Heath W. Lowry – Trabzon Şehrinin İslamlaşması ve Türkleşmesi (2010)

Heath W. Lowry elimizdeki nitelikli çalışmasında, 1461-1583 zaman aralığında Trabzon’un İslamlaşması ve Türkleşmesi sürecini inceliyor.

Yazar kitabının ilk bölümünde 15. yüzyıl Bizans ve Osmanlı tarihlerini inceleyerek, Trabzon’un Osmanlılar tarafından fethedilişinin şehrin yerli nüfusu üzerindeki etkisini araştırıyor.

Lowry ikinci bölümde, şehrin nüfus profilini veriyor ve takip eden üç bölümde de, 1523, 1553 ve 1583 yıllarının tahrir defterlerini inceleyerek, şehrin İslamlaştırılmasının 1523 ile 1583 yılları arasında gerçekleştiğini gösteriyor.

Yazar kitabının altıncı bölümünde, Trabzon şehrinin İslamlaştırılması sorununu ele alıyor ve ardından, Osmanlı fethinden altmış ile yüz yirmi yıl sonra, şehrin Hıristiyanlarının büyük ölçüde İslamiyete döndürüldüklerini ortaya koyuyor.

  • Künye: Heath W. Lowry – Trabzon Şehrinin İslamlaşması ve Türkleşmesi, çeviren: Demet Lowry ve Heath W. Lowry, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, tarih, 247 sayfa
Reklamlar

Barbara Pusch ve Tomas Wilkoszewski – Türkiye’ye Uluslararası Göç (2010)

Elimizdeki kitap, 07-12 Mart 2007’de Goethe Enstitüsü ile Orient Enstitüsü İstanbul tarafından düzenlenen ‘Türkiye’ye Gelen Uluslararası Göçün Farklı Yönleri’ başlıklı sempozyuma sunulan bildirilerden bir seçki.

Kitapta yer alan makaleler, Türkiye’nin hem transit bir ülke hem de göç alan bir ülke olarak değişik yönlerini saptamaları ve konuya dair kapsamlı bilgiler sunmalarıyla ilgi çekecek nitelikte.

Üç bölümden oluşan kitapta ilk olarak, Türkiye’ye gelen göçün toplumsal ve siyasi koşulları ele alınıyor.

İkinci bölüm Türkiye’ye emek göçünü, yani Türkiye’de bulunan yabancı çalışanlar konusunu irdeliyor.

Kitabın son bölümü ise, Almanya’dan Türkiye’ye göç eden Almanlar, Ermenistanlı kadın göçmenler, Iraklı, Özbek, Uygur, Türkistan ve Afrikalı göçmenler gibi, Türkiye’deki yabancı topluluklara odaklanıyor.

  • Künye: Barbara Pusch ve Tomas Wilkoszewski – Türkiye’ye Uluslararası Göç, çeviren: Mutlu Çomak-Özbatır, Kitap Yayınevi, sosyoloji, 330 sayfa

Vedat Milor – Akdeniz Lokanta ve Şarap Rehberi: İtalya (2010)

Vedat Milor ‘Akdeniz Lokanta ve Şarap Rehberi: İtalya’da, Akdeniz’in zengin mutfaklarından birine odaklanıyor.

İtalya’ya tutkusunu her fırsatta dile getiren Milor eserinde, ülkenin yemek ve içki lezzetlerini, anılarıyla da harmanlayarak okuyucularıyla paylaşıyor.

Kitapta yer alan 130 lokanta ve 200’ün üzerinde şarap önerisi, kuşkusuz İtalya’nın ne denli büyük ve görkemli bir mutfağa sahip olduğunun göstergesi olarak da okunabilir.

Milor, İtalyanların mutfakta fabrikasyon olana yüz vermediklerini, bizde olduğu gibi lokanta adı altında üç yüz kişinin yemek yiyeceği “fabrikalar” kurmadıklarını ve yemek yeme gibi önemli bir işte modern kapitalist ekonominin dikte ettirmeye çalıştığı güçlere teslim olmadıklarını söylüyor.

İtalya’nın Roma, Piemonte, Venedik ve Toscana gibi kesimlerinden yemek ve şarap lezzetlerini barındıran kitap, görsel zenginliğiyle de dikkat çekiyor.

  • Künye: Vedat Milor – Akdeniz Lokanta ve Şarap Rehberi: İtalya, NTV Yayınları, kültür, 333 sayfa

Özcan Yüksek – Cinistan (2010)

Binbir Gece Masalları’nın izini süren ‘Cinistan’, Özcan Yüksek’in ‘Sessizce Dön’ ve ‘Hakikatçi’den sonraki üçüncü kitabı.

