Marianna Yerasimos – Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’nde Yemek Kültürü (2012)

 

  • EVLİYA ÇELEBİ SEYAHATNÂMESİ’NDE YEMEK KÜLTÜRÜ, Marianna Yerasimos, Kitap Yayınevi, inceleme, 555 sayfa

Daha önce yayımlanan ‘500 Yıllık Osmanlı Mutfağı’ adlı çalışmasıyla hatırlanacak Marianna Yerasimos, yine ilginç bir konuyla okurun karşısına çıkıyor. Yazar bu kitabında, Evliya Çelebi seyahatnâmesinin yemek kültürü konusunda barındırdığı malzemelerin izini sürmüş. Yerasimos’un da ortaya koyduğu gibi, seyahatnâme, 17. yüzyıl Osmanlı dünyasının ve komşularının beslenme kültürü konusunda benzersiz bilgiler içeriyor. Yerasimos’un kitabı, seyahatnâmede yer alan söz konusu malzemeyi sistemli hale getirmekle yetinmiyor; aynı zamanda eldeki farklı kaynaklardan da yararlanarak Osmanlı yemek kültürünü detaylıca irdeliyor.

Reklamlar

Deniz Durukan (haz.) – Fahriye Abla’dan Çanakkaleli Melahat’a (2012)

  • FAHRİYE ABLA’DAN ÇANAKKALELİ MELAHAT’A, yayına hazırlayan: Deniz Durukan, Everest Yayınları, inceleme, 258 sayfa

Birçok yazarın katkıda bulunduğu ‘Fahriye Abla’dan Çanakkaleli Melahat’a başlıklı bu ilginç çalışma, modern Türkiye şiirinde kadın imgesinin izini sürüyor. Kitabın ilk hareket noktası, Türkiye şiirinde özgün bir yeri olan Fahriye Abla, Çanakkaleli Melahat gibi önemli karakterler, ikinci hareket noktası ise Attilâ İlhan, Cemal Süreya, Ece Ayhan ve İlhan Berk gibi, şiirlerinde birçok farklı kadın karakterlere yer veren ve kadın imgesini öne çıkartan şairler ve onların şiirlerindeki kadınlar. Çalışma, Türkiye toplumunda kadının değişen yerini edebiyat üzerinden izlemesiyle önemli bir boşluğu dolduruyor diyebiliriz.

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski – Budala (2012)

  • BUDALA, Fiyodor Mihayloviç Dostoyevski, çeviren: Mehmet Özgül, Everest Yayınları, roman, 761 sayfa

Dostoyevski, ‘Budala’da, dünya edebiyatının en meşhur karakterlerinden birinin, saralı hasta Prens Lev Nikolayeviç Mışkin’in yaşadıklarını anlatıyor. İsviçre’de bir hastanede tedavi gördükten sonra ülkesine dönen yirmi altı yaşındaki Mışkin, toy, saygılı, iyiliksever, sıkılgan ve saflık derecesinde içtendir. Mışkin’in, toplumca “budala” olarak yaftalanan kişiliği, “normal insanlar”, yani açgözlüler, şehvet düşkünleri, sarhoşlar, kibirliler ve soytarılarla dolu Petersburg’a aykırıdır. Dostoyevski’nin hayatından izler de taşıyan roman, sıra dışı bir karakterin toplumla ve kendisiyle hesaplaşmasına dayanıyor.

Mario Giordano – Deney (2012)

1972’de Stanford Üniversitesi’nde yapılan Zimbardo Deneyi, bir cezaevi simülasyonuna dayanıyordu.

Adını, yürütücüsü Philip G. Zimbardo’dan alan bu sosyal psikoloji deneyine katılan öğrenciler, gardiyan ve tutuklu olarak iki gruba ayrılmıştı.

Okulun, bir hapishaneye çevrilmiş bodrum katına yeleştirilen öğrencilerin, kendilerine verilen rolleri çabucak kabullenmeleri oldukça şaşırtıcıydı.

İşte Mario Giordano, Zimbardo deneyinden esinlenerek bu romanı kaleme almış.

İki kez sinemaya da uyarlanmış roman, insanın otorite ve güç ile ilişkisini, insanların içinde bulundukları koşulların onları nasıl belirlediğini irdeliyor.

  • Künye: Mario Giordano – Deney, çeviren: Regaip Minareci, Sel Yayıncılık, roman, 294 sayfa

Robin George Collingwood – Kısaca Sanat Felsefesi (2012)

  • KISACA SANAT FELSEFESİ, Robin George Collingwood, çeviren: Talip Kabadayı, BilgeSu Yayınları, sanat, 111 sayfa


20. yüzyılın önemli düşünürlerinden Robin George Collingwood, bilhassa tarih felsefesi üzerine yaptığı çalışmalarla bilinir. Collingwood bu denemesinde, sanat üzerine genel bir kavrayış ortaya koymaya çalışırken, sanatın ve sanatçının kendine özgü doğasını; sanatın neden ölümsüz olduğunu; sanat ile tarih ve sanat ile felsefe arasıdaki ilişkiyi çözümlemeye koyuluyor. Biçimsel sanat ve doğalcı sanat, klasik ve romantik sanat, sanatlar arasındaki ayrımlar gibi sanattaki belli başlı konuları ele alan Collingwood, sanat kavrayışı içerisine giren “yüce”, “güzel”, “ilham” gibi kavramların kökenlerine de iniyor.

Meral Özçınar Aslı – Arada Kalmak (2012)

  • ARADA KALMAK, Meral Özçınar Aslı, Su Yayınları, sinema, 142 sayfa

Meral Özçınar Aslı ‘Arada Kalmak’ta, Ümit Ünal’ın sinemasını masaya yatırıyor. Ünal’ın sinemasının, arada kalmış olana kültürel, siyasal ve varoluşsal çerçevelerden nasıl yaklaştığını irdeleyen çalışma, farklı disiplinlerden yararlanıyor ve bu bağlamda sinemayı, felsefi bir çerçeveyle yorumlamaya koyuluyor. Aslı böylece, Ünal filmleri nezdinde geleneksel değerler ile modernleşme, doğu ile batı, taşra ile kent, suç ile suçlu gibi bir dizi toplumsal görünümün yanı sıra, bireysel varoluş sıkıntılarından kaynaklanan seçimlerin, ilişkilerin, cinsel tercihlerin arasında kalmış karakterlerin hikâyelerine odaklanıyor.

Yiğit Bener – Kırılma Noktası (2012)

 

  • KIRILMA NOKTASI, Yiğit Bener, Can Yayınları, roman, 251 sayfa

Türkiye’de yaşanan 17 Ağustos Körfez depreminde, resmi kayıtlara göre yirmi bin kişi öldü. Yiğit Bener elimizdeki romanında, başkahramanı Selin aracılığıyla bu felaketin ve felakete neden olan toplumsal yozlaşmanın bir hikâyesini kaleme getiriyor. Bener’in romanı, depremle birlikte alt üst olan hayatlara tanık olan öğretim görevlisi Selin’in, buna dair bir roman yazmaya karar vermesiyle açılıyor. Selin’in kurgusu, üç ayrı koldan hikâyeyi anlatmaya koyulur. Kısa bir süre sonra yazma deneyimi, genç kadın için büyük bir duygusal çöküntüye ve sistemi baştan sona sarmış devasa çürümeyle bir yüzleşmeye götürecektir.