Wenda K. Bauchspies, Jennifer Croissant ve Sal Restivo – Bilim, Teknoloji ve Toplum (2019)

Üç yazarlı bu güzel kitap, bilim ve teknolojinin günümüz kültürü ve toplumunu nasıl etkilediğini sosyolojik bir perspektifle ortaya koyuyor.

Açık ve kolay anlaşılabilir bir dille yazılmış kitapta syborglardan robotlara, üreme teknolojilerinden bilimlerin dinle ilişkilerine pek çok konu ele alınıyor, bunun yanı sıra bilim ve teknoloji araştırmalarının inceleme konuları, belli başlı araştırma araçları ve teorileri kapsamlı şekilde açıklanıyor.

Yazarlar, güç ilişkileri ve kültür, ırk, cinsiyet, cinsiyetçilik, sömürgecilik, internet ve biyoteknoloji gibi, bilim ve teknoloji araştırmalarının gündemindeki en önemli sorunları ele alıyor ve daha da önemlisi, bunları örnek olay araştırmaları üzerinden açıklığa kavuşturuyorlar.

Kitabın sonunda, bir sözlük ile ileri okuma listesi de yer alıyor.

  • Künye: Wenda K. Bauchspies, Jennifer Croissant ve Sal Restivo – Bilim, Teknoloji ve Toplum: Sosyolojik Bir Yaklaşım, çeviren: Beno Kuryel, Ümit Tatlıcan ve Bekir Balkız, Phoenix Yayınları, bilim, 232 sayfa, 2019
Reklamlar

Andrew Sean Greer – Bay Less (2019)

Elli yaşına girmekte olan bir adamın, hayallerindeki görkemli başarıya bir türlü ulaşamamış romancı Bay Less’in yaşadıkları üzerinden ilerleyen, özgün üslubuyla bilhassa dikkat çeken bu roman, aynı zamanda 2018 Pulitzer Kurgu Ödülü’nün de sahibi.

Bay Less günün birinde, bir düğün davetiyesi alır.

Davetiye, dokuz yıl beraber olduğu ve şimdi de evlenmek üzere olan erkek arkadaşından gelmiştir.

Bay Less büyük bir kararsızlık yaşar ve kararını vermek için de, dünyanın farklı ülkelerinde yapılan edebiyat etkinliklerinin davetlerini bahane ederek yola koyulur.

Kahramanımız böylece Meksika, İtalya, Almanya, Fransa, Fas, Hindistan ve Japonya’ya doğru, hayatının en önemli deneyimlerini yaşayacağı bir yolculuğa çıkar.

Bay Less, bu yolculuklarında kimi zaman âşık olacak, kimi zaman eksik bulduğu romanları üzerinde çalışacak, kimi zaman kafa karışıklıkları yaşayacak ve bütün bunlar olurken de elli yaşına da basacaktır.

Andrew Sean Greer, Bay Less’in dünyasını alaycı, mizahi ve trajik bir tarzda resmederken aynı zamanda bizi kültür, yaşam, cinsiyetler, aşk, sevginin gerçek doğası, deha ve yücelik üzerine düşünmeye sevk ediyor.

Özellikle mizahi yanı ağır basan güçlü eserleriyle bilinen Amerikalı yazarın eserleri, şu ana kadar pek çok prestijli edebiyat ödülünü de kazandı.

  • Künye: Andrew Sean Greer – Bay Less, çeviren: Kıvanç Güney, İthaki Yayınları, roman, 248 sayfa, 2019

Geoff Boucher – İdeolojinin Büyülü Çemberi (2019)

Geoff Boucher’in bu önemli çalışması, Ernesto Laclau, Chantal Mouffe, Slavoj Žižek ve Judith Butler’ın postmarksist söylem teorilerinin eleştirel bir okumasından yola çıkarak radikal demokrasinin politik stratejisiyle tanımlanan postmarksizm eğilimini haritalandırmasıyla önemli.

Postmarksizmin doğuş momenti olarak ‘Hegemonya ve Sosyalist Strateji’ ve ‘Olumsallık, Hegemonya, Evrensellik’ kitaplarını merkeze alan Boucher, özellikle bu oluşum evresi boyunca tarihsel sorunsalın kapsamının Laclau ve Mouffe, Buttler ve Žižek’in görüşlerini tarih ve praksisin dışavurumcu ve bireyci kavramları içerisinde ne şekilde kurduğuyla ilgileniyor.

Kitabın ilk bölümü, postmarksizmi tarihsel bağlamına oturtuyor ve teorinin izafiliğinin, “Marksizmin ötesinde” bir değişimin zorunluluğu konusunda postmarksist anlayışı nasıl belirlediğini açıklıyor.

İkinci bölüm, Laclau ve Mouffe’un çalışmalarındaki postmarksizmin başlıca teorik önermelerine dönüyor ve örtük dışavurumcu bir tarih bütünlüğünün bu iki ismin sorunsalına karşılık geldiğini ortaya koyuyor.

Boucher üçüncü bölümde de, Butler’ın Foucault esinli post-Althusserci ideoloji teorisini eleştirel bir şekilde mercek altına alıyor.

