Abdülhak Adnan Adıvar – Dünyayı Düzeltmek (2020)

 

Abdülhak Adnan Adıvar, Türk düşünce tarihi içinde müstesna isimlerdendir.

1926-1939 yılları arasında Avrupa’da yaşayan Adıvar, daha çok siyasetçi kimliğiyle öne çıksa da, doktorluk ve hocalığıyla da bilinir.

Adıvar’ın Türk düşünce dünyasındaki asıl önemi ise, hem hayatında hem de bilimsel üretiminde yüksek ahlaki standartlar gütmesiyle kendisinden sonraki aydın kuşağını derinden etkilemesi.

Adıvar’ın bu yönünün çok net görülebildiği alanlardan biri ise, bilimden siyasete pek çok konuyu irdelediği 1940’lı ve 1950’li yıllardaki gazete yazılarıdır.

İşte Tuncay Birkan’ın derlediği ve yayına hazırladığı bu kitap da, Adıvar’ın bu yazıları arasından ilk defa kitaplaşan yüz civarı yazısını bir araya getiriyor.

Adıvar burada, hukuktan demokrasiye, edebiyattan tıp ve tarihe, bilimden ahlaka, yeni hümanizmden tarih felsefesine ve dilden kültüre pek çok konudaki fikirlerini bizimle paylaşıyor.

Birkan’ın kapsamlı bir sunuş yazısıyla açılan kitap, Türk aydını ve Türkiye’nin geçmişten bugüne gelen sorunları üzerine düşünmek isteyen okurlara çok zengin bir perspektif verecek türden.

  • Künye: Abdülhak Adnan Adıvar – Dünyayı Düzeltmek, derleyen ve yayına hazırlayan: Tuncay Birkan, Can Yayınları, siyaset, 464 sayfa, 2020

Imre Kertész – Dosya K. (2010)

Macar yazar Imre Kertész’le yapılmış söyleşilerden oluşan ‘Dosya K.’, yazarın derli toplu bir biyografisi olarak da düşünülebilir.

2002 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Kertész’i, bilhassa başyapıtı sayılan ‘Kadersizlik’ ile biliriz.

Bu romanını on yılda yazmış olan yazarın diğer ünlü yapıtları da, ağırlıklı olarak Yahudi soykırımını konu edinir.

Kertész’in dostu ve editörü Zoltan Hafner’la 2003-2004 yılları arasında yaptığı konuşmalardan oluşan elimizdeki kitap, yazarın çocukluğu ve gençliğine dair anekdotları, Yahudi kimliği yüzünden çektiği acıları, toplama kampı deneyimlerini ve yazarlık yaklaşımını okurlara sunmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Imre Kertész – Dosya K., çeviren: Gün Benderli, Can Yayınları, söyleşi, 183 sayfa

Orhan Kâhyaoğlu – Grup Yorum (2010)

Türkiye’de sol/protest müziğin önde gelen grubu Grup Yorum’un, 25. kuruluş yıldönümü dolayısıyla İnönü Stadyumu’nda 55 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği konser büyük yankı uyandırmıştı.

Yirmi beş yılda pek çok müzisyen yetiştirmesiyle adeta bir okul olan grup, aynı zamanda Anadolu müzik geleneğini de sol/protest tarzıyla harmanlıyor.

İşte ‘Grup Yorum: 25 Yıl Hiç Durmadan’, Orhan Kâhyaoğlu’nun 2003 yılında çıkmış olan kitabının gözden geçirilmiş ve güncellenmiş hali.

Kitap, grubun dünü ve bugünü ile birlikte Türkiye’nin yakın tarihine uzanıyor.

Üç bölüme ayrılan çalışmanın ilk bölümünde, Grup Yorum’un öyküsü, müziği ve mücadelesi ayrıntılı bir bakışla ele alınıyor.

İkinci bölümde, gruptan ayrılarak müzik kariyerlerine devam eden isimler anlatılıyor; üçüncü bölümde ise kapsamlı bir Grup Yorum diskografisi sunuluyor.

  • Künye: Orhan Kâhyaoğlu – Grup Yorum: 25 Yıl Hiç Durmadan, Can Yayınları, müzik, 247 sayfa

Alphonse Daudet – Değirmenimden Mektuplar (2010)

Alphonse Daudet’nin meşhur eseri ‘Değirmenimden Mektuplar’ın ilk baskısı 1869 yılında yapılmıştı.

