Nuri Bilge Ceylan – Bir Zamanlar Anadolu’da (2019)

Karakteriyle, olay örgüsüyle, atmosferi ve teknikleriyle Bir Zamanlar Anadolu’da filmi, yalnızca Nuri Bilge Ceylan külliyatında değil, Türkiye sinemasında da apayrı bir yere sahip.

Karakterlerinin derinliği, gece ve gündüz bölümleri arasındaki geçişler, düğümler, belirsizlikler ve iç içe geçmiş hikâyelerin şiirsel bir üslupla harmanlandığı filmin senaryosu şimdi kitaplaştı.

Filmin senaryodaki hali ile tamamlanmış hali arasında, dikkatli gözlerden kaçmayacak farklılıklar bulunuyor.

Ceylan’ın filmlerini çekerken veya kurgu sırasında senaryoyu ve diyalogları sıkça değiştirdiği biliniyor.

Bu durum, Bir Zamanlar Anadolu’da için de geçerli.

Dolayısıyla senaryonun hiç dokunulmamış ilk halini sunan bu kitap, filmin senaryosu ile seyirciye ulaşmış hali arasındaki farkları yakından görmek için de iyi fırsat.

Film hakkında Türkiye’nin yanı sıra yurt dışında yazılmış pek çok yazı ve söyleşiyle zenginleşen kitap, Ceylan’ın kurgu sırasında tuttuğu günlükleri de barındırıyor.

  • Künye: Nuri Bilge Ceylan – Bir Zamanlar Anadolu’da, Doğan Kitap, sinema, 296 sayfa, 2019
Reklamlar

Kolektif – Sinemekân (2010)

‘Sinemekân’, son dönemde mimarlık kültürü içerisinde tartışmaya açılan sinema ve mimarlık arasındaki ilişkiyi irdeleyen bir dersin ürünü.

Burada yer alan yazılar, sessiz dönemden dijital teknolojiye, fantastik filmlerden bilimkurgu filmlerine kadar geniş bir yelpazede, içeriği hemen hemen her filmde tasarlanan veya tasarlanmayan bir mekânın var olduğunu gözler önüne seriyor.

Kitapta, farklı zamanlarda çekilmiş birçok film ve bir arada düşünülemeyecek birçok yönetmen, mekânları işleyiş tarzlarıyla irdeleniyor.

Çalışmaya katkıda bulunan isimler ise şöyle: Gülcan Gülenç, Zümrüt Şahin, Ece Aslan, Arif Mısırlı, Ezgi İşlek, Mete Gürsoy, Tansu Uzunoğlu ve Hakan Pulat.

  • Künye: Kolektif – Sinemekân: Sinemada Mimarlık, derleyen: Açalya Allmer, Varlık Yayınları, sinema, 143 sayfa

Tolga Yalur – Devrimden Sonra Birinci Yüzyıl (2010)

Tolga Yalur ‘Devrimden Sonra Birinci Yüzyıl’da, Macaristan sinemasının farklı dönemlerdeki gelişimini ve temel eğilimlerini, örnekler, ekoller ve yönetmenler bağlamında yorumluyor.

Sosyalizm öncesi ve sonrası sinema geleneğindeki yönetmenlerin nitel ve sanatsal öğelerine odaklanan Yalur’un çalışması, Macar sinemasını daha iyi anlayabilme olanağı sunuyor.

Yirminci yüzyılın ilk yarısında Macaristan’da sinema; bağımsızlık hareketinin doruğa ulaştığı 1956 olaylarında sinemanın rolü; Zoltán Fábri, István Szabó, Miklós Janscó, Márta Mészáros, Károly Makk, Péter Bacsó ve Zoltán Huszárik gibi yönetmenlerin sanatları, kitabın omurgasını oluşturuyor.

  • Künye: Tolga Yalur – Devrimden Sonra Birinci Yüzyıl: Yönetmenlerin İzinde Macar Sineması, Phoenix Yayınları, sinema, 168 sayfa

Oya Kasap Ortaklan – Erken Sinemanın Aynasından Osmanlı-Alman İlişkileri (2019)

Osmanlı-Alman ilişkileri, şu ana kadar farklı yönleriyle ele alınmış olsa da, elimizdeki çalışma, söz konusu ilişkiyi erken dönem sinema perspektifinden incelemesiyle dikkat çekiyor.

Oya Kasap Ortaklan’ın 1895-1918 zaman aralığını kapsayan çalışması, Osmanlı ve Alman İmparatorlukları arasında sinemanın ilk yıllarından itibaren nasıl bir temas kurulduğunu ve iki ülke arasındaki kültürel ilişkileri çok yönlü bir biçimde izliyor.

Dört bölümden oluşan kitapta,

  • İki imparatorluğun yakınlaşması ve sinemanın bu yakınlaşmadaki rolü,
  • İmparator II. Wilhelm’in İkinci Doğu gezisi sırasında çekilen filmler ve gösterimleri,
  • Sultan II. Abdülhamid’e önerilen filmler,
  • Osmanlı İmparatorluğu’nda sinema,
  • Trablusgarp Savaşı ve Balkan Savaşlarının sinemadaki görünümleri,
  • Alman İmparatorluğu’nda Osmanlı üzerine gösterilen filmler,
  • Birinci Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre önce Osmanlı İmparatorluğu’nda film gösterimleri,
  • Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı topraklarında sinema,
  • Savaş boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nda gösterilen Alman yapımı kurmaca filmler,
  • Savaşın sinema yoluyla seferber edilmesi,
  • Ve bunun gibi önemli konular ele alınıyor.

