Lewis Mumford – Tarih Boyunca Kent (2019)

Kent nedir?

Nasıl ortaya çıktı?

Hangi süreçleri daha da ileriye taşır?

Hangi işlevleri yerine getirir, hangi amaçları karşılar?

Lewis Mumford’un bizde ilk baskısı 2007 yılında yapılan ‘Tarih Boyunca Kent’i, Amerika’da Ulusal Kitap Ödülü ile Amerikan Özgürlük Madalyası’nı kazanmış muazzam bir eser.

Mumford’un kitabı, kendisinin kent planlaması, kültür ve sanat tarihi, teknoloji ve toplumsal eleştiri gibi geniş alanlardaki çalışmalarının ürünü.

Yazar burada, kentin geçirdiği evrime odaklandığı gibi, kent yaşamında gelişen uygarlık tarihinin dönüm noktalarını da saptıyor.

Yazar, kentin tarihte ilk oluştuğu coğrafyalar olan Mezopotamya ve Mısır’dan başlayarak sırasıyla, Yunan, Roma, Ortaçağ kentleri, Avrupa monarşilerinin başkentleri, sanayi kentleri ve nihayet günümüzün kentlerini geniş bir çerçevede ele alıyor.

Edebiyat eleştirisi, Amerikan araştırmaları, kentler tarihi, mimarlık, uygarlık ve teknolojinin yanı sıra bölge planlaması, çevrecilik ve Amerika’da toplumsal yaşam da dahil olmak üzere çok farklı konularda yapıtlar veren Mumford, ekolojinin öncülerindendir.

Yirminci yüzyılın en özgün seslerinden biri olan Mumford, Malcolm Cowley’e göre “büyük hümanistlerin sonuncusu”ydu.

  • Künye: Lewis Mumford – Tarih Boyunca Kent: Kökenleri, Geçirdiği Değişimler ve Geleceği, çeviren: Gürol Koca ve Tamer Tosun, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 736 sayfa, 2019

Binnaz Toprak (haz.) – Aydınlanma Sempozyumu (2007)

  • AYDINLANMA SEMPOZYUMU, yayına hazırlayan: Binnaz Toprak, Osmanlı Bankası Arşiv ve Araştırma Merkezi Yayınları, sempozyum, 232 sayfa

aydinlanma-sempozyumu

11-12 Mayıs 2007 tarihinde, Osmanlı Bankası Müzesi ile Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümleri tarafından “Aydınlanma” konulu bir sempozyum düzenlenmişti. ‘Aydınlanma Sempozyumu’ isimli bu kitap da, söz konusu etkinliğe sunulan makaleleri bir araya getiriyor. Aydınlanma felsefesini çeşitli boyutlarıyla ele alan, Türkiye’nin önemli düşün isimlerinin yer aldığı sempozyumda, Tanzimat’tan bu yana Aydınlanma’nın Türkiye’deki siyasal düşünceyi ve sanatı şekillendirmedeki rolü, post-modern kuramların Aydınlanma eleştirileri ve Aydınlanma’nın farklı kültür ve kimlik yapılanmalarına ilişkin sorunları gibi önemli konular tartışılmıştı.

 

Faik Bulut – Batı ve Laiklik (2007)

  • BATI VE LAİKLİK, Faik Bulut, Cumhuriyet Kitapları, inceleme, 230 sayfa

bati-ve-laiklik

Faik Bulut’un ‘Batı ve Laiklik’i, Üç cilt olarak düşünülen, ‘Küresel Çağda İslam’ serisinin birinci kitabı. 11 Eylül sonrasında, gerek Batı’nın Doğu’yla, gerekse de Doğu’nun Batı’yla ilişkilerini inceleyen Bulut, bu ilişkiyi laiklik ve kökten dincilik ekseninde ele alıyor. ‘Batı, Laiklik ve İslam’, ‘Batı, İslam ve Müslümanlar’, ‘ABD ve İslam Dünyası’ ve son olarak da ‘Papa ve İslam’ bölümlerinden oluşan çalışma, özellikle Batılıların Müslümanlara, İslamcıların ise Batı ve laikliğe bakışı, Papa’nın İslamiyet’e dair eleştirisinin politik arka planı, fakat en önemlisi de, her iki kesimin argümanlarının aslında ne denli samimiyetsiz olduğu konusunda ayrıntılar barındırıyor.

