Angela Y. Davis – Kadınlar, Irk ve Sınıf (2019)

ABD feminist hareketin dönüm noktaları ve gelişiminin, feminist çalışmalar alanının önde gelen isimlerinden Angela Davis’in kaleminden dört dörtlük bir analizi.

Kitabın en önemli katkılarından biri, ABD feminist hareketin tarihini, ırkçılık karşıtı siyah özgürleşme mücadeleleri üzerinden izlemesidir diyebiliriz.

Davis burada,

  • Beyaz feminist ve kölelik karşıtı hareketin sınıfsal ve ırkçı çelişkilerini,
  • Irkçılığın beyaz feminist hareket içerisine sızdığı oyukları,
  • Kölelik karşıtı hareket ve kadın haklarının doğuşunu,
  • Kadın hakları mücadelesinin ilk dönemlerinde Amerika’daki verili sınıf ve ırk yapılarını,
  • Siyah kadın ve kulüp hareketini,
  • Irkçılığın, doğum kontrolü ve üreme haklarına yaklaşımını,
  • Amerikan iç savaşı ertesinde, kadınlar için oy hakkı hareketi ile ırkçı güneyli siyasetçiler arasında, oy hakkının kadınlara tanınması ancak siyahların bu haktan mahrum bırakılması yönünde kurulan yüz karası ittifakı,
  • Siyah kadınların bazı taleplerinin hem beyaz kadınların hem de ırkçı baskı altında yaşatan diğer birtakım grupların talepleriyle nasıl ortaklaştığını,
  • Irkçılığın farklı bir yüzlerini tecrübe eden siyah erkekler ile siyah kadınların birlikte aynı mücadelenin parçası olma sürecini,
  • Ve bunun gibi önemli konuları irdeliyor.

Davis’in alanında klasik olmuş yapıtı, mücadeleyi ırkçılık karşıtı, feminist ve antikapitalist bir çizgiye çekmek için neler yapılabileceği üzerine düşünmesiyle de çok değerli.

  • Künye: Angela Y. Davis – Kadınlar, Irk ve Sınıf, çeviren: Selda Arıt, Heretik Yayıncılık, feminizm, 286 sayfa, 2019
Reklamlar

Rümeysa Akgün – Adam Öldüren Kadınlar (2019)

Türkiye’de kadın cinayetleri sınır tanımıyor ve bu durum, gittikçe büyüyen devasa bir sorun olarak karşımızda duruyor.

Erkek şiddetinin pervasızlığı, toplumun duyarsız kaldığı ve devlet kurumlarının da yeteri kadar koruma sağlamadığı kadınları da kendilerini şiddete başvurarak savunmaya sevk ediyor.

Ç.K.ve N. Y. gibi, eşini öldüren birçok kadın bu durumun somut örneği olarak karşımızda duruyor.

İşte Rümeysa Akgün’ün bu kitabı, şu an adam öldürme suçundan cezaevlerinde yaşayan kadınların tanıklıklarını ilk elden vermesiyle çok önemli ve değerli bir çalışma.

Her şeyden önce, kadınları bu suçu işlemeye sevk eden asıl dinamikleri daha iyi kavramamızı sağlamasıyla büyük öneme haiz kitap, bunun yanı sıra kadınların cezaevi yaşamlarını, cezaevlerinden önceki hayatlarını, ataerkinin kadın üzerinde kurduğu muazzam baskıyı ve kadınların bu baskıya nasıl yanıt verdiklerini aydınlatıyor.

Kitabın bize anlattığı acı gerçek ise, tamı tamına şudur: Kadınların başvurduğu şiddet aniden belirivermiş değil.

Bu, toplumun ve siyasi erkin dönüşümüyle iç içe, kökenleri derinlere uzanan ve üstelik acil çözüm bulunmadığı halde önü alınamayacak denli ciddi bir sorundur.

Kitaptan iki alıntı:

“Kız olduğumuz için baskı gördük. Bir şeyi fazla yiyemiyorsun, bir yere gidemiyorsun. Kız çocuğu bu kadar yemez, kız çocuğu her yere gitmez diye sürekli engellendik. Ama erkek kardeşime her şey serbestti. Bu durum bende kıskançlık oluşturdu. Ben de köşelerde onu sıkıştırıp vururdum.”

