan anılarına yer veriyor, hem de, bu deneyimlerinden edindiği farklı izlenimleri barındırıyor. Hasol’un, kitabının girişinde, “Amacım anılarımı yazarak, kendimi, yaşamımı anlatmak değil. Üstlendiğim çok değişik görevler gereği yaşadığım ilginç olayları, çevremde olup bitenleri, gözlemlerimi, olduğu gibi aktarmaya çalıştım,” diyor.