Mehtap Meral – Kedi Mevsimi (2010)

‘Kedi Mevsimi’, şiirleri çeşitli dergilerde yayımlanan Mehtap Meral’ın ilk kitabı.

Kendisini kutluyoruz.

Zülfü Livaneli’nin aynı adlı romanından uyarlanan ‘Mutluluk’ filminin müziklerini seslendiren Meral’in, yakın zamanda ilk albümü de yayımlanacak.

Şiirlerinde aşk, intihar, ayrılık ve modern bireyin sıkıntıları gibi konuları işleyen Meral, kitaba adını veren metninde şöyle diyor:

“bitti diyip gitmiyorum

tende pişmanlığın gürültüsü

 

her yer aynı bizim için!

 

boşluğu düşünerek dayanıyorum yokluğuna

yerçekimini unutup uçuyor uçuyorum

çürüyorlar çevremde

ölümü kutsarcasına

yavaş yavaş yaşlanıyorum ben de

 

dönmeyecek misin? ölüme doğru değil

daha diriyken gün ışığına

yokluğunun kanıtı bunlar görüyorum istemesem de

ben o kanatların etrafında

döneceğim

ölüyormuş gibi önce gece yarıları

kedi mevsiminde

öleceğim

 

patilerimizi yalayıp uçalım pencerelerden!”

  • Künye: Mehtap Meral – Kedi Mevsimi, Yasakmeyve Yayınları, şiir, 62 sayfa

Fazıl Hüsnü Dağlarca – Bütün Şiirleri 2 (2010)

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın toplu şiirlerinin elimizdeki ikinci cildi, 70’li ve 80’li yılları kapsayıp, 1990’da, ‘Uzaklarda Giyinmek (Sığmazlık Gerçeği)’ ile son buluyor.

Dağlarca bu kitabında yer alan ‘Yolculuk’ şiirinde şöyle diyor:

 

“Çağırır

Bir gece sürüsü bir gece sürüsünü

İşte uyanır ilk kız susuzluktan

Ben giderim

 

O müze

Hayvanlarla doludur hepsi iskelet

Ki çağların sessizliği

Yaşamak öldü der

Sanki dün ölmüşlerdir hepsi iskelet

Mamutun ortalığı dolduran kemikleri

Altın kemiklerine parlar da

Ta nerelerden

Duyar adımlarımı sarı yıldız

Ben giderim

 

Bütün aydınlık

Bütün sürez bütün Taş Çağı

Yerinde duran birdir

Ben giderim”

  • Künye: Fazıl Hüsnü Dağlarca – Bütün Şiirleri 2, Yapı Kredi Yayınları, şiir, 1824 sayfa

Yannis Ritsos – Rumluk / Yaşlı Kadınlar ve Deniz (2010)

‘Rumluk’ ve ‘Yaşlı Kadınlar ve Deniz’, Yannis Ritsos’un iki farklı döneminden şiirlerini bir araya getiriyor.

Çevirmenlerden Özdemir İnce’nin “gerçek sevginin şiirleri” dediği kitaplardan ilki ‘Rumluk’, Ritsos’un 1945-1947 arasında kaleme aldığı şiirlerden oluşuyor.

İç savaşa, solcu Ulusal Kurtuluş saflarında katılan şair, ‘Rumluk’u, kavgaların ve hengâmenin sürdüğü bu zamanda yazdı.

‘Yaşlı Kadınlar ve Deniz’ ise, şiirlerinde kadınlara çok özel bir yer ayırmış Ritsos’un, bu tarzdaki eserlerinin en güzel örneklerinden oluşuyor.

Bir halk kadınından Helena’ya kadar neredeyse her kadın, bu şiirlerde kendine yer bulmuştur diyebiliriz.

  • Künye: Yannis Ritsos – Rumluk / Yaşlı Kadınlar ve Deniz, çeviren: Özdemir İnce ve Herkül Milas, Kırmızı Yayınları, şiir, 117 sayfa

Talât Sait Halman – Eski Uygarlıkların Şiirleri (2010)

İlk kez 1974 yılında yayımlanan, Talât Sait Halman’ın ‘Eski Uygarlıkların Şiirleri’, bin yıldan önceki uygarlıklardan bin 300 şiiri bir araya getiriyor.

Sümer, Mezopotamya, Mısır, Hitit, Sanskrit, Yunan, İbrani, Çin, Arap, Japon, Fars, Aztek ve Mayalar gibi çok sayıda geleneğin şiir türündeki üretimlerinden oluşan derleme, başlangıcından bugüne kadar insanlığın şiir serüvenini dünya coğrafyasının bir ucundan diğer ucuna izliyor.

