Knut Hamsun – Dünya Nimeti (2010)

Knut Hamsun ‘Dünya Nimeti’nde, bir göçmen olan Ishak ve eşi Inger’in, acımasız doğaya karşı verdikleri mücadeleyle çorak toprakları verimli bir vahaya çevirmelerini hikâye ediyor.

Ishak ve Inger’in, işlenmemiş bir toprak parçası dışında, hiçbir şeyleri yoktur.

Yoksulluk içinde tükenmekte olan ailenin tek seçeneği, yüzlerini toprağa dönmeleridir.

Modern uygarlığın beraberinde getirdiği rahatlığı ve yozlaşmayı hicveden roman, insanın hayatta kalabilmek için başvurduğu zorlu yolları, doğanın başlarda oldukça acımasızken daha sonra bereketiyle insanlara nasıl kol kanat gerdiğini anlatıyor.

‘Dünya Nimeti’, Knut Hamsun’dan insana ve doğaya bir methiye olarak da okunabilir.

Behçet Necatigil’in muhteşem çevirisiyle.

  • Künye: Knut Hamsun – Dünya Nimeti, çeviren: Behçet Necatigil, Timaş Yayınları, roman, 397 sayfa

Kolektif – Asfalt Ovalarda Yürüyen Abdal: Behçet Necatigil (2010)

Elimizdeki kitap, Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Merkezi’nce hazırlanan Behçet Necatigil konulu bir sempozyuma sunulan bildirilerden oluşuyor.

Kitaptaki makaleler, Necatigil’in portresinin yanı sıra, onun şiirini modern şiir bağlamında irdeliyor ve psikanalitik açıdan değerlendiriyor.

Makaleler ayrıca, Necatigil’in çevirilerine ve radyofonik piyeslerine de odaklanıyor. Kitaba katkıda bulunan isimler şöyle: Talât Sait Halman, Sabit Kemal Bayıldıran, Mehmet Kalpaklı, Rahim Tarım, Laurent Mignon, Emre Zeytinoğlu, Şehnaz Şişmanoğlu Şimşek, Alphan Akgül, Hilmi Yavuz, Can Bahadır Yüce, Mahmut Temizyürek ve Mustafa Şerif Onaran.

  • Künye: Kolektif – Asfalt Ovalarda Yürüyen Abdal: Behçet Necatigil, yayına hazırlayan: Gökhan Tunç, İş Kültür Yayınları, edebiyat, 221 sayfa

Knut Hamsun – Rosa (2009)

‘Rosa’, Knut Hamsun’un en önemli yapıtları arasında yer alıyor.

Hamsun 1908’de yazdığı romanında, gezgin bir öğrenci olan Parelius’un, Norveç’in bir liman kentinde, güzel ve çekingen tavırlı Rosa’yla karşılaşmasını ve ikisi arasında yaşanan aşkı hikâye ediyor.

Hamsun, iki karakteri arasında yaşanan aşkı da, ekonomik etkenlerin insanlarda yarattığı sarsıntılar eşliğinde veriyor.

Bireyin, etrafını saran dünyanın saçmalığı ve anlamsızlığı karşısında, kendini maddiyata ve oburca zevklere kaptırması, bu sarsıntıların başında gelir.

Hamsun, iki karakterin narin, kırılgan aşkını, ekonomik dalgalanmaların insanların duygu dünyasında yarattığı dönüşümler ekseninde veriyor.

Behçet Necatigil’in usta işi çevirisiyle.

  • Künye: Knut Hamsun – Rosa, çeviren: Behçet Necatigil, Can Yayınları, roman, 194 sayfa

Behçet Necatigil – Evliyâ Çelebi (2015)

Behçet Necatigil’in kaynağını ‘Seyahatnâme’den alan, ilk kez 1966-67 yıllarında yayınlanmış 22 bölümlük radyo oyunu dizisi Evliyâ Çelebi basılmadan kalmış, unutulmuştu.

Bu kayıp hazine, nihayet okurlarıyla buluşuyor.

Necatigil burada, Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’deki inanılması güç anlatılarını ve Evliya Çelebi’nin uzak diyarlarda gözlemlediği alışılmadık olayları çalışmasının merkezine almış.

