Ivan Soll – Hegel’in Felsefesine Eleştirel Bir Giriş (2019)

Ivan Soll’un bu kitabı elli yıl önce yayımlanmasına rağmen, bugün de Hegel’in felsefesini, içinde doğduğu dönemin düşünce geleneğini ihmal etmeden açıklayan en iyi eleştirel çalışmalardan biri olmaya devam ediyor.

Hegel, Alman felsefi geleneğinin panteonunda bir dev olmaya devam ediyor.

Fakat onu okumaya çalışanlar her seferinde, adı anlaşılmaza çıkmış yazım üslûbunun engeline takılır.

Bu kitabın önemli katkılarından biri de, Hegel’in düşüncelerini açık bir şekilde ortaya koymasıdır.

Soll burada, Hegel’in bilginin sınırlanmasına karşı argümanlarından filozofun öznellik ile nesnellik çözümlemesine kadar pek çok konuyu irdeliyor ve bunu yaparken de, felsefe ve sonsuz, anlama yetisi ile akıl, ikilem ve diyalektik, mantık tutkusu ve metafizik gibi felsefenin ağırlıklı olarak üzerinde düşündüğü kavramları tartışmaya açıyor.

Soll’un kısa ama çarpıcı kitabı,özellikle Hegel’in felsefi yazılarının çekirdeğini oluşturan dört kitabından üçü üzerine yoğunlaşıyor.

Bunlar da ‘Tinin Fenomenolojisi’, ‘Mantık Bilimi’ ve ‘Felsefi Bilimler Ansiklopedisi’.

  • Künye: Ivan Soll – Hegel’in Felsefesine Eleştirel Bir Giriş, çeviren: Tufan Karaağaç, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 160 sayfa, 2019

Emmanuel Mounier – Varoluş Felsefelerine Giriş (2019)

Varoluşçuluk akımı, bizde özellikle 1950’li ve 1960’lı yıllarda egemen oldu.

Personalizm (Kişiselcilik) akımının kurucusu olan Emmanuel Mounier’in bu kitabı da, ilk baskısını 1946’da yapmıştı.

Düşünür burada, kendi kişiselcilik kuramının çerçevesinde, II. Dünya Savaşı sonrasındaki düşüncede büyük etki yaratmış felsefesini kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Varoluşçu felsefenin çekirdeğini oluşturan başkası, yalnızlık, özgürlük, bağlanma ve eylem gibi temaları eleştirel bakışla almasıyla dikkat çeken çalışma, bir yandan varoluşçu felsefenin temsilcilerince ortaya konmuş ana temaları ortaya koyarken, aynı sorun karşısında farklı düşünürlerin takındığı tutumu da kapsamlı bir şekilde izliyor.

Mounier’in çalışmasını bu konuyu kronolojik bir bakışla izlemekle yetinen eserlerden ayıran başlıca husus ise, ele aldığı sorunları gözden kaçırmayıp bunlar hakkında yoğun bir tartışma sunması.

Kitap, çevirmeni Serdar Rifat Kırkoğlu’nun Mounier’in hayatı ve felsefesine odaklandığı aydınlatıcı giriş yazılarıyla açılıyor.

  • Künye: Emmanuel Mounier – Varoluş Felsefelerine Giriş, çeviren: Serdar Rifat Kırkoğlu, Fol Kitap, felsefe, 213 sayfa, 2019

Alain Badiou – Nietzsche: Anti-Felsefe Seminerleri (2019)

Güzel haber:

Alain Badiou’nun Nietzsche üzerine verdiği 1992-1993 seminerleri, nihayet Türkçeye kazandırıldı.

Badiou burada, Nietzsche’yi bir “anti-filozof” olarak tanımlıyor ve onun eşi benzeri görülmemiş bir girişimle felsefeyi nasıl yerle bir edişini ve böylelikle yepyeni bir felsefe kurma tasarısını ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Nietzsche’nin bir filozof mu bir anti-filozof mu olduğu sorusunu tartışmasının merkezine koyan Badiou, bu sorunun yanıtını ararken, Nietzsche’nin anti-felsefesinin ediminde sanatın işlevinin ne olduğunu, kendini bir sanat eseri olarak yaratmanın mümkün olup olmadığını ve anti-felsefenin asıl gücünün tam olarak nereden kaynaklandığını sorguluyor.

Badiou’nun semineri, yalnızca Nietzsche düşüncesinin dönüm noktalarını saptamakla kalmıyor, onun Batı felsefesinde yarattığı büyük dönüşümü de gözler önüne seriyor.

  • Künye: Alain Badiou – Nietzsche: Anti-Felsefe Seminerleri, yayına hazırlayan: Véronique Pineau, çeviren: İsmet Birkan, Sel Yayıncılık, felsefe, 302 sayfa, 2019

David Woodruff Smith – Husserl (2019)

Edmund Husserl elbette ki fenomenolojinin kurucusu olarak bilinir.

Bununla birlikte, Husserl’in sisteminin mevcut yorumunda fenomenoloji, sistemin tek temeli olarak yalnız başına değildir; mantık, ontolojisi gibi başka ilkelerle karşılıklı ilişki içindedir.

