Oğuz Akay – Bu Sofrada Ben Varım (2010)

Oğuz Akay ‘Bu Sofrada Ben Varım’da, Atatürk’ün sofra geleneğini, sofrada yaşanan anılar ekseninde anlatıyor.

Atatürk’ün bu sofraları, bazıları tarafından bir eğlence, bir rakı sofrası olarak tanımlanmıştı.

Akay ise, Salih Bozok, Celal Bayar, Falih Rıfkı Atay ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi, bizzat o sofrada bulunmuş isimlerin anlatımlarına dayanarak bu teze karşı çıkıyor.

“Bu sofra, bir yeme, içme ve eğlence sofrası değil; bir iradenin ve bir devrimin sofrası idi.” diyen Akay, 1899-1938 yılları arasında kırk yıl boyunca sürmüş sofranın hikâyesini sunuyor.

Kapsamlı bir çalışmanın ürünü olan kitap, Atatürk’e yakın birçok ismin gözlem, değerlendirme ve anılarını bir araya getiriyor; Atatürk’te sofra geleneğinin nasıl oluşup yerleştiğini, sofrada nasıl eğlenildiğini ve burada konuşulan, tartışılan konuları araştırıyor.

  • Künye: Oğuz Akay – Bu Sofrada Ben Varım, Alfa Yayınları, tarih, 716 sayfa

Friedrich Unger – Şark Şekerciliği (2020)

Bu kitabın yazarı Friedrich Unger, Yunanistan’ın ilk kralı I. Otto’nun şekercibaşısıydı.

Unger 1835 yılında İstanbul’u ziyaret etmiş, şehirdeki helvacı ve şekercilerin çalışmalarını inceleyerek tariflerini derlemişti.

1838 yılında yayımlanan bu kitap ise, Osmanlı şekerciliği konusunda eşi benzeri olmayan bir çalışma.

Kitap, toplam 97 şekerleme ve tatlı tarifini içeriyor.

Bunların içinde de tarçınlı peynir şekeri, çağla reçeli, arşın helvası, mühürlü akide şekeri gibi başka hiçbir kaynakta tarifi bulunmayan tatlılar da yer alıyor.

Kitap, profesyonel bir şekerci tarafından yazıldığı için ayrıca büyük öneme haiz.

Unger, şekercilik sanatının en canlı olduğu devirde, başlıca icracılar ve onların çalışma mekânları hakkında çok önemli bir kitaba imza atmış.

  • Künye: Friedrich Unger – Şark Şekerciliği, çeviren: Priscilla Mary Işın ve Merete Çakmak, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 152 sayfa, 2020

Artür Büyüktaşçıyan – Balıktan Hikâyeler (2010)

Artür Büyüktaşçıyan ‘Balıktan Hikâyeler’ adlı çalışmasında, yalnız balıklar için değil, kabuklu deniz ürünlerini de barındıran birçok deniz canlısına dair yemek tarifini, lezzet avcısı okurların beğenisine sunuyor.

Büyüktaşçıyan yemek tariflerine, farklı balıkları anlatan yazılar da ekleyerek zevkle okunan bir kitaba imza atmış diyebiliriz.

Buradaki tariflerin, özellikle hazırlanması kolay olanlardan seçilmesi, kitabın sadece profesyonellere değil, balık yemeklerine ilgi duyan herkese hitap etmesini sağlıyor.

Kitapta en çok bilinen balık yemeklerinin yanı sıra, kiremitte alabalık, ahtapotlu spagetti, balık mücveri, barbunya buğulama, dilbalığı kızartma, kadayıflı hamsi, karidesli börek, kâğıtta levrek fileto, midye salma, grissinili somon ve palamutla balık köftesi gibi ilginç yemek tarifleri de bulunuyor.

  • Künye: Artür Büyüktaşçıyan – Balıktan Hikâyeler, İnkılap Kitabevi, yemek, 176 sayfa

Artun Ünsal – Susamlı Halkanın Tılsımı (2010)

‘Nimet Geldi Ekine’, ‘Ölmez Ağacın Peşinde’, ‘Süt Uyanınca’ ve ‘Silivrim Kaymak’, Artun Ünsal’ın daha önce yayımlanan kitapları. Ünsal, yeni lezzet durağı ‘Susamlı Halkanın Tılsımı’nda ise, Türkiye kültürünün vazgeçilmez tatlarından biri olan simidi konu ediniyor.

Orhan Cem Çetin’in fotoğraflarıyla zenginleşen kitap, simidin kökenleri ve simidin tarihiyle açılıyor.

İstanbul’un gündelik yaşamında, folklorunda ve edebiyatında simit; simit ve peynirin nasıl ayrılmaz bir ikili haline geldiği; geleneksel ve modern İstanbul sokak simidi arasındaki farklar; simitte sanayi, çeşit ve pazarlama konularında kaydedilen gelişmeler ve sokak simidini nasıl bir geleceğin beklediği, kitaptaki konulardan bazıları.

Evde simit yapma konusunda ipuçlarının da verildiği kitapta ayrıca, simitlik unların ve simitlik susamın özellikleri gibi pratik bilgiler de yer alıyor.

