Ümit Kurt – Antep 1915: Soykırım ve Failler (2018)

1915’te Antep’de, birçok Ermeninin ölümüyle sonuçlanan tehcir sürecinde neler yaşandı ve bunda kimler nasıl roller üstlendi?

Ümit Kurt, bu değerli çalışmasında, hem soykırımın izlerini takip ediyor hem de bunda önemli roller üstlendiğini söylediği üç failin; Ali Cenani Bey, Ahmet Faik Erner ve Mehmet Yasin Sani Kutluğ’un dünyasına iniyor

“Belirli koşullar, belirli bir politik iklim ve atmosferde sıradan insanları sıradışı ve örgütlü bir kötülüğün uygulayıcısı yapabilirdi.” diyen Kurt, Ermeni katliamına giden korkunç yolda, bu üç faili harekete geçiren saiklerle katliamın korkunç sonuçları üzerine derinlemesine düşünüyor.

Yazar, alışıldığı gibi “milli görev” yerine getirdikleri bahanesinin ardına sığınan faillerin, asıl sebep ve sonuçları nasıl gizlediğini gözler önüne serdiği gibi, Antep İttihat ve Terakki Kulübü’nün üyeleriyle Antep’in ileri gelenlerinin bu suçtaki ortaklıklarını açık seçik ortaya koyuyor.

Belgeler ve faillerin aileleriyle yapılan görüşmelere dayanan kitap, 1915 Ermeni soykırımının, Antep özelinde sağlam bir incelemesi olarak okunmalı.

  • Künye: Ümit Kurt – Antep 1915: Soykırım ve Failler, İletişim Yayınları, tarih, 215 sayfa, 2018
Reklamlar

Başrahip Der Nerses Babayan – Günlüğümden Sayfalar (2017)

1887’de Antep’te doğan ve 1913’te rahip olan Der Nerses Babayan, 16 Mayıs 1915 tarihinde tutuklanır ve Birecik’te hapsedilir.

Halkının diğer üyelerinin aksine, bir şekilde soykırımdan kurtulan Babayan, ölüm kalım savaşı vereceği zorlu bir sürgüne gönderilir.

Ümit Kurt’un derlediği ve çevirdiği bu günlük ise, başrahibin bu korkunç süreçte yaşadıklarının bir belgeseli.

Kendisi ve ailesiyle beraber, binlerce Ermeni’yle birlikte sürgüne gönderilen Babayan, bu dönemde tanık olduğu zulümleri ve gaddarlıkları gün gün kayıt altına almış.

Mısır’a bağlı Port Said’deki mülteci kampında on beş ay geçiren Babayan, burada yaşadıklarını ayrıntılı olarak günlüğüne kaydetmiş.

Bu günlüğü önemli bir tarihi belge kılan yönü ise, Antep Harbi’ne dair çok önemli veriler barındırması.

1 Nisan 1920’de başlayıp, Fransızların Antep’i Aralık 1921’de boşaltmasıyla son bulan Antep Harbi’ni adım adım takip eden Babayan, bu savaşın Ermeniler açısından nasıl başlayıp sona erdiğini kapsamlı bir şekilde anlatıyor.

Kitabın, Antep Harbi’ne dair, literatüre Ermenice kaynaklardan kazandırılan ilk eserlerden olduğunu özellikle belirtelim.

  • Künye: Başrahip Der Nerses Babayan – Günlüğümden Sayfalar, derleyen ve çeviren: Ümit Kurt, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, günlük, 112 sayfa, 2017

Lütfiye Aydın – Anka Kentim Antep’im (2008)

Lütfiye Aydın imzalı ‘Anka Kentim Antep’im’, yazarının kişisel dünyası ekseninde, bir şehrin tarihini, coğrafyasını ve kültürünü anlatıyor.

Aydın’ın yıllar önce Antep üzerine kaleme aldığı bir senaryo, bazı aksaklıklar nedeniyle filme çekilememiş.

