Şehnaz Tahir Gürçağlar – Kapılar (2015)

Çeviri, sadece edebiyat veya bilgi üretimiyle ilgili bir etkinlik mi?

Bu soruya olumsuz yanıt veren Şehnaz Tahir Gürçağlar, çevirinin, bir anlamda ulus inşa etme, toplumsal dönüşüm süreçlerine kaynaklık etme gibi işlevlerinin bulunduğunu belirtiyor.

Çeviriyi farklı disiplinler bağlamında ele alan yazar, beş örnek üzerinden tezini kanıtlamaya koyuluyor.

  • Künye: Şehnaz Tahir Gürçağlar – Kapılar: Çeviri Tarihinde Yolculuklar, Scala Yayıncılık

Platon – Kratylos (2018)

‘Kratylos’, Platon’un geç dönem diyaloglarından biri ve günümüzde özellikle dil felsefesinin gelişmesiyle birlikte daha fazla ilgi çeken bir eser.

Zira ‘Kratylos’ diyaloğu, adlar üzerinden dil konusunu derinlemesine tartışıyor.

  • Bir adı doğru yapan nedir?
  • Adların doğruluğunun üzerinde yükseldiği zemin nedir?
  • Adların ait oldukları şeylerle ne kadar ilişkisi vardır?
  • Adların işlevi nedir?
  • Bir şeyin kaç tane doğru adı olabilir?

Bu ve bunun gibi, dilbilim felsefesinin bugün de üzerine yoğun şekilde tartıştığı birçok sorunun yanıtını arayan Platon, dilin, sadece insanlar arasındaki iletişimi sağlayan bir araç değil, aynı zamanda varlığın ve bilmenin önemli unsurlarından biri olduğunu söylüyor.

‘Kratylos’, dilin felsefi, dinsel ve bilimsel yönlerini sorgulayan pek çok soru barındırmasıyla, bugün de güncelliğini koruyan muhteşem bir yapıt.

  • Künye: Platon – Kratylos, çeviren: Cenap Karakaya, İletişim Yayınları, felsefe, 125 sayfa, 2018

Pierre Hadot – Wittgenstein ve Dilin Sınırları (2009)

‘Wittgenstein ve Dilin Sınırları’, Fransız felsefeci Pierre Hadot’nun, Ludwig Wittgenstein’in iki önemli eseri olan ‘Tractatus Logico-Philosophicus’ ve ‘Felsefi Soruşturmalar’ üzerine kaleme aldığı makalelerini bir araya getiriyor.

Kitabı nitelikli kılan başlıca yön, Hadot’nun, Wittgenstein’ın birbirinden farklı olan ama birbirini tamamlayan bu iki ayrı dönemindeki tezlerini anlaşılır bir üslupla özetlemesidir diyebiliriz.

Wittgenstein’ın “Dil içinde ifade edilen, dil ile ifade edilemez” formülünden hareket eden Hadot, dilin sınırları, felsefi dil ve söylem, söz ve eylem, Wittgenstein’ın devrimci dil teorisi ve dil oyunları konularını irdeliyor.

  • Künye: Pierre Hadot – Wittgenstein ve Dilin Sınırları, çeviren: Murat Erşen, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 117 sayfa

Filiz Öktem – Uygulamalı Latin Dili (2015)

Filiz Öktem’den, iki yıllık dönemi kapsayacak şekilde hazırlanmış iyi bir uygulamalı Latince ders kitabı.

Kitap Latince ile hem amatörce hem de profesyonel düzeyde ilgilenen herkese hitap ediyor.

Kitapta isim çekimlerinden soru sıfatlarına, soru ve zaman zarflarından sayılara bu dildeki pek çok detay açıklanmakta, bunun yanı sıra Latin dünyası ve klasik kültür hakkında aydınlatıcı bilgiler de sunulmakta.

  • Künye: Filiz Öktem – Uygulamalı Latin Dili, Kabalcı Yayınevi

Nergis Ertürk – Türkiye’de Gramatoloji ve Edebi Modernlik (2018)

1928’de, Fars-Arap alfabesi yerine Latin alfabesinin kabul edilişi, Türkiye kültür tarihinde olduğu kadar, ülkenin modernleşme tarihinde de dönüm noktası oldu.

Nergis Ertürk’ün bu nitelikli çalışması, Türk alfabesi ve dil reformunu 19. yüzyılın sonlarından yirminci yüzyılın ortalarına kadar izliyor ve bu sürecin modern Türkiye edebiyatı üzerindeki etkilerinin kapsamlı bir fotoğrafını çekiyor.

