Cal Newport – Dijital Minimalizm (2019)

Cal Newport, dağıtık algoritmalar teorisi alanındaki bilimsel çalışmalarının yanı sıra, teknoloji-kültür ilişkisini irdelediği kitaplarıyla da biliniyor.

Newport, dijital teknolojilerin toplumsal etkileri, verimli çalışma biçimleri ve kalıcı değer üretimi konularında da tanınan bir isim.

Newport’un elimizdeki kitabı ise, modern dijital hayatın beraberinde getirdiği tükenmişlik duygusuna karşı neler yapabileceğimizi irdeliyor.

Newport’un burada, içinden geçmekte olduğumuz teknolojik doz aşımı döngüsünün üstesinden gelebilmemiz için önerdiği yol, “dijital minimalizm”.

Dijital araçlarla kurduğumuz ilişkide azın çok olabileceği inancına dayanan dijital minimalizmi, teknolojiyi basitleştirmek şeklinde özetleyebiliriz.

Newport, kitabı boyunca, internette geçirdiğimiz zamanı tavizsiz bir şekilde nasıl azaltabileceğimizi anlatıyor, daha da önemlisi bu konuda işimize yarayacak pek çok uygulama sunuyor.

Kitap iki kısma ayrılmış.

Newport, birinci kısımda, öncelikle insanların dijital hayatlarını giderek dayanılmaz hale getiren etkileri yakından inceliyor ve ardından dijital minimalizmin felsefi temellerini açıklıyor.

Kitabın ikinci kısmı, dijital minimalizmi sürdürebilir bir yaşam tarzına çevirmemize yarayacak birtakım fikirler ele alınıyor.

Yazar burada, gönüllü yalnızlığın önemi ve bugün çoğu insanın bilinçsizce cihaz kullanmaya ayırdığı vakti kaliteli boş zaman aktivitelerine ayırmanın gerekliliği üzerine derinlemesine düşünüyor.

  • Künye: Cal Newport – Dijital Minimalizm: Ekran Bağımlılığı ve Teknoloji Yorgunluğuu Sarmalından Kurtulmak İçin Bir Yol Haritası, çeviren: Cansen Mavituna, Metropolis Kitap, inceleme, 237 sayfa, 2019
Reklamlar

Gary L. Francione ve Anna Charlton – İnsan Neden Vegan Olur? (2018)

Yüzyıllardır yemek alışkanlığımız etle dört bir yandan kuşatılmış durumda.

Fakat yiyecek olarak kullanılan hayvan sayısına baktığımızda, çok çarpıcı sonuçlarla karşılaşırız.

Örneğin Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre insanlar her yıl yiyecek elde etmek için 57 milyardan fazla hayvan öldürüyor!

Bu rakam, etle ilişkimizin korkutucu boyutunu gözler önüne sermesiyle çok sarsıcıdır.

Gary L. Francione ve Anna Charlton’ın ikinci baskısını yapan ‘İnsan Neden Vegan Olur?’ adlı bu kısa ama harikulade çalışması ise, sebze, meyve, tahıl, baklagil ve kuruyemişten oluşan ve et, balık, süt ve süt ürünleri ve yumurta içermeyen bir beslenme rejimini nasıl kurabileceğimizi adım adım açıklıyor.

Hayvanlar ahlaki açıdan bizim için azıcık da olsa önem taşıyorlarsa eğer, onları ya da onlardan elde edilen ürünler tüketemeyiz ve vegan bir beslenme benimsemekle yükümlüyüz. diyen yazarlar, hayvanların yenmek amacıyla öldürülmesi konusunda içimizi kemiren ahlaki meseleyi daha berrak bir şekilde düşünmemize yardımcı oluyor.

Kitabın en güzel yönlerinden biri de, et yerken sığındığımız pek çok bahaneyle, amalarla  tek tek hesaplaşması.

Eğer siz de kendinize, İyi ama proteini nereden alabilirim?, Et yemezsem yeterince demir alabilir miyim?, Çocuklarım yeterince iyot alabilecek mi? ve Balıklar gerçekten acıyı hissediyor mu? gibi sorularla boğuşuyor ve bu sorulara ikna edici yanıtlar arıyorsanız, bu kitabı muhakkak okumalısınız.

  • Künye: Gary L. Francione ve Anna Charlton – İnsan Neden Vegan Olur?: Hayvan Kullanımı Tartışmasına Bir Giriş, çeviren. Cansen Mavituna, Metropolis Kitap, yemek, 136 sayfa, 2018

Pasi Sahlberg – Eğitimde Finlandiya Modeli (2018)

Finlandiya’nın göz kamaştırıcı eğitim sistemi bilhassa son yıllarda, yalnızca ideolojik tercihlerin yön verdiği eğitim anlayışının egemen olduğu Türkiye’de değil, tüm dünyada büyük ilgi çekiyor.

Kendisi de Finlandiya’da uzun yıllar matematik ve fizik öğretmenliği yapmış Pasi Sahlberg’in çok açık bir üslupla kaleme aldığı bu kitap da, Finlandiyalıların Amerika’da John Dewey ve Howard Gardner gibi düşünürlerin geliştirdiği kuramları nasıl başarıyla kendi ülkelerindeki okullarda uyguladığını ve bunları disiplinli bir şekilde sürdürdüğünü anlatıyor.

Sahlberg, eğitim alanında benzer başarılara ulaşmak isteyenlere, altın değerinde şu dört öneride bulunuyor:

  1. Sağlam bir öğrenme deneyimi için düzenli teneffüs ve fiziksel aktivite kritik önemdedir.
  2. Eğitim alanında yapılacak kapsamlı değişiklikler için küçük veri, büyük veriye kıyasla genelde çok daha etkili bir araçtır.
  3. Eğitim kazanımlarını daha nitelikli kılmanın yolu hakkaniyeti sağlamaktan geçer.
  4. Finlandiya eğitim sistemine dair uydurma bilgiler ve şehir efsaneleri, daha iyi bir eğitim sistemi kurma yolunda verilen çabaları akamete uğratabilir.

Başka bir deyişle Sahlberg, teneffüs hakkını ihlal etmeyin, istatistikleri değil küçük veriyi kılavuz edinin, eşitliğin yanı sıra hakkaniyeti de hedefleyin ve şehir efsanelerine aldırmayın diyor.

Sahlberg çalışmasında, bu dört öneriyi, uygulama örnekleriyle de zenginleştirerek Finlandiya’nın eğitim sistemini başarılı kılan ilkeleri, fikirleri, uygulamalar ve stratejileri adım adım açıklıyor.

Kitap, öğrenim ve öğretim uygulamaları alanında ülkelerin birbirlerinden öğrenebilecekleri çok şey olduğunu gözler önüne seriyor.

Çalışmanın, ‘Beni Ödülle Cezalandırma’ kitabının yazarı Özgür Bolat’ın önsözü ve Üstün Ergüder’in kaleme aldığı arka kapak yazısıyla yayınlandığını da belirtelim.

Eğitim müfettişlerine, okullardaki idari heyetlere, müdürlere, öğretmenlere ve çocuğunun nitelikli eğitim almasını isteyen tüm ebeveynlere şiddetle tavsiye edilir.

  • Künye: Pasi Sahlberg – Eğitimde Finlandiya Modeli, çeviren: Cansen Mavituna, Metropolis Kitap, eğitim, 126 sayfa