Sultaniyeli Johannes – Timur’un Sarayında (2020)

Timur’un hükümdarlığı hakkında kapsamlı bir kaynak arayanlara bu kitabı öneriyoruz.

Kitap, Timur’un elçisi olarak 1398’de Venedik ve Cenova’ya, 1402’de de Avrupa’ya gönderilen Sultaniyeli Johannes’in anlatımlarına yer veriyor.

Elçi olarak görev yaptığı ülkelerde Timur ile ilgili anlattıklarının neticesinde ortaya çıkmış kitap, Timur’un yerel bir gücün başıyken nasıl olup da kıtaları aşan bir hükümdara dönüştüğünü ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.

Kitabın yazarıyla ilgili de birkaç bilgi verelim.

Sultaniyeli Johannes, İran’da bulunan Sultaniye Katolik kilisesinin başpiskoposuydu.

Timur Sultaniye’yi ele geçirdikten sonra da Timurlu sarayına yakın bir kişi haline geldi.

Bu kitaptaki anlatımlarına bakıldığında da, Timur’un elçiliği vazifesini layıkıyla yerine getirdiği anlaşılıyor.

Timur, Mîrân ve Fransa Kralı arasındaki yazışmaların da yer aldığı kitap, Timur ve elçisi hakkında dönemin muhtelif kroniklerinde verilmiş bilgileri de barındırıyor.

Bu alanda çalışanların muhakkak edinmesi gereken, altın değerinde bir kaynak.

  • Künye: Sultaniyeli Johannes – Timur’un Sarayında: Fransa’ya Gönderdiği Elçinin Kaleminden Emîr Timur’un Hayatı, Devleti ve Halkı, çeviren: Ahmet Deniz Altunbaş, Kronik Kitap, tarih, 112 sayfa, 2020

J. Donald Hughes – Çevresel Tarih Nedir? (2019)

Tarihi incelerken kullanmamız gereken kavramlar kadar hangi çevresel tarih kaynaklarına bakmamız gerektiği de önemlidir.

Donald Hughes’un eldeki kitabı ise, insan ve sosyal bilim araştırmalarına getirilmiş en yenilikçi ve kapsayıcı görüşlerden biri olan çevresel tarih konusunda çok iyi bir giriş.

Çevresel tarih, sadece insanların değil, insanların da içinde yer aldığı doğal çevredeki canlı-cansız tüm varlıkların ve bu varlıklar arasındaki etkileşimin yazılması gereken bir tarihi olduğu düşüncesini savunur.

İnsanın çevre, çevrenin de insan üzerindeki etkisine özel bir vurgu yapan bu yaklaşım siyasi, askeri, sosyal, iktisadi ve kültürel tarih gibi geleneksel tarihyazım şekillerine ilave edilecek ve bunlar üzerinde yeniden düşünmemizi sağlayacak devrimci bir niteliğe sahip.

Özellikle 1960’lardan bu yana kapsamı ve hedefleri belirli bir disiplin olarak ABD’den Rusya’ya, Brezilya’dan Hindistan’a dünyanın farklı coğrafyalarında icra edilen bu yeni tarihçilik biçimi ülkemizde de biliniyor ve uygulanıyor.

Çevresel tarihi tanımlayarak kitabına başlayan Hughes, kitabının devamında ele aldığı kimi konular şöyle:

  • Çevresel tarihini öncüleri,
  • Çevresel tarihçiliğin Amerika’da doğuşunu ve gelişimi,
  • Yerel, bölgesel ve ulusal çevresel tarih yaklaşımları,
  • Çevresel dünya tarihi,
  • Çevresel tarihin meseleleri ve bu alandaki yeni yönelimler,

Kapsamlı bakış açısıyla ve konuları ele alış biçimiyle başucu kitabı olarak önerebileceğimiz çalışma, lisans ve lisansüstü tarih öğrencileri kadar tarihle amatör ya da profesyonel uğraşan herkese hitap edecek türden.

