Paul Burkett – Marksizm ve Ekolojik İktisat (2011)

  • MARKSİZM VE EKOLOJİK İKTİSAT, Paul Burkett, çeviren: Ertan Günçiner, Yordam Kitap, ekoloji, 384 sayfa

 

Sol siyasî hareket ve Marksizm üzerine yaptığı pek çok çalışması bulunan Paul Burkett, günümüzde daha kaygı verici bir boyuta gelmiş olan ekolojik sorunlara, Marksizm çerçevesinden çözümler sunuyor. Burkett, Türkçede daha önce yayımlanmış ‘Marx ve Doğa’da, Marx’ın politik eleştirisinde ekolojinin izini sürmüş; bunu da, düşünürün eserlerini adım adım izleyerek yapmıştı. Burkett, yeni yayımlanan elimizdeki kitabında da, Marksizm ve ekoloji arasında ilişkiyi, ekolojik iktisat tartışması bağlamında  ayrıntılandırmaya devam ediyor. Ekolojik iktisat anlayışına, Marksist sınıf perspektifinin nasıl yanıt verebileceği, yazarın burada merkeze aldığı asıl konu. İlk olarak ekolojik iktisatın barındırdığı çelişkileri ve boşlukları saptayan Burkett, ardından Marksizmin bu sorunların çözümüne nasıl bir katkı sunabileceğini araştırıyor.

Masanobu Fukuoka – Doğal Tarımın Yolu (2011)

  • DOĞAL TARIMIN YOLU, Masanobu Fukuoka, çeviren: Meltem Altan, Kaos Yayınları, ekoloji, 295 sayfa

 

Masanobu Fukuoka ‘Doğal Tarımın Yolu’nda, kendine yeten ve kendini yenileyen; sürdürülebilir yaşamın temel taşı olarak gördüğü doğal tarımın felsefesini ve uygulamasını anlatıyor. “Doğal Köyü” esas alarak, doğa ile ruhani uyum temelinde tarımın yol ve yordamını irdeleyen Fukuoka, toprağı sürmeden, gübrelemeden, ağacı budamadan ve eğip bükmeden; meyve, sebze ve tahılı ilaçlamadan, doğal bir tarımın ne şekilde yapılabileceğini ayrıntılarıyla ele alıyor. Fukuoka’nın bunu yaparken, her sebze ve meyveyi yetiştiği yerde ve ihtiyacımız kadar yetiştirmenin gereği ve ahlâkı üzerine düşünmesi de, çalışmayı daha derinlikli kılan hususlardan biri.

Nergis Yazgan – Avcı Babam ve Ben (2011)

  • AVCI BABAM VE BEN, Nergis Yazgan, Yapı Kredi Yayınları, anı, 212 sayfa

 

Nergis Yazgan’ın kaleme aldığı ‘Avcı Babam ve Ben’, karşıt eğilimlere sahip bir baba ile kızının hikâyesi olarak okunabilir. Nergis Yazgan, babası Şadi Yazgan’ın hayat hikâyesini kaleme getirirken, avcı babası ile doğa koruma çalışmaları yapan kendisi arasındaki çelişkiler üzerinden ilerliyor. Dolayısıyla burada, ava ve avcılığa âşık bir baba ile Doğal Hayatı Koruma Derneği ve Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) gibi sivil toplum kuruluşlarında görevler üstlenmiş kızının öyküsü karşımıza çıkıyor. Yazgan, babasının 104 yıllık renkli hayatını, 19. yüzyıldan 2000’li yıllara uzanarak anlatıyor. Kitap böylece, Erenköy’ün bir zamanların meşhur üzüm bağlarından, Türkiye’nin doğal özelliklerine ve doğa karşısındaki önemli tehditlere; Hitler dönemi Almanyası’ndan 1940’lar Anadolusu’na ve ilginç avcılık hikâyelerine uzanıyor.

