Raffaele Gianighian – Hodorçur (2016)

Raffaele Gianighian’ın, henüz dokuz yaşındayken tanık olduğu Ermeni Soykırımı’na dair tanıklığı, burada.

Planlı bir katliamın, cinayetlerin, sürgünlerin, tecavüz ve aşağılanmaların sıkça dile getirildiği kitap, yazarın adeta bir günlük tutmuşçasına verdiği yer, insan adları ve olguların zenginliğiyle de dikkat çekici.

Gianighian, 1906 yılında Hodorçur kazası yakınlarında, Kisak’ta doğdu.

Babası Garabet, tüm vadinin demircisiydi.

Birinci Dünya Savaşı’nın ve Türkiye’de Ermeni soykırımının başladığı 1915’ten 1919’a kadar Raffaele, Edessa (bugünkü Urfa) yakınlarında Büyükbağ’da kalarak Müslüman oldu ve Abdullah adını aldı.

Kitaptan bir alıntı:

“Babama konuşmaya gidiyorum. Derenin etrafından sinirotlarından topluyorum: Yüzümdeki ve alnımdaki yaralara onlardan sürüyorum. Babamın mezarının üzerine uzanıyorum. Güneş yüzümü yakarken kalkıyorum. Karnım aç, olsun, bir hafta bile aç kalmaya alışkınım. Dereye gidiyorum, soyunuyorum, suyun içinde yürüyüp yüzümü yıkıyorum. Dere kıyısından sinirotu yaprakları bulup yaralarıma ilaç yapıyorum. Ceketimi giyiyorum. Tabiatın sabah şarkısını dinliyorum. Babamın o tatlı sesi kulaklarımda çınlıyor: ‘Sana kötülük yapan insanları unut evlat. İyilik ve sevgi hayattır, insanı sev.’”

  • Künye: Raffaele Gianighian – Hodorçur: Vatanını Arayan Bir Gezginin Seyahati, çeviren: Serhan Ada, İletişim Yayınları, anı, 225 sayfa, 2016

Hraç Norşen – Çileli Ağavni (2009)

Hraç Norşen ‘Çileli Ağavni’de, çocukluğu boyunca babaannesi Ağavni Norşen’den duyduğu aile hikâyelerini anlatıyor.

Ağavni Norşen’in genç kızlığından yaşlılığa uzanan hayatını anlatan yazar, böylece aile tarihinin de bir dökümünü yapmış oluyor.

Babaannesinin anlattıklarını ilk dinlediğinde küçücük bir çocuk olduğunu söyleyen Norşen, babaannesinin hayat hikâyesini, Sivas Suşehri’ne bağlı olan köyü Pürk’ü, ailesinin hiç tanımadığı fertlerine dair hatıralarını ve her birinin yaşadığı acı olayları aktarıyor.

Norşen’in kaleme aldığı anlatı, Ağavni Norşen’in çileli hayatı üzerinden, Ermenilerin bu topraklarda maruz kaldıkları baskıyı kayda geçirirken Türkiye yakın tarihine ışık tutuyor.

  • Künye: Hraç Norşen – Çileli Ağavni, Aras Yayıncılık, anlatı, 251 sayfa

Müjgan Tekin – Ağıt (2009)

‘Ağıt’, Müjgan Tekin’in üçüncü romanı.

‘Ararat’tan ve Ağrı’dan Yükselen Çığlık’ alt başlığını taşıyan romanında Tekin, üç zamanlı bir öyküyle okurun karşısına çıkıyor.

1991’de Erivan’da, 1915’te Harput’ta ve 2005 Türkiye’sinde geçen roman, Ermeni tehciri zamanlarında ve Hocalı katliamında yaşananları hikâye ediyor.

1915’te yaşanan olaylardan sonra bir Ermeni kızı Türkleşmiş, 1990’lı yılların başında Karabağ’da yaşanan olaylardan sonra da bir Azeri kızı Ermenileşmiştir.

Tekin, kaderleri yeni baştan çizilen bu iki karakterin serüveni aracılığıyla, toplumlar arasındaki düşmanlığın anlamsızlığını hikâye ediyor.

  • Künye: Müjgan Tekin – Ağıt, Galata Yayınları, roman, 216 sayfa

Andre Sernin – Tokatlı Yetvart’ın Anıları (2009)

‘Tokatlı Yetvart’ın Anıları’, 1915 olaylarından kurtulan Yetvart Kederyan’ın anılarından oluşuyor.

