Umut Akgündüz – II. Meşrutiyet Döneminde Kadın Olmak (2016)

1908-1918 arasında çıkan düşünce ve kadın dergilerinde, kadın tartışmalarını irdeleyen sağlam bir çalışma.

Ana tanrıça figüründen bugüne kadın kimliğinin tarihsel gelişimi, Osmanlı kadınının toplumsal ve siyasi konumu, II. Meşrutiyet döneminde ilk feminist tartışmaların ortaya çıkışı ve daha fazlası, bu incelemede.

  • Künye: Umut Akgündüz – II. Meşrutiyet Döneminde Kadın Olmak, Yeni İnsan Yayınevi
Reklamlar

Hannah Stark – Deleuze’den Sonra Feminist Teori (2019)

Güncel feminist teorinin karşı karşıya kaldığı sorunlar nelerdir ve bunların aşılması için ne gibi çözümler ortaya konabilir?

Hannah Stark tam da bu sorunun yanıtını arıyor ve bunu yaparken de, 20. yüzyılın önde gelen düşünürlerinden Gilles Deleuze ile feminizmi diyaloga sokarak daha kapsayıcı ve daha radikal bir feminizmin imkânları üzerine derinlemesine düşünüyor.

Sadece Deleuze’ü değil, aynı zamanda Simone de Beauvoir, Rosi Braidotti, Judith Butler, Elizabeth Grosz ve Luce Irigaray gibi önde gelen düşünürlerle Deleuze arasında köprüler kurmasıyla da dikkat çeken çalışma, toplumsal cinsiyet, beden, arzu ve politika gibi güncel konu ve kavramları yeniden yorumluyor.

Stark’ın çalışması, feminist teorinin Deleuze’ün fikirlerine getirdiği eleştirileri de ihmal etmeden, Deleuzecü düşüncenin feminist teoriye ne gibi katkılar sunacağını irdelemesiyle dikkat çekici.

Kitabın bir diğer önemli katkısı ise, Anglo-Amerikan ve Fransız feminizminin yanı sıra, Avustralya’da ve Avrupa’nın diğer bölgelerinde ortaya çıkmış feminist düşüncenin feminist teori içindeki yerini bütünlüklü bir şekilde saptaması.

  • Künye: Hannah Stark – Deleuze’den Sonra Feminist Teori, çeviren: Yonca Cingöz, Otonom Yayıncılık, feminizm, 184 sayfa, 2019

Kolektif – Türkiye’de Cinsiyet Kültürleri: Dicle Koğacıoğlu Kitabı (2019)

Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi, 2010 yılından bu yana, çok erken yaşta aramızdan ayrılan Dicle Koğacıoğlu anısına makale ödülü vermek gibi, Türkiye’de toplumsal cinsiyet alanında yapılan çalışmalar açısından çok değerli ve anlamlı bir proje yürütüyor.

Elimizdeki kitap ise, hukuk sosyolojisi, cinsiyet çalışmaları, eşitsizlik ve ayrımcılık gibi konular üzerinden ilerleyen söz konusu makalelerden yapılmış çok iyi bir seçki.