“Olay günü eşim beni dövdü. Ölmüş anneme küfretti. Zoruma gitti. Aramızda münakaşa başladı ve beni dövdü. Bir ara elinden kurtulup diğer odaya kaçtım. Tüfek vardı. Elinden kurtuldum öldürdüm. Bir anda olay oldu. Daha önce öldürmeyi hiç düşünmedim. Çok kötü dövmüştü.”

  • Künye: Rümeysa Akgün – Adam Öldüren Kadınlar, Nika Yayınevi, kadın, 194 sayfa, 2019

Eda Çakmak – Kural Tanımayan Bir Moda Kılavuzu (2019)

Moda, dıştan bakıldığında estetik beklentilerimize yanıt verir, fakat özünde bizi belli kalıplara ve şablonlara mahkûm eder.

Modanın birinci hedefi başından beri hep kadınlardı.

Bundan elli yıl önce, feministlerin sutyenlerini yakması bu nedenle çok anlamlıdır.

Eda Çakmak’ın elimizdeki güzel çalışması ise, modaya ihtiyaç duyduğumuz bir pencereden, feminist bir çerçeveden bakmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

Çakmak, kendi kişisel moda macerasından yola çıkarak, sürekli değiştiği ve dönüştüğünü varsaydığımız modanın aslında ne kadar kendini tekrar ettiğini ve ne denli tutucu olabileceğini gösteriyor.

Çakmak buradan yola çıkarak feminist bir giyimin olmazsa olmazlarını, kendi özgün giyim tarzımızı yaratarak bize dayatılan kurallara ve dayatmalara nasıl karşı çıkabileceğimizi anlatıyor.

Kitap, Zeynep Özatalay’ın güzel ve aydınlatıcı çizimleriyle de zenginleşmiş.

  • Künye: Eda Çakmak – Kural Tanımayan Bir Moda Kılavuzu, çizimler: Zeynep Özatalay, Ayizi Kitap, moda, 64 sayfa, 2019

Elmas Şahin – Leylâ Erbil Kitabı (2015)

Feminist kuramın yol göstericiliğinde, Türkiye edebiyatının özgün kalemlerinden Leyla Erbil’in hayatını ve edebiyatını inceleyen özgün bir çalışma.

Erbil’in edebi kişiliği ve yaşamı, feminist edebiyat kuramı bağlamında Erbil’in eserlerinde kadın hakları ve kadınları ilgilendiren diğer meselelerin işlenişi gibi konularda aydınlanmak için bir başucu kitabı.

  • Künye: Elmas Şahin – Leylâ Erbil Kitabı, Yitik Ülke Yayınları

Cinzia Arruzza, Tithi Bhattacharya ve Nancy Fraser – % 99 İçin Feminizm: Bir Manifesto (2019)

Neoliberalizm karşısında alternatif kıtlığı yaşıyoruz: Kapitalizmin son derece yıkıcı, finansallaşmış bu biçimi, son kırk yıldır dünyanın dört bir yanına egemen oldu.

Atmosferi zehirleyen, demokrasiyi gülünç bir paçavraya dönüştüren, toplumsal becerilerimizi sakatlayan kapitalizmin bu yinelenişi, her türden toplumsal mücadelenin önem kazanmasına, en mütevazı reformlar için sergilenen ılımlı çabaların bile hayatta kalma savaşına dönüşmesine yol açtı.

İşte Cinzia Arruzza, Tithi Bhattacharya ve Nancy Fraser’ın kaleme aldıkları bu etkileyici feminist manifesto, dünyanın yangın yerine döndüğü bu süreçte feministlerin de safını belli etmesi gerektiğini ve bu amaçla neler yapmaları gerektiğini tutkulu ve çarpıcı bir şekilde anlatıyor.

Yazarlar, bütün feministlerin bugün önemli bir yol ayrımında bulunduklarını ve şimdi asıl yanıt verilmesi gereken sorunun şu olduğunu belirtiyor:

“Fırsat eşitliği vaazı”nın peşinde koşmaya devam mı edeceğiz?

Yoksa bizi mevcut krizin ötesine geçirip yeni bir topluma kapı aralayacak olan toplumsal cinsiyet eşitliğini antikapitalist bir tarzda yeniden tasavvur edecek miyiz?

