Sergey Timofeyeviç Aksakov – Gogol’le Dostluğumuz ve Mektuplaşmamız (2019)

Sergey Timofeyeviç Aksakov, edebiyat eleştirileri, çevirileri ve Rus soyluluğunun gündelik yaşamını betimleyen yarı-otobiyografik anlatılarıyla on dokuzuncu yüzyıl Rus kültür hayatında çok önemli yeri olan isimlerden.

Aksakov’un, Rus edebiyatının büyük ismi Gogol’le tanışıklığı da, 1832 yılında başlar.

İkili arasındaki bu sıkı dostluk, yirmi yıl sürecektir.

1830’lar ve 1840’larda Gogol’le ahbaplığına dair tuttuğu notlar ve ikilinin mektuplaşmasından oluşan elimizdeki kitap ise, ne yazık ki Aksakov’un ölümünden otuz yıl sonra 1890’da yayımlanır.

Aksakov’un kitabı, Gogol’ün kişiliği, hayatı ve edebiyatı hakkında altın değerinde ayrıntılar sunuyor ve bunun yanı sıra, dönemin Rus edebiyatı ve kültür yaşamı hakkında da çok önemli bilgiler barındırıyor.

Aksakov, ilk tanıştıkları zamanlarda, Gogol’ün dış görünüşünü şöyle betimliyor:

“Gogol’ün o zamanlar tamamen farklı ve olumsuz etki yapan bir dış görünüşü vardı: Kâküllü başı, şakaklarına inen saç tıraşı, düzgünce kesilmiş bıyıkları ve çenesine dayanmış sert kolalı yakaları ona, kişiliğiyle çelişen farklı bir fizyonomi kazandırıyor, bizde de zeki bir Ukraynalı izlenimi

uyandırıyordu. Giyimi modaya önem verdiğini gösteriyordu.”

Kitaptan bir alıntı daha:

“Gogol’ün benim açımdan her zaman bilmece olarak kalmış tuhaflıkları olduğunu da söylemeliyim. Onun davranışlarını çok kere başkalarına açıklamaya çalıştığım gibi, kendime de açıklamak zorunda kaldım. Bizimkinden belki yüz kat daha ince olduğundan, onun sinirleri bizim hissedemediklerimizi hissediyor, bizim algılayamadığımız şeylerden etkileniyordu.”

  • Künye: Sergey Timofeyeviç Aksakov – Gogol’le Dostluğumuz ve Mektuplaşmamız (1832-1852), çeviren: Varol Tümer, İletişim Yayınları, eleştiri, 244 sayfa, 2019
Reklamlar

Kolektif – Siyah Endişe (2019)

28-29 Nisan 2016 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi tarafından “Siyah Endişe: Bir Asır Sonu Anlatısı Olarak Halit Ziya Uşaklıgil Edebiyatı” başlıklı önemli bir sempozyum düzenlenmişti.

Söz konusu sempozyuma sunulmuş bildirilerin bir kısmı yazarları tarafından geliştirilerek makale haline getirildi ve bu makaleler ise, elimizdeki kitapta bir araya getirildi.

Halit Ziya edebiyatını çok boyutlu bir biçimde değerlendiren çalışma, Halit Ziya’yı ilk metinlerinden son metinlerine, romanlarından hikâyelerine, tiyatrolarından şiirlerine, otobiyografik metinlerinden edebiyat eleştirilerine uzanan geniş bir yelpazede ele alıyor.

Halit Ziya edebiyatına dair yeni bir yaklaşım geliştirmesiyle önem arz eden çalışma, bununla da yetinmeyerek Halit Ziya edebiyatının içinde üretildiği 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başının toplumsal ve kültürel atmosferini farklı açılardan yeniden tartışmaya açıyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Halit Ziya’nın henüz İzmir’deyken yazdığı ilk romanı ‘Sefile’de ahlâk kavramsallaştırması,
  • Halit Ziya’nın romanlarının Tanzimat romanlarıyla ilişkisi
  • ‘Mai ve Siyah’ romanında dilin kullanımı,
  • Halit Ziya romanları bağlamında, Osmanlı dünyasında mevcudiyetin verilme biçimleri,
  • Avrupalı kadınlara dair fantazilerin bir paradoksu olarak Halit Ziya’nın “Şadan’ın Gevezelikleri” başlığı altında yer alan hikâyeleri,
  • Halit Ziya’nın tiyatro ile iştigali,
  • Halit Ziya’nın mensur şiirleri,
  • Halit Ziya’nın eserlerinde geçmişin izini sürmek…

