Françoise Dastur – Ölümle Yüzleşmek (2019)

İnsan, ölümün bilincindedir ki, en büyük trajedisi de budur.

Bunun sonucu olarak da felsefenin ezelden beri üzerinde en çok tartıştığı konulardan biri, şüphesiz ölümdür.

Peki, ölümle nasıl yüzleşiriz, neden ölümle yüzleşme cesareti gösterebilmeliyiz?

Ve daha da önemlisi, felsefe biz ölümlülere, ölümle yüzleşmenin yollarını sunabilir mi?

Françoise Dastur’un bu kısa ama çarpıcı metni, tam da bu soruların yanıtlarını aramasıyla önemli.

Dünyada var olmadığımızı hayal bile edemiyorsak, kendi ölümümüzle nasıl bir bağlantı kurabiliriz?

Bu yaman sorunun yanıtını arayanlar, ‘Ölümle Yüzleşmek’i muhakkak okumalı.

Kitaptan iki alıntı:

“Ruhun ölümsüzlüğüne olan inanç, ‘aydınlanmış’ modern çağda ne pahasına olursa olsun defedilmesi gereken salt metafizik bir hipotez ya da ideolojik bir üstyapı değildir.”

“Nasıl ki doğmuş olmak, her birimiz için pek çok belirlenimi ister istemez miras almak anlamına geliyorsa, gelmekte olan ölümümüzle de öyle yüzleşmeye mecburuz.”

  • Künye: Françoise Dastur – Ölümle Yüzleşmek: Felsefi Bir Soruşturma, çeviren: Sinan Oruç, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 64 sayfa, 2019
Reklamlar

Zafer Balpınar – İsrail Perspektifinden İki Devletli Çözüm (2019)

Bölgesel ve uluslararası konjonktür, uzun sürmüş İsrail-Filistin sorununun aşılmasında, bugün iki devletli çözümden yana.

Zafer Balpınar da bu önemli çalışmasında, İsrail’in Filistin tarafıyla barışı sağlayacak iki devletli çözüme İsrail’in kendi perspektifinden nasıl baktığını irdeliyor.

Balpınar kitabının ilk bölümünde, Filistin’in müstakbel Yahudi yurdu olarak belirlenmesi sonrasında Filistin coğrafyasına gelmeleriyle birlikte bölgede yaşayan yerel Arap halkla temasını, birlikte yaşama sorununu çözmeye yönelik arayışlarını, uluslararası aktörlerin meseleye müdahil olmasını, Yahudilerin bölgedeki dinamikleri kendi lehlerine çevirme çabalarını, büyük güçlerin iradesinin aksine çıkarlarını koruma mücadelesini, sunulan çözüm önerilerine yaklaşımlarını, barışçıl çözüme yönelik lehte ve aleyhteki Yahudi düşüncelerini ve bunun gibi önemli konuları tartışıyor.

Kitabın ikinci bölümünde, iki devletli çözüm siyasi liderlerin görüşleri ve eylemleri bağlamında ele alınıyor.

Balpınar burada, İzak Şamir, İzak Rabin, Ehud Barak, Ariel Şaron, Ehud Olmert ve Binyamin Netanyahu’nun siyasi tutumları, Oslo süreci öncesi ve sonrasında İsrail’in iki devletli çözüm anlayışına yön veren köşe taşı aktörler olarak irdeliyor.

Kitabın analiz bölümünde ise, İsrail’in tek devlet ve iki devlet seçenekleri arasında yaşadığı gel-gitler, din-toprak-kimlik ilişkisinin çözüm arayışındaki yeri, İsrail’in iki devletli çözüme tehdit ve avantaj açılarından bakışı, çözüme yönelik kolaylaştırıcı ve zorlaştırıcı faktörler, İsrail’in siyasi dinamiklerinin çözüme olan etkisi, Filistinlilerin çözüm ortağı olarak ele alınma şekli ve bunun gibi konular ele alınıyor.

  • Künye: Zafer Balpınar – İsrail Perspektifinden İki Devletli Çözüm, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 532 sayfa, 2019

Bronislaw Malinowski – Yabanıl Toplumda Suç ve Gelenek (2019)

Trobriand adası yerlilerini inceleyerek, ilkel kabilelerdeki toplumsal işleyişi ayrıntılı bir şekilde ortaya koyan bir düşünce klasiği.

Yerlilerde geleneklere uyma, ekonomik yükümlülükler, dinsel yasalar ve yasal baskı aracı olarak büyücülük, kitabın dikkat çekici konuları arasında.