Fars-Arap alfabesinin değiştirilmesini ve bunu takiben dilin Arapça ve Farsçadan alınmış sözcüklerden arındırılmasını modern sesmerkezciliğin uzun tarihi içine yerleştiren Ertürk, ayrıca, bugün bildiğimiz şekliyle Türk edebiyatında modernliğin uzlaştırılamamış çelişkilerinin en iyi, yazım pratiğindeki tarihsel olarak belirlenmiş bu değişimler bağlamında inceleneceğini öne sürüyor.

Bu bağlamda Ahmet Mithat Efendi, Recaizade Mahmut Ekrem, Ömer Seyfettin, Ahmet Hamdi Tanpınar, Peyami Safa ve Nâzım Hikmet’in eserleri üzerinden geniş bir okuma gerçekleştiren Ertürk, Türk edebiyatının bu süreçteki dönüşümünün iyi bir analizini sunuyor.

Kültür ve tarih, karşılaştırmalı edebiyat, edebi eleştiri ve postkolonyal çalışmalara ilgi duyanların kaçırmak istemeyeceği bir çalışma.

  • Künye: Nergis Ertürk – Türkiye’de Gramatoloji ve Edebi Modernlik, çeviren: Merve Tabur, İletişim Yayınları, inceleme, 328 sayfa, 2018

Geoffrey Lewis – Trajik Başarı (2016)

Geoffrey Lewis’ın Türkçeyle ilişkisi eskiye dayanır.

Biz kendisini, Dede Korkut Kitabı’nı İngilizceye çevirmesiyle, bunun yanı sıra Türkçeyle ilgili yaptığı muhtelif çalışmalarıyla biliyoruz.

Lewis’ın ‘Trajik Başarı’sı da daha önce Türkçede yayınlanmıştı.

Uzun zamandır temin edilemeyen kitap, şimdi nihayet yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

‘Trajik Başarı’nın ana konusu, Atatürk’ün önemli girişimlerinin meyvesi olan Türkçedeki alfabe değişikliği.

Alfabe değişimi olgusuna tarafsız bakan Lewis, bu durumu ne başlı başına bir ilerleme ne de bir gerileme olarak değerlendiriyor; daha ziyade bu köklü değişimin bize neler kazandırdığının ve neler kaybettirdiğinin sert ama oldukça gerçekçi bir değerlendirmesini sunuyor.

Lewis, asıl sorunun Osmanlı Türkçesinin kaybolmasından ziyade, alfabe değişimiyle dilin doğal gelişiminin, 1920 ve 1930’ların Türkçesinin, başka bir deyişle Halide Edip Adıvar, Sabahattin Ali, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Reşat Nuri Güntekin gibi yazarların dilinin yitirilmesi olduğunu belirtiyor.

  • Künye: Geoffrey Lewis – Trajik Başarı: Türk Dil Reformu, çeviren: Mehmet Fatih Yaşlı, Çeviribilim Yayınları, dil, 271 sayfa, 2018

Ernst Cassirer – Dil ve Mit (2018)

Ortaya çıkışlarının ardındaki gizemler henüz tam aydınlatılamamış dil ve mit hakkında sağlam bir tartışma.

Önce dil mi ortaya çıktı, yoksa mit mi?

Dil ve mit ayrı ayrı değil de aslında ortak bir kökten mi türedi?

Ernst Cassirer, bu sorulara yanıt verirken, kültürün ortaya çıkışı, dinsel tasavvurlar; dilin, medeniyetin ve mecazın gelişimi gibi konularda uzun soluklu, sorgulayıcı ve aydınlatıcı bir yolculuğa çıkıyor.

Kitaptan iki alıntı:

“Sözün, ideal bir araç, zihnin bir organonu ve tinsel gerçekliğin inşası ile gelişiminde asli bir işlev olarak anlaşılabilmesi için ilkin mitsel düşünce tarzında tözsel bir varlık ve güç olarak kavranması gerekir.”

“Tıpkı Homeros’un zamanında olduğu gibi bugün de mitoloji vardır, sadece onu algılayamıyoruz, çünkü bizzat kendimiz onun gölgesinin tam da içinde yaşamaktayız ve hepimiz hakikatin öğle ışığından çekiniyoruz.”

  • Künye: Ernst Cassirer – Dil ve Mit, çeviren: Onur Kuzgun, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 120 sayfa, 2018