Joanna Moncrieff – İlaçla Tedavi Efsanesi (2018)

Daha önce delilik, çılgınlık ya da nevroz olarak bilinen sorunlar, 1960’lardan bu yana “akıl hastalıkları” olarak adlandırılıyor ve bu hastalıkların halen ilaçlarla tedavi edilebileceği fikrinin geçerli olduğu bir zamanda yaşıyoruz.

Burada “tedavi” ile kast edilen, ilaçların hastalık belirtilerini ortaya çıkaran patolojik mekanizmaları düzelterek bu belirtileri ortadan kaldırdığı fikridir.

Asıl sorun ise şudur:

Son yıllarda bu fikir hızla psikiyatrinin dışına taşmış, insanlar, kendilerini yetersiz buldukları her türlü durumda ilaçları bir çare gibi görmeye başlamıştır.

Bu durumlar depresyon, distimik bozukluk, anksiyete, sosyal fobi, madde kullanımı, takıntılı alışveriş yapma, âdet dönemi keyifsizliği gibi tanıları içeriyor ve bu tanıların tedavisi için sık sık ilaç yazılıyor.

Özetle söyleyecek olursak, 1990’lardan başlayarak ilaçlar günümüz psikiyatrisinde son derece merkezi, daha doğru bir deyişle aşırı bir rol oynuyor.

Joanna Moncrieff bu harika kitabında, psikiyatrik ilaçların belli akıl hastalıklarına ve belli belirti gruplarına yönelik özgül tedaviler olarak algılanmasının tarihine odaklanıyor ve bu algılamanın ne kadar doğru olduğunu tartışıyor.

Moncrieff, geçmişte kullanılan psikiyatrik tedavi yöntemlerine temel oluşturan kuram ve fikirlerle, günümüzde kullanılanlara temel oluşturanlar arasında aslında gerçek bir ayrım olmadığını; insülin koma terapisi, elektroşok terapisi (ECT), radikal cerrahi, cinsiyet hormonu terapisi gibi pek çok garip müdahale biçiminin ortaya çıkmasında ve kabul görmesinde etkin olan bir gereksinimin, yani psikiyatrik durumların tedavi edilebileceği inancına duyulan gereksinimin, bugün psikiyatrik ilaçların ortaya çıkmasında ve kabul görmesinde en güçlü etken olduğunu savunuyor.

Daha da önemlisi Moncrieff, modern ilaç uygulamalarının özgül rahatsızlıklar için özgül tedaviler sağladığına inanmanın, insülin koma terapisinin şizofreni için etkin ve özgül bir tedavi yöntemi olduğuna inanmak kadar yanlış olduğunu belirtiyor.

Moncrieff, ilaç kullanımında gözlenen bu enflasyonun, öncelikle depresyon ve psikoz gibi iyi tanımlanmış hastalıkların sınırlarının genişletilmesiyle ortaya çıktığını ve ikincil olarak, panik bozukluğu ve sosyal fobi gibi daha az bilinen tanılar yaygınlaştırıldığını ve üçüncü olarak ise, madde kullanımı ve kişilik bozuklukları gibi, ilaçların daha önceden işe yaramadığı düşünülen alanlara da girmeye başladığını gözler önüne seriyor.

Son olarak Moncrieff’in burada söyledikleri, psikiyatrik ilaçların hiçbir zaman işe yaramadığı anlamına gelmiyor.

Yazarın, aynı zamanda bu ilaçların ne zaman yararlı olabileceklerini belirlemeye yönelik bir çerçeve geliştirdiğini de özellikle belirtelim.

  • Künye: Joanna Moncrieff – İlaçla Tedavi Efsanesi: Psikiyatrik İlaç Kullanımına Eleştirel Bir Bakış, çeviren: Tevfik Alıcı, Metis Yayınları, bilim, 344 sayfa, 2018
Reklamlar

Nancy McWilliams – Psikanalitik Tanı (2009)

Nancy McWilliams kapsam zenginliği, sistematikliği, sentezciliği ve akıcı diliyle, kısa zamanda klasikleşmiş elimizdeki kitabında, psikanalitik bir terapistin danışanını değerlendirirken ne tür tanısal ölçütler/eksenler kullandığını ayrıntılarıyla ve kendi klinik deneyimiyle harmanlayarak sunuyor.

İki bölüme ayırdığı kitabında yazar ilk olarak, kavramsal konulara odaklanıyor; ikinci bölümünde ise, karakter örgütlenmesi tiplerini irdeliyor.

American Psychological Assocation’ın Psikanaliz Bölümü’nün başkanı ve Psychoanalytic Review’un eş editörü Nancy McWilliams, aynı zamanda Psychoanalytic Psychology’nin de yayın kurulunda yer alıyor.

  • Künye: Nancy McWilliams – Psikanalitik Tanı, çeviren: Erkan Kalem, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, psikanaliz, 494 sayfa

Rollo May – Kafese Konan Adam (2018)

İnsan doğası muazzam çeşitlilikte ve zenginliktedir, fakat bu doğanın diğer tarafında akla hayale gelmeyecek alçaklıklar ve acımasızlıklar da vardır.

Mantıklı olma konusunda şahane bir yetenek sergileriz ama bu aynı zamanda, ürkütecek kadar mantıkdışı davranışlarımızla da sürekli çatışma halindedir.

Rollo May, yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan bu ufuk açıcı kitabında “ikilem” olarak tanımladığı insanın bu çelişik ve karanlık yönünü merkeze alarak bizi psikoloji ve psikiyatri alanında keyifli ve aydınlatıcı bir yolculuğa çıkarıyor.