İşte bu kitap, o filme geçmeyen Antep’i, çok boyutlu, ona belli bir mesafe koymadan, oralı bir yazarın dünyasından dile getiriyor.

Kitapta, Antep Müzesi’ndeki Fırtına Tanrısı heykelinden Uzun Çarşı’nın filozof ustalarına, yöre folklorundan meşhur mutfak kültürüne kadar birçok konu okurun karşısına çıkıyor.

Aydın, eski Antep ile günümüzün Antep’ini ele alırken, kente dair çocukluğundan kalan anımsamalara da sıklıkla başvurarak metnini zenginleştiriyor.

  • Künye: Lütfiye Aydın – Anka Kentim Antep’im, Heyamola Yayınları, şehir, 324 sayfa

William John Childs – Yürüyerek Anadolu: Samsun-Halep, 1911-1912 (2017)

William John Childs, ilginç bir sima.

Kendisi, Britanya Amirallik Dairesi’nde istihbarat subayıydı.

Childs’ın asıl ilginç yanı ise, kendisinden önceki seyyahların aksine, Anadolu yolculuğunu yürüyerek gerçekleştirmesi.

Yazarın ‘Yürüyerek Anadolu’ isimli bu kitabı, onun 1911-1912 yılları arasında beş aylık bir dönemde yaklaşık 2 bin kilometreyi bulan Anadolu yolculuğuna dair izlenimlerinden oluşuyor.

Trablusgarp Savaşı’nın yaşandığı bu dönemde Childs, önce bir gemiyle Samsun’a gider ve oradan da yanında eşyalarını taşıyan bir yük beygiri ve onun sürücüsüyle birlikte Anadolu’nun içlerine, oradan Halep’e ve Kırıkhan’a doğru yol almaya başlar.

Childs’ın asıl amacı elbette Britanya adına istihbarat toplamaktı.

Fakat kitap hem renkli anlatımı hem de dönemin iyi bir tanıklığına sunmasıyla, her şeyden önce değerli bir tarihi belge.

Yazar anlatısında, dönemin Osmanlı kent ve kasabalarına, toplumsal hayatına dair gözlemlerini paylaştığı gibi, Türklerin Çerkez, Laz, Ermeni ve Rum halklarıyla ilişkilerinin nitelikli bir fotoğrafını da çekiyor.

Kitabı önemli kılan bir diğer husus da, o dönemde etkileri yoğun olarak hissedilen Müslüman-Hıristiyan ve özellikle de Müslüman-Ermeni ilişkilerindeki gerilimleri saptaması.

Kitapta, Childs’ın kendi çektiği 62 fotoğrafın yer aldığını da belirtelim.

  • Künye: William John Childs – Yürüyerek Anadolu: Samsun-Halep, 1911-1912, çeviren: Füsun Tayanç ve Tunç Tayanç, Kitap Yayınevi, tarih, 438 sayfa

Mehmet Nuri Gültekin (der.) – “Ta Ezelden Taşkındır…”: Antep

  • “TA EZELDEN TAŞKINDIR…”: ANTEP, derleyen: Mehmet Nuri Gültekin, İletişim Yayınları, şehir, 657 sayfa

 

Mehmet Nuri Gültekin’in derlediği eldeki çalışma, Antep imgesinin izini sürüyor. Kitap, iki edebiyatçının, Orhan Kemal ve Ahmet Ümit’in anılarındaki Antep’le açılarak, şehrin 1920’lerin sonundan günümüze kadarki dönüşümünü kayıt altına alıyor. Kitabın ikinci bölümünde Antep’in dününe, üçüncü bölümde de, şehirdeki ekonomik, siyasî, kültürel ve demografik dönüşümlere odaklanılıyor. Kitabın devamında, şehirdeki kadın ve çocukların karşı karşıya bulunduğu sorunlar irdeleniyor ve çalışmanın son bölümde de, Gaziantepspor üzerinden kentteki futbol ve spor etkinlikleri, Antep’in yemek kültürü ve şehirdeki sivil toplum çalışmaları irdeleniyor.