Ferhunde Özbay – Kadın Emeği (2019)

KADIN EMEGI

Daha önce burada, Ferhunde Özbay’ın kadın emeği, aile, nüfus dinamikleri ve politikaları alanlarındaki bütün üretimlerini ortaya koyan, harika bir derleme olan ‘Dünden Bugüne Aile, Kent ve Nüfus’ adlı kitaba yer vermiştik.

Kolektif bir çalışmayla gün yüzüne çıkan bu kitap ise, Özbay’ın kadın emeği üzerine 1979 ile 2011 tarihleri arasında kaleme aldığı seçme makalelerini bir araya getiriyor.

Makaleler, Özbay’ın arkadaşları, öğrencileri ve genç araştırmacı ve akademisyenlerin sunuşları ve açıklayıcı notlarıyla da zenginleşmiş.

Özbay’ın külliyatına çok önemli bir katkı olarak düşünülebilecek çalışma, Yıldız Ecevit’in, Özbay’ın Türkiye’de kadın ve çocuk emeğinin kavramsallaştırılmasına yaptığı katkıları ortaya koyduğu giriş yazısıyla açılıyor.

Kitabın devamında da,

  • Türkiye’de kadın emeği ve istihdamına ilişkin çalışmaların gelişimi,
  • Kadın istihdamının politika söyleminde 1970’lerden bugüne geçirdiği dönüşümler,
  • Türkiye’de kırsal/kentsel kesimde eğitimin kadınlar üzerindeki etkisi,
  • Kırsal yörelerde kadının statüsü, işgücüne katılımı ve eğitim durumu,
  • Kırsal ve kentsel kesimlerde kadın emeği,
  • Ücretli ve ev içi ücretsiz emek tartışmaları bağlamında kadın emeğinin bütünlüğü,
  • Türkiye’de kadın ve çocuk emeği,
  • Ev içinde sosyal sınıf dinamikleri,
  • Evlerdeki cariyeler, evlatlıklar ve gelinlerin emeği,
  • Türkiye’de ev emeğinin dönüşümü gibi konular ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Saniye Dedeoğlu, Ayşe Durakbaşa, Yıldız Ecevit, İpek İlkkaracan ve Şemsa Özar.

  • Künye: Ferhunde Özbay – Kadın Emeği: Seçme Yazılar, yayına hazırlayan: Şemsa Özar, İletişim Yayınları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 325 sayfa, 2019
Reklamlar

Rümeysa Akgün – Adam Öldüren Kadınlar (2019)

Türkiye’de kadın cinayetleri sınır tanımıyor ve bu durum, gittikçe büyüyen devasa bir sorun olarak karşımızda duruyor.

Erkek şiddetinin pervasızlığı, toplumun duyarsız kaldığı ve devlet kurumlarının da yeteri kadar koruma sağlamadığı kadınları da kendilerini şiddete başvurarak savunmaya sevk ediyor.

Ç.K.ve N. Y. gibi, eşini öldüren birçok kadın bu durumun somut örneği olarak karşımızda duruyor.

İşte Rümeysa Akgün’ün bu kitabı, şu an adam öldürme suçundan cezaevlerinde yaşayan kadınların tanıklıklarını ilk elden vermesiyle çok önemli ve değerli bir çalışma.

Her şeyden önce, kadınları bu suçu işlemeye sevk eden asıl dinamikleri daha iyi kavramamızı sağlamasıyla büyük öneme haiz kitap, bunun yanı sıra kadınların cezaevi yaşamlarını, cezaevlerinden önceki hayatlarını, ataerkinin kadın üzerinde kurduğu muazzam baskıyı ve kadınların bu baskıya nasıl yanıt verdiklerini aydınlatıyor.

Kitabın bize anlattığı acı gerçek ise, tamı tamına şudur: Kadınların başvurduğu şiddet aniden belirivermiş değil.

Bu, toplumun ve siyasi erkin dönüşümüyle iç içe, kökenleri derinlere uzanan ve üstelik acil çözüm bulunmadığı halde önü alınamayacak denli ciddi bir sorundur.

Kitaptan iki alıntı:

“Kız olduğumuz için baskı gördük. Bir şeyi fazla yiyemiyorsun, bir yere gidemiyorsun. Kız çocuğu bu kadar yemez, kız çocuğu her yere gitmez diye sürekli engellendik. Ama erkek kardeşime her şey serbestti. Bu durum bende kıskançlık oluşturdu. Ben de köşelerde onu sıkıştırıp vururdum.”

“Olay günü eşim beni dövdü. Ölmüş anneme küfretti. Zoruma gitti. Aramızda münakaşa başladı ve beni dövdü. Bir ara elinden kurtulup diğer odaya kaçtım. Tüfek vardı. Elinden kurtuldum öldürdüm. Bir anda olay oldu. Daha önce öldürmeyi hiç düşünmedim. Çok kötü dövmüştü.”

  • Künye: Rümeysa Akgün – Adam Öldüren Kadınlar, Nika Yayınevi, kadın, 194 sayfa, 2019

Kate Schatz – Radikal Kadınlar (2019)

Gözlerinizi kapatın ve hayal edin:

Korsan bir kadın.

Casus, başkan, savaşta asker ya da ressam olarak bir kadını düşünün.

Veya bilgisayar programcısı, doktor, futbolcu, firavun bir kadını.

