Cordelia Fine – Başına Buyruk Beyin (2010)

Psikiyatr Cordelia Fine ‘Başına Buyruk Beyin’de, beynin mekaniğini oluşturan nöronların sıra dışı karmaşasını, gizemli çalışmalarını anlatıyor.

Beynin gerçekleri çarpıtarak bizi nasıl kandırdığı, bu ilginç çalışmanın omurgasını oluşturuyor.

Kitabında beynin, gerçeği çarpık ve üstü kapalı görmeye neden olan özelliklere sahip olduğunu gözler önüne seren Fine, aslında beynin güvenilmez huylara sahip olduğunu söylüyor.

“Beyniniz gururludur. Duygusal ve ahlaksızdır. Sizi aldatır.” diyen Fine, başına buyruk ve sabit fikirli beynin sahte tavırları nedeniyle, bildiğimizi sandığımız çoğu şeyin gerçekte göründüğü gibi olmadığını ortaya koyuyor.

  • Künye: Cordelia Fine – Başına Buyruk Beyin, çeviren: Pınar Turanlı, Sel Yayıncılık, psikoloji, 172 sayfa

Saffet Murat Tura – Beynin Gölgeleri (2016)

‘Beynin Gölgeleri’, psikiyatrinin bazı temel problemlerinden yola çıkarak insanın ontolojik yapısını araştıran bir kitap.

Gündelik yaşamda olduğumuzu sandığımız varlık tarzı olmadığımızı gösteren Saffet Murat Tura, psikiyatrinin köklü problemlerini çözmek bakımından temel bir çerçeve sunuyor.

‘Beynin Gölgeleri’ aynı zamanda zihin felsefesinin önemli sorunlarını irdelemesiyle de alana çok önemli bir katkı sunuyor.

Çalışma, psikiyatri ve felsefesinin buluştuğu bir tartışmaya tanık olmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Saffet Murat Tura – Beynin Gölgeleri, Metis Yayınları, psikiyatri, 352 sayfa, 2016

Hasan Alp Karaosmanoğlu – Hepsini İstiyorum Hemen İstiyorum (2019)

Sürekli erteleme, maddenin kötüye kullanımı, internet bağımlılığı, ayrıcalık arama ve büyüklenme gibi pek çok dürtüsel ve büyüklenmeci davranışın kökeninde yatan nedenler nedir?

Hasan Alp Karaosmanoğlu ‘Hepsini Hemen İstiyorum’da, bu tür duyguları ayrıntılı bir şekilde açıkladığı gibi bunların aşılabilmesi konusunda kimi çözümler de sunuyor.

Sürekli kendini haklı görenleri, başkalarının dediklerini yeterince önemsemeyenleri, her konuda en iyi olmak zorunda hissedenleri, bilindiği gibi etrafımızda da hep görürüz.

Karaosmanoğlu, klinikten ve güncel yaşamdan örneklerle bu tip kişilik özelliklerini açıkladığı kitabı, aynı zamanda bu gibi sorunlardan mustarip olanlar için nitelikli bir rehber.

Karaosmanoğlu’nun çarpıcı değerlendirmesine göre, böyle sorunların kökeninde, atalarımızdan bize miras kalan esir veya köle durumuna düşme korkusu yatıyor.

  • Künye: Hasan Alp Karaosmanoğlu – Hepsini İstiyorum Hemen İstiyorum: Dürtüsel ve Büyüklenmeci Davranışlarla Başa Çıkmak, PsikoNet Yayınları, psikoloji, 208 sayfa, 2019

Rollo May – Psikoterapist ve Mitlere Yolculuk (2016)

Batı’da yaşayan modern çağ insanlarının bilinçleri ve bilinçaltlarında yatan mitleri tartışan, önemli bir çalışma.

Rollo May ustalıkla, bireyselliğin ve narsisizmin tümüyle kuşattığı çağımızda, mitlerin kendimizi anlayabilmemiz için nasıl birer araç olarak kullanılabileceği üzerine yoğunlaşıyor.

  • Künye: Rollo May – Psikoterapist ve Mitlere Yolculuk, çeviren: Kerem Işık, Okuyan Us Yayınları

Marcianne Blevis – Kıskançlık (2010)

“Kıskançlık aslında sevginin en gözde tuzağıdır.” diyen psikiyatr ve psikanalist Marcianne Blevis bu kitabında, kıskanma duygusunun oluşum evrelerini, nedenlerini ve sonuçlarını örneklerle inceliyor.

‘Sevginin En Çok Düştüğü Tuzak’ alt başlığını taşıyan çalışma, kıskanma duygusunu anlamak için harika rehber.