Yazar burada yer alan metinlerinde, gizemli bir dünyadan masallar ve öyküler anlatıyor.

Ganim bin Eyüb ve kız kardeşi Fitne; Birinci Sudanlı haremağası zenci Sevvab; İkinci Kalender; hamal ile genç kızlar ve Sultan Nurü’n-Nehar ile güzel Ecinniye, Yüksek’in kitabında karşımıza çıkan öykülerden birkaçı.

Ayrıca, senede bir defa yalan söyleyen bir kölenin öyküsü de, Yüksek’in dikkat çeken metinlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Yazar, masalların sihirli dünyasından okurlarına seslenirken, aynı zamanda ‘Binbir Gece Masalları’nı da analiz ediyor.

  • Künye: Özcan Yüksek – Cinistan: Aşk ve Kaybedilen Dünya, Doğan Kitap, anlatı, 334 sayfa

Michael Reufsteck ve Joches Stockle – House Hakkında Her Şey (2010)

‘House’, ilk bölümü 2004’te yayınlanmış, bizde de beğeniyle izlenmiş bir Amerikan televizyon dizisi.

Bugüne kadar altı sezondur oynayan dizinin başkarakteri Doktor Gregory House, alışılmışın dışında, hastalıklı bir karakter olmasıyla öne çıkar.

Kendine hayranlığı, takıntıları, insanları önemsememesi ve kayıtsızlık gibi özelliklerine rağmen House, yine kendine has nitelikleri nedeniyle pek çok kimse tarafından sevilir.

İki yazarlı elimizdeki kitap, bu dizinin ilk üç sezonuna odaklanarak dizideki mekânları, müzikleri, konuk oyuncuları, adresleri, takma isimleri ve hastalıkları, meraklısı için ayrıntılı bir şekilde açıklıyor.

Kitap, bir nevi House izleme rehberi niyetine okunabilir.

  • Künye: Michael Reufsteck ve Joches Stockle – House Hakkında Her Şey, çeviren: Filiz Karahasanoğlu, Kırmızı Kedi Yayınevi, popüler kültür, 320 sayfa

Kolektif – Benim İstanbul’um (2010)

Adnan Özyalçıner’in hazırladığı ‘Benim İstanbul’um’, okurlarına, yaşayan, devinen İstanbul’un dünden bugüne uzanan bir haritasını sunmayı amaçlıyor.

Kitapta, Özyalçıner’in yanı sıra, Türkiye edebiyatının önde gelen isimlerinin İstanbul’un farklı yönlerini konu edinen öyküleri yer alıyor.

On beş yazarın metinlerinden oluşan kitap, aynı zamanda Ferit Öngören’in çizgileriyle de zenginleştirilmiş.

Özyalçıner’in yanı sıra, kitaba öyküleriyle katılan isimler şöyle: Atilla Birkiye, Cengiz Bektaş, Deniz Kavukçuoğlu, Enver Ercan, Gülsüm Cengiz, Ferit Edgü, Hilmi Yavuz, Semra Aktunç, Hulki Aktunç, Kemal Özer, Orhan Alkaya, Tuğrul Tanyol, Uğur Kökden ve Üstün Akmen.

  • Künye: Kolektif – Benim İstanbul’um, hazırlayan: Adnan Özyalçıner, Evrensel Basım-Yayın, öykü, 255 sayfa

Gülten Dayıoğlu – Yaşadıklarım ve Düşlediklerim (2010)

‘Yaşadıklarım ve Düşlediklerim’, yazdığı romanlarıyla birden fazla kuşağın yetişmesinde katkısı olan Gülten Dayıoğlu’nun anılarından oluşuyor.

Elli yıla yaklaşan yazın hayatı ve yetmiş iki kitabıyla Dayıoğlu, her zaman en çok okunan çocuk yazarlarından biri oldu.

Yazar bu kitabında, kitaplarının yazılış süreciyle ilgili kendisine en çok yöneltilen soruları ve hayatına dair bilinmeyenleri, akıcı bir üslupla okurlarıyla paylaşıyor.

Dayıoğlu kitabında, yazmayla ilişkisinin başlayışını, 1963’te ilk yayınlanan ‘Bahçıvanın Oğlu’yla beraber peş peşe eserlerinin yayınlanışını ve hayatı boyunca tanık olduğu ilginç olayları, kuru bir zaman dizgesine de bağlı kalmadan ve canlı tasvirlerle anlatıyor.

  • Künye: Gülten Dayıoğlu – Yaşadıklarım ve Düşlediklerim, Altın Kitaplar, anı, 316 sayfa