Dördüncü bölümde ise, Žižek’in Lacan esinli post-Althusserci ideoloji yaklaşımındaki teorik tereddütleri, politik tersine çevirmeleri ve etik belirsizlikleri inceliyor.

Yazar burada, Žižek’in Mesihçi bir Marksizm doğrultusunda postmarksizmden kopuşunun, tarihin tek özne-nesnesini yeniden yaratma doğrultusundaki imkânsız bir arzuyla biçimlendiğini öne sürüyor.

  • Künye: Geoff Boucher – İdeolojinin Büyülü Çemberi: Laclau ve Mouffe, Butler ve Žižek’in Eleştirisi, çeviren: Akın Sarı, Doruk Yayınları, siyaset, 360 sayfa, 2019

James George Frazer – Günah Keçisi (2019)

James George Frazer’ın en ilginç çalışmalarından olan bu kitap, Günah Keçisi olgusunu parçalarını oluşturan unsurlarına kadar ayırarak bu tuhaf fikrin kökenlerine iniyor.

Eski toplumlarda, kötülüğün cansız nesnelere, hayvanlara, insanlara, taş ve sopalara aktarılması geleneğini irdeleyerek başlayan kitap, devamında da,

  • Günah keçilerinin genel özellikleri,
  • Klasik Antik Çağ’da insan günah keçileri,
  • Meksika’da Tanrıyı öldürme anlayışını,
  • Satürnalya ve benzeri festivallerle günah keçisi olgusu arasındaki ilişkiyi,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konuları irdeliyor.

Frazer’ın çalışması, “maddi bir yükü başkalarının sırtına yükleme imkânı ile bedensel ve zihinsel rahatsızlıklarımızı bizim adımıza taşıyacak birine aktarma” olarak tanımladığı Günah Keçisi fikrini antropolojik, dini ve tarihsel açılardan irdelemesiyle çok önemli.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Bakire Meryem görüşü gerçek anlamı unutulmuş eski bir putperest geleneğine getirilmiş bir Hıristiyan yorumundan başka bir şey değildir.”

“Avrupa değerlerine hayranlık duyan bir kabile mensubu Fransız bir seyyaha yalvararak kendisine sopayla sertçe vurmasını istedi. Seyyah çıplak sırtına vurdukça adamın yüzü minnetle ışıldıyordu.”

“1857’de Bolivya’nın Aymara Adaları ile Peru’da veba salgını çıkınca, vebaya yakalananların giysileri siyah bir lamaya yüklenip üstüne de brendi serpilmiş ve hayvan hastalığı da beraberinde götüreceği umuduyla dağlara götürülüp serbest bırakılmıştı.”

“1644 yılında İskoçya’yı ziyaret eden bir kişi Leith Links’te aynı anda dokuz kanlı canlı cadının yakıldığına tanık olmuştu.”

“İnsanlar kötü ruhlara iyi ruhlardan çok daha fazla boyun eğerler. Zira korku ve suçluluk duygusu aşk ve minnettarlık duygusundan çok daha güçlüdür.”

“Günah ve ıstıraplarımızı, bunları bizim yerimize üstlenecek olan başka bir varlığa aktarma ilkel zihne özgü bir kavramdır.”

  • Künye: James George Frazer – Günah Keçisi, çeviren: İsmail Hakkı Yılmaz, Pinhan Yayıncılık, antropoloji, 408 sayfa, 2019

Ferhunde Özbay – Kadın Emeği (2019)

KADIN EMEGI

Daha önce burada, Ferhunde Özbay’ın kadın emeği, aile, nüfus dinamikleri ve politikaları alanlarındaki bütün üretimlerini ortaya koyan, harika bir derleme olan ‘Dünden Bugüne Aile, Kent ve Nüfus’ adlı kitaba yer vermiştik.

Kolektif bir çalışmayla gün yüzüne çıkan bu kitap ise, Özbay’ın kadın emeği üzerine 1979 ile 2011 tarihleri arasında kaleme aldığı seçme makalelerini bir araya getiriyor.

Makaleler, Özbay’ın arkadaşları, öğrencileri ve genç araştırmacı ve akademisyenlerin sunuşları ve açıklayıcı notlarıyla da zenginleşmiş.

Özbay’ın külliyatına çok önemli bir katkı olarak düşünülebilecek çalışma, Yıldız Ecevit’in, Özbay’ın Türkiye’de kadın ve çocuk emeğinin kavramsallaştırılmasına yaptığı katkıları ortaya koyduğu giriş yazısıyla açılıyor.