“Kimi kıskanıyoruz?”, “Neden kıskanıyoruz?”, “Kıskanmak benliğimizi koruyan bir kalkan mı, yoksa başkalarına yönelttiğimiz bir silah mı?” sorularının yanıtlarını arayan Blevis’nin çalışmasındaki her bölüm, kıskançlığın farklı yüzlerini ve kaynak noktalarını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Marcianne Blevis – Kıskançlık, çeviren: Işıl Aydın, Sel Yayıncılık, psikanaliz, 158 sayfa

David Rosenfeld – Ruh, Zihin ve Psikanalist (2015)

David Rosenfeld, içinden kolay sıyrılamadıkları psikotik yönleri bulunan, diğer bir deyişle kilitli kapının arkasına hapsedilmiş hastalarla yapılmış çalışmaların neticesini sunuyor.

Çalışma en çok, psikanalizdeki analitik çerçeveyi ve karşıaktarımı ustaca kullanmasıyla dikkat çekiyor.

Kitap, Thomas Ogden’in önsözü ile başlıyor ve ayrıca, Ayla Yazıcı’nın hastane ortamında psikotik hastalar ve kurum çalışanları arasındaki ilişkinin farklı yönlerini ele aldığı Akıl Hastanesinde Psikanalist Olmak isimli bölümünü de içeriyor.

  • Künye: David Rosenfeld – Ruh, Zihin ve Psikanalist: Psikotik Yönleri Olan Hastalarla Psikanalitik Çerçevenin Yaratılması, çeviren: Ayla Yazıcı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

Joanna Moncrieff – İlaçla Tedavi Efsanesi (2018)

Daha önce delilik, çılgınlık ya da nevroz olarak bilinen sorunlar, 1960’lardan bu yana “akıl hastalıkları” olarak adlandırılıyor ve bu hastalıkların halen ilaçlarla tedavi edilebileceği fikrinin geçerli olduğu bir zamanda yaşıyoruz.

Burada “tedavi” ile kast edilen, ilaçların hastalık belirtilerini ortaya çıkaran patolojik mekanizmaları düzelterek bu belirtileri ortadan kaldırdığı fikridir.

Asıl sorun ise şudur:

Son yıllarda bu fikir hızla psikiyatrinin dışına taşmış, insanlar, kendilerini yetersiz buldukları her türlü durumda ilaçları bir çare gibi görmeye başlamıştır.

Bu durumlar depresyon, distimik bozukluk, anksiyete, sosyal fobi, madde kullanımı, takıntılı alışveriş yapma, âdet dönemi keyifsizliği gibi tanıları içeriyor ve bu tanıların tedavisi için sık sık ilaç yazılıyor.

Özetle söyleyecek olursak, 1990’lardan başlayarak ilaçlar günümüz psikiyatrisinde son derece merkezi, daha doğru bir deyişle aşırı bir rol oynuyor.

Joanna Moncrieff bu harika kitabında, psikiyatrik ilaçların belli akıl hastalıklarına ve belli belirti gruplarına yönelik özgül tedaviler olarak algılanmasının tarihine odaklanıyor ve bu algılamanın ne kadar doğru olduğunu tartışıyor.

Moncrieff, geçmişte kullanılan psikiyatrik tedavi yöntemlerine temel oluşturan kuram ve fikirlerle, günümüzde kullanılanlara temel oluşturanlar arasında aslında gerçek bir ayrım olmadığını; insülin koma terapisi, elektroşok terapisi (ECT), radikal cerrahi, cinsiyet hormonu terapisi gibi pek çok garip müdahale biçiminin ortaya çıkmasında ve kabul görmesinde etkin olan bir gereksinimin, yani psikiyatrik durumların tedavi edilebileceği inancına duyulan gereksinimin, bugün psikiyatrik ilaçların ortaya çıkmasında ve kabul görmesinde en güçlü etken olduğunu savunuyor.

Daha da önemlisi Moncrieff, modern ilaç uygulamalarının özgül rahatsızlıklar için özgül tedaviler sağladığına inanmanın, insülin koma terapisinin şizofreni için etkin ve özgül bir tedavi yöntemi olduğuna inanmak kadar yanlış olduğunu belirtiyor.

Moncrieff, ilaç kullanımında gözlenen bu enflasyonun, öncelikle depresyon ve psikoz gibi iyi tanımlanmış hastalıkların sınırlarının genişletilmesiyle ortaya çıktığını ve ikincil olarak, panik bozukluğu ve sosyal fobi gibi daha az bilinen tanılar yaygınlaştırıldığını ve üçüncü olarak ise, madde kullanımı ve kişilik bozuklukları gibi, ilaçların daha önceden işe yaramadığı düşünülen alanlara da girmeye başladığını gözler önüne seriyor.

Son olarak Moncrieff’in burada söyledikleri, psikiyatrik ilaçların hiçbir zaman işe yaramadığı anlamına gelmiyor.

Yazarın, aynı zamanda bu ilaçların ne zaman yararlı olabileceklerini belirlemeye yönelik bir çerçeve geliştirdiğini de özellikle belirtelim.

  • Künye: Joanna Moncrieff – İlaçla Tedavi Efsanesi: Psikiyatrik İlaç Kullanımına Eleştirel Bir Bakış, çeviren: Tevfik Alıcı, Metis Yayınları, bilim, 344 sayfa, 2018