Eda Çakmak – Kural Tanımayan Bir Moda Kılavuzu (2019)

Moda, dıştan bakıldığında estetik beklentilerimize yanıt verir, fakat özünde bizi belli kalıplara ve şablonlara mahkûm eder.

Modanın birinci hedefi başından beri hep kadınlardı.

Bundan elli yıl önce, feministlerin sutyenlerini yakması bu nedenle çok anlamlıdır.

Eda Çakmak’ın elimizdeki güzel çalışması ise, modaya ihtiyaç duyduğumuz bir pencereden, feminist bir çerçeveden bakmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

Çakmak, kendi kişisel moda macerasından yola çıkarak, sürekli değiştiği ve dönüştüğünü varsaydığımız modanın aslında ne kadar kendini tekrar ettiğini ve ne denli tutucu olabileceğini gösteriyor.

Çakmak buradan yola çıkarak feminist bir giyimin olmazsa olmazlarını, kendi özgün giyim tarzımızı yaratarak bize dayatılan kurallara ve dayatmalara nasıl karşı çıkabileceğimizi anlatıyor.

Kitap, Zeynep Özatalay’ın güzel ve aydınlatıcı çizimleriyle de zenginleşmiş.

  • Künye: Eda Çakmak – Kural Tanımayan Bir Moda Kılavuzu, çizimler: Zeynep Özatalay, Ayizi Kitap, moda, 64 sayfa, 2019
Reklamlar

Sofya Kurban – Cebimdeki Taşlar (2017)

‘Cebimdeki Taşlar’, Sofya Kurban’ın ikinci öykü kitabı.

Kurban’ın öykülerini özgün kılan hususların başında, dışarıdan bakıldığında çok da dikkat çekmeyen küçük anların, insanlar arasındaki iletişimin vardığı kimi zaman fazlasıyla ilginç olabilen durakların izini sürmesidir diyebiliriz.

Öykülerin bir diğer özelliği de, abartıdan uzak, oldukça yalın bir dille yazılmaları.

Kısa suskunluk anları, belli belirsiz jestler ve farklı anlamlar barındırabilen bakışlardan yola çıkan ‘Cebimdeki Taşlar’, gündelik hayatın hayhuyunda dönenip dururken, bir soluk alıp etrafımızda olup bitenlere bakmaya, yaşadığımız dünyaya ve iletişimde bulunduğumuz insan ve insanlara biraz daha özenle bakmaya davet ediyor.

  • Künye: Sofya Kurban – Cebimdeki Taşlar, Ayizi Kitap, Öykü, 120 sayfa, 2017

Nurşen Şenol Güllüoğlu – Mutfağın Hatıra Defteri (2017)

Nurşen Şenol Güllüoğlu bu nitelikli anlatısında, Ankara’nın güzel günlerinde geçen çocukluğuna dair hatıralarını, ailesinin ve akrabalarının birbirinden ilginç ve lezzetli yemek tarifleriyle harmanlayarak anlatıyor.

Güllüoğlu’nun çocukluğu, o zamanlar küçük bir memur semti olan Ankara’nın Yenimahalle semtinde geçti.

Kuşkusuz, pek çok yer gibi, Yenimahalle’nin de eski halinden eser yok şimdi.

Çocukluğun o büyülü dünyasını yeniden anımsamaya koyulan Güllüoğlu ise, kitabında her bir çocukluk anısı için bir yemek tarifi veriyor.

Kitap, tas kebabından kuru kayısı tatlısına, büzeydenden kâğıt helva pastasına, yaprak kereviz tatlısından mahlepli çöreğe ve yenge usulü spagettiye, tam on sekiz yemek tarifi barındırıyor.

Birbirinden lezzetli yemek tarifleri barındırması bir yana, bu toprakların özgün yemek kültürü ve okurken ziyadesiyle keyif verecek ayrıntılar eşliğinde Ankara’nın bir döneminden enstantaneler vermesiyle de ilgi çekebilecek bir kitap.

  • Künye: Nurşen Şenol Güllüoğlu – Mutfağın Hatıra Defteri, Ayizi Kitap, yemek, 144 sayfa, 2017

Pınar ilkiz – Hakikaten: Sevin Okyay Anlatıyor (2017)

“Hakikaten” lafını çok seven ve sıklıkla kullanan Sevin Okyay, yalnızca bir sinema yazarı değil, aynı zamanda usta bir çevirmen, caz müzik ve spor yorumcusu olarak da gönlümüzde taht kurmuş, Türkiye’nin en üretken yazarlarından.

Pınar İlkiz’in sorularıyla yol alan bu nehir söyleşi ise, Sevin Okyay’ın dünyasına dair bilinmeyenleri, onun bir insan, entelektüel ve kadın olarak portresini sunuyor.

