Pierre Assouline – Henri Cartier-Bresson (2019)

Pierrre Assouline’in bu şahane eseri, 20. yüzyıl fotoğrafçılığına yön vermiş Henri Cartier-Bresson’un kapsamlı bir biyografisi.

Kitap, Cartier-Bresson’un hayatının dönüm noktalarını kayıt altına alıyor:

  • Fransa’nın zengin ailelerinden birinin çocuğu olarak dünyaya gelişi,
  • Ustası Andre Lhote’den aldığı resim dersleri,
  • Paris’in sürrealist ortamlarındaki günleri,
  • Afrika’nın derinliklerinden Meksika’ya ve Amerika’ya uzanan günleri,
  • Ünlü yönetmen Jean Renoir’a asistanlık yapması,
  • İspanya İç Savaşında film çekmesi,
  • Dünya Savaşı’nda Fransız Ordusunda görev yapışı,
  • Dünya Savaşı’nda esir düşüp üç defa Nazi kamplarından kaçmayı deneyip sonuncusunda başarması,
  • 1947’de efsanevi MAGNUM ajansının kuruluş sürecine katılması,
  • 1952 yılında ünlü “Karar Anı” makalesini yazması,
  • Foto muhabiri olarak tanıklık ettiği toplumsal olaylar ve savaşlar,
  • Ve bunun gibi çarpıcı ayrıntılar yer alıyor.

Görüldüğü gibi Cartier-Bresson, tanık oldukları ve yapıp ettikleriyle, daha da önemlisi anti-faşist ve anarşist kimliğiyle de dolu dolu yaşamasıyla “Yüzyılın gözü” tabirini fazlasıyla hak eden bir isim.

Assouline de, bu büyük ismin fırtınalı ve çelişkilerle örülü hayatını bir baştan diğer başa kat ediyor.

Cartier-Bresson’a kulak veriyoruz:

“Fotoğraf, benim için bir anı ve o anın sonsuzluğunu yakalayan sürekli bir görsel ilginin anlık dürtüsüdür. Bununla birlikte çizim ise grafolojisiyle o andan itibaren bilincimizin yakaladığı şeyi işler. Fotoğraf, ani bir harekettir; çizim ise meditasyondur.”

“Şu dünyada bir karar anı olmayan hiçbir şey yoktur ve iyi kotarılmış bir başyapıt, böyle bir anın ayırdına varabilmek ve onu ele geçirmek demektir. Eğer durumların devinimi içinde o anı kaçırırsanız, onu yeniden bulabilmek veya farkına varabilmek için şansınız olmayabilir.”

“Röportaj bir sorunu anlatmak, bir olayı veya izlenimleri saptamak üzere sırasıyla kafanın, gözün ve kalbin işlemesidir”

“Fotoğraf çekmek —eş zamanlı olarak ve saniyenin bir kesri içinde— hem olayın hem de ona anlam veren görsel biçimlerin farkına varmaktır”

“Amaç olayları biriktirmek değildir, olayların tek başlarına hiçbir önemi yoktur. Önemli olan onların içinden seçim yapabilmek, derinlerde gerçekle bağlantılı olduğu doğru olayı yakalayabilmektir. En küçük şey fotoğrafta büyük bir konu olabilir, en ufak insani ayrıntı ana fikre dönüşebilir.”

Künye: Pierre Assouline – Henri Cartier-Bresson, çeviren: Aylin Ünal, Espas Yayınları, biyografi, 414 sayfa, 2019

Arthur Coleman Danto – Sanatın Sonundan Sonra (2010)

Ünlü sanat eleştirmeni Arthur Coleman Danto ‘Sanatın Sonundan Sonra’da, sanat tarihi, pop art, halk sanatı, gelecekte müzelerin rolü, estetik ve sanat felsefesi gibi, sanatın geniş bir alanını tartışmaya açıyor.

Kitabın ilgi çekici yönlerinden biri, sanatın belki de en ilginç özelliğiyle, her şeyin mümkün olduğu görüşüyle baş edebilecek bir sanat eleştirisi felsefesi üzerinde yoğunlaşıyor olması.

Danto daha önce, sanatın altmışlı yıllarda bittiğini ilan etmişti.

O tarihten bu yana, sanata benzer radikal eleştiriler yönelten Danto, bu görüşünü daha kapsamlı bir şekilde yeniden ele alarak, sanatın nasıl daha önce izlediği anlatı yolunu terk ettiğini göstermeye çalışıyor.

Sanatın Hegelci anlamda sona erdiğini savunan yazar, bunun sanatın tükendiğine değil, aksine, sanatın ideolojilerin bütün prangalarından kurtulduğu anlamına geldiğini söylüyor.

  • Künye: Arthur Coleman Danto – Sanatın Sonundan Sonra: Çağdaş Sanat ve Tarihin Sınır Çizgisi, çeviren: Zeynep Demirsü, Ayrıntı Yayınları, sanat, 276 sayfa

James David Lewis-Williams – Mağaradaki Zihin (2019)

Mağarada yaşayan atalarımız nasıl bir zihinsel işleyişe sahipti?

Antropolog James David Lewis-Williams, içinde Lascaux, Chauvet ve Altamira’nın da bulunduğu pek çok mağara duvarında ve taş eşyalardan yola çıkarak mağara adamlarının kafalarındaki görüntüler ve bunların anlamları üzerine derinlemesine düşünüyor.