Kitap, yeryüzüne dağılmış şiir bahçelerini günümüze getiriyor ve dünya şiirinin gelişmesini en güzel örnekleriyle gözler önüne seriyor.

  • Künye: Talât Sait Halman – Eski Uygarlıkların Şiirleri, İş Kültür Yayınları, şiir, 633 sayfa

Publius Ovidius Naso – Dönüşümler (2019)

Romalı şair Publius Ovidius Naso’nun görkemli yapıtı ‘Metamorphoses’, ilk olarak 1935 yılında Salih Zeki Aktay tarafından ‘Değişişler’ ve daha sonra da ikinci kez, 1994 yılında İsmet Zeki Eyuboğlu tarafından ‘Dönüşümler’ adıyla Latince aslından çevrilerek Türk diline kazandırılmıştı.

Şimdi eser, yepyeni çevirisiyle karşımızda.

‘Metamorphoses’, Ovidius’un yazdığı şaheserlerden ve olgunluk döneminin meyvelerinden biri.

Bu bakımdan diğer eserleri arasında ayrı bir yere sahip.

Çünkü Ovidius bu eseri, hayatının en güzel ve verimli yıllarında, yani yaratıcılığı ve şiire karşı tutkusu zirveye ulaştığında kaleme almıştır.

İS 7. yılda Ovidius sürgün edilmeden kısa bir süre önce bitirdiği ve on beş kitaptan oluşan yapıt, destan türüne özgü bir vezin olan heksametron ile yazılmış.

Burada mitolojiyle iç içe geçerek anlatılan öyküler için Homeros, Hesiodos, antik Yunan tragedya yazarları, İskenderiyeli ve Romalı şairler ve daha pek çok yazar kaynak olarak kullanılmıştır.

Öyküler, mükemmel bir ustalıkla, yer ve zaman bağlamında birbirlerine bağlanarak kesintisiz bir anlatımla akıp giderler.

‘Metamorphoses’, klasik mitolojiyi eserlerinde kullanmış tüm yazarlar ve şairler için eşsiz bir kaynak niteliğinde ve bu açıdan daima bir başyapıt olarak kalacağından kuşku yok.

  • Künye: Publius Ovidius Naso – Dönüşümler I-XV, çeviren: Asuman Coşkun Abuagla, Yapı Kredi Yayınları, 456 sayfa, 2019

Nâzım Hikmet – Kuvayi Milliye (2010)

‘Kuvayi Milliye’, Nâzım Hikmet’in aynı adlı destanının, Nuri Kurtcebe imzalı çizgiroman uyarlaması.

Nâzım Hikmet’in, 1939-1941 yıllarında İstanbul tevkifhanesiyle Çankırı ve Bursa cezaevlerinde yazdığı ve 27 Mayıs ayaklanmasından sonra basılan eseri, toprakları işgal altında olan bir ülkede büyük mücadelelerle verilen Kurtuluş Savaşı’nın öncesini ve sonrasını destansı bir üslupla kaleme getiriyor.

Hikmet’in bu destanda, görsel ayrıntıları da zengin bir biçimde tasvir ettiği bilinir.

İşte, eserin elimizdeki çizgiroman uyarlaması, hem bu görsel zenginliği tasvir etmedeki yetkinliği hem de ustaca çizgileriyle dikkat çekiyor diyebiliriz.

  • Künye: Nâzım Hikmet – Kuvayi Milliye, çizen: Nuri Kurtcebe, Leman Yayınları, çizgiroman

M. Azad – Seçme Şiirler (2010)

Elimizdeki kitap, çağdaş İran edebiyatındaki “Beyaz Şiir” akımının son temsilcisi olarak kabul edilen M. Azad’ın 1956-1999 yılları arasında kaleme aldığı şiirlerinden bir seçki.

Tam adı Mahmut Müşerref Azad Tehrani olan M. Azad, ‘Sen Asil Aşktın’ isimli şiirinde şöyle diyor:

“şehir, sensin

bütün insanların şehri, sensin

bütün âşık insanların şehri, seni senle paylaşıyorlar!

 

yalnız;

bir uzun nehir olmak,

ay ovadan geldiğinde,

o mavi doruklar üzerinde bir ova olmak

ve âşıklar nehri geçmek için

aya şöyle söylüyorlar:

-şehirden kaçıyoruz

nehirle bir olalım diye;

nehirlerin nehriyle

 

ve şehir şimdi büyük bir nehirdir

nehrin en ücra köşesine kadar!”

  • Künye: M. Azad – Seçme Şiirler, çeviren: Efe Murad, Pan Yayıncılık, şiir, 117 sayfa