Semih Tezcan’ın sunuşuyla.

  • Künye: Behçet Necatigil – Evliyâ Çelebi, Everest Yayınları

Behçet Necatigil – Mitologya (2017)

Behçet Necatigil’in bu nitelikli eseri, hem Yunan ve Latin tanrılarının temel özelliklerini hem de farklı mitologyaların benzerlik ve farklılıklarını karşılaştırmasıyla bir rehber niteliğinde.

Kitabı benzer çalışmalardan ayıran yön, düz bir anlatım yerine sorulara verilen yanıtlarla yol alması.

Kitapta yanıtı verilen bazı sorular ise şöyle:

  • “Yunan ve Latin mitologyasını bilmek niçin gerekli?”
  • ‘İlk Türk mitoslarına hangi eserlerde rastlıyoruz?”
  • “İlk Türk destanları nelerdir?”
  • “Türk mitoslarını, eski destanlarımızın hiç değilse özetlerini toplu
  • halde nerelerde bulabiliriz?”
  • “Yunan ve Latin mitologyası ilk defa kimlerin, hangi eserlerinde
  • yazıya geçti?”
  • “Homeros ve Hesiodos’un kimlikleri konusunda neler biliyoruz?”
  • “Eserlerinde mitologyayı da işlemiş ilk Latin şairleri kimlerdir?”
  • ‘Yunan mitologyası ile Latin mitologyası arasında benzerlik var
  • mı?”
  • “Yunan mitologyasına göre dünya, evren nasıl yaratıldı?”

Künye: Behçet Necatigil – Mitologya, Yapı Kredi Yayınları, mitoloji, 148 sayfa

Wolfgang Borchert – Kapıların Dışında @CanYayinlari

‘Kapıların Dışında’, Wolfgang Borchert’in tek oyunu ve trajik bir tesadüfle, yazarın ölümünden bir gün sonra sahnelenmişti.

Anti militarist yönleri baskın olan oyun, savaştan dönen Beckmann’ın hikâyesini anlatıyor.

Beckmann, 2. Dünya Savaşı’nda her nasılsa hayatta kalabilmiş “şanslı” insanlardan biri olarak nihayet ülkesine geri döner.

Fakat ne yazık ki, arkasında bıraktığı hiçbir şey, eskisi gibi değildir.

Ne yaşadığı şehir, ne evi ne de eşi…

İşin trajik tarafı, bu değişim sadece fiziksel anlamda değildir.

İnsanlar da artık farklılaşmış, adeta Beckmann’ın tanıyamadığı bencil varlıklar haline gelmiştir.

Bu süreçte bunalıma giren kahramanımız, hayata karşı nihilist bir tutumun tüm kişiliğini adım adım ele geçirmeye başladığını keşfeder.

İkinci Dünya Savaşı’nın toplumda ve bireyde yarattığı devasa yıkımı yetkin karakter analizleriyle tasvir eden bir oyun.

Behçet Necatigil’in bir o kadar muhteşem çevirisiyle!

  • Künye: Wolfgang Borchert – Kapıların Dışında, çeviren: Behçet Necatigil, Can Yayınları, oyun, 120 sayfa

Ali Galip Yener – Şairin Sabrı (2012)

  • ŞAİRİN SABRI, Ali Galip Yener, Mühür Kitaplığı, eleştiri, 142 sayfa

‘Şairin Sabrı’, Ali Galip Yener’in muhtelif dergilerde yayımlanmış şiir incelemelerini barındırıyor. Burada, Mehmet Akif Ersoy’dan Süreyya Berfe’ye, her biri tanınmış on altı şairin Türkiye şiirindeki yerleri saptanıyor. Nazım Hikmet şiirinin algılanış sorunu; muhafazakârlık ve şiirde yerlilik; millilik bağlamında Yahya Kemal şiiri; Anday şiirinde mitolojik detaylar; şiirde narsizm ve Necatigil şiirinde “insan”; sol melankoli bağlamında Turgut Uyar şiiri; şiirde kır-kent ikilemi; Ahmet Oktay şiirinde intihar olgusu ve 1980 sonrası Türkiye şiirinde mistik, metafizik eğilimler, kitapta yer alan konulardan birkaçı.