Kolektif – Suları Nasıl Tükettik? (2010)

İnsanoğlu, gezegendeki tüm kaynaklarla birlikte suları da acımasızca ve hesapsızca sömürüyor, tüketiyor.

Beş yazarın ortak çabasıyla ortaya çıkan ‘Suları Nasıl Tükettik?’, tehlike altında olan nehirlerin, göllerin, sulak alanların ve diğer tatlı su ekosistemlerinin nasıl korunabileceğine odaklanıyor.

Su ekosistemleri, su ve balık sunmanın yanı sıra, mevsimlik sel sularını depoluyor, sellerden kaynaklanan hazarı azaltıyorlar.

Yeraltı su kaynaklarını yeniden doldurarak, kurak dönemler için su depoluyorlar.

Yazarlar, suyun ve dolayısıyla insanlığın içinde bulunduğu büyük tehdidi saptayarak güncel örnekler eşliğinde, su kaynaklarının korunması için insanlığın ne yapması gerektiğini adım adım anlatıyorlar.

  • Künye: Sandra Postel, Michelle Allsopp, Richard Page, Paul Johnston ve David Santillo – Suları Nasıl Tükettik?, çeviren: Ayşe Başcı, İş Kültür Yayınları, ekoloji, 234 sayfa
Reklamlar

Janet Biehl – Toplumsal Ekoloji Siyaseti (2016)

Bu kitap, anarşist toplum kuramcısı Murray Bookchin’in geliştirdiği özgürlükçü yerel yönetimcilik konusuna harika bir giriş.

Yerel demokrasinin ve ekonominin güçlendirilmesi, devlet ve kentleşme, yurttaşlığın oluşturulması, konfederalizm ve muhalefetin organizasyonu gibi kavramlar hakkında bir başucu kitabı.

Özgürlükçü yerel yönetimcilik, Bookchin’in toplumun insancıl ve akılcı bir biçimde radikal bir dönüşümden geçirilmesinin en iyi ne şekilde sağlanabileceği üzerine hayatı boyunca oluşturduğu düşüncelerin doruk noktası olarak kabul ediliyor.

Özgürlükçü yerel yönetimcilik, mevcut yerel yönetimlerde saklı bulunan demokratik olanakları yeniden canlandırarak onları doğrudan demokrasilere dönüştürmeyi hedefler, ayrıca insani bir ölçeğe sahip olmalarını ve doğal çevrelerine uyum göstermelerini sağlamak maksadıyla bu siyasi toplulukların yetkilerinin dağıtılmasını amaçlar.

Janet Biehl de, özgürlükçü yerel yönetimciliğin içerdiği fikirlerin özlü bir açıklamasını sunuyor.

  • Künye: Janet Biehl – Toplumsal Ekoloji Siyaseti, çeviren: Esra Eren, Sümer Yayıncılık, siyaset, 198 sayfa, 2019

Mervyn King ve Teodorina Lessidrenska – Dünya’nın Geçici Bekçileri (2010)

Kurumsal yönetim uzmanı Mervyn King ve sürdürülebilirlik danışmanı Teodorina Lessidrenska’nın kaleme aldığı ‘Dünya’nın Geçici Bekçileri’, Dünya’nın kısıtlı kaynaklarını gelecek nesillere sürdürülebilir şekilde bırakmak için yapılması gerekenlere odaklanıyor.

“Hiçbirimiz Dünya’nın sahibi değiliz. Hepimiz buranın bekçileriyiz ve geçiciyiz. Geçici bekçiler olarak görevimiz gezegeni kurtarmak ve kollamak.” diyen yazarlar, belirli aralıklarla İstanbul, Johannesburg, Amsterdam, Münih ve Lüksemburg gibi dünyanın çeşitli şehirlerinde bir araya gelerek kitabı meydana getirmiş.

Coca Cola’nın katkılarıyla yayımlanan çalışma, aynı paydada buluşan kurumlar, devletler ve bireylerin, hem günümüz işletmelerinin hem de onlardan öncekilerin çevre üzerinde yarattığı tahribatı nasıl azaltabilecekleri konusunda önerilerde bulunuyor.

  • Künye: Mervyn King ve Teodorina Lessidrenska – Dünya’nın Geçici Bekçileri, çeviren: Neşe Akın ve Esra Eğilmez, Caretta Yayınları, ekoloji, 228 sayfa

Brian Morris – Ekolojik İnsancıllığın Öncüleri (2019)

Toplumsal ekoloji felsefesi önemli isimlerin katkılarıyla ortaya çıktı.

Bu alanın önde gelen üç ismi ise, Lewis Mumford, René Dubos ve Murray Bookchin’dir.

Brian Morris’in bu nitelikli çalışması ise, yaşamın nasıl büyük bir tehlike altında olduğunu ortaya koyan ve alternatif bir hayatın mümkün olduğunu gözler önüne seren bu üç ismin fikirlerini kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Morris, bu isimlerin “ekolojik insancıllık” adını verdiği bir gelenek ortaya koyduğunu belirtiyor.

Yazara göre “ekolojik insancıllık”, doğayla tekrar hemhal olmuş bir toplum ile ekolojik, eşitlikçi ve demokratik bir kent ve kültürü tahayyül eder ve bunun teorik/pratik koşullarını açıklar.