Çalışma, erken dönem sinemanın, devletler nezdinde ve uluslararası ilişkilerdeki yerini, yarattığı yeni görme biçimleriyle seyirciyi yönlendirme gücünü, sinemanın ulusötesi yapılanmasını ve sinemanın propaganda gücünü ortaya koymasıyla önemli.

  • Künye: Oya Kasap Ortaklan – Erken Sinemanın Aynasından Osmanlı-Alman İlişkileri (1895-1918) , Libra Kitap, tarih, 440 sayfa, 2019

Ö. Nilay Erbalaban Gürbüz – Sinemada Tembellik Hakkı (2019)

Zorunlu çalışma ve yaratıcı emek arasındaki ilişki, sinemada kendine nasıl yer buldu?

Nilay Erbalaban Gürbüz, dünya sinemasından, özellikle de Amerikan sinemasından yola çıkarak bu soruya ilgi çekici yanıtlar veriyor.

Popüler filmlerden sanat filmlerine yüzlerce filmi inceleyen Gürbüz, sinemayı felsefi bir perspektifle irdeliyor ve buradan yola çıkarak filmlerin yalnızca kitle eğlencesinin bir parçası olmadığını, onların ardında ne denli zengin zihinsel bir evren olduğunu gözler önüne seriyor.

Nietzsche’den Charlie Chaplin’e, Marx’tan Jim Jarmush’a pek çok ismin karşımıza çıktığı çalışma, her filmin gösterdikleri ya da gizledikleriyle bir anlam ürettiğini, bazı filmlerin ise bunun da ötesine geçerek hareket ve imajlardan oluşmuş bir kuram oluşturduğunu gösteriyor.

‘Sinemada Tembellik Hakkı’, hem sinema tarihi hem de sinema felsefesiyle ilgilenenlerin zevkle okuyacakları bir kitap.

  • Künye: Ö. Nilay Erbalaban Gürbüz – Sinemada Tembellik Hakkı: Çalışma İdeolojisi ve Amerikan Sineması, Ütopya Yayınevi, sinema, 272 sayfa, 2019

Hakan Güngör – Biz Güzel Bir Aileyiz (2019)

Yeşilçam’ın sıcak aile filmlerinin piri, Ertem Eğilmez’dir.

Eğilmez’in açtığı yoldan ilerleyen başka yönetmenler de; yoksul ama onurlu, namuslu, haddini bilen, paylaşmaktan mutlu olan aile filmleri çekmeye başladı.

Sev Kardeşim, Yalancı Yârim, Oh Olsun, Mavi Boncuk, Bizim Aile, Aile Şerefi, Gülen Gözler ve Neşeli Günler bu yapımlar arasında en unutulmaz olanlardır.

Bu filmlerin bir diğer katkısı da, sinemamıza unutulmaz karakterler armağan etmesidir.

Biz Adile Naşit, Münir Özkul, Tarık Akan, Kemal Sunal, Ayşen Gruda, Zeki Alasya, Metin Akpınar ve Şener Şen gibi büyük ustaları ilk kez bu filmlerde gördük.

İşte Hakan Güngör’ün bu çalışması, bu filmlerin sıkı bir analizini sunuyor.

Güngör, söz konusu aile filmlerini başarılı kılan esas etkenleri açıkladığı gibi, bu filmlerin o dönemin Türkiye toplum ve siyaset hayatında ne ifade ettiğini de tartışıyor.

Bu bağlamda yazar, söz konusu filmlere yönelik; toplumdaki sınıfsal yarılmayı görünmez kıldıkları, kadının toplumsal konumundaki değişim isteğini ve mücadelesini yok saydıkları ve hâlihazırdaki toplumsal düzeni ve yaşantıyı olağanlaştırdıkları gibi eleştirileri irdeliyor.

Dolayısıyla Güngör’ün çalışması, güzelleme yapmak yerine bu filmleri bütün yönleriyle anlatıyor ve böylece sinema tarihimize önemli katkı sunuyor.

  • Künye: Hakan Güngör – Biz Güzel Bir Aileyiz: Yeşilçam Aile Filmlerinden Hiç Bilmediğiniz Sırlar, Anılar, Ayrıntılar, h2O Kitap, sinema, 192 sayfa, 2019

Laura Mulvey – Yurttaş Kane (2016)

Orson Welles’in bir gazete patronunu hicvettiği, sinema tarihine yön vermiş Yurttaş Kane filminin çok katmanlı yapısını adım adım çözümleyen bir inceleme.

Filmi psikanalitik bir sorgulamaya tabi tutan Laura Mulvey, Welles’in siyasi duruşu ile filminin tematik ve stilistik zenginliğini iç içe bir bakışla yorumluyor.

  • Künye: Laura Mulvey – Yurttaş Kane, çeviren: Kemal Atakay, Alfa Yayınları