Kolektif – Estetik Üzerine Yazılar (2019)

Hem çeviri hem de telif yazıları bir araya getiren bu güzel derleme, estetik konusunda Türkçe felsefe literatürüne katkı sunacak türden.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, Baumgarten’dan postmodern döneme uzanarak öznenin estetik kavrayışı üzerine çeşitli düşünürleri ve kavramlarını yorumluyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Hegel’de özne-nesne birliği arayışında sanatın rolü,
  • Hume’un estetiğinde beğeninin ölçütü,
  • Fichte ve Alman romantisizmi,
  • Nietzsche’nin perspektifinden ‘güzel’in ölçütü olarak “güç istemi”,
  • Sanatta postmodern obje kavrayışı,
  • Baumgarten’dan Kant’a estetikteki dönüşüm…

Çalışmanın bir diğer önemli özgünlüğü ise, çağımızdaki haliyle estetiği daha iyi kavramak için estetik alanına giren kavramların tarihsel bağlamını aydınlatması.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Alexander Gottlieb Baumgarten, Gamze Keskin, Nurten Öztanrıkulu Özel, Friedrich Schiller, Nil Avcı, Berk Özcangiller, B. Utkan Atbakan ve Oktay Taftalı.

  • Künye: Kolektif – Estetik Üzerine Yazılar: Baumgarten’dan Postmodernizme, editör: Gamze Keskin, Alfa Yayınları, estetik, 276 sayfa, 2019

Erol Mütercimler – Ertuğrul Faciası (2010)

Erol Mütercimler ‘Ertuğrul Faciası’nda, Türk-Japon dostluğunun bir simgesi haline gelen Ertuğrul Fırkateyni’nin 16 Eylül 1890 tarihinde, Japon denizinde batışının hikâyesini anlatıyor.

Dört bölümden oluşan kitabında Mütercimler, Japonya’nın Osmanlı Devleti ile ilişki kurması; Japonya’nın Batı’ya açılması ve sömürgeci bir devlet olma süreci; II. Abdülhamid’in denizciliğe bakışı ve dış politikası; Ertuğrul Fırkateyni’nin sefer hazırlıkları, Japonya’ya varışı ve ardından yaşanan facia gibi konuları, ayrıntılı bir şekilde ele alıyor.

Yazar, bu konuların yanı sıra, Ertuğrul Fırkateyni’nin Türk-Japon ilişkilerindeki yerini irdeliyor ve faciaya dair bilinmeyenleri okurlarıyla paylaşıyor.

  • Künye: Erol Mütercimler – Ertuğrul Faciası, Alfa Yayınları, tarih, 368 sayfa

Johan Huizinga – Ortaçağın Sonbaharı (2019)

Johan Huizinga’nın, 20. yüzyılın en önemli tarihi klasiklerinden biri olan ‘Ortaçağın Sonbaharı’, yeni çevirisiyle raflardaki yerini aldı.

Huizinga burada, Ortaçağ’ın kapanışı olan on dört ve on beşinci yüzyılların harikulade bir fotoğrafını çekiyor.

Yazar, Van Eyck kardeşler ve onların çağdaşlarının gerçek sanat anlayışlarını kavrama, yani bu sanat anlayışını o dönemin tüm hayatıyla bağlantısı içinde değerlendirerek anlamını kavramaya girişiyor.

Huizinga’ya göre, söz konusu çağın uygarlığının değişik tezahürlerinin ortak özelliği, gelecek için taşıdıkları tohumlardan ziyade geçmişle olan bağlantılarında yatıyor.

Yazar Ortaçağ’ın son dönemlerini yalnızca sanatçılar değil, ilahiyatçılar, şairler, tarihçiler, prensler ve devlet adamlarının gözünden de dönemin zihniyet anlayışını farklı yönleriyle irdeliyor.

  • Künye: Johan Huizinga – Ortaçağın Sonbaharı: 14 ve 15. Yüzyılda Fransa ve Hollanda’da Yaşam, Düşünce ve Sanat Formlarına Dair Bir İnceleme, çeviren: Orhan Düz, Alfa Yayınları, 407 sayfa, 2019

Birsen Başar – Ben de Artık Fark Edilmek İstiyorum (2018)

1986 doğumlu Birsen Başar’a, yirmi bir yaşındayken otizm teşhisi kondu.

‘Ben de Fark Edilmek İstiyorum’ başlıklı elimizdeki çalışma, Başar’ın, kişisel olarak yaşadıkları aracılığıyla, insanları otizm ve etkileri konusunda bilinçlendirme çabasının bir ürünü.

Kitabına, 2007 yılında otizm teşhisi almasıyla başlayan Başar, bu hastalık nedeniyle yaşadığı kötü durumları, yalnızlığı; konuşmak ve kendini ifade etmek konusunda karşı karşıya kaldığı zorlukları anlatıyor.

Türkiye’de tanı konulmuş ve bilinen yetişkin otistiklerin olmadığını söyleyen Başar’ın çalışması, bu hastalığa dair farkındalık yaratma çabasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor diyebiliriz.