Konuyu oldukça anlaşılır bir üslupla ele almasıyla her seviyeden okurun rahatlıkla okuyacağı çalışma, Mumford, Dubos ve Bookchin’in fikirlerini açıklarken insanın doğasının dışında bir yaşama nasıl sürüklendiğini; doğayı denetim altına almanın neden bizzat insanın denetim altına alınması anlamına geldiğini; kentlerin ortaya çıkışı, gelişim ve dönüşüm dinamiklerini ve bütün bunların da doğanın bugün karşı karşıya kaldığı büyük tahribatla ilişkisini gözler ününe seriyor.

Ekoloji, siyaset ve felsefenin iyi bir bireşimi olan çalışma, sokaktaki eylemciye de, akademisyene de, ekologa da hitap ediyor.

  • Künye: Brian Morris – Ekolojik İnsancıllığın Öncüleri: Mumford, Dubos, Bookchin, çeviren: Burak Esen, Sümer Yayıncılık, ekoloji, 2019

Murray Bookchin – Özgürlüğün Ekolojisi (2019)

Çağdaş özgürlükçü düşüncenin harikulade yapıtlarından biri olan ‘Özgürlüğün Ekolojisi’, aynı zamanda yazarı büyük düşünür Murray Bookchin’in de en önemli çalışmalarındadır.

Kitap, şimdi üçüncü baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Bookchin burada, çağımızın teknokratik çevreciliğine ve mistisizme batmış ekofeministlere sert eleştiriler yöneltmekle kalmıyor, aynı zamanda çevre/ekoloji sorunlarına çözüm üretirken kapitalizmin ekonomist mantığını ısrarla devam ettiren Marksistlere karşı da cephe alıyor.

Bookchin, gezegenimizdeki yoğun ekolojik tahribatın ardında, insanın insan üzerindeki tahakkümünün, insanın doğa üzerinde de hakimiyet kurma isteğine de yol açtığı “tahakküm mirası”nın ve bu isteği tam anlamıyla gerçekliğe dönüştüren rekabetçi kapitalizmin bulunduğunu söylüyor.

Bu tarihsel hakikat ortada iken, bizzat akla, teknolojiye ve bilime saldırmanın ucuz bir gericilik olduğunu düşünen Bookchin, hem toplumsal hem de doğal özgürlüğün, ancak söz konusu tarihsel hakikatle yüzleşilmesiyle sağlanabileceğini belirtiyor.

Buradan yola çıkarak tarihteki çeşitli özgürlük deneyimleri üzerine düşünen Bookchin, “özgürlük mirası” şeklinde kavramsallaştırdığı yaklaşımıyla doğa ile insan toplumunun yeni bir ekolojik duyarlılık içinde nasıl yeniden uzlaşabileceğini derinlemesine irdeliyor.

Bookchin’in burada ele aldığı tarihteki özgürlük deneyimlerinden bazıları ise şöyle:

  • İlksel toplumlarda “indirgenemez asgari”, “eşitsizlerin eşitliği” ve “yararlanma hakkı”,
  • Antik Yunanların sınır ve denge anlayışlarıyla doğrudan demokrasi pratikleri,
  • Hıristiyanlığın evrensel insanlık vurgusu,
  • Ortaçağın konfederasyon ilkesi…

Künye: Murray Bookchin – Özgürlüğün Ekolojisi: Hiyerarşinin Ortaya Çıkışı ve Çözülüşü, çeviren: Mustafa Kemal Coşkun, Sümer Yayıncılık, ekoloji, 484 sayfa, 2019

Sinan Kunt – Küba’da Sürdürülebilir Kent Tarımı (2015)

Kübalılar, yirmi yıldır yiyeceklerini ekolojik yöntemlerle sağlıyor.

Küba kentsel tarım hareketinin özelliklerini araştıran, sahada yapılmış çalışmalarla desteklenen bu inceleme, bu tarım tipinin örgütlenme şeklini ve başarılı olmasının ardındaki temel nedenleri aydınlatıyor.

  • Künye: Sinan Kunt – Küba’da Sürdürülebilir Kent Tarımı, çeviren: Cengiz Yücel, Yeni İnsan Yayınevi

Kolektif – Yeşil Ekonomi: Küçülmek Güzeldir (2015)

Ne sağ ne de sol cenahta tartışılan, adeta bir din gibi tabu haline gelmiş ekonomik büyüme ve kalkınma olgularını kıyasıya tartışan; yeşil bir ekonominin ve çevresel sürdürülebilirliğin mümkün olabilmesi için küçülmenin neden vazgeçilmez olduğunu sağlam tezlerle ortaya koyan, ufuk açıcı bir çalışma.

Ekonomik büyüme ve kalkınma gibi kavramlar ekonomi üzerine düşünmenin en makbul kavramları olarak addediliyor.

Bu kitap ise, bu geleneğe karşı çıkarak zenginlik yerine refah, rekabet toplumu yerine dayanışmacı toplum, hükmetmek yerine gezegene saygı duymak gibi konular üzerine derinlemesine düşünmek için iyi bir fırsat.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Darren Zhang, Flipo Fabrice, Giorgos Kallis, Jeroen van den Bergh, Raoul Weiler ve Roefle Hueting.

  • Künye: Kolektif – Yeşil Ekonomi: Küçülmek Güzeldir, çeviren: Serin Erengezgin, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 144 sayfa, 2015