Uygur Kocabaşoğlu ve Aysun Akan – Mütareke ve Milli Mücadele Basını (2019)

Sabah’tan İkdam’a, Tanin’den Yeni Gazete ve Vakit’e; Abdullah Cevdet’ten Ahmed Ağaoğlu’na, Ahmed Emin Yalman’dan Yunus Nadi ve Zekeriya Sertel’e, Mütareke ve Milli Mücadele dönemi basın kuruluşları ve önde gelen gazetecileri hakkında arşivlik bir eser.

Uygur Kocabaşoğlu ve Aysun Akan’ın yaklaşık 730 sayfayı bulan bu oylumlu kitabı, bu alanda şimdiye kadar yapılmış en kapsamlı çalışma niteliğinde.

Kitap, o dönemlerdeki gazete ve dergilerin niteliklerini, toplumsal ve siyasi gelişmelerin basın dünyasına nasıl yansıdığını, basındaki örgütlenmelerin nasıl olduğunu, basın emekçilerinin içinde bulundukları koşulları ve basın-yayın kuruluşlarının ekonomi politiğini çok yönlü bir bakışla ortaya koyuyor.

Kitabın devamında ise, o dönemin gazete sahipleri, başyazarları, yazarları, çizerleri, muhabirleri, yöneticileri ve diğer çalışanlarının portrelerine yer veriliyor.

Çok sayıda görsel malzemeyle de zenginleşmiş kitabın, bütün bu yönleriyle, bu alanda araştırma yapacak kişilere çokça faydalı olacağını söylemeliyiz.

  • Künye: Uygur Kocabaşoğlu ve Aysun Akan – Mütareke ve Milli Mücadele Basını: Direniş ile Teslimiyetin Sözcüleri ve “Mahşer”in 100 Atlısı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 728 sayfa, 2019

Sabahattin Önkibar – İmamlar ve Haramiler Medyası (2015)

Özallı yıllardan bugüne, Türkiye’de gün geçtikçe itibar kaybına uğrayan medyanın utançlar ve ihanetlerle örülü serüveni.

Sabahattin Önkibar, Özal iktidarı zamanındaki ilk “havuz medyası”ndan İhlas Grubu ve Recep Tayyip Erdoğan arasındaki girift ilişkiye, medyaya yerleşmiş MİT’çilerden cemaat medyasının oluşumuna, Türkiye medya tarihinin dönüm noktalarına bakıyor.

  • Künye: Sabahattin Önkibar – İmamlar ve Haramiler Medyası, Kırmızı Kedi Yayınevi

Çağrı Kaderoğlu Bulut – Sınıfın Sınırlarında (2019)

Son zamanların en çok kan kaybeden mesleklerinden biri, açık ara önde gazeteciliktir.

Peki, ne oldu da, 20. yüzyılın en itibarlı mesleklerinden biri olan gazetecilik, 21. yüzyılın ilk yıllarından başlayarak hem toplumsal, hem siyasi hem de sektörel anlamda bu denli geriledi?

Toplumsal sınıflar, emek süreçleri, yöntembilim, toplumsal hareketler ve iletişimin ekonomi politiği gibi alanlarda çalışmakta olan Çağrı Kaderoğlu Bulut’un bu oylumlu kitabı, işte tam da bu sorulara tatmin edici yanıtlar vermesiyle büyük bir boşluğu dolduruyor.

Bizzat gazeteciyi merkeze alarak medyadaki dönüşümü çok yönlü bir şekilde çözümleyen Bulut, neoliberal sürecin gazetecilik mesleğine etkilerini, gazetecinin bu süreçte değişen konumunu, toplumsal sınıf ilişkileri içinde gazetecinin ne gibi roller üstlendiğini, gazetecilikte emek ve proleterleşme sürecini, gazetecilerin örgütlen(eme)me deneyimlerini derinlemesine analiz ediyor.

Saha çalışmalarıyla da zenginleşen kitabın, gazeteciliğin tarihsel gelişimini zengin bir içerikle çözümlediğini de belirtelim.

  • Künye: Çağrı Kaderoğlu Bulut – Sınıfın Sınırlarında: Gazeteciler ve Proleterleşme, Nota Bene Yayınları, inceleme, 400 sayfa, 2019

Kolektif – Profesyonel Gazetecinin Yurttaş Gazetecilikle İmtihanı (2018)

Yurttaş gazeteciliği her zaman önemli ve değerlidir, fakat bilhassa medyanın tek sesli olduğu baskı ortamlarında yurttaş gazeteciliği hayata öneme sahiptir.

Türkiye bağlamında konuşursak eğer, gazetecilik, iktidarın sözcüsü haline gelen holding medyasının görece konforlu bünyesinde sürdürülen bir halkla ilişkiler pratiğine dönüştükten sonra, kendilerini muhalif olarak tanımlayan veya gerçek gazetecilik yapma saikiyle yola çıkan gazeteciler, alternatif medya kuruluşlarına yöneldi.

Öte yandan, önceleri ana akım medya kuruluşlarında çalışan ama çeşitli gerekçelerle ana akımdan kovulan veya ayrılan ve bu durumun onları aktivist kıldığı kimi tanınmış profesyonel gazeteciler de artık kendilerini yalnızca alternatif medyalarda duyurabiliyor.