Halit Ziya külliyatına farklı açılardan yaklaşan, bu külliyatı hem kendi döneminden hem de kendisinden önceki ve sonraki dönemlerden, hem kendi coğrafyasından hem de farklı coğrafyalardan farklı metinlerle yan yana getiren, yeniden tartışan bu makalelerin Halit Ziya edebiyatına dair yeni okumaların önünü açacağını söylemeliyiz.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Deniz Aktan Küçük, Murat Narcı, Zeynep Uysal, Didem Arvas, Erol Köroğlu, Monica Katiboğlu, Hülya Bulut, Zeynep Arıkan, Seval Şahin, Gül Mete Yuva, Zuhal Eroğlu Koşan, Yüce Aydoğan, Fatih Altuğ, Olcay Akyıldız, Zeynep Uysal, Esra Dicle, Veysel Öztürk, Pelin Aslan Ayar, Erkan Irmak ve İpek Şahbenderoğlu.

  • Künye: Kolektif – Siyah Endişe: Bir Asır Sonu Anlatısı Olarak Halit Ziya Uşaklıgil Edebiyatı, derleyen: Deniz Aktan Küçük ve Murat Narcı, İletişim Yayınları, edebiyat kuramı, 360 sayfa, 2019

Kolektif – Didem Madak’ı Okumak (2015)

Türkiye şiirine ‘Grapon Kâğıtları’, ‘Ah’lar Ağacı’ ve ‘Pulbiber Mahallesi’ gibi üç şaheser armağan etmiş şairimiz Didem Madak’ı kimlik, zaman ve mekân, dil ve kadınlık halleri bağlamında ele alan metinler.

Kadına yönelik siyasi ve kültürel baskıların giderek arttığı yaşadığımız dönemin sağlam bir kaydı niyetine de okunabilecek çalışma, Madak’a sadece edebiyat eleştirisinin perspektifinden bakmak yerine, daha geniş, farklı disiplinler tarafından beslenen bir bakış açısını benimseyerek bizlere Türkiye’de kadın olmanın, hem kadın hem şair olmanın deneyimlerini hatırlatan bir niteliğe sahip.

  • Künye: Kolektif – Didem Madak’ı Okumak, hazırlayan: Solmaz Zelyüt, Metis Yayınları, edebiyat kuramı, 376 sayfa, 2015

Barış Acar – Bitmeyen Tanzimat (2019)

Tanzimat’tan beri peşinden gittiğimiz “Acaba modernleştik mi?” sorusu dışında edebiyatımız hangi ufuklarda seyrediyor?

Barış Acar, farklı okumalar ve bağlantılarla zenginleştirdiği bu kitaptaki metinlerinde, ağırlıklı olarak Türk öykücülüğünü merkeze alarak Türkiye edebiyatının bitmeyen Tanzimatı üzerine derinlemesine düşünüyor.

Acar, kitabının ilk bölümünde, 1990’ların Modernizm-Postmodernizm tartışmaları çerçevesinde, üniversite içinde ve dışında yürütülen tartışmaların bir dökümünü sunuyor.

Kitabın ikinci bölümü, 90’lardan günümüze öykü dünyamız etrafında gelişiyor.

Ardından, biçim olgusunu ele alan ve edebiyatta hegemonya sorunu etrafında dönen bir dizi metinle devam eden kitap, devamında görsel sanatlarla edebiyat arasındaki kopukluk meselesini tartışıyor.

Kitabın son bölümünde ise, ilk başta birbirinden bağımsız görünseler de, bir araya geldiklerinde edebiyat dünyamızın bütünlüklü bir fotoğrafını veren üç metne yer veriyor.

  • Künye: Barış Acar – Bitmeyen Tanzimat, Manos Yayınları, edebiyat kuramı, 324 sayfa, 2019

Erich Auerbach – Mimesis’i Okumaya Başlarken (2015)

Kısa adıyla ‘Mimesis’, Erich Auerbach’ın karşılaştırmalı edebiyat ve edebiyat yorumu anlayışında çığır açan bir kitabıydı.

Erich Auerbach’ın ‘Mimesis’i, karşılaştırmalı edebiyat ve edebiyat yorumu anlayışında çığır açan çalışmalardandır.

‘Mimesis’, kronolojik olarak ilerleyen yirmi bölümden oluşur.

Her bölüm, yazıldığı dönemin ruhunu yansıtan bir kitaptan alıntılanan bir metin parçasıyla başlar.

