Heike Owusu – Kara Afrika’nın Kara Çığlığı Voodoo (2009)

Heike Owusu ‘Voodoo’da, kara büyü kültünün ekstrem kullanımları hakkında bilgiler veriyor ve bu tarz uygulamaların istenmeyen sonuçlarına maruz kalmamak için, yani büyüyü bozmak için ne yapılması gerektiği konusunda önerilerde bulunuyor.

Voodoo kelimesinin “vahiy, yaşam enerjisi” anlamına geldiğini söyleyen Owusu, zaman içinde özellikle kara büyü alanında yanlış yönlere sapıldığını, insanlara zarar vermek için kötü amaçlı kişiler tarafından kullanıldığını iddia ediyor.

Yazar, pek çok kültürden Voodoo uygulamalarını ve bunların uygulanmasında dikkat edilmesi gereken noktaları, büyü ve büyücülük meraklılarına sunuyor.

  • Künye: Heike Owusu – Kara Afrika’nın Kara Çığlığı Voodoo, çeviren: Çiğdem Canan Dikmen, Yurt Kitap, inceleme, 339 sayfa
Reklamlar

Helge Hesse – 80 Cümlede Dünya Tarihi (2008)

İnsanlığın belleğinde yer etmiş, artık anonimleşmiş sözler vardır.

İşte Helge Hesse’in elimizdeki keyifli kitabı, bu sözlerin hangi koşullarda, kim tarafından söylendiğini anlatıyor.

Hesse, “Kendini tanı”, “Para kokmaz”, “Amaca giden her yol mubahtır”, “Benim imparatorluğumda güneş hiç batmaz”, “Devrim kendi çocuklarını yer”, “Ama dünya yine de dönüyor”, “Bizden sonra tufan!”, “Mülkiyet hırsızlıktır” ve “Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!” gibi sözlerin ışığında, okurunu, tarihin tozlu sayfalarında bilgilendirici bir seyahate davet ediyor.

  • Künye: Helge Hesse – 80 Cümlede Dünya Tarihi, çeviren: Çiğdem Canan Dikmen ve Gül Gürtunca, Doğan Kitap, tarih, 324 sayfa

Maurus Reinkowski – Düzenin Şeyleri, Tanzimat’ın Kelimeleri (2017)

Maurus Reinkowski’nin nitelikli çalışması ‘Düzenin Şeyleri, Tanzimat’ın Kelimeleri’ en çok da, başta Güneydoğu Avrupa ve Arap dünyası olmak üzere Osmanlı bölgeleri hakkındaki karşılaştırmalı araştırmalara büyük katkıda bulunmasıyla dikkat çekiyor diyebiliriz.

Yazar bu önemli kitabında, Osmanlı’nın yoğun bir “modernleşme” sürecine girdiği 19. yüzyılda, bu çağdaşlaşma girişimlerinin Osmanlı’nın bir Balkan vilayeti olan Kuzey Arnavutluk ile bir Arap vilayeti olan Cebel-i Lübnan’daki nasıl sonuçlandığının bir karşılaştırmalı analizini sunuyor.

Bu iki bölge, tahmin edileceği gibi etnik, dini, toplumsal ve coğrafi yönleri bakımından birbirinin tam zıddı iki yer olarak öne çıkıyor.

Reinkowski, Osmanlı’nın bu iki coğrafyada merkezi otoriteyi nasıl mukim kıldığını ve birbirine zıt bu iki coğrafyadan hareketle, imparatorluğun reformlar aracılığıyla etnik ve dini bakımdan birbirine düşman toplulukları hemşehrilik bağıyla nasıl bir araya getirdiğini tartışıyor.

  • Künye: Maurus Reinkowski – Düzenin Şeyleri, Tanzimat’ın Kelimeleri, çeviren: Çiğdem Canan Dikmen, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 352 sayfa