May’in buradan yola çıkarak psikologların modern kültürel ve sosyal sorumlulukları üzerine derinlemesine düşünmesi ise, kitabı önemli kılan başlıca hususlardan.

Kitapta,

  • Modern insanın önemini yitirmesi,
  • Kimliksiz dünyada kişisel kimlik,
  • Modern anksiyete teorilerinin tarihsel kökenleri,
  • Anksiyete ve değerler,
  • Varoluşçuluk ile psikoterapi arasındaki ilişkinin tehlikeleri,
  • Özgürlük ve sorumluluk,
  • Ve psikologların sosyal ve kültürel sorumlulukları gibi konular ele alınıyor.

Künye: Rollo May – Kafese Konan Adam: Psikoloji ve İnsanın İkilemi, çeviren: Aysun Babacan, Okuyan Us Yayınları, psikoloji, 320 sayfa, 2018

Viktor E. Frankl – İnsanın Anlam Arayışı (2009)

Viktor E. Frankl ‘İnsanın Anlam Arayışı’nda, kurucusu olduğu “logoterapi”yi anlatıyor.

Logoterapi’nin ilkelerini, 2. Dünya Savaşı esnasında Nazilerin bir toplama kampında yaşadıkları ekseninde anlatan Frankl, o dönemde yaşadığı büyük yıkımın kendisinde bıraktığı izlerle kendi psikoterapi yaklaşımının ilkelerini oluşturmuş.

Frankl’ın babası, annesi, erkek kardeşi ve karısı bu toplama kamplarında ölmüş ya da gaz fırınlarına gönderilmiş, bu nedenle kız kardeşi hariç, ailesinin tamamı yok olmuş.

Her şeyini kaybeden ve her an, her saat imha edilmeyi bekleyen Frankl, inatla yaşamını sürdürmeye nasıl devam ettiğini ve “logoterapi”nin ilkelerini nasıl oluşturduğunu okurlarla paylaşıyor.

  • Künye: Viktor E. Frankl – İnsanın Anlam Arayışı, çeviren: Selçuk Budak, Okuyan Us Yayınları, psikiyatri, 166 sayfa

Robert E. Wubbolding – Gerçeklik Terapisi (2015)

Dr. William Glaser’ın kurucusu olduğu Gerçeklik Terapisi, bilinçdışına odaklanmaktansa, gerçekliğe ve bilinçli olana odaklanarak psikoterapi camiasının uygulama ve varsayımlarına meydan okumuştu.

Robert E. Wubbolding imzalı bu kitap ise, gerçeklik terapisinin altında yatan kuramı ve terapi yöntemini açıklamakta.

  • Künye: Robert E. Wubbolding – Gerçeklik Terapisi, çeviren: Elif Emir Öksüz, Okuyan Us Yayınları

Özen B. Demir ve Adem Yıldırım – Beden, Tıp ve Felsefe (2018)

Bir tıp doktoru ile bir felsefe doktoru arasındaki yazışmalarla ortaya çıkmış; beden ve tıp temalarını felsefe, psikanaliz, antropoloji, edebiyat, feminizm ve bilime uzanan disiplinler arası bir bakışla tartışan ufuk açıcı bir kitap.

Özen Demir ve Adem Yıldırım burada, sağlık ve hastalık, gövde ve beden, canlılık ve yaşam, insan ve hayvan gibi pek çok konu ve kavram üzerine düşünüyor ve bunu yaparken de, Platon’dan Aristoteles’e, Foucault’dan Husserl’e, Derrida’dan Nietzsche’ye, Spinoza’dan Blanchot’ya, Beckett’tan Marx’a ve Freud’tan R. D. Laing’e pek çok ismin fikirlerini kat ediyor.

Bunlara ek olarak, psikiyatri, antropoloji, psikoterapi, psikanaliz, anti-morfoloji, anti-psikiyatri, bilim, edebiyat, feminizm, queer, biyoetik, biyoteknoloji, biyopolitika, mikro-sosyoloji, tıbbî epistemoloji ve tıp tarihi ile ilgilenenlerin de severek okuyacağı bir kitap.

  • Künye: Özen B. Demir ve Adem Yıldırım – Beden, Tıp ve Felsefe, Nota Bene Yayınları, felsefe, 261 sayfa, 2018

Anil Ananthaswamy – Ya Ben Yoksam? (2018)

Benlik nedir?

Zihin bedeni nasıl etkiler ve ona nasıl yön verir?

Benlik algımız nedir ve nasıl oluşur?

Anil Ananthaswamy, bu ilgi çekici kitabında, sinirbilim alanındaki en güncel araştırmaların sonuçlarından yola çıkarak şizofreni, otizm, Alzheimer, epilepsi, Cotard sendromu ve huysuz bacak sendromu gibi çeşitli zihinsel ve nörobiyolojik hastalıkların insan algısı üzerindeki muazzam etkilerini açıklığa kavuşturuyor.

Pek çok vaka örneğiyle zenginleşen çalışma, yukarıdaki sorulara ufuk açıcı yanıtlar verdiği gibi, bizi benliğin dehlizlerinde hem ürpertici hem de aydınlatıcı bir yolculuğa davet ediyor.

  • Künye: Anil Ananthaswamy – Ya Ben Yoksam?: Benliğin Labirentlerinde Bir Gezinti, çeviren: Duygu Akın, Yapı Kredi Yayınları, bilim, 252 sayfa, 2018