Jacques Ellul – Anarşi ve Hıristiyanlık (2010)

Filozof, hukuk profesörü, sosyolog ve teolog Jacques Ellul ‘Anarşi ve Hıristiyanlık’ta, anarşi ve Hıristiyanlığın aynı amaç peşinde olduğunu savunuyor.

Kendisini anarşist Hıristiyan olarak tanımlayan Ellul, tüm kiliselerin devlet otoritelerine saygı duyduğunu, otoriteleri sıklıkta desteklediğini vurguluyor.

Anarşi ve Hıristiyanlık arasındaki ilişkiyi daha iyi anlayabilmek için dinin kökenlerine uzanan ve İncil’deki mesajların anlamlarını araştıran yazar, Hıristiyanlığın mesajlarını derinlemesine anlayan kişinin, devlete körü körüne itaat etmesinin mümkün olmadığını, bu dinin gerçekte anarşizmle aynı amaca ulaşmaya çalıştığını iddia ediyor.

  • Künye: Jacques Ellul – Anarşi ve Hıristiyanlık, çeviren: Ali Toprak, Karşı Yayınları, siyaset, 128 sayfa

Garth Fowden – Muhammed’den Önce ve Sonra (2019)

İslam’ın içine doğduğu ve ilk dört yüzyılı boyunca içinde geliştiği ortamla ilişkisi neydi?

Garth Fowden’ın eldeki kapsamlı çalışması, bu soruya kapsamlı yanıtlar vermesiyle dikkat çekici.

Fowden’ın çalışması, Geç Antik Çağ’ın sonunun daha geniş tarihini, yukarıdaki soruda ifade edilen bu ilişkinin ışığında yeniden değerlendiriyor ve daha da önemlisi, Avrupa ile başka yerlerin, Müslüman dünyanın insan deneyimine, düşüncesine ve kültürüne getirdiği katkılara nasıl baktığını ortaya koyuyor.

Fowden’ın geç Antik Çağ ve daha genel olarak da MS Birinci Binyıl boyunca Doğu Akdeniz’in ve Güneybatı Asya’nın dinler tarihi alanında önemli bir eser olarak okunabilecek kitabı, İslam’ın miras aldığı karmaşık ve yüklü dinsel ve düşünsel gelenekleri, getirdiği yenilikleri, geleceğini, başarılarını ve başarısızlıklarını çok yönlü bir bakışla izliyor.

Kitap bütün bunların yanı sıra, İslam’ın ve diğer tektanrıcı geleneklerle ilişkisi ve Aristoteles’ten Augustus’a ve İbn Sina’ya birçok figürün İslamiyet’in macerasındaki yerlerini açıklığa kavuşturmasıyla da önemli.

  • Künye: Garth Fowden – Muhammed’den Önce ve Sonra: Birinci Binyıla Yeni Bir Bakış, çeviren: Abdurrahman Aydın, Phoenix Yayınları, dinler tarihi, 376 sayfa, 2019

Erwin Rohde – Psykhe: Yunanlarda Ruhlar Kültü ve Ölümsüzlük İnancı (2020)

Nietzsche’nin de dostu olan Erwin Rohde, tam bir Antik Yunan dünyası bilginidir.

‘Psykhe’ ise, kendisinin ruhlar kültünü Yunan dünyası üzerinden irdelediği, tam 600 sayfayı bulan bir başyapıttır.

Rohde’nin hem antropolojik hem de folklorik çalışmalardan yararlanan bu eseri, öylesine çığır açıcıdır ki ruha dair erken Yunan düşüncesi üzerine çağdaş araştırmaların başlamasına vesile oldu.

Homeros ve Hesiodos’un şiirlerinden mitolojik kahramanlara, dini adetlerden Eleusis Gizemlerine, filozoflardan halk edebiyatına uzanan ‘Psykhe’, konunun dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

Kitaptan öğrendiğimiz kadarıyla, Yunanlar ölülerle bağını hiç kesmedi.

Örneğin bir Solon yasası, ölü birinin kötülenmesini yasaklamıştı.

Ölü bir kişinin soyundan gelenler atalarını karalayan birine yasal takibat yapmak durumundaydı.

