Henrik Eberle – Hitler’e Mektuplar (2010)

Bir halk, diktatörüne yazıyor!

Henrik Eberle ‘Hitler’e Mektuplar’da, 1924’ten 1945’e kadar Alman halkından Hitler’e yazılan mektuplardan örneklere yer veriyor.

Savaş sonrasında Sovyet askerleri tarafından toplanarak Rusya’ya gönderilen binlerce mektup arasından Eberle’nin inceleyip tasnif ettiği mektuplar, Alman halkıyla Hitler arasındaki ilişkinin belgeleri olmalarıyla önemli birer tarihi kaynak niteliğinde.

“Saygıdeğer Bay Hitler!”, “Sevgili liderimiz!” ve “Saygıdeğer Reichkanzler” gibi hitaplarla başlayan mektupları yazanlar arasında öğretmenler, öğrenciler, işsizler, tüccarlar, yüksek rütbeli askerler ve basit SA subayları gibi, çok sayıda farklı kesimden insanlar yer alıyor.

  • Künye: Henrik Eberle – Hitler’e Mektuplar: Bir Halk Diktatörüne Yazıyor, çeviren: Deniz İkizler, Aykırı Yayınları, mektup, 312 sayfa

Sergey Timofeyeviç Aksakov – Gogol’le Dostluğumuz ve Mektuplaşmamız (2019)

Sergey Timofeyeviç Aksakov, edebiyat eleştirileri, çevirileri ve Rus soyluluğunun gündelik yaşamını betimleyen yarı-otobiyografik anlatılarıyla on dokuzuncu yüzyıl Rus kültür hayatında çok önemli yeri olan isimlerden.

Aksakov’un, Rus edebiyatının büyük ismi Gogol’le tanışıklığı da, 1832 yılında başlar.

İkili arasındaki bu sıkı dostluk, yirmi yıl sürecektir.

1830’lar ve 1840’larda Gogol’le ahbaplığına dair tuttuğu notlar ve ikilinin mektuplaşmasından oluşan elimizdeki kitap ise, ne yazık ki Aksakov’un ölümünden otuz yıl sonra 1890’da yayımlanır.

Aksakov’un kitabı, Gogol’ün kişiliği, hayatı ve edebiyatı hakkında altın değerinde ayrıntılar sunuyor ve bunun yanı sıra, dönemin Rus edebiyatı ve kültür yaşamı hakkında da çok önemli bilgiler barındırıyor.

Aksakov, ilk tanıştıkları zamanlarda, Gogol’ün dış görünüşünü şöyle betimliyor:

“Gogol’ün o zamanlar tamamen farklı ve olumsuz etki yapan bir dış görünüşü vardı: Kâküllü başı, şakaklarına inen saç tıraşı, düzgünce kesilmiş bıyıkları ve çenesine dayanmış sert kolalı yakaları ona, kişiliğiyle çelişen farklı bir fizyonomi kazandırıyor, bizde de zeki bir Ukraynalı izlenimi

uyandırıyordu. Giyimi modaya önem verdiğini gösteriyordu.”

Kitaptan bir alıntı daha:

“Gogol’ün benim açımdan her zaman bilmece olarak kalmış tuhaflıkları olduğunu da söylemeliyim. Onun davranışlarını çok kere başkalarına açıklamaya çalıştığım gibi, kendime de açıklamak zorunda kaldım. Bizimkinden belki yüz kat daha ince olduğundan, onun sinirleri bizim hissedemediklerimizi hissediyor, bizim algılayamadığımız şeylerden etkileniyordu.”

  • Künye: Sergey Timofeyeviç Aksakov – Gogol’le Dostluğumuz ve Mektuplaşmamız (1832-1852), çeviren: Varol Tümer, İletişim Yayınları, eleştiri, 244 sayfa, 2019

Stefan Zweig – Dostlarla Mektuplaşmalar (2015)

Bir yönüyle Stefan Zweig’ın dostluk kurmadaki yeteneğini de gözler önüne seren pek çok mektup, burada.

Burada, kendisinin Hermann Bahr, Arthur Schnitzler, Rainer Maria Rilke, Hermann Hesse, Sigmund Freud ve Maksim Gorki ile mektuplaşmaları yer alıyor.

Mektuplar hem bir döneme ışık tutuyor hem de Zweig’ın dünyasından bilinmeyen pek çok ayrıntıyı aydınlatıyor.