1907 yılında Tokat’ta dünyaya gelen Kederyan, 1915 olaylarında öksüz ve yetim kalır. Ardından Paris’e göç eden Kederyan, burada elmas traşçılığına başlayacak ve inişli çıkışlı hayatında saygın bir elmas ustası olarak ün yapacaktır.

Kederyan elimizdeki anılarında, çocukluğunun Tokat’ını, ailesini, kentteki demografik yapıyı, Birinci Dünya Savaşı’nın beraberinde getirdiği acıları, 1915 olaylarını doğuran etkenleri, tehcirde ailesini kaybetmesini, işgal kuvvetleri içinde bulunan Fransızlardan yardım alarak Paris’e kaçışını, burada yeni bir hayat kurmasını ve meslek yaşamını anlatıyor.

“İnsanoğlunun yüreği doğduğu ve gençliğini geçirdiği yerlerde sonsuza değin kalıyor,” diyen Kederyan’ın belge niteliğindeki anıları, bir dönemin tanıklığını sunuyor.

  • Künye: Andre Sernin – Tokatlı Yetvart’ın Anıları, çeviren: Anais Martin, Pencere Yayınları, anı, 116 sayfa

Ohannes Aram Kondayan – Sandıktaki Hatıralar (2009)

‘Sandıktaki Hatıralar’, 1927-1969 yılları arasında Robert Kolej’de öğretmenlik yapmış Ohannes Aram Kondayan’ın çocukluğuna, tehcire ve İstanbul’a dair anılarından oluşuyor.

1905’te İzmit’in Bardizag (Bahçecik) ilçesinde doğan Kondayan, 1915 yılında ailesiyle birlikte Suriye’ye sürülmek üzere yük vagonlarında Orta Anadolu’ya kadar getirildi.

Sürgünden kurtulan aile, savaştan sonra İstanbul’a yerleşir.

Ailenin çocuklarından Ohannes, Robert Kolej’e girecek, mezun olduktan sonra burada matematik öğretmeni olarak uzun yıllar çalışacaktı.

Elimizdeki kitap, Kondayan’ın Amerika’ya göç ettikten sonra kaleme aldığı on özyaşamöyküsel yazıdan oluşuyor.

  • Künye: Ohannes Aram Kondayan – Sandıktaki Hatıralar, çeviren: Karin Karakaşlı, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, anı, 76 sayfa

Apraham Kasapyan – Kaç Kişisiniz Boğos Efendi? (2015)

1902 Tekirdağ doğumlu Apraham Kasapyan, 1972’de İstanbul’da hayatını kaybetti.

Bu kitap, 1915’te ailesi ve akrabalarıyla birlikte ölüme gönderilen Kasapyan’ın o yıllara dair tanıklığını barındırıyor.

1915’ten sonra on yıllarca süren bir suskunluk duvarının ardında yaşayan Türkiye Ermeni toplumundan bir bireyin kaleminden kan donduran, gerçek bir survivor anlatısı.

Ermenilerin bu topraklarda yaşadıklarının boyutlarını gözler önüne seren, yürek yakan hikâyeler…

  • Künye: Apraham Kasapyan – Kaç Kişisiniz Boğos Efendi?, çeviren: Öjeni Höllüksever, Aras Yayıncılık, anı, 128 sayfa, 2015

Alice Taşcıyan – Bağrıma Taş Bastım (2009)

Alice Taşcıyan ‘Bağrıma Taş Bastım’da, Anadolu’da doğup Fransa’da hayata gözlerini yuman annesi Varvar Hanım’ın hayat hikâyesini anlatıyor.

Varvar Hanım’ın hayatı, 1915’te gerçekleşen acı olayları da barındırdığı için ayrıca önem arz ediyor diyebiliriz.

Anadolu’da, günümüz Türkiye’sinde bulunan Sebaste (Sivas) yakınlarındaki küçük bir köy olan Ulaş’ta 1909 yılında doğan Varvar Hanım, Tehcir esnasında köylerinden sürüldüklerini, babasının ve ağabeylerinin katledildiğini, annesini bu esnada kaybettiğini ve Sivas’taki kimsesizler yurdunda dört yıl kaldığını söylüyor.

Kitabın devamında, Varvar Hanım’ın yurt dışına sığındıktan sonraki hayatına dair anlatımları yer alıyor.

  • Künye: Alice Taşcıyan – Bağrıma Taş Bastım, çeviren: Meryem Mine, Pencere Yayınları, anı, 164 sayfa