Kitabın devamında da,

  • Türkiye’de kadın emeği ve istihdamına ilişkin çalışmaların gelişimi,
  • Kadın istihdamının politika söyleminde 1970’lerden bugüne geçirdiği dönüşümler,
  • Türkiye’de kırsal/kentsel kesimde eğitimin kadınlar üzerindeki etkisi,
  • Kırsal yörelerde kadının statüsü, işgücüne katılımı ve eğitim durumu,
  • Kırsal ve kentsel kesimlerde kadın emeği,
  • Ücretli ve ev içi ücretsiz emek tartışmaları bağlamında kadın emeğinin bütünlüğü,
  • Türkiye’de kadın ve çocuk emeği,
  • Ev içinde sosyal sınıf dinamikleri,
  • Evlerdeki cariyeler, evlatlıklar ve gelinlerin emeği,
  • Türkiye’de ev emeğinin dönüşümü gibi konular ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Saniye Dedeoğlu, Ayşe Durakbaşa, Yıldız Ecevit, İpek İlkkaracan ve Şemsa Özar.

  • Künye: Ferhunde Özbay – Kadın Emeği: Seçme Yazılar, yayına hazırlayan: Şemsa Özar, İletişim Yayınları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 325 sayfa, 2019

Domenico Losurdo – Pasif Direniş (2019)

Domenico Losurdo’nun bu önemli çalışması, pasif direniş adına toplumsal siyasi bir düzen inşa etmeye kendilerini adamış kişi ve hareketleri derinlemesine inceliyor.

Kitabı özgün kılan hususların başında, pasif direniş idealinden ilham alan hareketleri anlatmakla sınırlı kalmayıp aynı zamanda bu hareketlerin başına gelen ikilemleri, ihanetleri, hayal kırıklıklarını ve hakiki trajedilerini de enine boyuna tartışması.

Kitabına, ABD’de Hıristiyan kölelik karşıtlığı ve pasifizmi anlatarak başlayan Losurdo, devamında da,

  • Pasifist kölelik karşıtlığını,
  • Gandi ve Tolstoy’un pasif direniş öğretilerini,
  • Gandi ve sosyalist hareket arasındaki ilişkiyi,
  • Sömürgecilik karşıtı hareketler ile pasif direniş hareketlerinin buluşmasını,
  • Faşizm ve İkinci Dünya Savaşı karşısındaki pasif direnişi,
  • “Siyahi Gandi” olarak Martin Luther King’i ve Afroamerikan radikalizmini,
  • Gandi’nin dünyadaki şöhretini ve pasif direniş panteonunun inşasını,
  • Ve bunun gibi önemli konuları ele alıyor.

Yazar bunların yanı sıra, nükleer felaket tehlikesi karşısında bulunan bugünkü dünyamızda, gerçekçi bir pasif direnişin imkânları üzerine de düşünüyor.

  • Künye: Domenico Losurdo – Pasif Direniş: Mitin Ötesinde Bir Tarih, çeviren: Emrullah Ataseven, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 336 sayfa, 2019

Tim Parks – Yaşam ve Yapıt (2019)

İngiliz yazar Tim Parks’ın ‘Yaşam ve Yapıt’ı, kendisinin kimi yazarlar ve yapıtlar hakkındaki yazılarından oluşuyor.

Buradaki yazıları benzerlerinden farklı kılan hususlardan bazıları, Parks’ın ele aldığı yazar ve yapıtları, sadece yapıtla sınırlı kalmayarak söz konusu yazara dair biyografik ayrıntılar ya da psikolojik öğelerle düşünmesidir diyebiliriz.

Parks burada, Charles Dickens’tan Dostoyevski’ye, Çehov’dan Joyce’a, Beckett’tan Simenon’a,

Philip Roth’tan Julian Barnes’a, Colm Tóibín’den Geoff Dyer’a ve Murakami’ye pek çok ismin eserlerine odaklanıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Eleştirel tutuculuk hem yazarı hem okuru tasfiye ederek metne odaklanmıştır.”

“Edebiyat, kimliklerimizi her daim keşfetmemizin ve yeniden inşa etmemizin bir sonucu olarak son derece zengin, dallanmış ve incelikli bir ‘sohbetler’ ve ‘karşılaşmalar’ dizisi sunar.”

“Her bir okurun tepkisi, büyük ölçüde nereden geldiği, kendini yazarın mesele ettiklerine istinaden nasıl konumlandırdığıyla ilgili. Salt bir metnin ya da bir kitabın doğru bir okunma biçiminin olduğu fikri, işlemez hâle gelmeye başladı. Ancak bu, yine de her şeyde özgür olduğumuz anlamına gelmez. Bilakis, yazarla, daha doğrusu diğer okurlarla olan ilişkimizi, aramızda duran yapıta hepimizin nasıl tepki verdiğine bakarak anlamaya başlayabiliriz.”

“Özünde her bir deneme, hangi değerlerin, daha doğrusu rekabet hâlindeki değerler arasındaki hangi gerilimlerin incelenen roman için en önemlileri olduğunu saptamaya ve ardından bu gerilimlerin yapıt aracılığıyla oluşan okur ve yazar arasındaki ilişkiyi nasıl biçimlendirdiğini göstermeye çalışıyor.”

  • Künye: Tim Parks – Yaşam ve Yapıt: Yazarlar, Okurlar ve Yazar-Okur Karşılaşmaları, çeviren: Şakir Özüdoğru, Ayrıntı Yayınları, edebiyat inceleme, 288 sayfa, 2019