Malik Aksel – Türklerde Dini Resimler (2010)

Halk sanatına dair çalışmalarıyla da bilinen ressam ve yazar Malik Aksel’in, yıllar önce yayımlanan ‘İstanbul Mimarisinde Kuşevleri’ ve ‘Anadolu Halk Resimleri’, konuya dair nitelikli eserlerden.

Aksel’in bu türdeki çalışmalarından bir diğeri olan ‘Türklerde Dini Resimler’ ise, Türk resminde önemli bir gelenek olan Arap harfleriyle oluşturulmuş hat levhalarını, diğer bir deyişle “yazı-resimler”i inceliyor.

Birçok örnek barındıran kitap, Aksel’in din ve resim konusuna odaklanan bir yazısıyla açılıyor.

İslamiyetin resmi yasaklamasının söylentiden ibaret olduğunu belirten yazar, Müslüman Türklerin resim anlayışını tarihsel bağlamı içinde değerlendiriyor.

Aksel resimleri, camiler, çifte vavlar, kandil resimleri, başlıklar, Ashab-ı Kehf, gemiler, kuşlar, aslanlar ve ibrikler gibi, konularına göre bölümleyerek incelemiş.

  • Künye: Malik Aksel – Türklerde Dini Resimler, Kapı Yayınları, sanat, 188 sayfa

Roland Boer – Dinin Eleştirisi (2020)

Roland Boer, daha önce yayımlanan önemli çalışması ‘Cennetin Eleştirisi’nde, 20. ve 21. yüzyılların sekiz önemli Marksist düşünürünün çalışmaları yoluyla Marksizm ve teoloji ilişkisini eleştirel bir bakışla sorgulamıştı.

Yazar şimdi de, ilk kitabının tamamlayıcısı olarak materyalist bir teolojinin imkânları üzerine düşünüyor.

Burada, Marksizm ile teolojinin kesişiminde bulunan bir düşünme tarzına başvuran Boer, büyük dinlerin ekonomik, sosyal ve ideolojik tarihlerinin Marksist ilhamlı yeniden inşalarına girişiyor.

Boer’e göre Marksizm hem seküler hem de anti-seküler yapıdadır.

Sekülerdir, çünkü analiz ve eyleminin kavramlarını bu dünya ve bu çağdan, yani kapitalizmden alır; onun çelişkilerini görüp çöküşünü gerçekleştirmek amacıyla kapitalizmin daha derindeki mekanizmasını, onun üretim ve dolaşım biçimlerini, sınıf ve sınıf çatışmasını, kurum ve ideolojileri anlamaya çalışır.

Anti-sekülerdir, çünkü bu kapitalist çağın sona ermesini hedefler, başka bir deyişle bir gelecek dünyaya, bir biçimde daha iyi olacağı umulan bu çağın ötesinde bir çağa bakmaktadır.

Ve tam da bu nedenle analiz ve eyleminin kavramlarını aynı zamanda bir diğer dünya ya da çağdan aldığı söylenebilir.

İşte bu kavramsallaştırmadan yola çıkan Boer, Marksizm ve teoloji ilişkisini çok yönlü bir şekilde tartışıyor.

  • Künye: Roland Boer – Dinin Eleştirisi: Marksizm ve Teoloji Üzerine II, çeviren: Deniz Ali Gür, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 304 sayfa, 2020

Marc Augé – Paganizmin Dehası (2010)

 

Marc Augé ‘Paganizmin Dehası’nda, geniş bir tarihsel kesit ve coğrafi alanda paganizmin izini sürüyor.

Paganizmin, Hıristiyan dünyanın temel uygulamalarının içine kadar nüfuz edebildiğini gösteren Augé, paganizmdeki Tanrı, kahraman, büyücü gibi belirleyici değişkenler üzerinde düşünürken bir taraftan da bu konu üstüne çalışmış öncülleri Durkheim, Nietzsche, Freud, Bataille gibi önemli filozofların fikirlerini de irdeliyor.

Kitap, Antikçağ Afrikası’ndaki Tanrılardan Benin Körfezi’ndeki mabutlara, klasik trajedilerden western filmlerine ve oradan sanayi toplumuna kadar birçok farklı kültür evreninde yer etmiş pagan geleneklerini ve bu kültürün temel taşıyıcısı olan pagan kozmogonilerini ustalıkla inceliyor.

  • Künye: Marc Augé – Paganizmin Dehası, çeviren: Erkan Ataçay, Dost Kitabevi, antropoloji, 287 sayfa

Mehmet Emin Şen – Süryani Ortodokslarda Kilise Müziği (2020)

Dünya üzerindeki nüfusu yaklaşık 4,5 milyon olan Süryaniler, köklü bir tarihsel geçmişe, kültüre ve kendilerine özgü inançsal ve dünyevi müzik kültürüne sahip.

Mehmet Emin Şen’in dört yılı bulan doktora tezine dayanan bu çalışma da, Süryani kilise müziği üzerine bizde yapılan ilk kapsamlı incelemelerden biri.

Süryani inanç müziğini kültürel, tarihsel ve sosyolojik boyutlarıyla ele alan Şen, bu müziğin dinamikleri ve kökenleri üzerine önemli ayrıntılar paylaşıyor.

Kitaptan, Süryani Ortodoks Kilisesi’nin yıllık takvimsel ritüellerinin her birinin, kilise teolojisince ifade edilen anlam ile sekiz makam üzerinden gerçekleştirildiğini öğreniyoruz.