İşte David Woodruff Smith’in bu enfes çalışması da, Husserl’in fenomenolojisinin gelişimini mantık, ontoloji, epistemoloji ve etik teorileriyle ilişkili olarak sunan, tüm felsefi sistemi üzerine yapılan derinlemesine bir çalışma.

Woodruf kitabına, insani yönüyle Husserl’i, onun yaşamını, eserlerini ve önemini tanıtarak başlıyor.

Kitabın devam eden bölümlerinde ise,

  • Husserl’in felsefi sisteminin temel bölümleri ve bunların birbirleriyle nasıl çalıştıkları,
  • Husserl’in “saf mantık” anlayışının, özellikle daha sonra semantik ve meta-matematik olarak adlandırılan alanlara yönelik öngörüsü,
  • Husserl’in ontoloji hakkındaki görüşleri,
  • Husserl’in fenomenoloji formülasyonu,
  • Husserl’in bilgi teorisiyle, genelleştirilmiş “görü” veya apaçıklığa dayalı deneyim öğretisi,
  • Husserl’in fenomenolojisi ve ona eşlik eden öğretileri kadar iyi bilinmeyen etiğin temeli hakkındaki görüşleri,
  • Ve Husserl’in 20. yüzyıl felsefesindeki rolü ele alınıyor.

Künye: David Woodruff Smith – Husserl, çeviren: Seçim Bayazıt, Alfa Yayınları, felsefe, 610 sayfa, 2019

Kolektif – Spinoza Daima (2019)

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde, dünyadaki önemli felsefecilerin de katılımıyla 2008 ve 2009 yılında iki ayrı Spinoza paneli düzenlenmiş ve bu panele sunulan tebliğler daha sonra ‘Spinoza Günleri’ ve ‘Spinoza Günleri 2’ adıyla kitaplaştırılmıştı.

Bu kitaplar, uzun bir süredir temin edilemiyordu.

İşte elimizdeki çalışma da, ilk baskıları tükenmiş olan söz konusu kitaplardan hazırlanmış bir seçki.

Burada, yerli katılımcılardan çok sunum için Türkiye’ye gelmiş Spinozacı konukların metinlerine yer verilmiş.

Kitapta Spinoza’nın duygu felsefesinden anayasal iktisadına, Almanya’da Spinoza’nın alımlanışından Kantçı Spinozacılıka ve Spinoza’nın din ve siyaset ilişkisine yaklaşımına kadar pek çok konu ele alınıyor.

Türkiye’de Spinoza bibliyografyasıyla da zenginleşen kitap, Spinoza üzerine düşünen ve çalışanların kaçırmak istemeyecekleri türden.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Diego Tatián, Marilena Chauí, Miriam van Rejien, Maria das Graças de Souza, Manfred Walter, María Jimena Solé, Natalia Andrea Lerussi, Birden Göngören Bulgan ve Reyda Ergün.

  • Künye: Kolektif – Spinoza Daima, çeviren: Cemal Bâli Akal, Reyda Ergün ve Sinem Özer, Zoe Kitap, felsefe, 191 sayfa, 2019

Gilles Deleuze – Nietzsche (2010)

Gilles Deleuze elimizdeki kitabında, Friedrich Nietzsche’nin yaşamını ve felsefesini anlatıyor.

Kitapta ayrıca, Nietzsche’nin temel kişiliklerinin sözlükçesi ile Deleuze tarafından yapılmış metinlerinden bir seçki de yer alıyor.

Deleuze filozofu anlatırken, ilk olarak, Nietzsche’nin ‘Zerdüşt Böyle Söyledi’ isimli eserinde yer alan “Nasıl ruh deveye, deve aslana ve nihayetinde aslan çocuğa dönüşür.” şeklindeki üç dönüşüm anlatısına başvuruyor.

Deleuze, Nietzsche için bu üç dönüşümün, diğer şeylerin yanı sıra, onun eserinin evrelerini, yaşamının ve sağlığının aşamalarını ifade ettiğini söylüyor ve bundan hareketle, Nietzsche’nin hayatı ve felsefesine iniyor.

  • Künye: Gilles Deleuze – Nietzsche, çeviren: İlke Karadağ, Otonom Yayınevi, felsefe, 143 sayfa

Ahu Tunçel – Bir Siyaset Felsefesi: Cumhuriyetçi Özgürlük (2010)

Ahu Tunçel ‘Bir Siyaset Felsefesi’nde, cumhuriyetçi düşünce geleneğini, çağdaş siyasal tartışmalar bağlamında ele alıyor.

Yazar ilk olarak, cumhuriyetçiliğin düşünsel akrabaları olan demokrasi ve liberal gelenekler ile ilişkilerini gözden geçiriyor ve bunlar arasında varsayılan farkları ve benzerlikleri tartışıyor.

Yazar ardından, çağdaş cumhuriyetçilerin tarihsel öncülerinin izlerini sürerken, cumhuriyetçiliğin liberal etkisi altında yapılan egemen okumalarına alternatif bir okumayı ortaya koyuyor ve nihayet, çağdaş cumhuriyetçiliğin bakış açısını, siyaset felsefesi bağlamında yeniden ortaya koyan düşünürlerin görüşlerini tartışıyor.

  • Künye: Ahu Tunçel – Bir Siyaset Felsefesi: Cumhuriyetçi Özgürlük, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 382 sayfa