Edmund de Waal – Kehribar Gözlü Tavşan (2016)

Kökleri Viyana’dan Paris’e, Meksika’dan Tokyo’ya ve İngiltere’ye uzanan Ephrussi ailesinin tarihini, 19. yüzyıldan bugüne, zengin ayrıntılarla izleyen ödüllü bir biyografi.

Dünya tarihine yön vermiş olayların göbeğinde yer almış bu ailenin yolu, Proust, Monet ve Rilke gibi ünlü isimlerle de kesişecektir.

  • Künye: Edmund de Waal – Kehribar Gözlü Tavşan, çeviren: Özlem Gayretli Sevim, Everest Yayınları, biyografi, 400 sayfa, 2016
Reklamlar

Vecihi Başarın ve Hatice Hürmüz Başarın – Çanakkale Boğazı’nın Derinliklerinde (2010)

Vecihi Başarın ve Hatice Hürmüz Başarın’ın kaleme aldığı ‘Çanakkale Boğazı’nın Derinliklerinde’, Çanakkale Savaşlarında Avusturalya Denizaltısı HMAS AE2 ile Sultanhisar Torpidosu’nun mücadelesini anlatıyor.

AE2, 30 Nisan 1915’te Sultanhisar adlı torpido gemisinden açılan ateşle hasar görmüş, AE2’nin İrlandalı kaptanı Henry Stoker da, denizaltıyı Türklere vermektense batırmaya karar vermişti.

Batırılan denizaltı Marmara Denizi’nin sularına gömülüp gözden kaybolduğu sırada, AE2’nin 32 mürettebatı Ali Rıza’nın kaptanlığını yaptığı Sultanhisar’ın filikaları tarafından kurtarılmıştı.

Her ikisi de savaştan sağ çıkan kaptanların anılarıyla çalışmalarını zenginleştiren yazarlar, bu önemli çalışmalarında, 1998’e kadar denizin altında keşfedilmeyi bekleyen AE2’nin hikâyesini hem Avusturalya hem de Türk bakış açısından anlatıyor.

  • Künye: Vecihi Başarın ve Hatice Hürmüz Başarın – Çanakkale Boğazı’nın Derinliklerinde, Galata Yayınları, inceleme, 200 sayfa

Ronald Grigor Suny – Bakü Komünü (2019)

Batı ülkelerinde Ekim Devrimi’nin tarihi yazımı, olayları neredeyse tamamen Petrograd ve Moskova ekseninde ele alarak 1917-1918’deki geniş tabloyu görmezden gelir.

Oysa Bakü örneğine bakıldığında, bazı merkezlerde devrimin izlediği yol Petrograd’da yaşanılandan oldukça farklı bir çizgide gelişmişti.

İşte Ronald Grigory Suny’nin bizde yeniden basılan, ilk kez 1972’de yayımlanmış elimizdeki çalışması, Rus İmparatorluğu’nun Hazar limanı, petrol başkenti Bakü’de devrimin ilk bir buçuk yılına yakından bir göz atarak bu dengesizliği gidermesiyle büyük önem arz ediyor.

Bilindiği gibi, Rus, Müslüman, Ermeni gibi farklı etnik gruplardan emekçilerin bir arada yaşadığı kozmopolit bir petrol ve işçi kenti olan Bakü’de Bolşevik önder Isdepan Şahumyan önderliğinde, Paris Komünü’nden esinlenerek ilan edilen bir Komün kurulmuştu.

Suny’nin de gözler önüne serdiği gibi, Bakü’nün kendine özgü durumu, sınıf ve ulus savaşımının birlikte yaşanması, daha iyi bilinen merkezi Rusya’ya dayandırılan genellemelerin doğrulanması için çok yararlı bir kaynak oluşturuyor.

Suny’nin çalışması, Bakü Komünü’nün devrim tarihi içinde nasıl çok hayati bir durak olduğunu ortaya koyduğu gibi, bu deneyimi enine boyuna izleyerek Sovyet Devrimi’nin bütünlüğüne katkıda bulunuyor.

Kitap, Bakü Komünü’nün hangi çelişkilerle malul olduğunu, kentteki işçi hareketinin kendine has karakterinin ne olduğunu ve kentin nasıl olup da işçi hareketi için önemli bir merkez haline dönüştüğünü ve Komün’ün başarılarını ve karşılaştığı sorunları kapsamlı bir şekilde izliyor.

  • Künye: Ronald Grigor Suny – Bakü Komünü, çeviren: Kudret Emiroğlu, Aras Yayıncılık, tarih, 368 sayfa, 2019

Augustus – Ankara Anıtı (2010)

‘Ankara Anıtı’, Roma’nın ilk imparatoru Augustus’un, hüküm sürdüğü dönemdeki “Res Gestae”, yani Türkçe adıyla yapılan işleri yazdırdığı bir levhanın Ankara’da bulunan kopyası.