  • Künye: Stefan Zweig – Dostlarla Mektuplaşmalar, çeviren: Ahmet Arpad, Tekin Yayınevi, mektup, 384 sayfa, 2015

Stefan Zweig ve Frederike Zweig – Mektuplaşmalar (2015)

Viyana’nın ünlü Schottenring Bulvarı’ndaki tarihi ve gösterişli bir yapıda başlamış yaşamı 1942’de Brezilya’nın küçük bir dağ kentinde son bulmuş Zweig ile ilk eşi Frederike Zweig’ın 1912-1942 yıllarını kapsayan mektuplaşmaları.

Bu mektuplar, hem Zweig’in dünyasına inmek, hem de dönemin Avrupa’sına daha yakından bakmak için eşsiz bir kaynak.

Zweig, Friderike’ye yolladığı 22 Şubat 1942 tarihli mektupta şöyle yazıyor:

“Sevgili Friderike, bu mektup sana vardığında ben kendimi eskisinden çok daha iyi hissedeceğim. Senin ise iyi günleri göreceğine eminim. Melankoli yüklü yaşamımla daha uzun süre beklemediğim için beni haksız bulmayacağına inanıyorum. Sana bu satırları son saatlerimde yazıyorum. Kararımı verdiğim andan sonra kendimi nasıl da rahat hissettiğimi bilemezsin… Sevgiler ve dostlukla… Hep yürekli ol! Rahata ve mutluluğa kavuştuğumu öğrendin. Stefan.”

  • Künye: Stefan Zweig ve Frederike Zweig – Mektuplaşmalar, çeviren: Ahmet Arpad, Ayrıntı Yayınları, mektup, 480 sayfa, 2015

Yüksel Arslan ve Ferit Edgü – “Batı Kültürü Önünde Hiçbir Saplantım Yok” (2015)

Biri yazmaya düşkün bir çizer, diğeri çizime düşkün bir yazarın mektuplaşmaları.

1957-2008 arasını kapsayan bu mektuplar, bu iki ünlü ismin sanat yaklaşımını ortaya koyduğu gibi, dönemin sanat ortamına dair pek çok detay barındırıyor.

Kitap, Yüksel Arslan’ın metin dışı 40 deseniyle de zenginleşmiş.

Yüksel Arslan, Ferit Edgü arasındaki yazışmalar, çizerin askerliğini yaptığı (Eleşkirt 1957) yıl başlıyor.

Yine bu bölümde, Ferit Edgü Paris’e gittiğinde Yüksel Arslan’ın kendisine gönderdiği “çiziktirmeler” yer alıyor.

İkinci bölümde, 1975-2008 tarihleri arasında karşılıklı mektuplaşmalar, üçüncü bölümde ise, fotoğraf albümü, imzalı kataloglar, kitaplar ve Ferit Edgü’nün ikinci kitabı ‘Bozgun’ için Yüksel Arslan’ın yaptığı desenler yer alıyor.

  • Künye: Yüksel Arslan ve Ferit Edgü – “Batı Kültürü Önünde Hiçbir Saplantım Yok”, Yapı Kredi Yayınları, mektup, 308 sayfa, 2015

Ziya Osman Saba – Konuşanlar, Bir Hüzünle Sesinde (2015)

Türkiye edebiyatının hüzünlü kalemlerinden Ziya Osman Saba’nın, yazı, söyleşi ve mektupları.

Çalışma, Saba’nın kitap değerlendirmelerini, sanat yazılarını, Yaşar Nabi Nayır’a yazdığı mektupları ve Ahmet Kutsi Tecer, Sait Faik, Hüseyin Cahit Yalçın ve Orhan Veli gibi isimlere ilişkin fikirlerini barındırmakta.

  • Künye: Ziya Osman Saba – Konuşanlar, Bir Hüzünle Sesinde, derleyen: Tahsin Yıldırım, Can Yayınları

Aziz Nesin – Tek Ciltte Aziz Nesin (2015)

Türkiye edebiyatının önde gelen isimlerinden Aziz Nesin’in yapıtlarından geniş bir seçki, bu kitapta.

Nesin’in kısa biyografisiyle açılan kitap, her biri yazarın dünyasına farklı birer pencere açan mektup, anı, deneme, öykü, söyleşi, makale, eleştiri/sanat yazıları, roman, oyun, şiir, gezi yazıları, çocuk kitapları ve masallar barındırmakta.

  • Künye: Aziz Nesin – Tek Ciltte Aziz Nesin, editör: Çiğdem Uğurlu, Everest Yayınları