İşte bu araştırma, tam da böylesi bir ortamda gazeteciliğin geleceğinin ne olacağına dair soruya yanıt aramak amacıyla yola çıktı.

306 gazeteci ile yapılan görüşmelere dayanan araştırma, profesyonel gazetecilerin hem kendi yaptıkları gazeteciliğe hem de yurttaş gazeteciliğine yönelik tutumlarını ortaya koyuyor.

Kitap, yalnızca bunun için değil, ülke medyasının güncel durumunun iyi bir fotoğrafını çekmesiyle de önemli.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Yunus Erduran, Bora Ataman, Barış Çoban ve U. Uraz Aydın.

Kitap yayınevinin sitesinden ücretsiz indirilebilir: https://bit.ly/2E5WOOL

  • Künye: Kolektif – Profesyonel Gazetecinin Yurttaş Gazetecilikle İmtihanı: Türkiye’de Profesyonel Gazetecilerin Yurttaş Gazetecilik Algısı Araştırması, Kafka Kitap, medya/basın yayın, 96 sayfa, 2018

Tuğrul Eryılmaz – 68’li ve Gazeteci (2018)

Tuğrul Eryılmaz, Türkiye gazetecilik serüveninin kelimenin tam anlamıyla en orijinal simalarından biridir.

Kendisini Nokta, Yeni Gündem, Sokak ve Radikal İki gibi, hem gazetecilik açısından çok parlak hem de Türkiye’de sesini duyuramayan kesimlerin kendilerini ifade ettikleri önemli yayınları yaratan adam olarak biliriz.

Tabii Eryılmaz dendiğinde, kendisinin 68 hareketinden gelen birisi olduğunu da hiçbir zaman hatırdan çıkarmamalı.

Zira Eryılmaz, Anglosakson tarzda gazeteciliğin bizdeki en iyi temsilcilerinden biri olduğu kadar kendini hep Marksist ve sol değerlere sahip bir solcu olarak da tanımlamıştır.

İşte bu kitap, çalıştığı her yayına kendi imzasını atacak kadar renkli, tutkulu ve çılgın bu adamla yapılmış uzun soluklu bir söyleşi sunuyor.

Eryılmaz burada özetle, Diyarbakır’da geçen çocukluğunu, İzmir günlerini, Ankara Siyasal zamanlarını, iletişim fakültesindeki hocalık günlerini, 12 Eylül’ün “armağanı” olan YÖK’ün gelişiyle üniversiteden istifa edişini, İstanbul’a gelişini ve burada 2015’e kadar sürdürdüğü gazetecilik faaliyetlerini bizimle paylaşıyor.

Bu anlatımda Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve Hüseyin Cevahir gibi 68 öğrenci hareketinin efsane isimleri kadar Ercan Arıklı, Mehmet Yılmaz, Güldal Kızıldemir, Ümit Kıvanç, İpek Çalışlar, Yıldırım Türker ve Hasan Cemal gibi Türkiye gazetecilik serüveninde önemli yeri olan sayısız isimle karşı karşıya geliyoruz.

Yazarın Diyarbakır, İzmir, Londra ve İstanbul’a dair ilginç saptamalarını da barındıran kitap, son zamanlarda okunabilecek en güzel, en akıcı kitaplardan biri.

Eryılmaz, çok keyifli, tek bir satırda bile sarkmayan muhteşem bir sohbetle karşımızda.

  • Künye: Tuğrul Eryılmaz – 68’li ve Gazeteci, söyleşi: Asu Maro, İletişim Yayınları, söyleşi, 264 sayfa, 2019

Gülden Çakır – Profesyonel Dizi Yazarlığı (2015)

Dizi yazarlığı zor zanaat.

Neyse ki elimizde, kendisi de diziler için senaryolar kaleme almış Gülden Çakır’ın buna dair gözlem ve deneyimleri bulunuyor.

Sinema filmleri ve televizyon dizilerinden örneklerle zenginleşen kitap, bir dizinin kurgulanmasını ve bunun yapımcı ve televizyon kanallarına nasıl kabul ettirileceği konusunda iyi bir rehber.

  • Künye: Gülden Çakır – Profesyonel Dizi Yazarlığı, Agora Kitaplığı

Kolektif – Yeni Harflerle Kadın Yolu / Türk Kadın Yolu (2009)

Nevin Yurdsever Ateş’in hazırladığı elimizdeki çalışma, 16 Temmuz 1925-1 Ağustos 1927 tarihleri arasında yayımlanmış, ilk iki sayısı ‘Kadın Yolu’, üçüncü sayısından itibaren ‘Türk Kadın Yolu’ adıyla okurunun karşısına çıkan derginin Osmanlı Türkçesinden Latin harflerine çevriminden oluşuyor.

Otuz sayı yayımlanabilen, başyazarı Nezihe Muhiddin olarak görünen derginin yirmi üç sayısını bir araya getiren ve derginin misyonu ile yayınlandığı döneme dair kapsamlı bir giriş yazısı kaleme alan Ateş’in çalışması, erken Cumhuriyetin kadınlarının dünyasına inmesiyle çok değerli.

  • Künye: Kolektif – Yeni Harflerle Kadın Yolu / Türk Kadın Yolu (1925-1927), hazırlayan: Nevin Yurdsever Ateş, Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Eğitim Merkezi Vakfı Yayınları, kadın, 528 sayfa