Halil Ersoylu – Türk Kültüründe Kuşlar (2015)

Güvercinden turnaya, kartaldan kuğuya, bülbülden balıkçıla, üveyikten zümrüdüankaya ve kargaya, eski çağlardan günümüze Türk kültürü, dili ve yaşayışında iz bırakmış kuşlar…

Halil Ersoylu bunun yanı sıra, Türk inanışında yer etmiş bazı kuşlar ile Türk folkloru ve etnografyasında süs unsuru olarak kullanılmış kuşları da ele almakta.

  • Künye: Halil Ersoylu – Türk Kültüründe Kuşlar, Ötüken Yayınları

Salim Fikret Kırgi – Osmanlı Vampirleri (2018)

Salim Fikret Kırgi’nin bu ilginç çalışması, folklorik vampir fenomeninin gelişimini Osmanlı Avrupası kültürel tarihi perspektifinden değerlendiriyor.

Vampirlerle ilgili araştırmalardaki genel eğilim, folklorik vampirin modern-öncesi dönemde çoğunlukla Rum Ortodoks Kilisesi’ne bağlı Slav ve Grek toplulukların takip ettiği bir halk inanışı şeklinde tanımlamaktır.

Burada bizim açımızdan dikkat çekici husus ise, kurgusal vampire öncülük eden bu folklorik vampirin ortaya çıktığı coğrafyanın, o zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları içinde bulunmasıdır.

İşte Kirgi de, folklorik vampir inanışını, dinî ve etnik sınırların üzerinde ‘bölgesel’ bir halk inanışı kabul ederek Osmanlı Avrupası içerisindeki dinî-etnik toplulukların iletişimleri, etkileşimleri ve değiş tokuşları çerçevesinde vampir mitinin tarihine zengin bir katkı yapıyor.

Kırgi, bunu yaparken de şu soruların yanıtlarını arıyor:

  • Eğer folklorik vampir çoktanrıcı dönemden kalma bir inanışsa Rum Ortodoks inanç sistemiyle ilişkileri hangi koşullar altında şekillenmişti?
  • Müslümanlar da vampir benzeri doğaüstü varlıklara dair halk inanışlarına sahip olamazlar mıydı?
  • Osmanlı ulemasının vampir salgınlarıyla mücadele konusundaki görüşleri, mahkemelerin konuyla ilgili almış oldukları kararlar neydi?
  • Vampir olduğuna inanılan Müslümanlar var mıydı ve –eğer öyleyse– onların cesetleri de kazıklanıp yakılıyor muydu?
  • Müslüman Osmanlıların vampir farkındalığı ne koşullar altında şekillendi ve halk inanışının Batı Avrupa’da kazandığı tanınırlık sonrası ne yönde gelişti?

Künye: Salim Fikret Kırgi – Osmanlı Vampirleri: Söylenceler, Etkileşimler, Tepkiler, İletişim Yayınları, tarih, 128 sayfa, 2018

Melek Özlem Sezer – Masallar ve Toplumsal Cinsiyet (2018)

Hepimiz masallarla büyürüz, ama ne yazık ki hiçbirimizin aklına masallardaki akıl almaz cinsiyetçiliği sorgulamak pek gelmez.

Örnek vermek gerekirse:

Bir ölü olan Pamuk Prenses, öpülür…

Hansel ve Gretel’de çocuklar ormana atılır ve bu yetmezmiş gibi masal haneye tecavüz, yamyamlık, cinayet ve hırsızlıkla devam eder…

Peri kızlarının kanatları çalınınca evlenmeye mecbur kalırlar…

Yine Pamuk Prenses masalında, elmanın yalnızca kırmızı tarafı zehirler…

Kırmızı pabuç giydiği için ayakları kesilen Karin, Kırmızı Başlıklı Kız’ın başına gelenler ve bunun gibi, masallarda kırmızının çoğunlukla belalı bir renk olarak yer alışı…

Melek Özlem Sezer, daha önce yayınlanan bu ödüllü çalışmasında, masallarda sıklıkla karşı karşıya kaldığımız bu ve bunun gibi simgelerin izini sürüyor.

