Jack Goody – Çiçeklerin Kültürü (2010)

Antropolog ve tarihçi Jack Goody ‘Çiçeklerin Kültürü’nde, çiçeğin dinsel sembolizmdeki anlamlarını, yaşamdaki rolünü ve bu rolün tarihsel arka planını ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Çiçeklerin dünyasına farklı perspektiflerden bakan çalışma, çiçeklerin adları ve sınıflandırılmasıyla yetinmeyerek, bunların Yahudi, Hıristiyan ve İslam kültürlerinde aldığı biçimleri de ele alıyor.

Goody çiçeklerin yanı sıra, buketler, çelenkler, çobanpüskülü ve sarmaşık gibi dekorasyon amaçlı kullanılan bitkileri de anlatıyor.

Yazar çalışmayla, Doğu ve Batı toplumlarında çiçek kullanımı ve çiçek sembolizmini ele alarak, önemli bir boşluğu dolduruyor diyebiliriz.

  • Künye: Jack Goody – Çiçeklerin Kültürü, çeviren: Mehmet Beşikçi, Ayrıntı Yayınları, kültür, 630 sayfa

Kolektif – Alevi Tarih Yazımında Skandal (2010)

Hamza Aksüt, Ünsal Öztürk ve Hasan Harmancı’nın kaleme aldığı ‘Alevi Tarih Yazımında Skandal’, Erdoğan Çınar’dan hareketle, kaynaktaki bilgileri tahrif etme, kaynaklarda olmayan bilgileri varmış gibi gösterme çalışmalarının aldığı vahim durumu gözler önüne seriyor.

Hamza Aksüt, Erdoğan Çınar’ın, ilkçağın ünlü coğrafyacısı Strabon’un ‘Coğrafya’ kitabında Hacı Bektaş dergâhının da kayda geçirildiği ve Evliya Çelebi’nin Tokat’taki Komana dergâh devletten söz ettiği gibi kimi tahrifatlar yaptığını ve Çınar’ın İngilizce bir kitabı Türkçeye çevirirken, kişi adlarını ve kavramlarını, özellikle de Alevi terimlerini metne monte ettiğini savunuyor.

  • Künye: Hamza Aksüt, Ünsal Öztürk ve Hasan Harmancı – Alevi Tarih Yazımında Skandal, Yurt Kitap, din, 256 sayfa, 2006

Hilâl Onur İnce – Muhafazakâr İdeoloji (2010)

Hilâl Onur İnce ‘Muhafazakâr İdeoloji’de, günümüzde giderek yaygınlaşan muhafazakâr söylemi bütün dinamikleriyle irdeliyor.

Yazar bunu da, ağırlıklı olarak bu söylemin “vaftiz babaları” dediği Hans Freyer, Carl Schmidt, Martin Heidegger, Arnold Gehlen ve Leo Strauss gibi düşünürlerin fikirlerini eleştirel bir gözle değerlendirerek yapıyor.

Muhafazakârlığın bir teori olmaktan çok, pragmatik bir ideoloji olduğunu söyleyen yazar, söz konusu düşünürler ile günümüzdeki muhafazakâr düşünceyi savunanların söylemleri arasındaki bağlantıları açığa çıkarıyor.

Muhafazakârlığa dair kavram karmaşasının yaşandığı günümüzde, çalışmanın, konuya netlik getirmekte başarılı olduğunu söyleyebiliriz.

  • Künye: Hilâl Onur İnce – Muhafazakâr İdeoloji: Din-Siyaset, Alan Yayıncılık, inceleme, 375 sayfa

Hüseyin Dedekargınoğlu – Dede Garkın Süreğinde Cem (2010)

Hüseyin Dedekargınoğlu, Aleviliğin mürşit ocaklarından Dede Garkın’a üye.

Yazar bu kitabında, Dede Garkın ocağını ve cem ayinlerini ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.

Cem, Türkiye, İran, Irak, Azerbaycan, Suriye, Bulgaristan ve Arnavutluk gibi ülkeleri de içeren geniş bir coğrafyaya dağılmış Alevilerin temel ibadeti.

İşte, mürşit ocağı üyesi ve aynı zamanda cem de yürüten Dedekargınoğlu’nun çalışması, Aleviliğin temel ibadeti olan cemi ayrıntılı bir şekilde ele almasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

Kitap ayrıca, özellikle yeni kuşak dede adayları, 12 hizmet sahibi adayları ve talip adayları için, pratik ve gerekli bilgiler de içeriyor diyebiliriz.

  • Künye: Hüseyin Dedekargınoğlu – Dede Garkın Süreğinde Cem, Yurt Kitap, din, 352 sayfa

Kolektif – İslami Feminizm (2019)

Ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranabilmiş İslami feminizme, hem muhafazakârlar hem de seküler kesim şüpheyle yaklaşır.

İki kesimin bu şüphesinin merkezinde ise, onlara göre İslami feminizmin tezatlık içeren bir yaklaşım oluşudur.

Kadri Yıldırım’ın derlediği bu nitelikli çalışma da, Batılı seküler feminist akımlar nezdinde yeterince “yeterince feminist” bulunmayan, gelenekçi Müslümanlar nezdinde de “yeterince İslami” bulunmayan İslami feminizmin dinamiklerine ve güncel durumuna ışık tutmasıyla önemli.

