Robert Jordan ve Brandon Sanderson – Fırtına Toplanıyor (2010)

‘Fırtına Toplanıyor’, Robert Jordan tarafından kaleme alınan ‘Zaman Çarkı’ isimli fantastik dizinin on ikinci kitabı.

Serinin bu romanı, demirci Thulin’in yaşlı Renald’a, kendilerini yok etmek için kuzeyden başlayarak toplanan korkunç bir fırtınadan bahsetmesiyle başlar.

Thulin, kendilerini savunmak için bir araya gelen insanlara katılacaktır.

Bu fırtına, sonun başlangıcı anlamına gelir ve gündelik hayatını yaşayan insanların, ailelerini yok olmaktan kurtarmak için zorlu bir mücadeleye girmeleri gerekmektedir.

Yörede bulunanlar, kısa bir süre içinde, fırtınanın geçip gitmeyeceğini ve bu nedenle onunla yüzleşmeleri gerektiğini anlayacaktır.

  • Künye: Robert Jordan ve Brandon Sanderson – Fırtına Toplanıyor, çeviren: Niran Elçi, İthaki Yayınları, roman, 941 sayfa

Alex Rovira ve Francesc Miralles – Mutluluk Labirenti (2010)

İki yazarlı ‘Mutluluk Labirenti’, roman ve felsefenin harmanlandığı bir eser olarak düşünülebilir.

Romanın başkahramanı, genç bir kadın olan Ariadne, sonu gelmez bir labirentte yolunu kaybetmiştir.

Ariadne’nin bu labirentten kurtuluşu ise, ancak “Ben kimim?”, “Nereden geliyorum?” ve “Ne için yaşıyorum?” gibi varoluşsal sorulara yanıt vermesiyle mümkün.

Kahramanımız, labirentte sorulara doğru yanıtları verdikten sonra, kişilik itibariyle de dönüşmüş ve gerçek anlamda mutluluğu bulmuş olacaktır.

‘Mutluluk Labirenti’, Ariadne’nin öyküsü ekseninde, okurunu varoluşunu sorgulamaya ve mutluluğa giden yollar üzerinde düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Alex Rovira ve Francesc Miralles – Mutluluk Labirenti, çeviren: Ayşegül Yurdaçalış, Literatür Yayıncılık, roman, 199 sayfa

Patrick Senecal – Kaybeden Ölecek (2010)

Kanadalı edebiyatçı Patrick Senecal, bir deliler evinde tutsak olarak tutulan Yannick Bérubé’nin hikâyesini anlatıyor.

Yirmi üç yaşındaki Bérubé’nin hayatı, bir bisiklet kazasıyla alt üst olur.

Bu kazanın ardından, Ormes Sokağı’nda bir eve kapatılan Bérubé, her yönüyle anormal olan bir ailenin tuzağına düştüğünü fark edecektir.

Ailenin üyeleri, adaleti satrançla belirlemeye çalışan bir baba; en az babası kadar tehlikeli bir kız; din saplantısıyla hayatını alt üst etmiş bir anne ve hiç konuşmayan, sabit bakışlı bir kızdır.

Bir yandan yaşadığı dehşeti yazmaya koyulan Bérubé, öte yandan da bu korkunç aileden kurtulmanın yolları üzerine düşünecektir.

‘Kaybeden Ölecek’in sinemaya uyarlandığını da belirtelim.

  • Künye: Patrick Senecal – Kaybeden Ölecek, çeviren: Yaşar İlksavaş, Doğan Kitap, roman, 271 sayfa

Tim O’Brien – Taşıdıkları Şeyler (2010)

Savaşa dair yetkin eserlerden biri olarak kabul edilen ‘Paris Yolunda’, Tim O’Brien’ın Türkçede daha önce yayımlanmış eserlerinden.

O’Brien ‘Taşıdıkları Şeyler’de de, savaşın yarattığı duygusal hasarı anlatmaya devam ediyor.

Metnini, kurgu ve gerçeklik arasında bulanık bir çizgide konumlandırmayı tercih eden yazar, savaşan tarafları bir kenara bırakarak, eylemin kendisini irdelemesi ve insanoğlunun yarattığı medeniyetin şiddetle örülü temellerini sorgulamasıyla dikkat çekici bir metne imza atmış.