Bu da ölülerin ruhuna borçlu oldukları dini görevler arasındaydı.

Kitapta bu ve bunun gibi pek çok konu yer alıyor ve daha da önemlisi, Antik Yunan dünyasındaki ruh kültünün kendilerinden sonraki toplumları nasıl etkilediği hakkında önemli ayrıntılar da yer alıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Ölmek, görünen her şeye, duyularla algılanabilir maddi olana içsel olarak ölmek, felsefenin amacı ve meyvesidir.

‘Ölüme hazır olmak’ kâmil filozofun mührüdür.

Böyle biri için felsefe, onu bedenden ve onun arzularından, telaşından, şiddetli heyecanlarından ilelebet kurtaran ve onu tamamıyla ebediyete ve onun sessizliğine geri veren kurtarıcıdır.”

“Ölüm başka bir varoluş biçimine geçiş mi, yoksa kişisel yaşamın tamamen sona ermesi midir?

Bilge için her ikisi de eşit derecede makbuldür, zira yaşamın değerini uzunluğuna göre değil, içeriğinin zenginlikleriyle ölçer.”

“Yunanlar, aklileştirilmiş bir Tanrı inancını yaratma onurunu Yahudilerle paylaşmaktadırlar; buna karşılık, uygarlaşmış insanın ruhun doğası ve kaderini algılama şeklini binlerce yıl boyunca belirleme onuru tek başına onlara aittir.”

  • Künye: Erwin Rohde – Psykhe: Yunanlarda Ruhlar Kültü ve Ölümsüzlük İnancı, çeviren: Özgüç Orhan, Pinhan Yayıncılık, tarih, 600 sayfa, 2020

Mehmet Talha Paşaoğlu – Din, Devlet, Millet (2019)

Kendisini laik olarak tanımlayan bir ülkede Diyanet’in ne işi var?

Diyanet kurulduğu tarihten bu yana, iktidara gelmiş sağcıların ideolojilerini meşrulaştırma işlevini üstlendi.

Özellikle 1970’lerde Diyanet Gazetesinde çıkmaya başlayan milliyetçi-muhafazakâr ve devletçi yazılarla birlikte kurumun siyasallaşma süreci başlar.

1980 öncesi süreç, aynı zamanda Diyanet’in siyasi kutuplaşma ve çatışma ortamına verdiği yanıtlarla da hatırlanır.

Sonrasında, Diyanet’i tutabilene aşk olsun.

1980 sonrası “milletçe dayanışma ve bütünleşme” rolü tanınan Diyanet İşleri Başkanlığı kurumsallaşmasını tamamlayıp toplumsal bir aktör olarak öne çıktı.

Dini alanda tek resmî otorite, başka bir deyişle tekel olan kurum, aynı zamanda Türkiye Diyanet Vakfı aracılığıyla da ekonomik bir güç halini aldı ve böylece kamusal alanda giderek büyüdü.

Bugün Türkiye’de din ve devlet işlerinin tümüyle iç içe geçtiği bugüne baktığımızda ise, Diyanet’in AKP ile paralel söylem üreten ve giderek ona bağlı bir kurum haline geldiği görülüyor.

Bunun en iyi örneğini ise, 15 Temmuz sürecinde dinî otoritesini kolektif otorite ile birleştirmesiyle gördük.

İşte Mehmet Talha Paşaoğlu’nun bu kitabı da, kuruluşundan bugüne Diyanet’in geçirdiği dönüşümü kayda alan enfes bir çalışma.

Türkiye’de din ve siyaset ilişkisinin tarihselliğini irdeleyerek çalışmasına başlayan Paşaoğlu, devamında da,

  • Tek parti döneminin din politikası,
  • Diyanet İşleri Reisliği’nin birinci dönemi (1924-1950),
  • Çok partili dönemde din politikaları,
  • Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ikinci dönemi (1950-1965),
  • 1980 sonrası din politikası,
  • Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurumsallaşmasını tamamladığı dördüncü dönemi, (1982-2003),
  • Kurumsal söylemin sürekliliğinde hutbelerin rolü,
  • Diyanet’in özerkleşmenin alameti olarak Türkiye Diyanet Vakfı,
  • AKP iktidarında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yenilenen konumu,
  • Diyanet İşleri Başkanlığı’nın beşinci dönemi (2003-2019),
  • Dini Yayınlar Genel Müdürlüğü bağlamında, Diyanet’in kurumsallaşma sonrası yayın politikası,
  • Milli birlik ve beraberlik söyleminin taşıyıcısı olarak Diyanet İşleri Başkanlığı,
  • Ve milli birlik ve beraberlik söyleminin uygulanma alanı olarak 15 Temmuz örneği gibi pek çok önemli konuyu irdeliyor.

