Nathan Andersen – Gölge Felsefe (2019)

Nathan Andersen’in bu güzel kitabı, sinema üzerinden felsefenin kimi sorunlarını özgün bir bakışla izlemesiyle dikkat çekici.

Andersen, Stanley Kubrick’in en ünlü filmlerinden olan Otomatik Portakal’ı ile Platon’un ‘Devlet’ini diyaloga sokuyor ve deneyim, anlamın doğası, özgürlük, adalet, ahlak, görünüş ve gerçeklik, sanatın önemi ve görüntülerin etkileri gibi temalar üzerine derinlemesine düşünüyor.

Akademik yaklaşımdan ziyade her seviyeden okura hitap eden tarzda yazılmış çalışma, tarihsel olarak birbirinden bu kadar uzak iki eserin, nasıl olup da bir yerde evrensel olana ulaşmak konusunda ortaklaştığını gözler önüne sermesiyle önemli.

Andersen’in kitabı hem sinema hem felsefe tutkunlarının, fakat en çok da bu ikisinin bireşiminin ortaya çıkardığı zengin okumaları sevenlerin ilgiyle okuyacakları bir metin.

  • Künye: Nathan Andersen – Gölge Felsefe: Platon’un Mağarası ve Sinema, çeviren: Nalan Kurunç, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 208 sayfa, 2019
Reklamlar

Slavoj Žižek – Matrix ya da Sapkınlığın İki Yüzü (2009)

Slavoj Žižek’in bu kitabının ilk versiyonu, 1999 tarihinde, yani Matrix’in devam filmleri henüz ortada yokken, Karlsruhe’de yapılan ‘Inside the Matrix’ sempozyumuna sunulmuştu.

Devam filmlerinin ardından Žižek’in yaptığı değişiklikler ise elimizdeki versiyonda yer alıyor.

Matrix’in ideal seyircisini budala olarak tanımlayan Žižek, filmi Lacancı bir analize tabi tutuyor.

Filmi metaforları, anlam ve yan anlamlarıyla irdeleyen Žižek’e göre, Matrix’in entelektüel cazibesi, Platon’un ‘Devlet’inde tasvir ettiği mağara düzenini tekrar etmesinden ibaret.

  • Künye: Slavoj Žižek – Matrix ya da Sapkınlığın İki Yüzü, çeviren: Bahadır Turan, Encore Yayınları, felsefe, 103 sayfa

Julianne Burton – Latin Amerika’da Sinema ve Toplumsal Değişim (2019)

Latin Amerika’da sinema, özellikle 1960’lı ve 70’li yıllarda devrimci mücadelenin bir parçası olarak toplumda önemli bir etkiye sahipti.

Julianne Burton’ın elimizdeki çalışması da, Yeni Latin Amerika Sineması olarak adlandırılan bu türü çok yönlü bir bakışla tartışıyor ve buradan yola çıkarak sinemanın dönemin Latin toplumu üzerindeki etkilerini inceliyor.

Doğrudan politik mücadelelerin ürünü olan, kendini Marksist-devrimci olarak tanımlayan Latin Amerika sineması hakkında bir referans kaynak olarak okunması gereken çalışmasında Burton, Sovyet devrimci sinemasıyla birlikte, dünya sinema tarihinde iz bırakan tek devrimci sinema olan bu sinemayı daha yakından tanımamıza vesile oluyor.

Kitap her şeyden önce, sinemanın insanların dünyaya bakışını ne denli kökten biçimde dönüştürdüğünü ve daha da önemlisi sinema ile siyaset ve toplum arasında ne denli sıkı bir ilişkinin bulunduğunu gözler önüne sermesiyle önemli.

  • Künye: Julianne Burton – Latin Amerika’da Sinema ve Toplumsal Değişim, çeviren: Faik Onur Acar, Dipnot Yayınları, sinema, 400 sayfa, 2019

András Bálint Kovács – Béla Tarr Sineması (2015)

Macaristan’ın önde gelen yönetmenlerinden Béla Tarr’ın çalışmalarının eleştirel bir çözümlemesi.

