Anonim – 101 Ninni (2015)

Bebekleri sakinleştirip uyutan, onları anadilleriyle tanıştıran, Türkiye’nin farklı bölgelerinden özenle seçilmiş 101 ninni.

Aynı zamanda Anadolu halk kültürünün zenginliğini de gözler önüne seren ninniler, çocuklarını uyutmada zorluk yaşayan her anne babanın imdadına yetişecek türden.

Süleyman Bulut’un değerli emekleriyle ortaya çıkan kitap, Burcu Yılmaz’ın keyif veren çizimleriyle zenginleşmiş.

  • Künye: Anonim – 101 Ninni, hazırlayan: Süleyman Bulut, Can Yayınları
Reklamlar

Harun Şeker ve Mehmet Şeker – Korualan (Gezlevi) (2009)

Korualan, ya da diğer adıyla Gezlevi, Konya’nın Hadım ilçesine bağlı bir köy.

Harun Şeker ve Mehmet Şeker’in kaynak kişilerden yaptığı elimizdeki derleme, aynı zamanda Âşık Ömer’in de köyü olan Korualan’ın sözlü hayatını yazıya aktararak geleceğe taşıyor.

Derlemede, Gezlevi’nde halkın inanışları; yemek çeşitleri; bayramlar, özel günler, evlilik, ölüm ve doğum ile ilgili ritüeller; masallar ve beddualar, çocuk oyunlarının neler olduğu anlatılıyor.

Kitap, iç bölgeyle Akdeniz’i bağlayan bir geçit bölgesi olan yöreyi tarihi, folklorik ve kültürel yönleriyle okurlara sunuyor.

  • Künye: Harun Şeker ve Mehmet Şeker – Korualan (Gezlevi), Tebeşir Yayınları, tarih, 184 sayfa

Pertev Naili Boratav – Zaman Zaman İçinde (2009)

‘Zaman Zaman İçinde’, Pertev Naili Boratav’ın ‘Az Gittik Uz Gittik’ isimli kitabı gibi, halk edebiyatının göz bebeği çok sayıda masalı bir araya getiriyor.

Boratav, 1928’de derlemeye başladığı masalların sayısını, zamanla üç bine ulaştırmış.

Sözlü geleneğin en güzel örneklerinden yirmi bir tekerleme ile yirmi iki masaldan oluşan elimizdeki kitap aynı zamanda, Boratav’ın masal ve tekerlemelerin özelliklerini ayrıntılı olarak incelediği bir önsözden ve sözlü kaynakların listelerinden oluşuyor.

Yedi Kardeşler, Nardaniye Hanım, Fesliğenci Kızı, Yatalak Mehmet, Arap Lala, Dülger Kızı, Ahu Melek, Sitti Hatun, Oduncunun Kızı ve Usta Nazar, kitapta yer alan masallardan birkaçı.

  • Künye: Pertev Naili Boratav – Zaman Zaman İçinde, İmge Kitabevi, masal, 271 sayfa

Hüseyin Bayaz – Köroğlu (2015)

Köroğlu efsanesi, Anadolu kültüründe birbirinden farklı varyasyonlara sahip.

Bu kitabın yazarı Hüseyin Bayaz da, efsanenin Gaziantep rivayetini bize sunuyor, yüzyıl başlarında Antep kahvelerinde anlatılan biçimiyle öyküyü aktarıyor.

Herkesin anlayabileceği, güzel bir Antep ağzıyla karşımıza çıkan öyküde, Bolu Beyi’ne başkaldıran Köroğlu’dan bambaşka bir Köroğlu var.

  • Künye: Hüseyin Bayaz – Köroğlu, Kaynak Yayınları

Mehmet Asaf Kaleoğlu – İbrişimden İnce (2009)

‘İbrişimden İnce’, Mehmet Asaf Kaleoğlu’nun derlediği Gaziantep deyimlerinden oluşuyor.