Künye: Mehmet Talha Paşaoğlu – Din, Devlet, Millet: Diyanet İşleri’nin 95 Yıllık Hikâyesi, Libra Kitap, din, 312 sayfa, 2019

Arif Tekin – Kur’an’da Kadın ve Hz. Muhammed’in Hanımları (2010)

Arif Tekin ‘Kur’an’da Kadın ve Hz. Muhammed’in Hanımları’nda, İslam kaynaklarından ve Hz. Muhammed, halifeler ve sahabelerin evlilik yaşamından hareketle, İslam’ın ilk dönemlerinde kadın-erkek ilişkilerini irdeliyor.

Kitapta ilk olarak, teorik bilgiler ağırlıkta olacak şekilde, Kur’an ve hadislerinde kadın konusu inceleniyor.

Tekin ardından, pratik bilgiler ekseninde Hz. Muhammed’in kadınlarını ve başta dört halife olmak üzere, cennetle müjdelenen on seçkin sahabinin kadınlarla ilişkilerini kapsamlı bir şekilde ele alıyor ve böylece, İslam’da kadın-erkek ilişkilerinin düzenlenişi ve sosyal hayatta kadının yeri konusunda kapsamlı bir çalışmaya imza atıyor.

  • Künye: Arif Tekin – Kur’an’da Kadın ve Hz. Muhammed’in Hanımları, Berfin Yayınları, din, 294 sayfa

Miguel Asin Palacios – Dante ve İslam (2010)

İspanyol oryantalist Miguel Asin Palacios, ilginç çalışması ‘Dante ve İslam’da, Dante’nin, ünlü eseri ‘İlahi Komedya’yı yazarken İslam kaynaklarından esinlendiğini iddia ediyor.

Palacios, ‘İlahi Komedya’nın, İslam dünyasının popüler anlatılarından kuvvetli izler taşıdığını; Cehennem, Araf ve Cennet’teki sayısız sahne ve imgenin İslam literatüründe karşılıklarının bulunduğunu söylüyor.

Yayımlandığı zaman Batı’da gürültü koparan ‘İlahi Komedya’nın İslam geleneğinden beslendiği teziyle edebiyat tarihinin ilginç tartışmalarından birini başlatan çalışma ayrıca, Doğu ve Batı arasındaki kültürel ilişki trafiğini irdelemesiyle de dikkat çekiyor.

  • Künye: Miguel Asin Palacios – Dante ve İslam, çeviren: Güneş Ayas, Okuyan Us Yayınları, inceleme, 395 sayfa

Robert Winston – Tanrı’nın Öyküsü (2010)

Robert Winston’ın BBC’de yayımlanan ‘Tanrı’nın Öyküsü’ belgeselinin bir devamı olan elimizdeki kitabı, dinlerin çıkış noktalarını irdeliyor; insanoğlunun Tanrı fikrine nasıl ulaştığını araştırıyor.

Tarihöncesi insanların neye inandıkları; tek Tanrılı dinlerin ortaya çıkışı; dinlerdeki sapkınlıklar ve hizipler; üç büyük dinin birbirine benzeyen ve birbirinden ayrılan yönleri; dünyanın farklı dinlerinin Tanrı’ya yaklaşımı; Tanrı inancının sorgulanmaya başlanması ve modern çağda din olgusu, Winston’ın ayrıntılı bir şekilde odaklandığı birkaç konu.

Kitap, aynı zamanda bilim ve din arasındaki mücadelenin derli toplu bir tarihi olarak da okunabilir.

  • Künye: Robert Winston – Tanrı’nın Öyküsü, çeviren: Sinan Köseoğlu, Say Yayınları, bilim, 504 sayfa