András Bálint Kovács, Tarr’ın çalışmış olduğu görüntü yönetmeni, senarist, oyuncu ve müzisyenler hakkında aydınlatıcı bilgiler verdiği gibi, yönetmenin biçeminin evrimi, anlatısı ve karakterleri gibi konularda derinlemesine bir inceleme sunuyor.

  • Künye: András Bálint Kovács – Béla Tarr Sineması, çeviren: Mehmet İbiş, Hayalperest Kitap

Atilla Dorsay – Atilla Dorsay: Sinemayı Yazan Adam (2009)

Yazar Rıza Kıraç’ın, Hulki Aktunç’la gerçekleştirdiği ve yakın zamanda kitaplaştırılan söyleşi ilgiyle karşılanmıştı.

Kıraç’ın bu sefer söyleşi yaptığı isim ise, Türkiye’de sinema eleştirmeni denince ilk akla gelen isimlerden, sinema yazınında kırk yılı aşkın emeği bulunan Atilla Dorsay.

Dorsay bu uzun soluklu ve keyifli söyleşisinde, hayata dair izlenimlerini; İstanbul ve Galatasaray lisesi yıllarını; Paris’te yaşadığı dönemi; Cumhuriyet gazetesinde geçen yirmi yedi yılını; Yedinci Sanat dergisini; 70’lerin Yeşilçam sinemasını; tanıdığı insanları; müziğe duyduğu ilgiyi; Sinema Yazarları Derneği’ni ve sinema eleştirisine verdiği kırk yıllık emeği; TRT dönemini; Onat Kutlar’ı ve Sinematek’li yılları; 2000’lerin yönetmenlerini ve değişen sinema beğenisini anlatıyor.

Söyleşilere ayrıca, Dorsay’ın albümünden bir fotoğraf seçkisi de eşlik ediyor.

  • Künye: Atilla Dorsay – Atilla Dorsay: Sinemayı Yazan Adam, söyleşi: Rıza Kıraç, Say Yayıncılık, söyleşi, 296 sayfa

David Parkinson – Sinemayı Değiştiren 100 Fikir (2015)

Sinemanın yan gösterimlerden kurumsallaşmasına giden süreci mümkün kılan ana kuramları, teknikleri ve stratejileri ele alan ufuk açıcı bir çalışma.

Büyülü fenerler, görüntünün sürekliliği, kinetoskop, yakın planlar, gerçeküstücülük, optik geçişler, metot oyunculuğu ve daha fazlası.

Hollywood sinemasının da kapsamlı bir şekilde ele alındığı kitapta, “Alman Dışavurumculuğu”, “Auteur Kuramı” ve “Üçüncü Sinema” gibi konular da ihmal edilmiyor.

  • Künye: David Parkinson – Sinemayı Değiştiren 100 Fikir, çeviren: Yeşim Burul, Literatür Yayıncılık, sinema, 216 sayfa, 2015

Seçil Büker ve Gürhan Topçu – Sinema (2019)

Seçil Büker ve Gürhan Topçu imzalı bu çalışma, hem iyi bir sinema tarihi hem de sinema kuramı alanına önemli katkılar sunmuş isimlerin yaklaşımları hakkında dört dörtlük bir rehber.

Kitap iki bölümden oluşuyor;

İlk bölümde, sinemanın ilk zamanlarından bugüne kadar olan serüveni kapsamlı bir şekilde ele alınıyor.

Burada sinema tarihi ideoloji, görsel biçim ve alımlama çalışmaları bağlamında izleniyor.

Kitabın ikinci bölümünde ise, sinema konusundaki eleştirel yaklaşımlara yer veriliyor.

Psikanalitik ve feminist yaklaşımların sinemaya getirdikleri eleştirilerin sağlam bir dökümünün yapıldığı bu bölüm, sinema sanatını anlama ve kavrama konusunda okuruna geniş bir perspektif sunuyor.

Kitabın, Güney Birtek imzalı aydınlatıcı bir sunuş yazısıyla açıldığını da not edelim.

  • Künye: Seçil Büker ve Y. Gürhan Topçu – Sinema: Tarih-Kuram-Eleştiri, İthaki Yayınları, sinema, 376 sayfa, 2019