Dicle Koğacıoğlu’nun çalışmaları ve mirasına odaklanan yazılarla açılan kitapta,

  • Kürt kadınların dilinde köy boşaltmalarının yer alma biçimleri,
  • Kadınların kendi mekânını oluşturması,
  • Kadının kent deneyimi,
  • Dersim’in Ermeni kadınlarının bellek aktarım pratikleri,
  • Dersim’de sözlü şiir ve ağlama pratikleri,
  • Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki Kürt kadınlarının eğitimi,
  • İstanbul’da eşcinsel ve biseksüel erkeklerin mekânsal sosyalleşmesi,
  • Trans kadın cenazelerindeki pratikler,
  • Ve Doğu Karadeniz’de bir ritüel olarak kız kaçırma gibi ilgi çekici konular irdeleniyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler de şöyle: Cenk Özbay, Ayşecan Terzioğlu, Ferhunde Özbay, Leyla Bektaş Ata, Melike Gül Demir, Pınar Karababa Kayalıgil, Derya Acuner, Meral Akbaş, Nihan Bozok, Mehtap Tosun, Aylin Demir, Pınar Ensari, Özlem Ezer, Ozan Soybakış, Aslı Zengin, Dilara Çalışkan, Fethiye Beşir ve Ayşe Gül Altınay.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Cinsiyet Kültürleri: Dicle Koğacıoğlu Kitabı, derleyen: Cenk Özbay ve Ayşecan Terzioğlu, İletişim Yayınları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 351 sayfa, 2019

Kolektif – Didem Madak’ı Okumak (2015)

Türkiye şiirine ‘Grapon Kâğıtları’, ‘Ah’lar Ağacı’ ve ‘Pulbiber Mahallesi’ gibi üç şaheser armağan etmiş şairimiz Didem Madak’ı kimlik, zaman ve mekân, dil ve kadınlık halleri bağlamında ele alan metinler.

Kadına yönelik siyasi ve kültürel baskıların giderek arttığı yaşadığımız dönemin sağlam bir kaydı niyetine de okunabilecek çalışma, Madak’a sadece edebiyat eleştirisinin perspektifinden bakmak yerine, daha geniş, farklı disiplinler tarafından beslenen bir bakış açısını benimseyerek bizlere Türkiye’de kadın olmanın, hem kadın hem şair olmanın deneyimlerini hatırlatan bir niteliğe sahip.

  • Künye: Kolektif – Didem Madak’ı Okumak, hazırlayan: Solmaz Zelyüt, Metis Yayınları, edebiyat kuramı, 376 sayfa, 2015

Kutsiye Bozoklar – Sosyalizm ve Kadın İnsan (2009)

‘Sosyalizm ve Kadın İnsan’, Kutsiye Bozoklar’ın kadın sorunu hakkında çeşitli zamanlarda yazmış olduğu yazılarından yapılan bir derleme.

Yazılarıyla, kadın mücadelesini daha görünür kılmaya çalışan Bozoklar, kadına yönelik şiddetin özel mülk sistemiyle ilişkili olduğunu ve tecavüzün bir kirli savaş yöntemi olduğunu örnekler eşliğinde anlatıyor.

Birçok yazının, emperyalist saldırganlığın kadını hedefleyen son dönem örneklerine ayrıldığı kitap, Irak, Afganistan ve Bosna gibi dünyanın farklı coğrafyalarında kadına yönelen kitlesel tecavüzü gözler önüne seriyor.

Bozoklar, söz konusu örneklerden hareketle, kadın mücadelesine katkıda bulunacak teorik bir arka plan kuruyor.

  • Künye: Kutsiye Bozoklar – Sosyalizm ve Kadın İnsan, Akademi Yayınları, kadın, 160 sayfa

Angela Y. Davis – Kadınlar, Irk ve Sınıf (2019)

ABD feminist hareketin dönüm noktaları ve gelişiminin, feminist çalışmalar alanının önde gelen isimlerinden Angela Davis’in kaleminden dört dörtlük bir analizi.

Kitabın en önemli katkılarından biri, ABD feminist hareketin tarihini, ırkçılık karşıtı siyah özgürleşme mücadeleleri üzerinden izlemesidir diyebiliriz.