Sezer’in çalışmasının en önemli katkılarından biri de, masallarda işlenen kodların yetişkin yaşamımızda bizi nasıl etkilediğini ve en önemlisi de bu kodların toplumsal cinsiyet algımızı nasıl şekillendirdiğini gözler önüne sermesi.

  • Künye: Melek Özlem Sezer – Masallar ve Toplumsal Cinsiyet, Kor Kitap, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 240 sayfa, 2018

Fuad Köprülü – Edebiyat Araştırmaları I (2014)

Edebiyat tarihçiliğinin önde gelen isimlerinden olan Fuad Köprülü külliyatından önemli bir eser.

Yazar makalelerinde, Türk edebiyatı tarihinde usül; Türk edebiyatının menşei; Türk edebiyatında âşıklık geleneğinin ortaya çıkışı; ozanlık, bahşilik ve saz âşıklığı kurumları ve Türk edebiyatının Ermeni edebiyatı üzerindeki etkileri konularını irdeliyor.

  • Künye: Fuad Köprülü – Edebiyat Araştırmaları I, Alfa Yayınları

Stavros Stavridis – Anatol Türküleri, 1896 (2017)

Bu kitap, Osmanlı’da yayımlanan ilk halk türküleri derlemesi oluşuyla altın değerinde bir kaynak.

Stavros Stavridis’in bu altın değerinde çalışması, 126 Karamanlı türküsüne yer veriyor.

Kitapta türküler, hem orijinallerindekiler gibi Yunan alfabesi hem de Latin alfabesiyle yer alıyor.

Gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla bu türküleri derlediğini söyleyen Stavridis’in çalışması, Türklerle Rumlar arasında kopuşun başladığı bir dönemde, 19. yüzyılda yayımlanmasıyla da oldukça anlamlı.

Kitabın bir diğer ilginç yanı da, Kapadokya ve Karadeniz’in Hıristiyan yerleşimlerinden Türkçe konuşan 600 Ortodoks’un da, ön sipariş vererek bu yayına destek sunmuş olması.

Çalışma, Türkiye’nin kültürel zenginliğini gözler önüne sermesi açısından büyük bir katkı.

  • Künye: Stavros Stavridis – Anatol Türküleri (1896), hazırlayan: Evangelia Balta ve Ari Çokona, Literatür Yayıncılık, müzik, 384 sayfa

Ali Çelik – Türk Halk Şiiri Antolojisi (2008)

Ali Çelik’in uzun soluklu çalışmasının ürünü olan ‘Türk Halk Şiiri Antolojisi’, çok sayıda halk şairini, kronolojik sırayla okurun karşısına çıkarıyor.

Çelik’in farklı yazılı kaynakların yanı sıra, yaşayan halk şairleriyle yaptığı birebir görüşmelerle ortaya çıkardığı antoloji, İslamiyet’in kabulünden önceki halk edebiyatı ürünleri ile Azerbaycan’ı da kapsayan Osmanlı coğrafyasında 20. yüzyıla gelinceye kadar ortaya çıkan halk şiiri örneklerini barındırıyor.

Halk şiiri hakkında bilgilendirici yazıların da bulunduğu antolojinin, özel bir baskıyla yayımlandığını da belirtelim.

  • Künye: Ali Çelik – Türk Halk Şiiri Antolojisi, Timaş Yayınları, şiir, 459 sayfa

Cemil Gülseren – Malatya Sözlüğü (2014)

Yerel dil kullanımları muazzam bir zenginliğe sahip.

Tarih boyunca önemli geçiş yolları üzerinde bulunmuş Malatya da,  kendine has diliyle bunun iyi örneklerini sunuyor.

Cemil Gülseren bu çalışmasında, yöre dilinin kapsamlı bir sözlüğünü sunduğu gibi, Malatya’nın dil özellikleri, Malatya’nın etnik yapısı ve diyalektolojik durumu konusunda da bizi aydınlatıyor.

  • Künye: Cemil Gülseren – Malatya Sözlüğü, Malatya Valiliği Yayınları