Kendisi de Vietnam’da savaşmış O’Brien, insan doğasının sertliğini, yaşama uğraşının imkânsızlığını; yazma ve hazırlama eylemlerinin travmatik yönlerini ustaca tasvir ediyor.

Kitabın ilk baskısındaki kapağı da çok beğendik, o da şöyle:

  • Künye: Tim O’Brien – Taşıdıkları Şeyler, çeviren: Avi Pardo, Siren Yayınları, roman, 222 sayfa

İsmail Güzelsoy – Değil Efendi’nin Renk ve Korku Meselleri (2010)

İsmail Güzelsoy ‘Değil Efendi’nin Renk ve Korku Meselleri’nde, başkahramanı komünist şair İskender Sof’un maceralarını hikâye ediyor.

Güzelsoy’un çok katmanlı kurgusunda Sof’un başına gelenler, meddah Değil Efendi’nin anlatımıyla okurun karşısına çıkıyor.

Tehlikeli addedilen Sof, peşindeki iki MİT ajanından kurtulmak için Iğdır’a gitmeye karar verir.

Amacı, kışları donan Aras ırmağı üzerinden Sovyet Rusya’ya geçmektir.

Fakat Iğdır, onun için yeni ve daha büyük tehlikelerin adresi anlamına gelir.

Zira onu burada, âşık olacağı kadının yanı sıra, kan emici bir vampir de beklemektedir.

Ayrıca şairi öldürmek için uzun zamandır fırsat kollayan MİT Osman da Iğdır’da pusuya yatmıştır.

  • Künye: İsmail Güzelsoy – Değil Efendi’nin Renk ve Korku Meselleri, Doğan Kitap, roman, 310 sayfa

Stef Penney – Issızlığın Ortasında (2010)

Stef Penney, ‘Issızlığın Ortasında’ romanında, cinayetle suçlanan on yedi yaşındaki Francis’in ıssız bir çevrede verdiği yaşam mücadelesini hikâye ediyor.

Dove Nehri yakınlarında, kasabanın Fransız sakini Laurent Jammet evinde vahşi bir şekilde öldürülmüş halde bulunur.

Onu bulan kişi, komşusu Bayan Ross’tur.

Cinayetin ortaya çıkarılması için başlatılan soruşturma, Bayan Ross’un oğlu Francis’i işaret eder.

Cinayet gününden itibaren ortadan kaybolan Francis, görevliler tarafından aranmaya başlanır.

Fakat sadece polisler değil, kötü ve kirli bir geçmişin anıları da onun peşine düşmüştür.

Penney’in bu ilk romanıyla, 2006 Costa Ödülü’nü kazandığını belirtelim.

  • Künye: Stef Penney – Issızlığın Ortasında, çeviren: Füsun Talay, Bilge Kültür Sanat Yayınları, roman, 447 sayfa

N. D. Wilson – Karahindiba Ateşi (2010)

‘Karahindiba Ateşi’, N. D. Wilson’ın fantastik üçlemesi ‘100 Dolap’ın ikinci romanı.

Serinin bu kitabında, Boston’a dönmesine iki hafta kalan Henry York’un, hiç tahmin edemeyeceği gizemli bir dünyayı keşfedişini hikâye ediyor.

Kısa bir süre sonra ayrılacağı Kansas’ın Henry kasabasını çok seven York, burada, tavan arasındaki odasında bir duvar dolusu dolap bulmuştur.

York, dolapların içinde esrarengiz bir dünyayla karşı karşıya gelir.

Fakat çocuk burada, farkında varmadan, kötü bir cadının serbest kalmasına neden olacak ve üstelik bu aksilik yetmezmiş gibi, kendisinin de bebekken bunlara benzer bir dolaptan geldiğini öğrenmesi, kafasını daha da karıştıracaktır.

  • Künye: N. D. Wilson – Karahindiba Ateşi, çeviren: Ebru Sürmeli, Remzi Kitabevi, roman, 368 sayfa