Mesut Erdoğan – Mengen Yemekleri (2007)

  • MENGEN YEMEKLERİ, Mesut Erdoğan, fotoğraflar: Buğrahan Şirvancı, İnkılap Kitabevi, yemek, 181 sayfa

mengen-yemekleri

Aşçı Mesut Erdoğan ile fotoğrafçı Buğrahan Şirvancı’nın ortak çalışması olan ‘Mengen Yemekleri’, yöresel yemekler konusunda iyi bir çalışma. Bir anlamda, kaybolmaya yüz tutmuş Mengen yemeklerini kayıt altına alma ve bunları okura sunma amacını taşıyan çalışma, hem kaliteli baskısı hem de görsel unsurları iyi kullanmasıyla dikkat çekiyor. Kitap çorbalar, kavurmalar, yeşillik yemekleri, evcil kanatlılar ve pilavlar gibi bölümlerden oluşuyor. Çöle çöş, Cincile çorbası, Kızılcık tarhanası, Halışka, Kızılcamancar kavurması, Galçakmancarı, Gözlemeli hindi, Pestilli ördek, Kül çöreği, Gözü yaşlı, Ayıköşü sotesi ve Meksenye, isimleriyle ilgi çeken yemeklerden birkaçı.

 

Ayşe Kudat – Al Kocayı Vur Sopayı (2007)

  • AL KOCAYI VUR SOPAYI, Ayşe Kudat, Doğan Kitap, inceleme, 229 sayfa

al-kocayi-vur-sopayi

Ayşe Kudat, ‘Al Kocayı Vur Sopayı’da, oldukça ilgi çeken ve Türkiye için ilk olabilecek bir konuyu, erkeğin maruz kaldığı şiddeti masaya yatırıyor. Bilindiği gibi, aile içi şiddetin birinci mağdurları kadınlar, ikinci olarak da çocuklardır. Kudat’ın çalışması da bunu daha çok, kadın şiddetine maruz kalan erkeğin dünyasından izliyor. Birçok erkeğin eşi veya sevgilisinden şiddet gördüğünü belgelemeyi amaçlayan çalışma, erkeğin yalnızca sevgilisinin değil, erkek arkadaşlarının şiddetine de maruz kaldığını belirtiyor. Özellikle doğu toplumlarında, erkeğin pısırık görünmemek için, maruz kaldığı şiddeti gizlediğini belirten Kudat, sevgi ilişkileri çerçevesinde, kadından erkeğe yönelen şiddeti anlatıyor.

Dursun Yıldız – Ateşe Durmak (2007)

  • ATEŞE DURMAK, Dursun Yıldız, Ar Yayınları, eğitim, 373 sayfa

atese-durmak

‘Ateşe Durmak’ kitabının yazarı Dursun Yıldız bir öğretmen. Kitapta yer alan denemelerin çoğu da, Türkiye’nin eğitim sorununa odaklandıkları için, başta öğretmenler olmak üzere, eğitimle ilgili herkesi ilgilendirecek nitelikte. Kendisini adamış bir eğitim emekçisi olan Yıldız, zamanında farklı gazete ve dergilerde yayınlanmış makalelerini bu kitapta toplamış. Yıldız, eğitim sistemine çok görülen bütçenin azlığından, ders kitaplarındaki önyargılara, bu durumdan etkilenen çocuklardan sendikalar ile öğretmenlere ve ülkenin pedagoji anlayışındaki eksikliklere kadar birçok sorunu saptayıp çözüm önerileri sunuyor.

Dinçer Sezgin – İzmir Esintileri (2007)

  • İZMİR ESİNTİLERİ, Dinçer Sezgin, İzmir Büyükşehir Belediyesi Yayınları, deneme, 223 sayfa

izmir-esintileri

‘İzmir Esintileri’, kendisi de bir İzmirli ve İzmir tutkunu olan Dinçer Sezgin’in, bir kısmı bu şehre dair denemelerini barındırıyor. Öykü, şiir ve çocuk kitapları da bulunan Sezgin’in, hatırlanacağı gibi, deneme türünde de yayınlanmış eserleri bulunuyor. Sezgin’in denemeleri, kendisi gibi edebiyatla haşır neşir olmuş önemli isimlere dair anımsamalar, barış üzerine değerlendirmeler, gündelik hayatın içine sindiği için çoğu zaman fark edilemeyen ayrıntılar gibi birçok konuyu ele alıyor. Sezgin’in doğduğu ve halen yaşadığı İzmir kenti ise, denemelerde hem kendisinin hayatında bıraktığı izler hem de nostaljik yönleriyle öne çıkıyor.