Abdullah Aysu – Kooperatifler (2019)

Kooperatifler, yaşamı ve geleceği dayanışmayla yaratmanın en güzel örnekleridir.

Egemenler ve para babaları tarafından sürekli engellenmesinin, içinin boşaltılmasının asıl sebebi de budur.

Kooperatifler tarladan çatalımıza uzanan gıdayı, aracılar, simsarlar ve çıkar grupları olmadan birebir onu üretenden alarak bize ulaştırır.

Abdullah Aysu da bu enfes çalışmasında, yemek yemenin de kooperatif kurmanın da tamı tamına politik bir eylem olduğu gerçeğinden yola çıkarak hem kooperatifin neden vazgeçilmez olduğunu ortaya koyuyor hem de Türkiye’deki kooperatif deneyimini ayrıntılı bir şekilde izliyor.

İlk olarak ülkenin çeşitli yerlerinden yaşanmış kooperatif deneyimlerini özetleyen Aysu, ardından da kırsal üretim ya da kentsel gıda tüketimi konusunda bugün neler yapabileceğimiz üzerine derinlemesine düşünüyor.

Başka bir dünyanın mümkün olduğu üzerine düşünenlerin, fikir yürütenlerin ve eyleme geçenlerin muhakkak edinmesi gereken bir kitap.

  • Künye: Abdullah Aysu – Kooperatifler, Yeni İnsan Yayınevi, inceleme, 134 sayfa, 2019

Abdullah Aysu – Gıda Krizi (2015)

Her geçen gün derinleşen gıda krizi, özellikle yoksul kesimleri vuruyor.

Abdullah Aysu’nun bu kitabı da, gıda fiyatlarındaki, kapitalist küreselleşmenin neden olduğu artışların yarattığı kriz; sermayenin sömürdüğü doğada oluşan ve oluşmaya devam eden tahribatın muhtemel sonuçları; başka bir tarım, gıda ve yaşamın imkânları üzerine düşünmek isteyenlere hitap etmekte.

Kitap üç bölümden oluşuyor.

Birinci bölümünde gıda fiyatlarındaki, serbest piyasanın (kapitalist küreselleşmenin) neden olduğu artış, “Küresel Gıda Krizi” başlığı altında nedenleriyle birlikte ele alınıyor.

İkinci bölümde sermayenin yeni birikim alanı olarak gördüğü ve şuursuzca sömürmeye giriştiği doğada oluşan ve oluşmaya devam eden ekolojik tahribatın muhtemel sonuçlarının üzerindeki perde kaldırılmaya çalışılıyor.

Üçüncü bölümde ise, toplumsal muhalefet örgütlerinin ve hükümetlerin gıda güvenliği limitlerinin ötesine geçerek düşünmeleri ve başka bir tarım, gıda ve yaşam hayal edebilmeleri için devrimci bir kavram olan gıda egemenliği tartışmaya açılıyor.

  • Künye: Abdullah Aysu – Gıda Krizi, Metis Yayınları, ekoloji, 312 sayfa, 2015

Abdullah Aysu – SU: hayat veren 2 damla (2018)

Hayat suda başladı ve hayatın devam etmesi de ancak suyun varlığıyla mümkün.

Fakat suyumuz gün geçtikçe elimizden akıp gidiyor.

Son 200 yılda, doğanın milyarlarca yıllık su birikimini sanayi çöpleriyle kirlettik.

Daha da kötüsü, son 25 yılda iklim değişti ve bununla paralel olarak su döngüsü de bozulmaya başladı.

Hava gibi, doğanın ürünü olan ve tüm varlıkların hakkı olan su, artık şişelenip satılır duruma geldi.

Artık suyumuzu, hayatımızı kurtarmamızın zamanı geldi de geçiyor.

Fakat bundan önce, bunu nasıl yapacağımızı öğrenmemiz gerekiyor.

Ekoloji ve tarım alanında yaptığı muazzam çalışmalarla bildiğimiz Abdullah Aysu’nun genç okurlar için kaleme aldığı bu kitabı, hem suyumuzu hem de ekolojik dengeyi nasıl koruyacağımızı açık seçik bir üslupla anlatıyor.

Aysu kitabında, şöyle diyor:

“Ben suyum. Çocuklar ve gençler tarafından barış için kullanılacağımı biliyorum. Ben suyum, tıpkı çocuklar ve gençler gibi geçmişten kalan bir şey değil geleceği simgeleyen bir ümidim.”

  • Künye: Abdullah Aysu – SU: hayat veren 2 damla, Epos Yayınları, gençlik, ekoloji, 80 sayfa, 2018

Abdullah Aysu – Modern Dünyada Tarım ve Özgürlük (2018)

Bugün dünyamız, yalnızca işsizlik ve yoksulluğun artması gibi büyük sorunlarla uğraşmıyor.

Son yıllarda, buna açlık ve beslenme yetersizliği de eklendi ki, bu çok daha geniş bir kesimi etkileyen büyük sorunlardandır.

Yakın zamanda burada, Leandro Vergara-Camus imzalı ‘Toprak ve Özgürlük’ adlı kitabı göstermiştik.