Her şeyden önce, insanların sanatı neden ve nasıl geliştirdiğine dair yetkin ve düşündürücü bir kitap olarak okunabilecek ‘Mağaradaki Zihin’, bu erken insanları sanat üretmeye zorlayan bilincin ilk olarak nasıl ortaya çıktığını ve neden Neandertaller gibi insan türlerinin bu yaratıcı ve gelişmiş sanatsal yeteneğe sahip olamadığını derinlemesine sorguluyor.

Mağaralara çizilen resimlerin, topluluğun tüm üyelerinin ilişki kurabildiği bir vizyona sahip olduğunu belirten Lewis-Williams, bunun şamanlar için kişisel ve politik bir güç olduğunu ve aynı zamanda toplumsal katmanlaşmaya da işaret ettiğini belirtiyor.

  • Künye: James David Lewis-Williams – Mağaradaki Zihin, çeviren: Tolga Esmer, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 312 sayfa, 2019

Özkan Eroğlu – Resmi Anlamak (2016)

Bir resmi nasıl okumalıyız?

Resim tarihinde iz bırakmış pek çok yapıtla zenginleşen, teorik arka planıyla öne çıkan bir rehber.

Özkan Eroğlu, çok ve tek tanrı merkezli sanattan modern sanatta resmin konumuna, Etrüsk duvar resimlerinden Yunan vazolarına, Bruegel’den Rembrandt’a, konuyu kronolojik bir tarzda ele alıyor, resim sanatının görkemli yolculuğunun bilançosunu çıkarıyor.

  • Künye: Özkan Eroğlu – Resmi Anlamak, Tekhne Yayınları

Patrick Doorly – Sanatta Hakikat (2019)

Sanat bir değer yansıtır.

İnsan yapımı bir eser, biz o eserin niteliğini fark edip algılayabildiğimiz ölçüde sanat eserine dönüşür.

Kötü bir sanat eseri, tıpkı kötü beceri ifadesi gibi bir oksimorondur, birbiriyle çelişen terimlerin bir arada kullanılmasıdır.

Sanatta değeri yansıtan ise, ne olursa olsun güzellik, mükemmellik ve niteliktir.

İşte Patrick Doorly de, Güzel ve İyi için çaba sarf ederek kültürümüzü oluşturmuş ve yeniden şekillendirmiş sayısız sanatçının izini sürüyor ve sanatta güzellik, mükemmellik ve niteliğin ne olduğu üzerine düşünüyor.

Bugün sanatın ne anlama geldiği konusunda şaşkınlık içinde olduğumuzu söyleyen Doorly, bunun en önemli sebebinin de, nitelik kavramını ayırt edici özelliği üzerinden değerlendirmememiz olduğunu belirtiyor.

Kitap da bu noktadan başlıyor ve sonrasında da, sanatla ilgili düşüncelerimizi böylesi düğümler haline getirmiş iplikleri birer birer çözmeye koyuluyor.

Sanatı gizem, estetik, deha, erdem, yüce, romantizm, transandantal sanat, nitelik metafiziği, sanatın kanonları, anti-sanat ve sanatta hakikat kavramlarıyla irdeleyen Doorly,

  • Sanat ve zanaat,
  • Sanatın aydınlanma kategorileri,
  • Sanatta hayal gücü,
  • Filozofların sanat hakkındaki görüşleri,
  • Pirsig’in estetik eleştirisi,
  • Gombrich’in Platon eleştirisi,
  • Hegel ve sanat,
  • Plotinus’un sanat üzerine görüşleri,
  • Sanatta metafizik,
  • Nitelik hakkında sanat tarihçilerinin görüşleri,
  • Mükemmelliğin kanonları,
  • Ve bunun gibi konuları ele alıyor.

Doorly bu konuları tartışırken, aynı zamanda sanat tarihinde iz bırakmış Shakespeare, Leonardo da Vinci, Michelangelo, Rembrandt, Goya, Shakespeare ve Marcel Duchamp’ın gibi isimlerin eserleri üzerine derinlemesine düşünüyor.

  • Künye: Patrick Doorly – Sanatta Hakikat: Niteliğin Dönüşü, çeviren: Aydın Çavdar, Ayrıntı Yayınları, sanat, 512 sayfa, 2019

Özkan Öztaş – Sovyetler Birliği’nde Kürt Sanatı (2016)

Kürtlerin Rönesansı olarak görülen Sovyetler Birliği döneminde Kürtlerin edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve basın-yayın faaliyetlerindeki üretimlerinin nitelikli bir incelemesi.

Kitapta, Ekim Devrimi’nde Kürtlerin rolü ve Kürt tarihinin en uzun soluklu gazetesi Riya Teze ile Kürtlere ses soluk olmuş Erivan Radyosu’nun tarihi konularında da önemli bilgiler yer almakta.

  • Künye: Özkan Öztaş – Sovyetler Birliğinde Kürt Sanatı, Yazılama Yayınları

Sam Phillips – …İzmler (2016)

Ondokuzuncu yüzyıl sonundan günümüze, sanata yön veren bütün “izmler”i açıklayan bir rehber.

İzlenimcilikten sentezciliğe, dışavurumculuktan kübizme, fütürizmden primitivizme, varoluşçuluktan fluxusa, postmodernizmden neo-popa, tüm modern sanat akımlarının iyi bir özeti.

Başlıca sanatçıları ve akımı örnekleyen sanat yapıtlarından örnekler eşliğinde.

  • Künye: Sam Phillips – …İzmler, çeviren: Derya Nüket Özer, YEM Yayın