Onat Kutlar – Unutulmuş Kent (2010)

‘Unutulmuş Kent’, 1995 yılında aramızdan ayrılan Onat Kutlar’ın şiirlerini bir araya getiriyor.

Burada, Kutlar’ın ‘Pera’lı Bir Aşk İçin Divan’ ile ‘Unutulmuş Kent’ adlı kitapları yer alıyor.

 

Kitapta yer alan ‘Turgut’a’ adlı şiirden bir alıntı:

 

“(…) Şimdi sessiz duruyoruz kıyısında bir düşüncenin

unutmamak için çünkü unutuşun kolay ülkesindeyiz

ölü balıklar geçiyor kırışık bir deniz sofrasından

ve ellerinde fenerlerle benim arkadaşlarım

durmadan düşünüyorum ne kadar çok öldük yaşamak için.”

 

Yine burada yer alan ‘Bir Şiir Üstüne Çeşitleme’den bir alıntı:

 

“Külrengi bulutlarıyla güz günlerinin

Sevdiğim İstanbul’u gibisin

Gene de çağırıyor yüreğin

Daha aydınlık bir yeryüzünü

 

Her zaman genç gözlerinde gülüyor

Şu kocamış ve yorgun İstanbul

Gene de yaşıyor ve sırlı aynasında

Bana gösteriyor senin yüzünü

 

Ayak basmadığım çorak bozkırda

Sevdiğim Anadolu gibisin

Gene de bekliyor yüreğin

Uzakta ve elinde olmayanı (…)”

 

  • Künye: Onat Kutlar – Unutulmuş Kent, Yapı Kredi Yayınları, şiir, 78 sayfa

Kolektif – Bizans’tan Günümüze İstanbul Şiirleri (2010)

Enver Ercan tarafından hazırlanan ‘Bizans’tan Günümüze İstanbul Şiirleri’, yerleşim tarihi 300 bin, kentsel tarihi 3 bin yıla uzanan İstanbul üzerine yazılmış şiirleri bir araya getiren kapsamlı bir antoloji.

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında hazırlanan antolojide, 154 şairin şiirleri yer alıyor.

İÖ 300 yılında Moiro ve İmparator Iulianus’un İstanbul için kaleme aldıkları şiirlerle başlayan antoloji, Mehtap Meral ve Fırat Demir’in şiirleriyle son buluyor.

Okurlarını tarihte bir şiir yolculuğuna çıkaran eser, İstanbul’un yüzlerce yıllık serüveninin yanı sıra, şiirin gelişim çizgisini de ortaya koyuyor.

  • Künye: Kolektif – Bizans’tan Günümüze İstanbul Şiirleri, hazırlayan: Enver Ercan, Yasakmeyve Yayınları, antoloji, 351 sayfa

Yannis Ritsos – Her Zaman En Başta Özgürlük (2010)

‘Her Zaman En Başta Özgürlük’, Yunan şiirinin ve çağımızın en büyük ustalarından Yannis Ritsos’un seçme şiirlerini bir araya getiriyor.

Kitabın adından da anlaşılacağı gibi, Ritsos’un simgesi olan “özgürlük”, buradaki şiirlerin de ortak teması.

Ritsos, ‘Temel Nesneler’de şöyle diyor:

“Kocaman bir iğne ve kalın bir iplikle,

beceriksiz, dikiyor ceketinin düğmelerini.

Konuşuyor kendi kendine:

 

Yemeğini yedin mi? İyi uyudun mu?

Konuşabildin mi? Avuç açmak mı?

Pencereden bakmayı düşündün mü?

Kapı çalındığında gülümsedin mi?

 

Ölüm varsa da, her zaman, ikinci gelir.

 

Çünkü her zaman en başta, özgürlük.”

  • Künye: Yannis Ritsos – Her Zaman En Başta Özgürlük, çeviren: Özdemir İnce, Herkül Millas ve İoanna Kuçuradi, Kırmızı Yayınları, şiir, 316 sayfa

Süreyya Berfe – Seferis ile Üvez (2010)

‘Seferis ile Üvez’, Süreyya Berfe’nin enfes şiirlerinden oluşuyor.

Kitabın ilk bölümü olan ‘Seferis’e İskele Işıkları’nda Berfe, şair Yorgo Seferis’e sesleniyor.

İkinci bölüm olan ‘Üvez’de ise, tabiatı konu edinen “haiku” tarzında şiirler yer alıyor.

