Halide Edip Adıvar – Kalp Ağrısı (2010)

Halide Edip Adıvar, ilk kez 1924 yılında yayımlanan ‘Kalp Ağrısı’nda, Zeyno ile Hasan arasında yaşanan yasak aşkı hikâye ediyor.

Romanın başkahramanı Zeyno’nun güncesi ve mektupları aracılığıyla aktarılan bu öyküde, Zeyno’nun nişanlısı Saffet ile Azize ve Azize’nin nişanlısı Hasan gibi karakterler yer alıyor.

Güçlü ve çekici bir kadın olan Zeyno, en yakın arkadaşı Azize’nin nişanlısı Hasan’la aşk yaşamaya başlar.

Kadın, tehlikelerle dolu bu ilişkinin önüne geçmek için, nişanlısıyla beraber İstanbul dışındaki bir çiftlik evine gider.

Fakat kısa bir süre sonra Azize ve Hasan da, onlara sürpriz yapmak için peşlerinden gider.

Bu durum Zeyno ve Hasan’ı, duygularıyla yüzleşmeye davet edecektir.

  • Künye: Halide Edip Adıvar – Kalp Ağrısı, Can Yayınları, roman, 267 sayfa
Reklamlar

Serhat Öztürk – Şiraz (2016)

Daha önce Halep, Selanik ve Tiflis üzerine yazdığı, edebi lezzetleriyle dikkat çeken kitaplarıyla bildiğimiz Serhat Öztürk’ten, bu sefer İran’ın kadim kentlerinden birine dair keyifle okunacak bir çalışma.

Persepolis’ten Cennet Bahçesi’ne, Hafız’ın kabrinden Banko Haft Khan’a uzanan, Şiraz’a dair merak edilen birçok konuyu daha iyi kavramak açısından bir başucu kitabı.

  • Künye: Serhat Öztürk – Şiraz, Can Yayınları

Terry Eagleton – Kültür (2019)

Kültür çok yönlü bir kavram, dolayısıyla bu konu üzerine bütünlüklü bir tez ortaya koymak zor.

Terry Eagleton da bu kitabında, sömürgecilikten günümüze uzanarak kültürün serüvenini kapsamlı bir bakışla izliyor ve bir değil, birkaç tez sunuyor.

“Kültür” teriminin çeşitli anlamlarını inceleyerek çalışmasına başlayan Eagleton, ardından kültür fikri ile uygarlık kavramı arasındaki birtakım temel farklılıkları mercek altına alıyor.

Sonra kültürü insan varoluşunun temeline oturtan postmodern kültürelcilik öğretisini inceleyen yazar, bunu yaparken de çeşitlilik, çoğulculuk, melezlik ve kapsayıcılık gibi kavramları eleştiriyor, ayrıca kültürel görecelik öğretisine karşı çıkıyor.

Kültürü bir bakıma toplumsal bilinçdışı olarak tanımlayan Eagleton, bu görüşü savunan iki önemli ismin çalışmalarını ele alıyor.

Bunlardan ilki siyaset felsefecisi Edmund Burke’ün kültür kavramıyla pek bağdaştırılmayan eserleri ve ikincisi de Alman filozof Johann Gottfried Herder’in kültürel meseleler üzerine yorumları.

Eagleton, çoğunlukla kültürsüzlük çağı olarak tanımlanan modern çağda kültür meselesine neden bu kadar önem verildiği sorusunu da tartışıyor.

Yazara göre bunun nedenlerinin başında, kültürün sanayi kapitalizminin estetik ya da ütopyacı bir eleştirisi olarak görülmesi;  devrimci milliyetçiliğin, çokkültürlülüğün ve kimlik politikalarının yükselişi; dinin yerini alacak bir alternatif arayışı ve kültür endüstrisi denen olgunun ortaya çıkışı geliyor.

Yazar ayrıca, kültürü insan varoluşunun özü olarak değerlendiren kültürelcilik öğretisini ve kültürel görecelik konusunu eleştirel bir açıdan irdeliyor.