İşte bu kitapta, kelimenin gerçek anlamıyla radikal kadınlar anlatılıyor.

Her kıtadan ve binlerce yıllık bir zaman diliminin içinden kırk hikâye anlatan Kate Schatz, her biri hayranlık uyandırıcı, heyecan verici, devrimci, tarihi öneme sahip ve dünyayı değiştiren yaşamlar sürdürmüş güçlü ve cesur kadınların, başka bir deyişle radikal kadınların hayatlarını ve başarılarını anlatıyor.

Miriam Klein Stahl’in zengin çizimleriyle de göz dolduran buradaki hikâyeler, bir bütün olarak ele alındığında kadınların yaptıklarının ve yapabileceklerinin aslında ne kadar geniş bir yelpazeye yayıldığını bize bir kez daha gösteriyor.

  • Künye: Kate Schatz – Radikal Kadınlar, resimleyen: Miriam Klein Stahl, çeviren: Utku Özmakas, Sel Yayıncılık, kadın, 112 sayfa, 2019

Yavuz Selim Karakışla – Kadınları Çalıştırma Cemiyeti (2015)

Osmanlı İmparatorluğu’nda Birinci Dünya Savaşı yıllarında yaşanan dönüşümü ve seferberlik halinin sürdüğü bu dönemde kadınların iş gücüne katılışını irdeleyen, hem toplumsal cinsiyet hem de emek tarihi alanında önemli bir çalışma.

Kadın işçi taburlarından kadın işçileri evlendirme kampanyalarına ve savaş yetimleri ve kimsesiz çocuklara, dönemin dört dörtlük bir analizi.

Birinci Dünya Savaşı’nın cephe gerisinde yarattığı işgücü kıtlığında, istihdama katılmaya yönlendirilen kadınların hikâyesine daha yakından bakmak isteyenlerin muhakkak edinmesi gereken bir kitap.

  • Künye: Yavuz Selim Karakışla – Osmanlı İmparatorluğu’nda Savaş Yılları ve Çalışan Kadınlar: Kadınları Çalıştırma Cemiyeti (1916-1923), İletişim Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2015

Yaşar Seyman – Benazir (2015)

İki kez Pakistan başbakanlığı yapmış, 2007’de suikasta uğrayan Benazir Bottu’nun zorluklar ve mücadeleyle örülü hayat hikâyesi.

Butto’nun çocukluğu, yetiştiği çevre, üniversite yılları, babasının idamı, mücadele yılları, hapishane günleri, Amerika yılları, başbakanlığı, sürgün dönemi ve Butto sonrası Pakistan’ın dönüşümü, kitaptaki ilginç konular arasında.

  • Künye: Yaşar Seyman – Benazir, Bilgi Yayınevi

Gay L. Gullickson – Komün’ün Asi Kadınları (2015)

Paris Komünü anlatılarında kadın figürünün nasıl temsil edildiğini gözler önüne seren sağlam bir çalışma.

Komün’ün kökenleri, tarihi ve yenilgisi hakkında bir bölümle kitabına başlayan Gay Gullickson, devamında da, çağdaşların ve tarihçilerin devrimin önde gelen kadın figürlerine dair tutumlarını saptamakta.

  • Künye: Gay L. Gullickson – Komün’ün Asi Kadınları, çeviren: İlke Bereketli Zafeirakopoulos, Yordam Kitap

Silvia Federici – Cadılar, Cadı Avı ve Kadınlar (2019)

Silvia Federici’nin bu harika çalışması, cadı avlarının tarihi ve mantığı hakkında muazzam bir kaynak.

Cadılaştırılmış kadınlara yapılan işkencenin izlerinin kapitalist gelişmenin yol açtığı yerinden edilmelerle ve mülksüzleştirmelere kadar sürdüğünü ortaya koyan Federici, kadına yönelik şiddetin özellikle cadı avlarında ne denli akıl almaz biçimler aldığını gösteriyor.

Kitap bununla da yetinmeyerek, kadına yönelik şiddetin bugün aldığı yeni biçimleri de gösteriyor ve bu şiddete karşı ne gibi direniş yolları ortaya koyabileceğimiz üzerine düşünüyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Erkeklerin cinsel ihtiyaçlarının tatmin edilmesi ve daha da önemlisi verimli bir iş gücünün üretimi gibi faydacı hedefler ile kadının arzusunun bastırılması bir araya getirilir. Cadı avı sayesinde yıkıcı potansiyellerinden arındırılan kadın cinselliği, ancak üreme ve evlilik bağlamına yerleştirilerek iyileştirilebilirdi.”

“Kapitalizmin yükselişiyle, bireyin içgüdüsel arzularını disipline edip iş gücüne yönlendirme kapasitesini ödüllendiren yeni bir toplumsal ethos gelişmiştir.”

“‘Cadı’ gençliğinde ‘uçkuru gevşek’, ‘iffetsiz’ davranışlarda bulunmuş ‘kötü şöhretli’ kadındı. Genellikle evlilik dışı ilişkilerden çocukları olurdu. O dönemde yasalar, kilise ve ailenin yeniden düzenlenmesi aracılığıyla Avrupa’daki kadın nüfusuna dayatılan kadınlık modeliyle çelişen tavırlar sergiliyordu.”

  • Künye: Silvia Federici – Cadılar, Cadı Avı ve Kadınlar, çeviren: Bilge Tanrısever, Otonom Yayıncılık, tarih, 120 sayfa, 2019