Nicholas Stern – Yaşanabilir Bir Gezegen Projesi (2011)

  • YAŞANABİLİR BİR GEZEGEN PROJESİ, Nicholas Stern, çeviren: Gizem Altın Nance, Doğan Kitap, ekoloji, 251 sayfa

 

Nicholas Stern ‘Yaşanabilir Bir Gezegen Projesi’nde, dünyanın yakın gelecekteki felaketi olduğu söylenen küresel iklim değişikliğinin etkilerine karşı, tüm kesimleri işbirliği yapmaya davet ediyor. “Bu kitabın ana mesajı umutsuzluk değil” diyen Stern, iklim değişikliğine karşı harekete geçilmemesi halinde insanlığın karşısına çıkacak tabloyu tüm karanlığıyla ortaya koyduktan sonra, varolan sorunun makul bir harcamayla azaltılabileceğini gözler önüne seriyor. Kitap, tehlikeyi kapsamlı bir şekilde saptaması ve bunun aşılması konusunda somut, pratik ve uygulanabilir yöntemler ortaya koymasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor diyebiliriz.

Ayşen Ciravoğlu (ed.) – Ekolojik Perspektifler (2011)

  • EKOLOJİK PERSPEKTİFLER, editör: Ayşen Ciravoğlu, TMMOB Mimarlar Odası Yayınları, mimari, 305 sayfa

 

Uzun soluklu buluşmaların meyvesi olan ve birçok ismin katılımıyla zenginleşen ‘Ekolojik Perspektifler’, ekolojik düşünceyi siyasal, toplumsal ve yaşama dair vurgularıyla tartışıyor. Çevre tartışmalarının kavramsal içeriğinin irdelenmesiyle başlayan kitap, küresel iklim değişikliği, tarım politikaları ve beslenme kültürü gibi konuların irdelenmesiyle devam ediyor. Kitapta bunun yanı sıra, planlama ve ekoloji ilişkisi, mimarlığın nasıl bir ekolojik perspektife sahip olduğu, dünya çapında gözlenen ekolojik perspektifler gibi konular ile kentsel muhalefet, eko-köyler, ekofeminizm ve aktivizm gibi alternatif pozisyonlar da irdeleniyor.

Michael Pollan – Arzunun Botaniği (2011)

  • ARZUNUN BOTANİĞİ, Michael Pollan, çeviren: Sevin Okyay, Domingo Yayıncılık, ekoloji, 232 sayfa

 

Michael Pollan, insan-doğa ilişkisine odaklandığı ‘Arzunun Botaniği’nde, bitkilerle insani arzu arasındaki bağları araştırıyor. Pollan bunu da, elma, lale, kenevir ve patates gibi en çok bilinen dört bitkiyi, insanın dört temel arzusu olarak tanımladığı tatlılık, güzellik, sarhoşluk ve kontrolle ilişkilendiriyor. Dolayısıyla kitap, dört bitkinin toplumsal tarihini keşfetmeye doğru yol alırken, onları insanın hikâyesiyle birlikte örüyor ve bu bitkilerin tahrik ve teşvik ettiği dört insani arzunun doğa tarihini de anlatıyor. Pollan, örneğin patatesin Avrupa tarihinin seyrini nasıl değiştirdiğini veya kenevirin Batı’daki romantik devrimi nasıl ateşlediğini ortaya koyarken, erkek ve kadın tüm insanların zihinlerindeki fikirlerin bu bitkilerin görünüşünü, tadını ve zihinsel etkilerini nasıl dönüştürdüğünü de inceliyor.

Muammer Sakaryalı – Kışladağ’dan Mektup Var (2011)

  • KIŞLADAĞ’DAN MEKTUP VAR…, Muammer Sakaryalı, Yeni İnsan Yayınları, ekoloji, 237 sayfa

Muammer Sakaryalı ‘Kışladağ’dan Mektup Var’da, vahşi altın madenciliğinin Kışladağ’da sebep olduğu yıkımı, göz göre göre yaşanan doğa katliamını anlatıyor. Yüzde 99.56’sı Hollandalılara ait Eldoradogold-Tüpraş şirketi, Uşak’taki Kışladağ Altın Madeni’nde altın çıkarma faaliyetinde bulunuyor. Sakaryalı’nın mektupları, bu faaliyetin bölgedeki yaşamı, suyu, havayı, toprağı ve çiçeği nasıl mahvettiğinin hikâyesi. Madenin açılışının büyük bir hukuksuzluğun sonucunda gerçekleştiğini söyleyen Sakaryalı, Kışladağ’ın ikinci bir Bergama olmaması için verdikleri mücadeleyi, buna karşılık devletten gördükleri sonu gelmez baskıyı kaleme getiriyor.