Fabio L. Grassi – Atatürk (2018)

Yıldız Teknik Üniversitesi Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışmış olan Fabio L. Grassi, aynı üniversitede Atatürk İlkeleri ve İnkılapları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin yönetim kurulu üyeliğini de yapmıştı.

Uzun yıllar Türkiye üzerine kafa yormuş bilim insanlarından biri olan Grassi, Mustafa Kemal Atatürk’ün yetkin bir biyografisiyle okurun karşısına çıkıyor.

Biyografinin özgünlüğü, yazarının, Milli Mücadele ve ertesi Türkiye’yi yakından takip eden İtalyan kaynaklarına hâkim olmasıdır diyebiliriz.

Grassi’nin Atatürk biyografisi, Cumhuriyet Türkiyesi’ne getirdiği yorumlarıyla da özellikle dikkat çekiyor.

  • Künye: Fabio L. Grassi – Atatürk, çeviren: Eren Yücesan Cendey, Doğan Kitap, biyografi, 408 sayfa
Reklamlar

Vanessa Ogle – Zamanın Küresel Dönüşümü (2018)

Modern yaşam, zamanın, adeta başımızı döndürecek denli olağanüstü hız kazandığı bir dünya demektir.

Özellikle 19. yüzyılda modern iş yaşamının yeniden düzenlenmesi, zamanın düzenlenmesini ve yönetilmesini de beraberinde getirdi.

Bu hesaba göre zaman verimli ve rasyonel kullanılmalıydı ve bu amaçla gündelik hayat da yeniden düzenlenmeliydi.

İşte Vanessa Ogle’un bu çalışması, 1870-1950 zaman aralığında, ulusal zaman algısından dünya çapında tek tip zaman uygulamasına, süreci başından sonuna izliyor.

Küresel zaman reformunu, ulus genelinde zamanın uygulanmaya başlandığı Fransa ve Almanya üzerinden izleyen Ogle, buradan İngiltere’ye ve Hindistan’a uzanıyor.

Batılı ve sömürge olmayan geç Osmanlı vilayeti Beyrut’ta Arap entelektüeller ve reformcuların İslam takvimi bağlamında zaman yönetimi üzerine tartışmalarına yer vermesiyle de dikkat çeken çalışma, bunun yanı sıra, Milletler Cemiyeti’nin ve dünya genelinde yeniden düzenlenmiş bir dizi takvimi savunan pek çok birey ve hareketi de inceliyor.

  • Künye: Vanessa Ogle – Zamanın Küresel Dönüşümü, 1870-1950, çeviren: Defne Karakaya, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 272 sayfa, 2018

Alfred North Whitehead – Bilim ve Modern Dünya (2018)

Bilim alanında 17. yüzyılda hız kazanan gelişmeler, modern Batı kültürü ve düşünüşünü nasıl etkiledi?

Alfred North Whitehead’in 1925’te Harvard’ta verdiği derslere dayanan elimizdeki klasikleşmiş yapıtı, bu soruya tatmin edici yanıtlar verdiği gibi, bizi Batı düşünce dünyasının son yüzyıllarında aydınlatıcı bir yolculuğa çıkarıyor.

Her şeyden önce çok iyi bir bilim felsefesi olan çalışma, bilim, felsefe ve yaşam arasındaki ilişkiler konusunda dikkat çekici saptamalar barındırıyor.

Whitebread, söz konusu dönemde, bilimin, yaşam ve varlık kavrayışımızda nasıl devrimci nitelikte değişim yarattığını ve bunun aynı zamanda din ve sanat algımızı nasıl biçimlendirdiğini kapsamlı şekilde tartışıyor.

Modern dünyanın yakın geçmişteki bilimsel zihniyeti hakkında ufuk açıcı bir tartışma arayanlara çalışmayı öneriyoruz.

Kitaptan iki alıntı:

❝Felsefe, işçiler taşı yerinden oynatmadan önce katedraller inşa eder, elementler bu katedrallerin kemerlerini aşındırmadan önce onları yok eder. Tinin inşa ettiklerinin mimarı ve muhribidir; çünkü tinsel olan maddi olandan önce gelir.❞

❝Düşünce çağlar boyunca uykuda bekler ve sonra insanlık, adeta birdenbire, kendini kurumlar içerisinde cisimleştirdiğini fark eder.❞

  • Künye: Alfred North Whitehead – Bilim ve Modern Dünya, çeviren: Sercan Çalcı, Öteki Yayınevi, bilim, 276 sayfa, 2018

Pierre Dardot ve Christian Laval – Dünyanın Yeni Aklı (2018)

Bizde yeni baskısı yapılan ‘Dünyanın Yeni Aklı’, 2009’da ilk yayımlandığında, Fransa’da başlayarak bütün dünyada büyük tartışmalar yaratmıştı.