Öte yandan, dinsel müziklerin kaynağını Eski Ahit (Tevrat ve Zebur), Yeni Ahit (İncil) ve Süryani Kilisesi azizlerinin yazdıkları metinler oluşturuyor.

Yine Kilise dinsel müziklerinin her biri Türk müziğinde bir makama karşılık gelen sekiz Süryani Kilisesi makamı kullanılarak “ölçülü”, “serbest” ve “tecvitli” müzikal formlarla “Aramice” ve “Türkçe” icra ediliyor.

Ayrıca makamlara yüklenen anlamların, Orta Doğu’ya özgü köklü bir kültürel geçmişinin olduğunu ve bu makamların icra sırasının da ritmik bir tabloyla ve sayı mistisizminin hâkim olduğu kurallarla gerçekleştirildiğini de yine buradan öğreniyoruz.

Taş işçiliğinden gümüş işçiliğine (telkâri), dericilikten ayakkabıcılığa, kalaycılıktan Marangozluğa, semercilikten çömlekçiliğe, hattatlıktan oymacılığa, bugün için tedavülden kalkan ya da sürmekte olan birçok meslek erbaplığı, asırlarca Süryanilerden soruldu.

Şen’in çalışması ise, bu kadim halkın kilise müziği alanındaki ustalığını gözler önüne sermesiyle önemli.

  • Künye: Mehmet Emin Şen – Süryani Ortodokslarda Kilise Müziği: İlahi Mesajın Makamla Tebliği, Siyasal Kitabevi, müzik, 176 sayfa, 2020

Ağa Memiş – Müslüman Mahallesinde Alevi Olmak (2010)

Alevilik, Türkiye’nin yakıcı sorunlarından.

12 Eylül rejiminin, okullarda din derslerini mecburi hale getirmesi, herkesin malumu.

Yine aynı süreçte, bilindiği gibi iş, Alevi köylerine, hiç kimsenin gitmediği camiler yaptırma noktasına dahi varmıştı.

İşte Ağa Memiş ‘Müslüman Mahallesinde Alevi Olmak’ başlıklı kitabında, Alevilerin Türkiye’deki benzer uygulamalar karşısındaki hislerine tercüman oluyor.

Çalışma için bir araya gelen Aleviler, birebir tanıklıklarıyla, ne düşündüklerini, ne yaşadıklarını ve nelerden korktuklarını anlatıyor.

Kitabın, yüzyıllar boyunca tarifsiz acılardan, ateşlerden ve yangınlardan geçen Alevileri anlamak için nitelikli bir kaynak olduğunu söyleyebiliriz.

  • Künye: Ağa Memiş – Müslüman Mahallesinde Alevi Olmak, Federe Yayınları, din, 206 sayfa

Jacques Ellul – Anarşi ve Hıristiyanlık (2010)

Filozof, hukuk profesörü, sosyolog ve teolog Jacques Ellul ‘Anarşi ve Hıristiyanlık’ta, anarşi ve Hıristiyanlığın aynı amaç peşinde olduğunu savunuyor.

Kendisini anarşist Hıristiyan olarak tanımlayan Ellul, tüm kiliselerin devlet otoritelerine saygı duyduğunu, otoriteleri sıklıkta desteklediğini vurguluyor.

Anarşi ve Hıristiyanlık arasındaki ilişkiyi daha iyi anlayabilmek için dinin kökenlerine uzanan ve İncil’deki mesajların anlamlarını araştıran yazar, Hıristiyanlığın mesajlarını derinlemesine anlayan kişinin, devlete körü körüne itaat etmesinin mümkün olmadığını, bu dinin gerçekte anarşizmle aynı amaca ulaşmaya çalıştığını iddia ediyor.

  • Künye: Jacques Ellul – Anarşi ve Hıristiyanlık, çeviren: Ali Toprak, Karşı Yayınları, siyaset, 128 sayfa

Garth Fowden – Muhammed’den Önce ve Sonra (2019)

İslam’ın içine doğduğu ve ilk dört yüzyılı boyunca içinde geliştiği ortamla ilişkisi neydi?

Garth Fowden’ın eldeki kapsamlı çalışması, bu soruya kapsamlı yanıtlar vermesiyle dikkat çekici.

Fowden’ın çalışması, Geç Antik Çağ’ın sonunun daha geniş tarihini, yukarıdaki soruda ifade edilen bu ilişkinin ışığında yeniden değerlendiriyor ve daha da önemlisi, Avrupa ile başka yerlerin, Müslüman dünyanın insan deneyimine, düşüncesine ve kültürüne getirdiği katkılara nasıl baktığını ortaya koyuyor.

Fowden’ın geç Antik Çağ ve daha genel olarak da MS Birinci Binyıl boyunca Doğu Akdeniz’in ve Güneybatı Asya’nın dinler tarihi alanında önemli bir eser olarak okunabilecek kitabı, İslam’ın miras aldığı karmaşık ve yüklü dinsel ve düşünsel gelenekleri, getirdiği yenilikleri, geleceğini, başarılarını ve başarısızlıklarını çok yönlü bir bakışla izliyor.

Kitap bütün bunların yanı sıra, İslam’ın ve diğer tektanrıcı geleneklerle ilişkisi ve Aristoteles’ten Augustus’a ve İbn Sina’ya birçok figürün İslamiyet’in macerasındaki yerlerini açıklığa kavuşturmasıyla da önemli.

  • Künye: Garth Fowden – Muhammed’den Önce ve Sonra: Birinci Binyıla Yeni Bir Bakış, çeviren: Abdurrahman Aydın, Phoenix Yayınları, dinler tarihi, 376 sayfa, 2019