Yazarlar buradan yola çıkarak, refahın ve doğal kaynakların herkes tarafından eşit şekilde paylaşıldığı, eşitlik ile özgürlüğün birer istek olmaktan çıkıp kök saldığı adil bir dünya kurmak için feministlerin ne yapmaları gerektiğini 11 tez halinde sıralıyor.

  • Künye: Cinzia Arruzza, Tithi Bhattacharya ve Nancy Fraser – % 99 İçin Feminizm: Bir Manifesto, çeviren: Utku Özmakas, Sel Yayıncılık, feminizm, 120 sayfa, 2019

Laura Beers – Ellen Wilkinson (2019)

Ellen Wilkinson, Manchester’ın güneyinde, işçi sınıfına mensup bir ailede doğdu ve 1910 yılında Manchester Üniversitesi’nden bir burs kazanana kadar kuzeybatı İngiltere’yi hiç terk etmedi.

Bundan sonra ise, hiçbir güç onu tutamadı.

Wilkinson’ın izleyen otuz beş yıl içinde feminist ve sol siyasetteki kimi katkıları şöyle:

  • Büyük Britanya Komünist Partisi’nin (CPGB) kuruluşuna katkıda bulundu.
  • Moskova’da Rus devrimciler Vladimir Lenin ve Lev Troçki ile tanıştı,
  • Parlamentoda yer edinen onuncu kadındı,
  • Hem ülkesinde hem de uluslararası alanda, yoksulların ve mülksüzleştirilmişlerin savunucusu olarak ün kazandı,
  • Uluslararası barış arayışında Avrupa’yı, Amerika’yı ve Asya’yı gezdi,
  • Birkaç kadın temsilciden biri olarak San Francisco’ya, Birleşmiş Milletler’in açılış toplantısına gitti,
  • Britanya’da savaş sonrası hükümette önemli bir rol oynadı,
  • Bu esnada, Hindistan Ulusal Kongresi (INC) ve Alman anti-faşist direnişi gibi oluşumlarla olağanüstü arkadaşlıklar geliştirdi,

İşte Laura Beers’in bu önemli çalışması, feminist mücadeleye çok önemli katkılarda bulunmuş bu sıra dışı kadının hayatını bir baştan diğer başa kat ediyor.

Kitap, Ellen Wilkinson’ın, toplumsal adalet anlayışının 20. yüzyılın ilk yarısında ne ifade ettiğine dair kendi anlayışını nasıl geliştirdiğinin ve hayatını toplumsal açıdan daha adil bir dünyaya erişmeye nasıl adadığının çarpıcı bir üslupla betimliyor.

Çalışma, hem Kızıl Ellen gibi sıkı bir sosyalist ve feministin dünyasına hem de bir döneme daha yakından bakmak için çok iyi bir fırsat.

  • Künye: Laura Beers – Ellen Wilkinson: Bir Sosyalist ve Feministin Hayatı, çeviren: Cemre Ömürsuyu Seyis, Hep Kitap, biyografi, 584 sayfa, 2019

Ferhunde Özbay – Dünden Bugüne Aile, Kent ve Nüfus (2015)

Kadın emeği, aile, nüfus dinamikleri ve politikalarına dair pek çok çalışması bulunan Ferhunde Özbay’ın bütün bu alanlardaki üretimlerini ortaya koyan, şahane bir derleme.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Kırsal kesimde toplumsal ve ekonomik yapı değişimlerinin aile işlevlerine yansıması,
  • Aile ve hane yapısı,
  • Türk modernleşmesi bağlamında toplumsal cinsiyet ve mekân,
  • İstanbul nüfusu ve göçler,
  • İstanbul’da 1950 sonrası nüfus dinamikleri,
  • Nüfus hareketleri ve devlet politikaları,
  • Gençliğe yönelik politikalar ve uygulamalar,
  • Cumhuriyet döneminde nüfus bilgisinde kuramsal ve yapısal ayrışma,
  • Türkiye’de demografik dönüşüm sürecinde cinsiyet ve sınıf…

Çalışma, 2015’te aramızdan ayrılan Özbay’ın külliyatına çok değerli bir katkı.

  • Künye: Ferhunde Özbay – Dünden Bugüne Aile, Kent ve Nüfus, İletişim Yayınları, sosyoloji, 352 sayfa, 2015