Deyimler, meşhur sözler, atasözleri, tekerlemeler, bilmeceler gibi kalıplaşmış sözler, dil değerleri arasında ayrı bir öneme sahip.

Kaleoğlu, değişik zamanlarda yaptığı derlemelerde, kalıplaşmış sözleri, kullanıldıkları bağlamdan koparmadan, kaynak kişilerin sözdizimlerine ve konuşmalarının doğal akışına müdahale etmeden sunuyor.

Kitapta, çalışmaya temel alınan Gaziantep yöresine özgü sözler, söz sanatları da göz önünde bulundurularak, gereken yerlerde yerel ağızla yazılmış.

Kaleoğlu ayrıca, derlenen her sözün açıklamasını veriyor; sözleri ana kaynaklara başvurarak karşılaştırıyor.

  • Künye: Mehmet Asaf Kaleoğlu – İbrişimden İnce, Simurg Yayınları, derleme, 99 sayfa

Halil Ersoylu – Türk Kültüründe Kuşlar (2015)

Güvercinden turnaya, kartaldan kuğuya, bülbülden balıkçıla, üveyikten zümrüdüankaya ve kargaya, eski çağlardan günümüze Türk kültürü, dili ve yaşayışında iz bırakmış kuşlar…

Halil Ersoylu bunun yanı sıra, Türk inanışında yer etmiş bazı kuşlar ile Türk folkloru ve etnografyasında süs unsuru olarak kullanılmış kuşları da ele almakta.

  • Künye: Halil Ersoylu – Türk Kültüründe Kuşlar, Ötüken Yayınları

Salim Fikret Kırgi – Osmanlı Vampirleri (2018)

Salim Fikret Kırgi’nin bu ilginç çalışması, folklorik vampir fenomeninin gelişimini Osmanlı Avrupası kültürel tarihi perspektifinden değerlendiriyor.

Vampirlerle ilgili araştırmalardaki genel eğilim, folklorik vampirin modern-öncesi dönemde çoğunlukla Rum Ortodoks Kilisesi’ne bağlı Slav ve Grek toplulukların takip ettiği bir halk inanışı şeklinde tanımlamaktır.

Burada bizim açımızdan dikkat çekici husus ise, kurgusal vampire öncülük eden bu folklorik vampirin ortaya çıktığı coğrafyanın, o zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları içinde bulunmasıdır.

İşte Kirgi de, folklorik vampir inanışını, dinî ve etnik sınırların üzerinde ‘bölgesel’ bir halk inanışı kabul ederek Osmanlı Avrupası içerisindeki dinî-etnik toplulukların iletişimleri, etkileşimleri ve değiş tokuşları çerçevesinde vampir mitinin tarihine zengin bir katkı yapıyor.

Kırgi, bunu yaparken de şu soruların yanıtlarını arıyor:

  • Eğer folklorik vampir çoktanrıcı dönemden kalma bir inanışsa Rum Ortodoks inanç sistemiyle ilişkileri hangi koşullar altında şekillenmişti?
  • Müslümanlar da vampir benzeri doğaüstü varlıklara dair halk inanışlarına sahip olamazlar mıydı?
  • Osmanlı ulemasının vampir salgınlarıyla mücadele konusundaki görüşleri, mahkemelerin konuyla ilgili almış oldukları kararlar neydi?
  • Vampir olduğuna inanılan Müslümanlar var mıydı ve –eğer öyleyse– onların cesetleri de kazıklanıp yakılıyor muydu?
  • Müslüman Osmanlıların vampir farkındalığı ne koşullar altında şekillendi ve halk inanışının Batı Avrupa’da kazandığı tanınırlık sonrası ne yönde gelişti?

Künye: Salim Fikret Kırgi – Osmanlı Vampirleri: Söylenceler, Etkileşimler, Tepkiler, İletişim Yayınları, tarih, 128 sayfa, 2018