Davis burada,

  • Beyaz feminist ve kölelik karşıtı hareketin sınıfsal ve ırkçı çelişkilerini,
  • Irkçılığın beyaz feminist hareket içerisine sızdığı oyukları,
  • Kölelik karşıtı hareket ve kadın haklarının doğuşunu,
  • Kadın hakları mücadelesinin ilk dönemlerinde Amerika’daki verili sınıf ve ırk yapılarını,
  • Siyah kadın ve kulüp hareketini,
  • Irkçılığın, doğum kontrolü ve üreme haklarına yaklaşımını,
  • Amerikan iç savaşı ertesinde, kadınlar için oy hakkı hareketi ile ırkçı güneyli siyasetçiler arasında, oy hakkının kadınlara tanınması ancak siyahların bu haktan mahrum bırakılması yönünde kurulan yüz karası ittifakı,
  • Siyah kadınların bazı taleplerinin hem beyaz kadınların hem de ırkçı baskı altında yaşatan diğer birtakım grupların talepleriyle nasıl ortaklaştığını,
  • Irkçılığın farklı bir yüzlerini tecrübe eden siyah erkekler ile siyah kadınların birlikte aynı mücadelenin parçası olma sürecini,
  • Ve bunun gibi önemli konuları irdeliyor.

Davis’in alanında klasik olmuş yapıtı, mücadeleyi ırkçılık karşıtı, feminist ve antikapitalist bir çizgiye çekmek için neler yapılabileceği üzerine düşünmesiyle de çok değerli.

  • Künye: Angela Y. Davis – Kadınlar, Irk ve Sınıf, çeviren: Selda Arıt, Heretik Yayıncılık, feminizm, 286 sayfa, 2019

Rümeysa Akgün – Adam Öldüren Kadınlar (2019)

Türkiye’de kadın cinayetleri sınır tanımıyor ve bu durum, gittikçe büyüyen devasa bir sorun olarak karşımızda duruyor.

Erkek şiddetinin pervasızlığı, toplumun duyarsız kaldığı ve devlet kurumlarının da yeteri kadar koruma sağlamadığı kadınları da kendilerini şiddete başvurarak savunmaya sevk ediyor.

Ç.K.ve N. Y. gibi, eşini öldüren birçok kadın bu durumun somut örneği olarak karşımızda duruyor.

İşte Rümeysa Akgün’ün bu kitabı, şu an adam öldürme suçundan cezaevlerinde yaşayan kadınların tanıklıklarını ilk elden vermesiyle çok önemli ve değerli bir çalışma.

Her şeyden önce, kadınları bu suçu işlemeye sevk eden asıl dinamikleri daha iyi kavramamızı sağlamasıyla büyük öneme haiz kitap, bunun yanı sıra kadınların cezaevi yaşamlarını, cezaevlerinden önceki hayatlarını, ataerkinin kadın üzerinde kurduğu muazzam baskıyı ve kadınların bu baskıya nasıl yanıt verdiklerini aydınlatıyor.

Kitabın bize anlattığı acı gerçek ise, tamı tamına şudur: Kadınların başvurduğu şiddet aniden belirivermiş değil.

Bu, toplumun ve siyasi erkin dönüşümüyle iç içe, kökenleri derinlere uzanan ve üstelik acil çözüm bulunmadığı halde önü alınamayacak denli ciddi bir sorundur.

Kitaptan iki alıntı:

“Kız olduğumuz için baskı gördük. Bir şeyi fazla yiyemiyorsun, bir yere gidemiyorsun. Kız çocuğu bu kadar yemez, kız çocuğu her yere gitmez diye sürekli engellendik. Ama erkek kardeşime her şey serbestti. Bu durum bende kıskançlık oluşturdu. Ben de köşelerde onu sıkıştırıp vururdum.”

“Olay günü eşim beni dövdü. Ölmüş anneme küfretti. Zoruma gitti. Aramızda münakaşa başladı ve beni dövdü. Bir ara elinden kurtulup diğer odaya kaçtım. Tüfek vardı. Elinden kurtuldum öldürdüm. Bir anda olay oldu. Daha önce öldürmeyi hiç düşünmedim. Çok kötü dövmüştü.”

  • Künye: Rümeysa Akgün – Adam Öldüren Kadınlar, Nika Yayınevi, kadın, 194 sayfa, 2019