‘Yabanıl Toplumda Suç ve Gelenek’, yayımlandıktan sonra ve bugün pek çok tartışmaya konu olsa da, sosyal bilimlerde halen olanca etkisiyle kendine yer bulabilen, temel metinlerden biridir.

  • Künye: Bronislaw Malinowski – Yabanıl Toplumda Suç ve Gelenek, çeviren: Şemsa Yeğin, İthaki Yayınları, antropoloji, 128 sayfa, 2019

Ronald Grigor Suny – Bakü Komünü (2019)

Batı ülkelerinde Ekim Devrimi’nin tarihi yazımı, olayları neredeyse tamamen Petrograd ve Moskova ekseninde ele alarak 1917-1918’deki geniş tabloyu görmezden gelir.

Oysa Bakü örneğine bakıldığında, bazı merkezlerde devrimin izlediği yol Petrograd’da yaşanılandan oldukça farklı bir çizgide gelişmişti.

İşte Ronald Grigory Suny’nin bizde yeniden basılan, ilk kez 1972’de yayımlanmış elimizdeki çalışması, Rus İmparatorluğu’nun Hazar limanı, petrol başkenti Bakü’de devrimin ilk bir buçuk yılına yakından bir göz atarak bu dengesizliği gidermesiyle büyük önem arz ediyor.

Bilindiği gibi, Rus, Müslüman, Ermeni gibi farklı etnik gruplardan emekçilerin bir arada yaşadığı kozmopolit bir petrol ve işçi kenti olan Bakü’de Bolşevik önder Isdepan Şahumyan önderliğinde, Paris Komünü’nden esinlenerek ilan edilen bir Komün kurulmuştu.

Suny’nin de gözler önüne serdiği gibi, Bakü’nün kendine özgü durumu, sınıf ve ulus savaşımının birlikte yaşanması, daha iyi bilinen merkezi Rusya’ya dayandırılan genellemelerin doğrulanması için çok yararlı bir kaynak oluşturuyor.

Suny’nin çalışması, Bakü Komünü’nün devrim tarihi içinde nasıl çok hayati bir durak olduğunu ortaya koyduğu gibi, bu deneyimi enine boyuna izleyerek Sovyet Devrimi’nin bütünlüğüne katkıda bulunuyor.

Kitap, Bakü Komünü’nün hangi çelişkilerle malul olduğunu, kentteki işçi hareketinin kendine has karakterinin ne olduğunu ve kentin nasıl olup da işçi hareketi için önemli bir merkez haline dönüştüğünü ve Komün’ün başarılarını ve karşılaştığı sorunları kapsamlı bir şekilde izliyor.

  • Künye: Ronald Grigor Suny – Bakü Komünü, çeviren: Kudret Emiroğlu, Aras Yayıncılık, tarih, 368 sayfa, 2019

Cal Newport – Dijital Minimalizm (2019)

Cal Newport, dağıtık algoritmalar teorisi alanındaki bilimsel çalışmalarının yanı sıra, teknoloji-kültür ilişkisini irdelediği kitaplarıyla da biliniyor.

Newport, dijital teknolojilerin toplumsal etkileri, verimli çalışma biçimleri ve kalıcı değer üretimi konularında da tanınan bir isim.

Newport’un elimizdeki kitabı ise, modern dijital hayatın beraberinde getirdiği tükenmişlik duygusuna karşı neler yapabileceğimizi irdeliyor.

Newport’un burada, içinden geçmekte olduğumuz teknolojik doz aşımı döngüsünün üstesinden gelebilmemiz için önerdiği yol, “dijital minimalizm”.

Dijital araçlarla kurduğumuz ilişkide azın çok olabileceği inancına dayanan dijital minimalizmi, teknolojiyi basitleştirmek şeklinde özetleyebiliriz.

Newport, kitabı boyunca, internette geçirdiğimiz zamanı tavizsiz bir şekilde nasıl azaltabileceğimizi anlatıyor, daha da önemlisi bu konuda işimize yarayacak pek çok uygulama sunuyor.

Kitap iki kısma ayrılmış.

Newport, birinci kısımda, öncelikle insanların dijital hayatlarını giderek dayanılmaz hale getiren etkileri yakından inceliyor ve ardından dijital minimalizmin felsefi temellerini açıklıyor.

Kitabın ikinci kısmı, dijital minimalizmi sürdürebilir bir yaşam tarzına çevirmemize yarayacak birtakım fikirler ele alınıyor.

Yazar burada, gönüllü yalnızlığın önemi ve bugün çoğu insanın bilinçsizce cihaz kullanmaya ayırdığı vakti kaliteli boş zaman aktivitelerine ayırmanın gerekliliği üzerine derinlemesine düşünüyor.