Pierre Dardot ve Christian Laval burada, neoliberalizmi yalnızca çağdaş kapitalizmin en güncel biçimi olarak değil, insanları evrensel rekabet ilkesi uyarınca yönetme eğiliminde olan ve toplumlarımızda baskın olan bir akılsallık biçimi olarak tanımlayıp çözümlemeye koyuluyor.

Başka bir deyişle neoliberalizmi, insanların kendileriyle kurduğu ilişkileri belirleyen bir “varoluş normu” olarak tanımlayan yazarlar, neoliberal aklın bir yandan yeni piyasalar oluştururken, öte yandan piyasa mantığını devletin yanı sıra, kişilerin kendileriyle kurdukları ilişkiye de sirayet edecek şekilde genişlettiğini belirtiyor.

Kitabın asıl vuruculuğu da burada yatıyor.

Zira Dardot ve Laval, neoliberal dünyada devletin bir şirket gibi yönetilmesi kadar, her birimiz de kendimizi bir şirket gibi yönetmeye itiliyoruz.

Kitapta, Ferhat Taylan’ın yazarlarla yaptığı bir söyleşi yer alıyor.

Bu söyleşi de, kitabın Fransa’da yayımlanmasından sonraki tartışmalar ve sonrasında yaşananlar hakkında okuru aydınlatmasıyla önemli.

Özellikle, neoliberal dünyada beyaz yakalıların işletme mantığı ve onun getirdikleri üzerine düşünmek isteyenlerin muhakkak okumaları gereken bir eser.

  • Künye: Pierre Dardot ve Christian Laval – Dünyanın Yeni Aklı: Neoliberal Toplum Üzerine Bir Deneme, çeviren: Işık Ergüden, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 476 sayfa, 2018

Gregory Jusdanis – Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür (2018)

Gazete ve dergiler, şiir yarışmaları, üniversiteler, dil çalışmaları ulus-devlet fikrini nasıl yeniden ve yeniden üretir?

Bu kitap, hem siyasi tarih hem de edebiyat teorisi perspektifiyle, ulus-devletin imgesel kuruluşunu Yunan modernleşmesi ekseninde irdelenmesi.

Modernleşmenin dil, edebiyat ve kültür aracılığıyla nasıl inşa edildiğini tartışan kitap, benzer süreçlerden geçmiş Türkiye modernleşmesi bağlamında da okunabilir.

Edebiyatın milletlerin kuruluşundaki rolünü, kurumsallaşmasını ve sonra da telafi edici bir biçim olarak estetikleştirilmesini araştıran Jusdanis, bir zamanlar kolektif kimliklerin yaratımında temel bir yeri olmuş olan anlatıların sonuçta nasıl ideolojik bir mutabakatın sağlanmasında bir araç haline geldiğini gözler önüne seriyor.

Jusdanis ilk olarak, Batı Avrupa ülkelerinde sanat ve edebiyatın ortaya çıkışını ele alıyor, sonra da bunların akılcılık, Aydınlanma ve sekülerliğe karşı genelde düşmanca bir tutum takınan, katmanlaşmış, toprağa bağlı ve kapitalist olmayan bir topluma nasıl girdiklerini izliyor.

Yazar bunu yaparken de, kültürel alandaki iradi modernleşmenin içerimlerini ve modernleştirme projesinin ona hazır olmayan bir toplumdaki yazgısının ne olduğunu tartışıyor.

Başka bir deyişle çalışma, egemen ile azınlık, çevre ile merkez, prototip ile kopya arasındaki gerilimleri içselleştirdikten sonra, taklit eden ama aynı zamanda da yaratan, takip eden ama aynı zamanda da direnen bir başka modernliği, uçlarda sürdürülen bir deneyi açığa çıkarıyor.

‘Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür’, bir toplumun kendini nasıl ve niçin modern ve Batılı olarak tanımladığı üzerine düşünmek için harika bir fırsat.