Camus, söz konusu kitabında, Brezilya’nın Topraksız İşçi Hareketi (MST) ile Zapatist hareketi kapsamlı bir şekilde karşılaştırmış ve bu iki hareketin küreselleşen bir dünyada bizim için ne gibi mücadele olanakları sunduğunu tartışmıştı.

Abdullah Aysu’nun bu çalışması da, Türkçede MST konusunda yapılmış ilk çalışma olmasıyla büyük öneme haiz.

Kitap, hem topraksızlaştırılan köylülere, hem işsizleştirilen işçilere, hem de toprakları ellerinden alınmaya çalışılan köylülere dayanan ve mücadelesinin en belirgin yönü, toprakları “işgal” etme ve yerleşme olan MST’yi geniş bir çerçevede ele alıyor.

Aysu, bu hareket üzerinden, doğanın talanına ve bu talana eşlik eden kültürün talanına karşı doğayı nasıl toplumsallaştırabileceğimizi, Brezilya’nın yirmi üç eyaletinde 1,5 milyondan fazla kır yoksuluyla birlikte hareket eden Topraksız Kır İşçileri’nin birebir deneyimlerini izleyerek tartışıyor.

Topraksız Kır İşçileri,

  • Büyük bedeller ödeyerek kurdukları yerleşimler ve kamplarda kendi geçimlerini sağlamaya çalışıyorlar.
  • Geçimlerini hayvancılıkla ve meyve-sebze-hububat üreterek sağlamaya çalışıyorlar.
  • Kurdukları üretim ve tüketim kooperatifleriyle sömürü düzeninden kaçınıyorlar.
  • Eğitim kurumları inşa etmişler: Çocukları için kreş, okul açmışlar, gençleri için eğitim merkezleri kurmuşlar.
  • Meslek edindirme kursları açmışlar, organik gıda ve tarım eğitimleri veriyorlar.

Özetle, Topraksız Kır İşçileri Hareketi; doğayı ve insanı serbest sömürü alanı dışına çıkarma mücadelesi veriyor ve bu konuda oldukça da büyük başarı kaydettikleri ortada.

Aysu da, bu başarılı örnekleri tek tek gösteriyor ve bizi de toprağımıza, doğamıza, ekmeğimize ve yaşamımıza sahip çıkmaya davet ediyor.

  • Künye: Abdullah Aysu – Modern Dünyada Tarım ve Özgürlük: MST, Topraksız Kır İşçileri, Epos Yayınları, inceleme, 219 sayfa

Kolektif – Köylülükten Sonra Tarım (2014)

Osmanlı’dan günümüze Türkiyeli çiftçinin ilgası ve tarım alanlarındaki şirketleşmenin seyri, bu kitabın konusu.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, endüstriyel tarım düzeninin göstergelerini, Anadolu’da ataerkil tarımın özgünlüklerini, mülksüzleşme ve göçü, tarım alanındaki devlet müdahalelerinin yarattığı dönüşümü kapsamlı bir şekilde tartışıyor.

  • Künye: Kolektif – Köylülükten Sonra Tarım, derleyen: Abdullah Aysu ve M. Serdar Kayaoğlu, Epos Yayınları

Kolektif – 2000’li Yıllarda Türkiye’de Sendikacılık: Zorluklar, Eğilimler, Olanaklar (2017)

AKP’nin iktidarında, Türkiye’de başka birçok alanda olduğu gibi, sendikacılık alanında da büyük dönüşüm ve değişimler yaşandı.

Bu dönemde iktidara yakın sendikalar, üye sayıları itibariyle tarihte görülmemiş oranlara ulaştı.

İşte, alanında uzman pek çok ismin katkıda bulunduğu bu kitap, 2000’li yıllarda Türkiye’de sendikal faaliyetlerin karşı karşıya kaldığı zorlukları ve yeni eğilimleri kayda alıyor, güçlü bir sendikal hareketin imkânlarını tartışıyor.

  • AKP döneminde artan anti-demokratik hareketler sendikal örgütlenmeyi nasıl sekteye uğrattı?
  • AKP, kendisine yakın sendikaların ortaya çıkmasına ve onların örgütlenmesine, gelişip serpilmesine ne gibi kolaylıklar tanıdı?
  • DİSK ve KESK başta olmak üzere, muhalif sendikalar bu dönemde nasıl engellendi ve bunun sonucunda nasıl kan kaybetti?

Kitap, bu ve bunun gibi akla gelebilecek birçok soruya yanıtlıyor, bu bağlamda sendikaların bu zorlu süreçten nasıl çıkabileceklerini tartışıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Abdullah Aysu, Aziz Çelik, Betül Urhan, M. Hakan Koçak, Özgür Müftüoğlu, Yıldırım Koç, Yüksel Akkaya, Cemal Yıldırım, Mahmut Konuk, Ömer Faruk Kök ve Veli Saçılık.

Künye: Kolektif – 2000’li Yıllarda Türkiye’de Sendikacılık: Zorluklar, Eğilimler, Olanaklar, derleyen: M. Serdar Kayaoğlu, Epos Yayınları, siyaset, 337 sayfa