Bekir Balkız ve Vefa Saygın Öğütle (ed.) – Bilim Sosyolojisi İncelemeleri (2011)

  • BİLİM SOSYOLOJİSİ İNCELEMELERİ, kolektif, editör: Bekir Balkız ve Vefa Saygın Öğütle, çeviren: Barış Yıldırım, Bekir Balkız, Beno Kuryel, Dilek Hattatoğlu, Emrah Göker, Eren Buğlalılar, Erhan Işıklar, Kemal İnal ve Ümit Tatlıcan, Doğu Batı Yayınları, bilim, 592 sayfa

Birçok yazarın makaleleriyle katkıda bulunduğu ve kapsamıyla dikkat çeken ‘Bilim Sosyolojisi İncelemeleri’, konuya dair temel yaklaşımları, kavramları ve tartışmaları barındırıyor. Beş bölümden oluşan çalışmada ilk olarak, alanın kapsamını ve alandaki temel konumlanmaları ortaya koyan metinlere yer veriliyor. İkinci bölüm, kronolojik sırayla Marksist, pozitivist ve konvansiyonalist yaklaşımlara çığır açan kurucu metinlere; üçüncü bölüm de, alanda gerçekleştirilmiş bazı ampirik çalışmalara ayrılmış. Kitabın, kuşkusuz en önemli bölümlerden olan dördüncü bölümünde, alanın usta kalemleri vasıtasıyla, bilim-ideoloji tartışmalar aktarılıyor. Çalışmanın son bölümünün amacı ise, rölativist/konvansiyonalist yaklaşımların bilim sosyolojisine getirdiği katkılar kadar, alanı ne türden bir çıkmaza sürüklediklerini göstermek.

Reklamlar

Cenk Saraçoğlu – Şehir, Orta Sınıf ve Kürtler (2011)

  • ŞEHİR, ORTA SINIF VE KÜRTLER, Cenk Saraçoğlu, İletişim Yayınları, inceleme, 192 sayfa

 

Cenk Saraçoğlu ‘Şehir, Orta Sınıf ve Kürtler’de, son dönemlerde sıklıkla tartışılan Kürt düşmanlığı olgusunu sistemli bir şekilde ele alıyor. Kasım 2009’da İzmir’de DTP konvoyuna yapılan taşlı saldırı inceleyerek başlayan kitap, bizzat Kürt karşıtı bir hissiyat taşıyanların zihniyet dünyasını analiz ederek, bir tutum olarak Kürt düşmanlığının ne tür söylemler üzerinden dile döküldüğünü ve nasıl bir mantıkla haklı çıkarılmaya çalışıldığını ortaya koymasıyla dikkat çekiyor. Saraçoğlu’nun çalışmasında karşımıza çıkan bir diğer önemli nokta da, gündelik/popüler milliyetçi kesimin Kürt algısındaki dönüşümü ayrıntılı bir şekilde açığa çıkarması. Bu amaçla, İzmir’in son yirmi yılda uğradığı toplumsal ve ekonomik dönüşümü irdeleyen yazar, bir dönemlerin başat yaklaşımı olan inkârın yerini, “tanıyarak dışlamaya” bıraktığını gösteriyor.

Ayhan Kaya ve Bahar Şahin (der.) – Kökler ve Yollar (2007)

  • KÖKLER VE YOLLAR: derleyen: Ayhan Kaya ve Bahar Şahin, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 611 sayfa

Alt başlığı ‘Türkiye’de Göç Süreçleri’ olan ‘Kökler ve Yollar’da yer alan metinlerin tamamı, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen iki uluslararası konferansa sunulan bildirilerden oluşuyor. Çalışma 1960’lı yıllarla birlikte Türkiye ile Batı Avrupa ülkeleri arasında hızlanan göç olgusundan sonra ortaya çıkan uluslararası yapıyı siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel açılardan ayrıntılı olarak ele alıp yorumluyor. Kitap buradan yola çıkarak, Türkiye’dekiler için “Almancı”, Batılılar için ise “yabancı” olan bu göçmenlerin, yaşadıkları ülkelerin sınırlarını aşarak farklı bir alan yaratan deneyimlerine odaklanmasıyla önemli.