  • Künye: Gregory Jusdanis – Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları, inceleme, 248 sayfa, 2018 (İlk baskı, 1998)

Kolektif – Profesyonel Gazetecinin Yurttaş Gazetecilikle İmtihanı (2018)

Yurttaş gazeteciliği her zaman önemli ve değerlidir, fakat bilhassa medyanın tek sesli olduğu baskı ortamlarında yurttaş gazeteciliği hayata öneme sahiptir.

Türkiye bağlamında konuşursak eğer, gazetecilik, iktidarın sözcüsü haline gelen holding medyasının görece konforlu bünyesinde sürdürülen bir halkla ilişkiler pratiğine dönüştükten sonra, kendilerini muhalif olarak tanımlayan veya gerçek gazetecilik yapma saikiyle yola çıkan gazeteciler, alternatif medya kuruluşlarına yöneldi.

Öte yandan, önceleri ana akım medya kuruluşlarında çalışan ama çeşitli gerekçelerle ana akımdan kovulan veya ayrılan ve bu durumun onları aktivist kıldığı kimi tanınmış profesyonel gazeteciler de artık kendilerini yalnızca alternatif medyalarda duyurabiliyor.

İşte bu araştırma, tam da böylesi bir ortamda gazeteciliğin geleceğinin ne olacağına dair soruya yanıt aramak amacıyla yola çıktı.

306 gazeteci ile yapılan görüşmelere dayanan araştırma, profesyonel gazetecilerin hem kendi yaptıkları gazeteciliğe hem de yurttaş gazeteciliğine yönelik tutumlarını ortaya koyuyor.

Kitap, yalnızca bunun için değil, ülke medyasının güncel durumunun iyi bir fotoğrafını çekmesiyle de önemli.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Yunus Erduran, Bora Ataman, Barış Çoban ve U. Uraz Aydın.

Kitap yayınevinin sitesinden ücretsiz indirilebilir: https://bit.ly/2E5WOOL

  • Künye: Kolektif – Profesyonel Gazetecinin Yurttaş Gazetecilikle İmtihanı: Türkiye’de Profesyonel Gazetecilerin Yurttaş Gazetecilik Algısı Araştırması, Kafka Kitap, medya/basın yayın, 96 sayfa, 2018

Gary L. Francione ve Anna Charlton – İnsan Neden Vegan Olur? (2018)

Yüzyıllardır yemek alışkanlığımız etle dört bir yandan kuşatılmış durumda.

Fakat yiyecek olarak kullanılan hayvan sayısına baktığımızda, çok çarpıcı sonuçlarla karşılaşırız.

Örneğin Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre insanlar her yıl yiyecek elde etmek için 57 milyardan fazla hayvan öldürüyor!

Bu rakam, etle ilişkimizin korkutucu boyutunu gözler önüne sermesiyle çok sarsıcıdır.

Gary L. Francione ve Anna Charlton’ın ikinci baskısını yapan ‘İnsan Neden Vegan Olur?’ adlı bu kısa ama harikulade çalışması ise, sebze, meyve, tahıl, baklagil ve kuruyemişten oluşan ve et, balık, süt ve süt ürünleri ve yumurta içermeyen bir beslenme rejimini nasıl kurabileceğimizi adım adım açıklıyor.

Hayvanlar ahlaki açıdan bizim için azıcık da olsa önem taşıyorlarsa eğer, onları ya da onlardan elde edilen ürünler tüketemeyiz ve vegan bir beslenme benimsemekle yükümlüyüz. diyen yazarlar, hayvanların yenmek amacıyla öldürülmesi konusunda içimizi kemiren ahlaki meseleyi daha berrak bir şekilde düşünmemize yardımcı oluyor.

Kitabın en güzel yönlerinden biri de, et yerken sığındığımız pek çok bahaneyle, amalarla  tek tek hesaplaşması.

Eğer siz de kendinize, İyi ama proteini nereden alabilirim?, Et yemezsem yeterince demir alabilir miyim?, Çocuklarım yeterince iyot alabilecek mi? ve Balıklar gerçekten acıyı hissediyor mu? gibi sorularla boğuşuyor ve bu sorulara ikna edici yanıtlar arıyorsanız, bu kitabı muhakkak okumalısınız.

  • Künye: Gary L. Francione ve Anna Charlton – İnsan Neden Vegan Olur?: Hayvan Kullanımı Tartışmasına Bir Giriş, çeviren. Cansen Mavituna, Metropolis Kitap, yemek, 136 sayfa, 2018