Zeki Tez – İlaç ve Parfümün Sihirli Dünyası (2010)

Zeki Tez ‘İlaç ve Parfümün Sihirli Dünyası’nda, tarihte eczacılık, güzel kokular ve kozmetik konularını irdeliyor.

Eskiçağdaki şifalı bitkileri, ilk kimyasal ilaçları ve zehirleri, ilk sabunları ve kozmetiğin belkemiğini oluşturan kınanın işlenmesini anlatan Tez, ilaç ve parfümü ilk ortaya çıktıkları tarihten günümüze uzanan bir süreçte araştırıyor.

Topraktan hazırlanan ilaçlar, Ortaçağ’da şifa aracı olarak kullanılan taşlar, kutsal mekânların nasıl parfümlendiği, İslam dünyasının eczacılık anlayışı, Osmanlı ve Cumhuriyet Türkiye’sindeki ilaç bilimi, Avrupa’daki parfüm üretimindeki gelişmeler ve koku sınıflandırmasındaki püf noktalar, kitaptaki ilginç konulardan bazıları.

  • Künye: Zeki Tez – İlaç ve Parfümün Sihirli Dünyası, Hayy Kitap, tarih, 303 sayfa

Engin Sarı – Mardin’de Kültürlerarasılık (2010)

Engin Sarı ‘Mardin’de Kültürlerarasılık’ta, Müslümanlar, Yahudiler, Hıristiyanlar, Yezidiler ve Şemsiler gibi farklı dinlere inananların; Araplar, Kürtler, Türkler, Ermeniler, Keldaniler ve Süryaniler gibi farklı kimliklere dâhil olanların bir arada bulunduğu Mardin’i, kültürün geniş çerçevesinden bakarak değerlendiriyor.

Sarı incelemesini, kültür, kimlik ve politika arasındaki bağlantıların niteliğine, kültürlerarası iletişim ve ilişkilere odaklanarak yapıyor.

Kapsamıyla dikkat çeken çalışma, çok etnili ve çok dinli bir kent olan Mardin’in simgesel anlamlarını irdelerken, Mardinli kimliğini de, alan araştırmalarının bulguları aracılığıyla Mardinlilerle birlikte tartışıyor.

  • Künye: Engin Sarı – Mardin’de Kültürlerarasılık, İletişim Yayınları, şehir, 391 sayfa

Johan Huizinga – Ortaçağın Sonbaharı (2019)

Johan Huizinga’nın, 20. yüzyılın en önemli tarihi klasiklerinden biri olan ‘Ortaçağın Sonbaharı’, yeni çevirisiyle raflardaki yerini aldı.

Huizinga burada, Ortaçağ’ın kapanışı olan on dört ve on beşinci yüzyılların harikulade bir fotoğrafını çekiyor.

Yazar, Van Eyck kardeşler ve onların çağdaşlarının gerçek sanat anlayışlarını kavrama, yani bu sanat anlayışını o dönemin tüm hayatıyla bağlantısı içinde değerlendirerek anlamını kavramaya girişiyor.

Huizinga’ya göre, söz konusu çağın uygarlığının değişik tezahürlerinin ortak özelliği, gelecek için taşıdıkları tohumlardan ziyade geçmişle olan bağlantılarında yatıyor.

Yazar Ortaçağ’ın son dönemlerini yalnızca sanatçılar değil, ilahiyatçılar, şairler, tarihçiler, prensler ve devlet adamlarının gözünden de dönemin zihniyet anlayışını farklı yönleriyle irdeliyor.

  • Künye: Johan Huizinga – Ortaçağın Sonbaharı: 14 ve 15. Yüzyılda Fransa ve Hollanda’da Yaşam, Düşünce ve Sanat Formlarına Dair Bir İnceleme, çeviren: Orhan Düz, Alfa Yayınları, 407 sayfa, 2019

Nick Smith – Hatalıydım, Özür Diliyorum (2010)

Nick Smith ‘Hatalıydım, Özür Diliyorum’da, özürlerin, ahlâki rollerini ve sosyal işlevlerini gözler önüne seriyor.

“Özürler, haber başlıklarımıza ve özel ilişkilerimize kadar sızdı da, bu genelde muğlak ve aldatıcı ritüelleri nasıl değerlendireceğiz?” diye soran Smith, geçmiş ve yakın tarihten çok sayıda örneği tartışarak, bireysel ve kolektif özürlerin anlamlarını ortaya koyuyor. Modernitede özür, özürlerin anlamları ve karmaşık yönleri, özür ve toplumsal cinsiyet ilişkisi, farklı dini ve kültürel geleneklerde özür, özür çeşitleri ve hukukta özrün anlamları, başta hükümet olmak üzere kurumların özürlerinin anlam ve önemi, kitapta ele alınan konulardan birkaçı.