  • Künye: J. Donald Hughes – Çevresel Tarih Nedir?, çeviren: M. Fatih Çalışır, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 220 sayfa, 2019

Eric Berkowitz – Arzunun Sınırları (2020)

Eric Berkowitz daha önce yayımlanan ‘Seks ve Ceza’ başlıklı kitabında, Antik Mezopotamya’da zina yapan bir kadının kazığa oturtulmasından 1895’te Oscar Wilde’ın “büyük ahlaksızlık” suçuyla hapis cezası aldığı döneme kadar uzanarak seks hukukunun uzun tarihini izlemişti.

Söz konusu kitap, mahkeme tutanaklarıyla tarihi belgelerde yer alan gerçek insanların hayatlarından yola çıkarak insanlık tarihinin ilginç bir yönüne ışık tutmuştu.

Berkowitz’in elimizdeki kitabı ise, yirminci yüzyılı merkeze alarak sekse dair teamüllerimizin nasıl değiştiğini ve bunun seks hukukunu nasıl etkilediğini ortaya koyuyor.

Seksin aile, iktidar, ırkçılık, sömürgeleştirme, cinsiyet ve kimlik mefhumlarıyla ikircikli ilişkisini izleyen Berkowitz, “cinsel devrim”, mağduru korumaktan uzak tecavüz yasaları, eşcinsel hakları mücadelesi, modern psikiyatrinin hukuk üzerindeki etkisi, insan ticareti ve sanal seks haberleri üzerinden bu ilişkinin izini günümüze kadar sürüyor.

Her bir bölümü, farklı bir dizi yasayı ele alan çalışma,

  • Cahil dindar gruplar tarafından ‘kurtarıldıktan’ sonra üzerine kilit vurulup istismar edilen fahişeler,
  • Nazi döneminde Alman sevgilisi olduğu için ‘üstün ırkı kirlettiği’ gerekçesiyle öldürülen Yahudiler,
  • Beyazlarla cinsel ilişkiye girdiği için linç edilen Afrikalı Amerikalılar,
  • Akıl hastanelerinde lobotomi ‘tedavisi’ gören eşcinseller,
  • ‘Uçkuru gevşek’ olduğu için zorla kısırlaştırılan siyah genç kadınlar,
  • Oyun arkadaşlarıyla deneysel keşifte bulunduğu için tehlikeli seks suçlusu yaftası yapıştırılan küçücük çocuklar,
  • Cinsel içerikli kısa mesaj paylaşmaktan çocuk pornocusu diye hapse atılan ergenler,
  • Ve bunun gibi pek çok çarpıcı örnek barındırıyor.

Künye: Eric Berkowitz – Arzunun Sınırları: Kötü Yasalar, İyi Seks ve Değişen Kimliklerin Yüzyıllık Tarihi, çeviren: İdil Aydoğan ve Can Evren Topaktaş, Kolektif Kitap, hukuk, 496 sayfa, 2020

Zeki Tez – İlaç ve Parfümün Sihirli Dünyası (2010)

Zeki Tez ‘İlaç ve Parfümün Sihirli Dünyası’nda, tarihte eczacılık, güzel kokular ve kozmetik konularını irdeliyor.

Eskiçağdaki şifalı bitkileri, ilk kimyasal ilaçları ve zehirleri, ilk sabunları ve kozmetiğin belkemiğini oluşturan kınanın işlenmesini anlatan Tez, ilaç ve parfümü ilk ortaya çıktıkları tarihten günümüze uzanan bir süreçte araştırıyor.

Topraktan hazırlanan ilaçlar, Ortaçağ’da şifa aracı olarak kullanılan taşlar, kutsal mekânların nasıl parfümlendiği, İslam dünyasının eczacılık anlayışı, Osmanlı ve Cumhuriyet Türkiye’sindeki ilaç bilimi, Avrupa’daki parfüm üretimindeki gelişmeler ve koku sınıflandırmasındaki püf noktalar, kitaptaki ilginç konulardan bazıları.

  • Künye: Zeki Tez – İlaç ve Parfümün Sihirli Dünyası, Hayy Kitap, tarih, 303 sayfa

Haydar Akın – Ortaçağ Sonları ve Yeniçağ Başlarında Avrupa’da Çocuk Cadılar ve Cadı Avı (2010)

Ortaçağ sonları ile Yeniçağ başlarında Avrupa’da yaşanan çocuk cadı avları, Batılı tarihçiler tarafından son yıllarda giderek daha fazla araştırılan alanlardan biri.