Kitap taşradaki eski bir değirmende yazılan, her birine bir öykü yerleştirilmiş anı-mektuplardan oluşuyor.

Natüralizmin önemli temsilcilerinden Daudet’nin buradaki öyküleri, edebiyat tarihinin en beğenilen metinlerinden.

Kalabalık şehirlere sırtını dönerek, sakin kır hayatına çekilen bir yazarın gözlemlerinden oluşan öyküler, doğanın bağrında bir hayatın güzellemesi niteliğinde.

Daudet’nin kitabı için, “Yazdıklarımın arasında benim en çok sevdiğimdir” dediği de bilinir.

Kitap ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığı’nın seçtiği 100 Temel Eser arasında da bulunuyor.

  • Künye: Alphonse Daudet – Değirmenimden Mektuplar, çeviren: Volkan Yalçıntoklu, Can Yayınları, öykü, 190 sayfa

David Boratav – Beyoğlu’nda Fısıltılar (2010)

David Boratav ‘Beyoğlu’nda Fısıltılar’da, başkahramanının, babasının ölümünün ardından köklerine dönüşünü; Türkiye’ye, Beyoğlu’na yaptığı yolculuğu hikâye ediyor.

Roman, amansız bir hastalığın pençesine düşmüş babanın trajedisiyle açılır.

Babanın ölümü, oğlunu büyük bir anlamsızlık girdabına sürükler.

Genç adam şimdi, biraz tereddütleri olmakla birlikte, yaşadığı şoku atlatabilmek amacıyla, köklerine doğru bir yolculuğa çıkacak, soluğu Beyoğlu’nda alacaktır.

Boratav elimizdeki romanıyla, Fransa’da yazarların ilk romanlarına verilen Gironde ödülünü kazanmıştı.

  • Künye: David Boratav – Beyoğlu’nda Fısıltılar, çeviren: Aysel Bora, Can Yayınları, roman, 344 sayfa

Kenzaburo Oe – Kişisel Bir Sorun (2010)

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Kenzaburo Oe’nin ‘Kişisel Bir Sorun’ adlı romanı, engelli bir çocuk sahibi olduktan sonra tüm hayalleri yıkılan başkahramanı Bird’ün yaşadıklarını anlatıyor.

Büyük, oldukça gürültülü bir şehirde yaşayan dershane öğretmeni Bird’in hayali, Afrika gezisine çıkmaktır.

Fakat şimdi önündeki en büyük engel, karısının doğum yapmak üzere olmasıdır.

Gezi planlarını belirsiz bir zamana erteleyen Bird, doğan çocuğunun beyin fıtığı gibi nadir görülen bir hastalığa sahip olduğunu öğrenir.

Yaşadığı kötü durumun önce alkole ve kaçışa yönelttiği Bird, kısa bir süre sonra da çocuğun yaşamaya hakkı olup olmadığını sorgulamaya başlar.

Çocuğu öldürmeyi planlayan Bird, aynı esnada kendisiyle büyük bir hesaplaşmaya girişecektir.

Kenzaburo Oe’nin de başkahramanı Bird gibi engelli bir çocuğa sahip olması, hikâyeyi gerçekçi kılan hususlardan biri.

  • Künye: Kenzaburo Oe – Kişisel Bir Sorun, çeviren: H. Can Erkin, Can Yayınları, roman, 232 sayfa

Thierry Paquot – Lükse Övgü (2010)

Lüks, herkesin ona kendince anlamlar verdiği kavramlardan.

Dolayısıyla, bir hayli çeşitlilik gösteren lüks düşüncesi, gizli ve değişken bir öznellik payı da içerir. Thierry Paquot ‘Lükse Övgü’de, hem kavram hakkında yapılmış tanımlamaları hem de lüks konusunu enine boyuna irdeliyor.

“Lüks, insana düş kurdurur. Onun başlıca işlevi budur.” diyen yazar, eski lüks ürünlerle günümüzün “demokratik” lüks ürünleri arasındaki farkları, lüks ekonomisinin işleyişini ve bu sektörde çalışanları ele alıyor.

Paquot ayrıca, lüksün küreselleşen ekonomisinin, onun üretim alanlarının genişlemesini ve müşteri kitlesinin uluslararasılaşmasını sağladığını da gözler önüne seriyor.

  • Künye: Thierry Paquot – Lükse Övgü, çeviren: Orçun Türkay, Can Yayınları, kültür, 143 sayfa