  • Künye: Cal Newport – Dijital Minimalizm: Ekran Bağımlılığı ve Teknoloji Yorgunluğuu Sarmalından Kurtulmak İçin Bir Yol Haritası, çeviren: Cansen Mavituna, Metropolis Kitap, inceleme, 237 sayfa, 2019

Sergey Timofeyeviç Aksakov – Gogol’le Dostluğumuz ve Mektuplaşmamız (2019)

Sergey Timofeyeviç Aksakov, edebiyat eleştirileri, çevirileri ve Rus soyluluğunun gündelik yaşamını betimleyen yarı-otobiyografik anlatılarıyla on dokuzuncu yüzyıl Rus kültür hayatında çok önemli yeri olan isimlerden.

Aksakov’un, Rus edebiyatının büyük ismi Gogol’le tanışıklığı da, 1832 yılında başlar.

İkili arasındaki bu sıkı dostluk, yirmi yıl sürecektir.

1830’lar ve 1840’larda Gogol’le ahbaplığına dair tuttuğu notlar ve ikilinin mektuplaşmasından oluşan elimizdeki kitap ise, ne yazık ki Aksakov’un ölümünden otuz yıl sonra 1890’da yayımlanır.

Aksakov’un kitabı, Gogol’ün kişiliği, hayatı ve edebiyatı hakkında altın değerinde ayrıntılar sunuyor ve bunun yanı sıra, dönemin Rus edebiyatı ve kültür yaşamı hakkında da çok önemli bilgiler barındırıyor.

Aksakov, ilk tanıştıkları zamanlarda, Gogol’ün dış görünüşünü şöyle betimliyor:

“Gogol’ün o zamanlar tamamen farklı ve olumsuz etki yapan bir dış görünüşü vardı: Kâküllü başı, şakaklarına inen saç tıraşı, düzgünce kesilmiş bıyıkları ve çenesine dayanmış sert kolalı yakaları ona, kişiliğiyle çelişen farklı bir fizyonomi kazandırıyor, bizde de zeki bir Ukraynalı izlenimi

uyandırıyordu. Giyimi modaya önem verdiğini gösteriyordu.”

Kitaptan bir alıntı daha:

“Gogol’ün benim açımdan her zaman bilmece olarak kalmış tuhaflıkları olduğunu da söylemeliyim. Onun davranışlarını çok kere başkalarına açıklamaya çalıştığım gibi, kendime de açıklamak zorunda kaldım. Bizimkinden belki yüz kat daha ince olduğundan, onun sinirleri bizim hissedemediklerimizi hissediyor, bizim algılayamadığımız şeylerden etkileniyordu.”

  • Künye: Sergey Timofeyeviç Aksakov – Gogol’le Dostluğumuz ve Mektuplaşmamız (1832-1852), çeviren: Varol Tümer, İletişim Yayınları, eleştiri, 244 sayfa, 2019

Kolektif – Yurdaer’i Anlatmak (2019)

Yurdaer Altıntaş, Türkiye’de afiş ve grafik tasarımı denince ilk akla gelen isimlerden.

Kendisinin 1964 yılında gerçekleştirdiği ilk kişisel sergisi, aynı zamanda ilk Türk grafik tasarım sergisi olma özelliğine sahip.

Altıntaş bundan çok değil, dört yıl sonra da, Grafik Sanatçıları Derneği’nin kurulmasına öncülük edecekti.

Şimdiye kadar pek çok ulusal ve uluslararası ödül kazanmış Altıntaş, ayrıca uzun yıllar Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nde dersler vermiş bir eğitmen.

Ülkemizin yetiştirdiği bir başka önemli tasarımcı olan Bülent Erkmen’in derlediği bu eser ise, Altıntaş’ın hayatı, kişiliği ve çalışmalarına ayna tutuyor.

Altıntaş’ın işine duyduğu saygı ve özene, ne denli değerli bir meslek adamı olduğuna adeta her satırında tanık olduğumuz çalışma, Altıntaş’ın hayatında yer almış kişilerden alıntılar, afiş, logo, kitap kapağı, resimlemeler ve ürettiği afişler üstüne incelemeler barındırıyor.

Bu mesleğe gönül vermiş olanlar için altın değerinde bir kaynak olan kitap, Altıntaş’ın 60 yıllık meslek hayatını izliyor ve böylece Türkiye grafik tasarımının da 60 yıllık kesintisiz manzarasını sunmuş oluyor.

  • Künye: Kolektif – Yurdaer’i Anlatmak: Yurdaer Altıntaş’ın Yapıtlarına Kesintisiz Bir Bakış, derleyen: Bülent Erkmen, Yapı Kredi Yayınları, tasarım, 432 sayfa, 2019