Berfe, kitabının ilk şiirinde şöyle diyor:

“Birden patladı hava

anlayamadık kaçıştık

evlerimizden kaçar gibi

içeri girdik

 

Rüzgâra kapılmış bir kuş

nereli olduğunu bilemedik

 

Denizden biraz uzakta

kurumuş bataklıklar arasında

otlar inekler Kıbrıs Akasyaları

dönüyor üveyik kerkenez martı

 

Toz ve taş Limantepe

Aynı toz ve taş toprak Klazomenai

 

Aynı rüzgârın aklından

düşlerinden geçiyor

kapılmış kaybolmuş bir kuş”

  • Künye: Süreyya Berfe – Seferis ile Üvez, Metis Yayınları, şiir, 198 sayfa

İlyas Yazar – Kânî Dîvanı (2010)

İlyas Yazar ‘Kânî Dîvanı’nda, divan şiirinin temsilcilerinden Tokatlı Ebû Bekir Kânî’ye ait divanın tenkitli metnini ve tahlilini sunuyor.

Üç bölümden oluşan kitabın girişinde, Kânî’nin yetiştiği 18. yüzyılın tarihi, siyasî, sosyal ve kültürel açıdan genel çizgileri ele alınıyor.

Kânî’nin hayatı, görevleri, Mevleviliği, edebi kişiliği, eserleri ve Divân’ın, şairin edebi kişiliğine katkısı, kitabın birinci bölümünün konusu.

Çalışmanın ikinci bölümünde, Dîvân’ın şekil özellikleri değerlendiriliyor ve bu eserden hareketle Kânî’nin sanatı dil üslup özellikleri açısından ortaya konmaya çalışılıyor.

Son bölümde ise, Dîvân’ın yazma nüshaları değerlendirilerek tenkitli metin veriliyor.

  • Künye: İlyas Yazar – Kânî Dîvanı, Libra Kitap, inceleme, 760 sayfa

Metin Altıok – Bir Acıya Kiracı (2010)

‘Bir Acıya Kiracı’, Metin Altıok’un bütün şiirlerini bir araya getiriyor.

Altıok’un ‘Gezgin’, ‘Yerleşik Yabancı’, ‘Kendinin Avcısı’, ‘Küçük Tragedyalar’, ‘İpek ve Kılabtan’, ‘Gerçeğin Öteyakası’, ‘Dörtlükler ve Desenler’, ‘Süveydâ’, ‘Alaturka Şiirler’, ‘Hesap-İşi Şiirler’ ve ‘Soneler’ kitaplarından oluşan eser, Altıok’un hüzzam sesini şiir severlerle buluşturuyor.

Altıok, ‘Acı’ başlıklı şiirinde şöyle diyor:

 

“Acı, gittiğini geri dönen yavaş at,

Gizli ve tekinsiz öksesi yaşamanın.

Umulmadık sevinçleri tattıran bize,

Renklendiren bir kuşun kanadını.

Ve gece söküp gündüz örerek,

Var gibi gösteren hiç olmayanı.

 

Gelirler tüyden adımlarıyla

Ve aşk ve mut ve başkaları.

Duyulur içten içe değişmez acı,

Komaz ansımaya yanıltıcı yanlarını.

Ve bizim o insancıl yaramız,

Açılır bir gülün yapraklarını.

Yüreğimizin kanayan gergefinde,

Delerek acının gerilmiş kumaşını.”

  • Künye: Metin Altıok – Bir Acıya Kiracı, Kırmızı Yayınları, şiir, 469 sayfa

Pablo Neruda – Yüz Aşk Sonesi (2010)

Pablo Neruda, ilk kez 1959 yılında yayımlanan ünlü eseri ‘Yüz Aşk Sonesi’ni, Matilde Urrutia’ya ithaf etmişti.

Orijinal ismi ‘Cien Sonetos de Amor’ olan kitaptaki ilk şiirden bir alıntı:

“Matilde, çimen, taş, şarap, hangisi senin adın?

Adısın hem topraktan doğup sonsuza kalanın,

öyle bir sözcük ki söktürür şafağı büyümesiyle,

çakar limon ışıkları onun yaz demlerinde.

 

Akıp gider bu adın üstünde

ateşin deniz mavisi arılarıyla sarılmış tahta gemiler;

bir ırmağın suyudur ki o harfler

kireçlenmiş yüreğimde yüzerler.

 

Ah, nice yollardan sonra bulunmuş ad,

gizli bir tünelin kapısı sarmaşıklar altında,

dertleşir dünyanın mis kokusuyla! (…)”

  • Künye: Pablo Neruda – Yüz Aşk Sonesi, çeviren: Adnan Özer, Kırmızı Yayınları, şiir, 226 sayfa