Okyay’ı bilenler bilir; kendisi yazılarıyla bile insana keyif bulaştıran bir isim.

Kitabı okurken ilk fark ettiğimiz şey de kendisinin bu hususiyetinden hiçbir şey kaybetmediğidir.

Söyleşi boyunca Okyay’ın kültürel, sanatsal, entelektüel, yazınsal ve sportif dünyasında adım adım ilerliyoruz, böylece bir anlamda bellek de tazelemiş oluruz.

Öte yandan söyleşinin, Sevin Okyay’ın çocukluğuna, yetişme çağlarına, beslendiği kaynaklara ve özellikle de ailesinin kendisi üzerinde bıraktığı, Okyay’ı Okyay yapan silinmez etkileri görünür kılmasıyla ayrıca önemli olduğunu söylemek lazım.

  • Künye: Pınar ilkiz – Hakikaten: Sevin Okyay Anlatıyor, Ayizi Kitap, söyleşi, 216 sayfa

Nedret Güvenç – Kendini Arayan Yıldız (2017)

Nedret Güvenç, sesiyle, duruşuyla, tavrı ve oyunculuğuyla en özgün kadın tiyatro, sinema ve dizi oyuncularımızdan.

Kendisi, henüz 14 yaşında bir öğrenciyken tiyatroyla tanışmış ve ondan sonra da bir ömür boyunca tiyatroyla tutkulu bir birliktelik geçirmiş.

Şu ana kadar 200’den fazla oyunda rol almış, pek çok tiyatro oyunu yönetmenliği yapmış Güvenç’in, aynı zamanda öykü ve deneme kitapları da bulunuyor.

İşte Güvenç bu kitabında da, tiyatroyla bir baştan diğer başa kuşatılmış hayatının dönüm noktalarını anlatıyor.

Yazar, İzmir’deki çocukluğundan büyüdüğü çevreye, tiyatroyla ilgilenmeye başladığı zamandan rol aldığı ilk oyunlara, sanat dünyasında tanımış olduğu önemli şahsiyetlerden beraber çalıştığı tiyatrocu arkadaşlarına, hayatının pek çok bilinmeyenini bizimle paylaşıyor.

Güvenç’in 1940’lı yıllardan bugüne uzanan anıları, aynı zamanda Türkiye yakın tarihinin özgün bir fotoğrafını çekmesiyle de önemli.

  • Künye: Nedret Güvenç – Kendini Arayan Yıldız, Ayizi Kitap, anı, 360 sayfa

Burcu Hatiboğlu – İmkânsız Medeniyet (2017)

  • İMKÂNSIZ MEDENİYET, Burcu Hatiboğlu Eren, Ayizi Kitap, inceleme, 144 sayfa

Kentsel dönüşüm, bilhassa AKP’nin iktidar yıllarında yoğunluklu olarak gündemimizde yer aldı ve göründüğü kadarıyla uzun bir süre de böyle olmaya devam edecek. Türkiye’nin her tarafının “dönüştüğü” bu sürecin, esasında açık bir rant mekanizması olduğu açık bir biçimde görülüyor. Bu kitap ise, kentsel dönüşüme farklı bir pencereden, kadınların gözünden bakıyor. TOKİ’nin Ankara’da yaptığı Aktaş Mahallesi’nden kadınların deneyimine dayanan kitap, gecekonduların çok katlı ve karmaşık TOKİ binalarıyla yer değiştirmesinin kadınların cephesinden nasıl göründüğünü gözler önüne seriyor. Eskiden bahçeli, ferah evlerin olduğu mahallelerde yaşamış kadınlar, bahçesi dahi olmayan, içine kapalı bu “steril” mekânların hayatlarını nasıl dönüştürdüğünü, kendilerini nasıl yabancılaştırdığını anlatıyor.

Ayşe Başak Kaban – Ben, Kendim ve Bergen (2012)

  • BEN, KENDİM VE BERGEN, Ayşe Başak Kaban, Ayizi Kitap, öykü, 144 sayfa

 BEN

‘Ben, Kendim ve Bergen’, Ayşe Başak Kaban’ın ilk kitabı. Kendisini kutluyoruz. Kaban buradaki öykülerinde, varoluşa, modern bireyin çıkmazlarına odaklandığı kadar, toplumun mağdur kesimlerinin dertlerini de konu ediniyor. Yazar, kitaba adını veren öyküde ise, iki kadının yaşadıkları yoluyla Türkiye’de kadın olmanın zorluklarını trajikomik bir üslupla anlatıyor. “Acıların kadını” Bergen ile anlatıcının esprili diyaloglarıyla ilerleyen öykü, iki kadının, bir yandan televizyon izlerken, öte yandan erkeklerden yana pek şanslı olmayan geçmişleri konusunda dertleşmelerini, yaşadıkları ataerkil toplumla yüzleşmelerini işliyor.