Künye: Terry Eagleton – Kültür, çeviren: Berrak Göçer, Can Yayınları, kültür, 152 sayfa, 2019

Osman Şahin – Kolları Bağlı Doğan (2010)

‘Kolları Bağlı Doğan’, Osman Şahin’in toplu öykülerinin dördüncü cildi.

Buradaki on bir öykü, 12 Eylül döneminin zulüm ve işkencelerini anlatıyor.

Osman Şahin de bir eleştiri yazısı yüzünden Askeri Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılanarak on sekiz aya mahkûm edilmişti.

Şahin’in hapishanedeyken yaşadıkları ile tutsaklara dair izlenimleri, bu kitaptaki öykülere temel oluşturuyor.

Kitaba adını veren öyküde yazar, on yıldan beri yurt dışında yaşayan ve askerliğini yapmak üzere Türkiye’ye geldiğinde apar topar gözaltına alınan genç bir adamın yaşadıklarını anlatıyor.

“Bilinçli bir yurttaşım ben. Düşünmeye çalıştığımı, düşüncelerimi yazdığımı, söylediğimi biliyorlardı.

Şimdiyse bunun cezasını fitil fitil burnumdan getireceklerdi.” diyen genç, bedeninin insanlık dışı muamelelere maruz kalması karşısında, en azından cesaretini ve onurunu kaybetmemeye çalışır.

  • Künye: Osman Şahin – Kolları Bağlı Doğan, Can Yayınları, öykü, 167 sayfa

Nikos Kazancakis – İspanya, Yaşasın Ölüm (2019)

Yunanistan’ın dünya edebiyatına armağan ettiği büyük yazarlardan Nikos Kazancakis, 1920’lerin sonunda İspanya’yı, ülkede trajik iç savaş yaşanmadan önce ziyaret etmişti.

Yazarın bu sıra dışı coğrafyadaki izlenimlerini sunan, bizde daha önce yayımlanan, fakat uzun zamandır temin edilemeyen kitabı ‘İspanya, Yaşasın Ölüm’, şimdi yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Kazancakis lirik bir bakışla, yüzyıllar boyunca egemenliğini sürdürmüş bir imparatorluğun ardında bıraktığı İspanya’daki sıradan insanın dünyasını, ülkenin özgün coğrafyasını ve pek çok halkın katkıda bulunduğu renkli ve zengin kültürünü anlatıyor.

Yazar, bu dönemde büyük bir varoluş krizi yaşayan İspanya’yı bir yüzü mahzun ve hayalperest Don Quijote’a, diğer yüzü de şen ve pragmatist Sancho Panza’ya benzetiyor ve İspanyol toplumunu tezatları, güzellikleri ve onuruyla anlatıyor.

  • Künye: Nikos Kazancakis – İspanya, Yaşasın Ölüm, çeviren: Ahmet Angın, Can Yayınları, gezi, 248 sayfa, 2019

Robert Walser – Haydut (2016)

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından gelen görece huzurlu 1920’lerde, yönünü bulmaya çalışan bir bohemin başından geçenler…

Romanın, burjuva toplum düzenine bir türlü ayak uyduramayan avare karakteri Haydut, belirsizlikler içinde yolunu bulmaya çalışırken, toplumun farklı kesimlerinden gelen ilginç karakterlerle karşılaşacaktır.

  • Künye: Robert Walser – Haydut, çeviren: Cemal Ener, Can Yayınları

Berna Durmaz – Karayel Üşümesi (2016)

Küçük kasabalarda, kenar mahallelerde geçen; çelişki ve yanılgılar üzerinden ilerleyen ilgi çekici öyküler.

Berna Durmaz, toplumun dışına itilmiş kadınların, yoksullaşarak “iktidarlarını” kaybetmiş erkeklerin, sınır tanımayan hayal güçleriyle çocukların ruhuna iniyor ve oradan bize kimi zaman fantastik, kimi zamansa büyülü bir üslupla sesleniyor.

  • Künye: Berna Durmaz – Karayel Üşümesi, Can Yayınları