İşte Haydar Akın elimizdeki çalışmasında, bu ilginç konuyu detaylı bir bakışla irdeliyor.

Avrupa’da çocuk cadılığı (Kinderhexerei), çocuk cadılar (Hexenkinder) ve cinlenmiş çocuklar (Besessene Kinder) kavramlarının Avrupa’da nasıl yoğunluk kazandığını inceleyen Akın, çocukluğun eski çağlardan modern zamanların başlangıcına kadar geçirdiği evrimi araştırıyor ve cadı avının söz konusu coğrafyada, nasıl bir toplumsal cinnet olarak ortaya çıktığını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Haydar Akın – Ortaçağ Sonları ve Yeniçağ Başlarında Avrupa’da Çocuk Cadılar ve Cadı Avı, Phoenix Yayınları, tarih, 264 sayfa

Kolektif – Umumî Müfettişler Toplantı Tutanakları – 1936 (2010)

Umumî Müfettişler’in 1936’da gerçekleştirdikleri toplantının tutanaklarından oluşan elimizdeki çalışma, dönemin Türkiye’sinin siyasal, sosyolojik, demografik, ekonomik, ve sosyal bir fotoğrafını ortaya koymasıyla çok önemli.

Zira bu tutanaklar, iktidarın gözüyle doğu, güneydoğu bölgesinin ve Kürt sorununun nasıl değerlendirildiğini ortaya koyuyor.

Kürtlerin aslında Türk olduğu tezinin ısrarla savunulduğu tutanaklarda, Diyarbakır, Hakkâri, Mardin, Siirt, Urfa, Van, Muş ve Bitlis’in nüfus rakamları veriliyor; Kürt nüfusun sürratle artmakta olduğuna dikkat çekiliyor ve Kürtlüğün dış etkenlerle, Ermenilik ve Hıristiyanlıkla örtüştüğü iddia ediliyor.

  • Künye: Kolektif – Umumî Müfettişler Toplantı Tutanakları – 1936, yayına hazırlayan: M. Bülent Varlık, Dipnot Yayınları, tarih, 384 sayfa

Garth Fowden – Muhammed’den Önce ve Sonra (2019)

İslam’ın içine doğduğu ve ilk dört yüzyılı boyunca içinde geliştiği ortamla ilişkisi neydi?

Garth Fowden’ın eldeki kapsamlı çalışması, bu soruya kapsamlı yanıtlar vermesiyle dikkat çekici.

Fowden’ın çalışması, Geç Antik Çağ’ın sonunun daha geniş tarihini, yukarıdaki soruda ifade edilen bu ilişkinin ışığında yeniden değerlendiriyor ve daha da önemlisi, Avrupa ile başka yerlerin, Müslüman dünyanın insan deneyimine, düşüncesine ve kültürüne getirdiği katkılara nasıl baktığını ortaya koyuyor.

Fowden’ın geç Antik Çağ ve daha genel olarak da MS Birinci Binyıl boyunca Doğu Akdeniz’in ve Güneybatı Asya’nın dinler tarihi alanında önemli bir eser olarak okunabilecek kitabı, İslam’ın miras aldığı karmaşık ve yüklü dinsel ve düşünsel gelenekleri, getirdiği yenilikleri, geleceğini, başarılarını ve başarısızlıklarını çok yönlü bir bakışla izliyor.

Kitap bütün bunların yanı sıra, İslam’ın ve diğer tektanrıcı geleneklerle ilişkisi ve Aristoteles’ten Augustus’a ve İbn Sina’ya birçok figürün İslamiyet’in macerasındaki yerlerini açıklığa kavuşturmasıyla da önemli.

  • Künye: Garth Fowden – Muhammed’den Önce ve Sonra: Birinci Binyıla Yeni Bir Bakış, çeviren: Abdurrahman Aydın, Phoenix Yayınları, dinler tarihi, 376 sayfa, 2019