Kitapta yer alan metinler, feminizmin, bugün Müslüman toplumlarda kadının pratik sahada sosyal ve insani açıdan maruz kaldığı baskılara karşı, başka bir deyişle Müslüman kadını kuşatan kadın karşıtı eril zihniyete eleştirel bir tepki olarak ortaya çıktığı tespitinden hareket ediyor.

Çeşitli ülkelerden, görüşleriyle ılımlı ya da radikal olarak sıfatlanabilecek, kırka yakın öncü sayılan İslami feministin çalışma ve araştırmalarının derlenmesinden oluşan kitap, ağırlıklı olarak Arapça veya Arapçaya çevrilmiş, az bir kısmı da Farsça ve İngilizce metinler barındırıyor.

Kadının itibarını sarsan tefsir, fıkhi uygulamalar ve hurafe hadislere odaklanan ve bu alanlarda bolca örnek içeren eser; özellikle gelenekçi Müslümanlar ile sekülerler arasındaki tartışmaların merkezini oluşturan “çokeşlilik”, “cariyelik”, “erkeğin kadın üzerindeki egemenliği”, “şahitlik”, “boşanma hakkı”, “miras” gibi sosyal hayatın ve hukukun konusu olan kavramları Kur’an ve Sahih Sünnet ışığında irdeliyor, bunun sonucu olarak da yanlış yorum ve uygulamaları eleştiriyor.

Tarih sahnesine 20. yüzyılın sonlarında çıkan İslami Feminizm, henüz Türkiye’de yeni sayılsa da, kuramın düşünsel ve toplumsal kökenleri hakkında aydınlanmak için çok iyi bir kaynak.

Kitap, İslami feminizmin ortaya çıkışı, İslami feminizmin getirdiği yeni yaklaşımlar ve İslami feminizmin belli başlı reform taleplerini açıklamasıyla önemli.

  • Künye: Kolektif – Kabul ile Red Arasında İslami Feminizm, derleyen: Kadri Yıldırım, Avesta Yayınları, feminizm, 392 sayfa, 2019

Franklin Lewis – Mevlânâ (2010)

Franklin Lewis ‘Mevlânâ’da, bir hoşgörü ve evrensellik anıtı olan Mevlânâ Celâleddin Rûmî’nin hayatını, öğretisini ve şiirini anlatıyor.

Yazar bir anlamda, hakkında birçok mit, yanlış okumalar ve yanlış betimlemeler bulunan Mevlânâ’yı hem bir insan hem de şair olarak ayrıntılı bir şekilde yeniden inşa ediyor diyebiliriz.

Çalışmasında ilk olarak bir Mevlânâ arka planı oluşturan yazar, Bahâeddin Veled ve Seyyid Burhaneddin Muhakkik-i Tirmizi gibi Mevlânâ’nın pirlerini; Mevlânâ’nın evlatlarını ve manevi kardeşlerini; Mevlânâ’nın hayatı, öğretisi ve şiirini; İslam dünyasında Mevlânâ ve Mevleviliği ve nihayet, Mevlânâ’nın Dünya’daki etkisini anlatıyor.

  • Künye: Franklin Lewis – Mevlânâ, çeviren: Gül Çağalı Güven ve Hamide Koyukan, Kabalcı Yayınevi, biyografi, 789 sayfa

Kadri Yıldırım – Zerdüşti ve İslami Kaynaklara Göre Zerdüşt Avesta ve Temel Öğretileri (2019)

Zerdüştilik, cahiller ve peşin hükümlülerin en kolay saldırdığı dinlerdendir.

Bunlardan kimileri Zerdüşt ve Zerdüştiliğe hakaret etmekte, kimileri bu dini “ateşperestlik” olarak küçümsemekte, işi daha da abartan kimileri de Zerdüştiliği din olarak dahi görmemekte.

Daha önce yaptığı önemli çalışmalarla bildiğimiz Kadri Yıldırım ise, orijinal Zerdüşti ve İslami kaynaklara dayanarak Zerdüşt, Avesta ve Zerdüşti doktrin hakkında aydınlatıcı bir rehber kitaba imza atmış.

Yıldırım, kitabının girişinde, Zerdüştî ve İslami kaynakları kapsamlı bir şekilde tanıtıyor, birinci bölümde Zerdüştî kaynaklara göre, ikinci bölümde de İslami kaynaklara göre Zerdüşt, Avesta ve temel öğretileri inceliyor.

Kitabın en önemli katkılarından biri, İslam tarihinden Zerdüştiliğin nasıl ele alındığını ve bunun daha sonra İslam’daki Zerdüştilik algısını nasıl biçimlendirdiğini ortaya koyması.

Konu hakkında bilgilere dayalı ve sağlıklı bir kaynak isteyenlerin muhakkak edinmesi gereken bir çalışma.

  • Künye: Kadri Yıldırım – Zerdüşti ve İslami Kaynaklara Göre Zerdüşt Avesta ve Temel Öğretileri, Avesta Yayınları, tarih, 424 sayfa, 2019