Mermer üzerine Latince ve Yunanca yazılmış yazıt, 1865 yılında levhanın ilk edisyonunu hazırlayan Theodor Mommsen tarafından ‘Monumentum Ancyranum’, yani ‘Ankara Anıtı’ olarak adlandırılmış.

On altıncı yüzyılda keşfedilen ‘Monumentum Ancyranum’, altı levha halinde, 35 paragraflık bir satır.

İçerik olarak üç bölüme ayrılan yazıtta, Senatus ve Roma halkı tarafından Augustus’a bahşedilen onurlar; Augustus’un, devleti için kişisel servetinden yaptığı harcamalar ve Augustus’un barışta ve savaşta gerçekleştirdiği hizmetler anlatılıyor.

Yazıtın Latince, Yunanca ve Türkçe olarak yayımlandığı elimizdeki baskıda, çevirmenin ‘Ankara Anıtı’nı ele aldığı kapsamlı bir sunuş yazısı da yer alıyor.

  • Künye: Augustus – Ankara Anıtı, çeviren: Çiğdem Dürüşken, Kabalcı Yayınları, tarih, 132 sayfa

Hasip Saygılı – 1905 Rus Devrimi ve Sultan Abdülhamid (2016)

1905 Rus Devrimi’ni, Osmanlı ülkesindeki etkileri, Sultan Abdülhamid’in baskıcı rejimi ve muhalif Jöntürk hareketi bağlamında irdeleyen ilgi çekici bir inceleme.

Bu tarihten, Abdülhamid’in anayasayı tekrar yürürlüğe koyduğu 23 Temmuz 1908 tarihine değin sürmüş politik ve sosyal olaylara daha yakından bakmak için iyi bir kaynak.

  • Künye: Hasip Saygılı – 1905 Rus Devrimi Ve Sultan Abdülhamid, Ötüken Yayınları

Turan Akıncı – Cumhuriyet’te Beyoğlu (2019)

Osmanlı döneminde “Cadde-i Kebir” ve “Grande Rue De Pera” isimleriyle anılan Beyoğlu Caddesi, Cumhuriyet ile İstiklal Caddesi adını aldı.

Turan Akıncı’nın geçen yıl yayımlanan ‘Beyoğlu’ adlı çalışması, Pera’nın 1831-1923 yılları arasındaki dönemini ele alıyordu.

Yazar şimdi de, Beyoğlu’nun tarihini 1923’ten 2003’e uzanan yıllar arasında ele alıyor.

İşgalin sona ermesinden sonra Cumhuriyet’in Beyoğlu’nda devraldığı tablo, Levanten kültürünün sona erişi, Varlık Vergisi’nin nedenleriyle sonuçları ve 6-7 Eylül olaylarına giden süreci analiz ederek kitabına başlayan Akıncı, devamında da,

  • Beyoğlu’nun pastane ve kahvehanelerini,
  • Beyoğlu’ndaki sefaret yapılarını,
  • Beyoğlu’nda yeme içme kültürünü,
  • Beyoğlu tiyatro ve sinemalarını,
  • Türk sinemasının Yeşilçam’daki özgün gelişimini,
  • Beyoğlu’nda müzeleri,
  • Beyoğlu’nda kütüphaneleri,
  • Beyoğlu’nun fotoğrafçılarını,
  • Beyoğlu’ndaki banka yapılarını,
  • Önde gelen Beyoğlu ailelerini
  • Ve bunun gibi, bu kadim semte dair bilinmesi gereken pek çok bilgiyi bizimle paylaşıyor.

Kitabın ekler bölümünde ise, Selahattin Giz’in Beyoğlu koleksiyonu, Beyoğlu’nda Osmanlı eserleri ve İstanbul Şehir Tiyatroları Repertuarı da yer alıyor.

Kitap her şeyden önce, Beyoğlu’nun bu zaman zarfında nasıl büyük dönüşümler geçirdiğini ve buradaki canlı kültürel hayatın ve aynı zamanda eğlence yaşamının nasıl yok edildiğini gözler önüne sermesiyle önemli.

  • Künye: Turan Akıncı – Cumhuriyet’te Beyoğlu: Kültür, Sanat, Yaşam (1923-2003), Remzi Kitabevi, tarih, 456 sayfa, 2019

Umut Akgündüz – II. Meşrutiyet Döneminde Kadın Olmak (2016)

1908-1918 arasında çıkan düşünce ve kadın dergilerinde, kadın tartışmalarını irdeleyen sağlam bir çalışma.

Ana tanrıça figüründen bugüne kadın kimliğinin tarihsel gelişimi, Osmanlı kadınının toplumsal ve siyasi konumu, II. Meşrutiyet döneminde ilk feminist tartışmaların ortaya çıkışı ve daha fazlası, bu incelemede.

  • Künye: Umut Akgündüz – II. Meşrutiyet Döneminde Kadın Olmak, Yeni İnsan Yayınevi