  • Künye: Artun Ünsal – Susamlı Halkanın Tılsımı, Yapı Kredi Yayınları, yemek kültürü, 239 sayfa

Oğuz Erkara – 100 Tarihi Lokanta (2010)

Oğuz Erkara, Türkçe ve İngilizce yayımlanan ‘100 Tarihi Lokanta’da, Türkiye’nin farklı illerine yayılmış, beğenilen yemekleriyle günümüze kadar ulaşan, kimi yüz yıldan daha eski lokantaları anlatıyor.

Kitapta karşımıza çıkan en eski lokanta, 1833’te İzmir’de kurulan Hacıbenlioğlu Kebap, en yenisi ise, İzmir’de 1966 tarihinde kurulan Kumrucu Hüseyin.

Erkara, çalışması için lokanta sahipleriyle birebir görüşmüş, kitabını, birinci elden bilgilerle kotarmış.

Söz konusu lokantaların özgün yemeklerinin de verildiği kitap, kaliteli baskısı ve görsel zenginliğiyle de ilgi çekeceğe benziyor.

  • Künye: Oğuz Erkara – 100 Tarihi Lokanta, Cinius Yayınları, rehber, 224 sayfa

Kolektif – Âdâb-ı Taâm (2020)

‘Âdâb-ı Taâm’, Osmanlı’nın sön dönemi ile erken Cumhuriyetin ilk yıllarında yazılmış âdâb-ı muâşeret kitaplarının yemek ve sofraya dâir bölümlerinden oluşan bir hazine.

Burada, Osmanlı’nın genel anlamda Batılılaşma devri denilen 19. yüzyılın sonu ile Cumhuriyetin ilk yıllarını içine alan, yani 1890-1927 yılları arasında yayımlanmış, belirlenebilen bütün Osmanlıca görgü kuralları kitapları yer alıyor.

Lutfi Simavi’den ‘Teşrifât ve Âdâb-ı Muâşeret’, Baronne Staffe müstear ismiyle kaleme alınmış ‘Tuvalet ve Letâfet-i Azâ’, Ahmed Midhat Efendi’den ‘Avrupa Âdâb-ı Muâşereti’, subayların âdâb-ı muâşeratıyla ilgili ‘Usul ve Âdâb-ı Muâşeret’, Selanikli Ahmed Tevfik’in ‘Çocuklara Nezaket Dersleri’ ve Vasıf Necdet Armay’ın ‘Muâşeret Yolları’, burada yer alan kitaplardan birkaçı.

Bu kitaplar o kadar özenli ve o kadar ayrıntılı hazırlanmış ki, içlerinde masa örtüsü renklerine, peçetelere, şarap çeşitlerine, çiçeklere ve ziyafet süslerine ve daha birçok şeye dair ilginç bilgiler de yer alıyor.

İnsan ilişkilerinin ve hatta devletler arası ilişkilerin bu kadar gerildiği, hayatın sürekli yükselen bir ivme ile hızlandığı şu günlerde özenle hazırlanmış baloların, beş çaylarının, itinalı kıyafetlerin, centilmen erkeklerin, naif hanımefendilerin, zarif davetiyelerin konu alındığı bu kitabı okumak bütün okurlara iyi geleceğini düşünüyoruz.

  • Künye: Kolektif – Âdâb-ı Taâm: Osmanlıca Âdâb-ı Muâşeret Kitaplarında Sofra ve Yemek, derleyen: Emin Nedret İşli, İletişim Yayınları, yemek, 190 sayfa, 2020

Stéphane Hénaut ve Jeni Mitchell – Lezzetli Fransa Tarihi (2020)

Yemek kültürü siyasetin, ekonominin ve kültürün kesişiminde olduğundan bir ülke ve insanı hakkında çok fazla şeyi ortaya koyar.

Stéphane Hénaut ve Jeni Mitchell de bu olguyu Fransa bağlamında izledikleri güzel bir çalışmayla karşımızda.

Fransa’nın yemek kültürünü ilk günlerinden itibaren keşfe çıkan kitap, bu mutfağın dünya sahnesinde yükselişini açıklayan bazı kalıcı özelliklerinin yanı sıra en acı dolu düşüşlerini, en korkunç çatışmalarını ve en muhteşem yeniliklerini ortaya koyuyor.

Kitap, devrimlere yol açan kıtlıklardan mutfağa yeni unsurlar getiren savaş ve fetihlere veya milyonların yeme alışkanlıklarını değiştiren radikal dini ve felsefi değişimlere dek Fransa’nın mutfağını, ülkenin Roma döneminden modern zamanlara uzanan inişli çıkışlı tarihi ekseninde izlemesiyle önemli.

Pasteur ve Appert gibi isimlerin yemek alışkanlıkları, Fransız café’lerinde gelişen modern çağın en etkili siyaset felsefeleri, insanlık tarihinde dönüştürücü etkiye sahip olmuş kimi yeniliklerin Fransız mutfağına etkileri ve küresel düzeni dönüştürmüş ve dünyanın her köşesinde büyük acılara neden olmuş Avrupa emperyalizminin gıda ve tarımı nasıl sömürdüğü, kitapta ele alınan diğer dikkat çekici konular.

  • Künye: Stéphane Hénaut ve Jeni Mitchell – Lezzetli Fransa Tarihi: Devrim, Savaş ve Aydınlanma Üzerine Gastronomi Hikâyeleri, çeviren: Gül Tonak, Say Yayınları, yemek tarihi, 432 sayfa, 2020