  • Künye: Birsen Başar – Ben de Artık Fark Edilmek İstiyorum: Yetişkin Bir Otistik’in Güncesi, Alfa Yayınları, günlük, 166 sayfa, 2018

Vitruvius – Mimarlık Üzerine (2019)

Vitruvius’un ‘De Architectura’ adlı bu eseri, mimarlık üzerine yazılmış en eski ve en kapsamlı eserlerdendir.

Roma dönemindeki mimarlık sanatının teorisi ve pratiği konusunda tam bir hazine olan ve Çiğdem Dürüşken’in usta işi çevirisiyle Türkçeye kazandırılmış on kitaplık bu külliyat, yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Batı mimarlık tarihinin antikçağdan günümüze kalan tek kitabı olan ‘Mimarlık Üzerine’, o dönemde mimarlık mühendisliği de içerdiğinden mühendislik tarihinin de tek eseri olarak kabul ediliyor.

Kitapta,

  • Mimarın eğitimi,
  • Mimarlığın temel ilkeleri,
  • Kent arazisinin özellikleri,
  • Kentsel dönüşüm,
  • Kent duvarlarının yapımında dikkat edilmesi gerekenler,
  • Sokakların yönleri,
  • Kamu yapılarının arazileri,
  • Konutun kökeni,
  • Yapıda kullanılacak tuğla, kum, taş ve kereste gibi malzemelerin seçimi,
  • Duvar örme yöntemleri,
  • Tapınaklar, hamamlar ve tersaneler gibi yapıların tasarımı, temelleri ve altyapılarının oluşturulması,
  • Konut yapımında iklimin etkisi,
  • Odaların doğru cephelerinin nasıl bulunacağı,
  • Yağmur sularının doğru şekilde kullanımı,
  • Ve bunun gibi pek çok konu açıklanıyor.

Künye: Vitruvius – Mimarlık Üzerine, çeviren: Çiğdem Dürüşken, Alfa Yayınları, mimari, 456 sayfa, 2019

David Woodruff Smith – Husserl (2019)

Edmund Husserl elbette ki fenomenolojinin kurucusu olarak bilinir.

Bununla birlikte, Husserl’in sisteminin mevcut yorumunda fenomenoloji, sistemin tek temeli olarak yalnız başına değildir; mantık, ontolojisi gibi başka ilkelerle karşılıklı ilişki içindedir.

İşte David Woodruff Smith’in bu enfes çalışması da, Husserl’in fenomenolojisinin gelişimini mantık, ontoloji, epistemoloji ve etik teorileriyle ilişkili olarak sunan, tüm felsefi sistemi üzerine yapılan derinlemesine bir çalışma.

Woodruf kitabına, insani yönüyle Husserl’i, onun yaşamını, eserlerini ve önemini tanıtarak başlıyor.

Kitabın devam eden bölümlerinde ise,

  • Husserl’in felsefi sisteminin temel bölümleri ve bunların birbirleriyle nasıl çalıştıkları,
  • Husserl’in “saf mantık” anlayışının, özellikle daha sonra semantik ve meta-matematik olarak adlandırılan alanlara yönelik öngörüsü,
  • Husserl’in ontoloji hakkındaki görüşleri,
  • Husserl’in fenomenoloji formülasyonu,
  • Husserl’in bilgi teorisiyle, genelleştirilmiş “görü” veya apaçıklığa dayalı deneyim öğretisi,
  • Husserl’in fenomenolojisi ve ona eşlik eden öğretileri kadar iyi bilinmeyen etiğin temeli hakkındaki görüşleri,
  • Ve Husserl’in 20. yüzyıl felsefesindeki rolü ele alınıyor.

Künye: David Woodruff Smith – Husserl, çeviren: Seçim Bayazıt, Alfa Yayınları, felsefe, 610 sayfa, 2019

Nurdoğan K. Gülen – Şuppiluliuma (2010)

Nurdoğan K. Gülen’in tarihi denemelerini bir araya getiren ‘Şuppiluliuma’, Hititlerin ünlü kralının izini sürerek, okurunu tarih içinde bir yolculuğa çıkarıyor.

Tarihi bir karakter üzerinden insan doğasını irdeleyen yazar, Şuppiluliuma’nın Anadolu’da verdiği savaşı, Anadolu ve Ortadoğu’da savaşlarla yol almaya çalışan medeniyetleri, kraliçe ve prenses evliliklerini, Mısır’da tek tanrılı dinin ortaya çıkışını, saraylardaki entrikaları ve köleleştirilen halkları anlatıyor.

Tarih yazmak yerine, Anadolu’nun en eski dönemlerinden birine insanın doğasını merkeze alarak yaklaşmayı tercih eden Gülen’in çalışması, tarihi kaynakları yorumlayarak, dönemin sosyal dokusunun ve insan düşüncesinin izini sürüyor.

  • Künye: Nurdoğan K. Gülen – Şuppiluliuma, Alfa Yayınları, deneme, 349 sayfa