Moris Farhi – Atanmış Erkek (2010)

‘Yabanda Yolculuk’, ‘Genç Türk’ ve ‘Gökkuşağının Çocukları’, Ankara doğumlu Moris Farhi’nin Türkçeye kazandırılmış kitapları.

Farhi ‘Atanmış Erkek’ adlı bu romanında ise, uzun bir ayrılıktan sonra hayatının büyük bölümünü geçirdiği İskender Adası’na dönen Osip’in kan davasıyla, töreyle hesaplaşmasını hikâye ediyor.

Osip’in babası, henüz o çocukken kan davalıları tarafından öldürülmüştür.

Fakat Osip, kanlıları onun peşini bırakmasa dahi, intikam almaktan yana değildir.

Dürüst bir hayat yaşamak, insani değerlerini korumak isteyen Osip’in hikâyesinin merkeze alındığı roman, aynı zamanda özgür aşkı ve cinselliği de tartışmaya açıyor.

  • Künye: Moris Farhi – Atanmış Erkek, çeviren: Püren Özgören, Everest Yayınları, roman, 368 sayfa

Jeanette Winterson – Fener Bekçisi (2010)

Jeanette Winterson, modern bir masal olarak tanımlanabilecek ‘Fener Bekçisi’nde, Gümüş’ün yaşadıkları üzerinden sevginin dönüştürücü gücünü hikâye ediyor.

Gümüş, babasını hiç tanımamış, annesinin ölümüyle de sahipsiz kalmıştır.

Onu, Cape Wrath Feneri’nin yaşlı bekçisi Pew yanına alır.

İkilinin bir araya gelişi, deniz fenerinin garip hikâyesinin de başlamasına vesile olur.

Zira, güçlü hafızasıyla Pew, 19. yüzyılda bu deniz fenerini kuran din adamı Babil Dark’ın ilginç hayatını Gümüş’le paylaşacaktır.

Dark, biri aydınlık öteki karanlık olmak üzere iki hayat yaşamıştır.

Ve geçmişte kalmış bu hikâyenin, bugün de söyleyebilecekleri vardır.

  • Künye: Jeanette Winterson – Fener Bekçisi, çeviren: Zarife Biliz, Turkuvaz Kitap, roman, 200 sayfa

Mario Levi – İçimdeki İstanbul Fotoğrafları (2019)

Öykü ve romanlarıyla bildiğimiz Mario Levi, Türkiye edebiyatının özgün kalemlerinden.

Yazar bu sefer, daha önceki eserlerinden farklı bir türde kaleme aldığı ‘İçimdeki İstanbul Fotoğrafları’yla okurun karşısına çıkıyor.

Levi, “otobiyografik kurmaca” ya da “anı/roman” olarak tanımlayabileceğimiz bu eserinde, hayatının önemli duraklarını, edebiyatın kendisi için ne anlama geldiğini, dille ve yazıyla ne gibi bağlar kurduğunu anlatıyor.

Bu anlatımın merkezinde ise, Levi’nin doğup büyüdüğü ve halen yaşadığı İstanbul yer alıyor.

Kitap, Levi’nin hayatının ve edebiyatının dönüm noktalarını barındırdığı için ayrıca dikkat çekiyor diyebiliriz.

  • Künye: Mario Levi – İçimdeki İstanbul Fotoğrafları, Everest Yayınları, roman, 375 sayfa, 2019

Valentin Chernykh – Moskova Gözyaşlarına İnanmıyor (2010)

Valentin Chernykh ‘Moskova Gözyaşlarına İnanmıyor’da, Sovyet toplumunun çelişkilerini hikâye ediyor.

Romanın merkezinde, 1957 yılında taşradan Moskova’ya eğitim görmek için gelen, içlerinde romanın başkahramanı Katya’nın da bulunduğu üç kızın hayalleri, aşkları ve hayal kırıklıkları yer alıyor.

Kendi hayatlarını daha istikrarlı hale getirmeye çalışan genç kızlar bir yandan da, yaşadıkları ülkenin içinde bulunduğu bocalamalarla da yüzleşecektir.

Romanı sinemaya uyarlayan Vladimir Menshov’un, 1980’de Oscar kazandığını da hatırlatalım.

  • Künye: Valentin Chernykh – Moskova Gözyaşlarına İnanmıyor, çeviren: Ayser Ali, Literatür Yayıncılık, roman, 353 sayfa

Françoise Bouillot – Güneşi Durduracağız (2010)

Fransız romancı ve eleştirmen Françoise Bouillot ‘Güneşi Durduracağız’da, Berlin duvarının yıkılışının öncesinde yolları kesişen karakterlerinin geçmişleriyle hesaplaşmalarını hikâye ediyor.

Yasaklı yönetmen Jiri Serecka, parasız Fransız yapımcı dostu Charles Bragat ve ilk kez Doğu’ya gelen Alice Ferrier, Çekoslovakya Karlovy-Vary’deki bir festivalde, bir araya gelir.

Geçmişin acı veren anılarından kurtulmaya çalışmaları, suçluluk ve özlem duyguları arasında sıkışmış olmaları, üç karakterin ortak yönüdür.

İkinci Dünya Savaşı’nda yaşananlardan Berlin duvarının yıkılışına uzanan roman, yalnızca bir kuşağın değil, tüm dünyanın yeniden şekillendiği bir dönemin hikâyesini anlatıyor.

  • Künye: Françoise Bouillot – Güneşi Durduracağız, çeviren: Ahmet Şensılay, Ayrıntı Yayınları, roman, 428 sayfa

Pierre Rey – Yunanlı (2010)

Pierre Rey, gerçek olaylardan hareketle kaleme aldığı ‘Yunanlı’da, Yunanlı armatör Aristoteles Onassis’in kirli hayat hikâyesini sunuyor.

Yayımlandığı yıllarda ilgiyle karşılanan roman, karanlık ve kirli işler sonucu büyük servet edinen Onassis ile onun rakibi Stavros Niarchos arasındaki güç mücadelesine dayanıyor.

Devlerin kapışmasında, en alçakça yöntemlere başvurmak da mubahtır.

İki adamın, birbirini yenmek için yaptıkları ekonomik savaşı anlatan roman ayrıca, büyük diva Maria Callas ile güçlü Amerikan ailelerinden Kennedyler’den Jackelin Kennedy, John F. Kennedy ve Robert Kennedy gibi gerçek isimlerin Onassis ile kesişen hayatlarını da kurguya dâhil ediyor.

  • Künye: Pierre Rey – Yunanlı, çeviren: Elif Molla Özsökmen, Erko Yayıncılık, roman, 496 sayfa

David Boratav – Beyoğlu’nda Fısıltılar (2010)

David Boratav ‘Beyoğlu’nda Fısıltılar’da, başkahramanının, babasının ölümünün ardından köklerine dönüşünü; Türkiye’ye, Beyoğlu’na yaptığı yolculuğu hikâye ediyor.

Roman, amansız bir hastalığın pençesine düşmüş babanın trajedisiyle açılır.

Babanın ölümü, oğlunu büyük bir anlamsızlık girdabına sürükler.

Genç adam şimdi, biraz tereddütleri olmakla birlikte, yaşadığı şoku atlatabilmek amacıyla, köklerine doğru bir yolculuğa çıkacak, soluğu Beyoğlu’nda alacaktır.

Boratav elimizdeki romanıyla, Fransa’da yazarların ilk romanlarına verilen Gironde ödülünü kazanmıştı.

  • Künye: David Boratav – Beyoğlu’nda Fısıltılar, çeviren: Aysel Bora, Can Yayınları, roman, 344 sayfa