  • Künye: Nick Smith – Hatalıydım, Özür Diliyorum: Özürlerin Anlamları, çeviren: Kıvanç Tanrıyar, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, felsefe, 333 sayfa

Ergün Veren – Anadolu Halk Takvimi (2019)

 

Anadolu insanının zamanı nasıl algıladığına en iyi örnekler halk takvimleridir.

Ergün Veren de, Anadolu halk takvimleri üzerine şahane bir rehber kitapla karşımızda.

Anadolu’da zamanın saat, gün, ay, yıl/mevsimler olarak nasıl dilimlendiğiyle açılan kitapta,

  • Uğurlu / uğursuz gün ve yıl inanışları,
  • Ay adlarının kaynakları,
  • Zaman-eylem planlaması,
  • Hititlerden Antik Yunan’a ve Anadolu’ya yıl / mevsimlerin dilimlenmesindeki benzerlik ve farklılıklar,
  • Anadolu halk takvimi,
  • Anadolu halk meteorolojisi,
  • Gök cisimlerine ve hava hareketlerine dayalı inanışlar,
  • Anadolu halk meteorolojisindeki inanışlar,
  • Bu inanışların askeri literatüre yansımaları,
  • Balıkçılar ve denizcilerdeki inanışlar,
  • Canlıların hareketlerine dayalı inanışlar,
  • Ve bunun gibi pek çok konu ele alınıyor.

Anadolu insanının zamanla ve iklimle ilişkisini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyan kitabın, dört dörtlük bir hava durumu ansiklopedisi olduğunu ayrıca belirtmeliyiz.

  • Künye: Ergün Veren – Anadolu Halk Takvimi: Kocakarı Soğuklarından Zemheriye, Doğan Kitap, inceleme, 304 sayfa, 2019

Emre Aracı – Naum Tiyatrosu (2010)

 

Emre Aracı ‘Naum Tiyatrosu’ başlıklı elimizdeki çalışmasında, İtalyan operasının, 19. yüzyıl İstanbul’unda ciddi anlamda filizlenmeye başladığı Naum Tiyatrosu’nu kapsamlı bir bakışla irdeliyor.

Aracı, Beyoğlu’ndaki Naum Tiyatrosu’nu, inşaatından yok oluşuna, sanatçı profilinden seyirci mozaiğine, opera repertuvarından varyete temsillerine ve karnaval balolarından yaşanan skandallara kadar birçok yönüyle ele alıyor.

1848 yılında inşa edilen tiyatro, 1870 yılına kadar yaklaşık otuz yıl boyunca şehrin kültür ve sanat hayatında önemli roller üstlenmişti. Çok sayıda belgeyle desteklenen ve görsel malzemesiyle de dikkat çeken çalışma, bu ünlü tiyatroya dair yetkin bir kaynak niteliğinde.

  • Künye: Emre Aracı – Naum Tiyatrosu, Yapı Kredi Yayınları, inceleme, 406 sayfa

James Wallman – İstif Çağı (2019)

Eşyaları alıp evimizi onlarla tıka basa dolduruyoruz.

‘İstif Çağı’, günümüzün bu en vahim dertlerinden birinin hikâyesini anlatıyor.

Senin, benim ve tüm toplumun sahip olduğu şeylerin kendimizi daha değerli hissettirmesinin aksine bizi nasıl boğduğu hakkında bir hikâye bu.

Eşyalardan bunalıp nefes alamaz hale geldiğimiz, bir iç sıkıntısından mustaribiz.

Kitabın yazarı James Wallman, bu duruma “eşyada boğulmak” adını veriyor.

Wallman’ın psikoloji, kültür ve ekonomi gibi farklı disiplinlerden yararlanan çalışması, tüketim çılgınlığının bizi nereye getirdiği üzerine; fakat bunun da ötesinde, bu çılgınlıktan nasıl kurtulabileceğimizi, bizzat bunu başarmış kişilerin deneyimlerini sunarak anlatıyor.

Walmann’a göre biriktirme çılgınlığının en iyi ilacı, çok özlü ve oldukça basit: verili alışkanlıklarımızı ve değerlerimizi dönüştürmek.

Örneğin yeni bir eşya almak yerine dostlarımızla, sevdiklerimizle geçirdiğimiz zamanı artırmalıyız.

Sahip olduğu her şeyi elinden çıkaran bir yöneticiden uzak bir dağ kulübesine taşınan hali vakti yerinde bir aileye birçok örnekle zenginleşen çalışma, bu insanların bunu nasıl başardıklarını izliyor.

Çalışma, daha azıyla mutlu olmak ve bunu nasıl yapabileceğini öğrenmek isteyenlere ziyadesiyle hitap edecek türden.

  • Künye: James Wallman – İstif Çağı, çeviren: Aytaç Özgören ve Senem Karagözoğlu, Doğan Novus, kültür, 328 sayfa, 2019