Pınar Selek – Maskeler, Süvariler, Gacılar (2007)

  • MASKELER, SÜVARİLER, GACILAR, Pınar Selek, İstiklal Kitabevi, sosyoloji, 287 sayfa

Pınar Selek’in ‘Maskeler, Süvariler, Gacılar’ isimli bu kitabı, ‘Ülker Sokak: Bir Altkültürün Dışlanma Mekanı’ altbaşlığını taşıyor. Selek bu çalışmasında, 1996 tarihinde, İstanbul’da düzenlenen HABITAT II’nin hemen öncesindeki günlerde, Cihangir’deki Ülker Sokak’ta travestilere ve transseksüellere karşı uygulanan şiddeti anlatıyor. Selek, şiddetin beraberinde köklü sorgulamalar getirmesi gerektiğini belirterek, kitabının böylesi bir sorgulamayı amaçladığını söylüyor. Şiddetin önemli bir sorun olduğu Türkiye’de, Selek’in çalışması bize dair acı ama gerçek hikâyeler anlatıyor. Hatırlanacağı gibi kitap, 2003 yılında yayımlanmış ve o zamanlar oldukça ilgi görmüştü.

Amartya Sen – Kimlik ve Şiddet (2006)

  • KİMLİK VE ŞİDDET, Amartya Sen, çeviren: Ahmet Kardam, Optimist Yayınları, siyaset, 222 sayfa

1998 Nobel İktisat Ödülü sahibi Amartya Sen’in ‘Kimlik ve Şiddet’i, ırk, kimlik ve çatışma gibi günümüzün başlıca sorunlarından bazılarının kökenlerini sorguluyor. Sen’in çalışması, esas olarak, öteki insanların insanlıklarına ve çeşitliliklerine saygı göstererek barışa ulaşılabileceği teziyle öne çıkıyor. Kimlik ve şiddet konusuyla çerçevelenen çalışma, beraberinde çokkültürlülük, köktencilik, terörizm ve küreselleşme gibi birçok sorunlu konuya da odaklanıyor. Özellikle şiddet ve kimlikler konusundaki basmakalıp düşüncelere ve yargıları araştıran Sen, şiddetin, Batı ve Doğu toplumlarında yanlış yorumlanan kimlikler üzerinden oluşturulduğunu savunuyor.

Bernard Williams – Hakikat ve Hakikatlilik (2006)

  • HAKİKAT VE HAKİKATLİLİK, Bernard Williams, çeviren: Ertürk Demirel, Ayrıntı Yayınları, sosyoloji, 350 sayfa

Bernard Williams’ın ‘Hakikat ve Hakikatlilik’ isimli bu çalışması, düşünsel yaşamda hakikat kavramının merkezi önemiyle, ilgilenen bir kitap. Williams çalışmasını, modernitede hakikate karşı gösterilen iki tutum üzerine inşa ediyor. Bunlardan biri, hakikate duyulan inanç, diğeriyse bu inanca karşı duyulan şüphe. Williams, çağımızda bu ikili yaklaşım arasındaki gerilime dikkat çekerek, gerilimin salt felsefi bir ayrıntı olmadığını, büyük bir öneme haiz siyasî ve etik sonuçlara uzandığını savunuyor. Williams söz konusu gerilimden hareket ederek, hakikate niçin ihtiyaç duyulduğunu, hakikatin soykütüğünü izleyerek irdeliyor.

Charles Taylor – Modern Toplumsal Tahayyüller (2006)

  • MODERN TOPLUMSAL TAHAYYÜLLER, Charles Taylor, çeviren: Hamide Koyukan, Metis Yayınları, felsefe, 189 sayfa

Charles Taylor, ‘Modern Toplumsal Tahayyüller’de, felsefedeki klasik idealizm-materyalizm tartışmalarının ötesine geçmeyi amaçlayarak bir kavram geliştirmeyi amaçlıyor: her insan topluluğunun toplumsal hayatı kolektif olarak inşa ederken başvurduğu ve bu inşa çabalarına yön ve anlam veren “toplumsal tahayyüller”. Taylor bu kitabında, Batı modernliğinin tarihini, toplumsal tahayyülündeki değişimler üzerinden anlatmaya çalışıyor. Eşit katılımcıların karşılıklı menfaatlerine dayalı bir ahlak düzeni fikriyle hayat bulmuş Batılı toplumsal tahayyülde, Taylor’a göre, ekonomi, kamusal alan ve halkın kendi kendini yönetmesi gibi üç kültürel biçim bulunuyor.