Auerbach, bu metinleri çoğunlukla önce üslup özellikleri açısından ele alır, üslupla içerik arasında bağlantılar kurar.

Üzerinde durduğu önemli bir nokta da, bu metinlerin kendi dönemlerine, içinde gerçekleştikleri toplumsal ve siyasal ortama nasıl bir bilinçle baktıklarıdır.

İşte bu meşhur eserin bir özeti olan eldeki çalışma ise, okurunu ‘Mimesis’i okumaya hazırlayan bir kitap.

Auerbach’ın düşünce dünyasını daha iyi kavramak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Erich Auerbach – Mimesis’i Okumaya Başlarken, hazırlayan: Fatma Erkman-Akerson, İthaki Yayınları, edebiyat kuramı, 232 sayfa, 2015

Kolektif – Dünya Edebiyatı Deyince (2009)

Santralİstanbul’da Aralık 2008’de ‘Aralıkta Edebiyat’ başlıklı bir sempozyum düzenlenmişti.

Varlık Dergisi’nin 75. yıl etkinlikleri kapsamında düzenlenen sempozyum, dünya edebiyatı alanında uğraş veren dünyanın farklı ülkelerinden akademisyen, eleştirmen ve yazarları bir araya getirmişti.

İşte elimizdeki kitap, sempozyum kapsamında gerçekleşen bir dizi oturumda sunulan bildirilerden oluşuyor.

Harvard Üniversitesi’nden David Damrosch’un giriş yazısı ve Orhan Pamuk’la yaptığı bir söyleşiyle başlayan kitapta, Gayatri Spivak, Pascale Casanova, Bruce Robbins, Djelal Kadir, Aamir Mufti, Martin Puchner, Mads Rohl Thomsen, Sabry Hafez, Nergis Ertürk, Burcu Gürsel ve Hülya Adak’ın bildirileri bulunuyor.

  • Künye: Kolektif – Dünya Edebiyatı Deyince, derleyen: E. Efe Çakmak, Varlık Yayınları, inceleme, 312 sayfa

Tim Parks – Yaşam ve Yapıt (2019)

İngiliz yazar Tim Parks’ın ‘Yaşam ve Yapıt’ı, kendisinin kimi yazarlar ve yapıtlar hakkındaki yazılarından oluşuyor.

Buradaki yazıları benzerlerinden farklı kılan hususlardan bazıları, Parks’ın ele aldığı yazar ve yapıtları, sadece yapıtla sınırlı kalmayarak söz konusu yazara dair biyografik ayrıntılar ya da psikolojik öğelerle düşünmesidir diyebiliriz.

Parks burada, Charles Dickens’tan Dostoyevski’ye, Çehov’dan Joyce’a, Beckett’tan Simenon’a,

Philip Roth’tan Julian Barnes’a, Colm Tóibín’den Geoff Dyer’a ve Murakami’ye pek çok ismin eserlerine odaklanıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Eleştirel tutuculuk hem yazarı hem okuru tasfiye ederek metne odaklanmıştır.”

“Edebiyat, kimliklerimizi her daim keşfetmemizin ve yeniden inşa etmemizin bir sonucu olarak son derece zengin, dallanmış ve incelikli bir ‘sohbetler’ ve ‘karşılaşmalar’ dizisi sunar.”

“Her bir okurun tepkisi, büyük ölçüde nereden geldiği, kendini yazarın mesele ettiklerine istinaden nasıl konumlandırdığıyla ilgili. Salt bir metnin ya da bir kitabın doğru bir okunma biçiminin olduğu fikri, işlemez hâle gelmeye başladı. Ancak bu, yine de her şeyde özgür olduğumuz anlamına gelmez. Bilakis, yazarla, daha doğrusu diğer okurlarla olan ilişkimizi, aramızda duran yapıta hepimizin nasıl tepki verdiğine bakarak anlamaya başlayabiliriz.”

“Özünde her bir deneme, hangi değerlerin, daha doğrusu rekabet hâlindeki değerler arasındaki hangi gerilimlerin incelenen roman için en önemlileri olduğunu saptamaya ve ardından bu gerilimlerin yapıt aracılığıyla oluşan okur ve yazar arasındaki ilişkiyi nasıl biçimlendirdiğini göstermeye çalışıyor.”

  • Künye: Tim Parks – Yaşam ve Yapıt: Yazarlar, Okurlar ve Yazar-Okur Karşılaşmaları, çeviren: Şakir Özüdoğru, Ayrıntı Yayınları, edebiyat inceleme, 288 sayfa, 2019