Edmund de Waal – Kehribar Gözlü Tavşan (2016)

Kökleri Viyana’dan Paris’e, Meksika’dan Tokyo’ya ve İngiltere’ye uzanan Ephrussi ailesinin tarihini, 19. yüzyıldan bugüne, zengin ayrıntılarla izleyen ödüllü bir biyografi.

Dünya tarihine yön vermiş olayların göbeğinde yer almış bu ailenin yolu, Proust, Monet ve Rilke gibi ünlü isimlerle de kesişecektir.

  • Künye: Edmund de Waal – Kehribar Gözlü Tavşan, çeviren: Özlem Gayretli Sevim, Everest Yayınları, biyografi, 400 sayfa, 2016
Reklamlar

Sergey Timofeyeviç Aksakov – Gogol’le Dostluğumuz ve Mektuplaşmamız (2019)

Sergey Timofeyeviç Aksakov, edebiyat eleştirileri, çevirileri ve Rus soyluluğunun gündelik yaşamını betimleyen yarı-otobiyografik anlatılarıyla on dokuzuncu yüzyıl Rus kültür hayatında çok önemli yeri olan isimlerden.

Aksakov’un, Rus edebiyatının büyük ismi Gogol’le tanışıklığı da, 1832 yılında başlar.

İkili arasındaki bu sıkı dostluk, yirmi yıl sürecektir.

1830’lar ve 1840’larda Gogol’le ahbaplığına dair tuttuğu notlar ve ikilinin mektuplaşmasından oluşan elimizdeki kitap ise, ne yazık ki Aksakov’un ölümünden otuz yıl sonra 1890’da yayımlanır.

Aksakov’un kitabı, Gogol’ün kişiliği, hayatı ve edebiyatı hakkında altın değerinde ayrıntılar sunuyor ve bunun yanı sıra, dönemin Rus edebiyatı ve kültür yaşamı hakkında da çok önemli bilgiler barındırıyor.

Aksakov, ilk tanıştıkları zamanlarda, Gogol’ün dış görünüşünü şöyle betimliyor:

“Gogol’ün o zamanlar tamamen farklı ve olumsuz etki yapan bir dış görünüşü vardı: Kâküllü başı, şakaklarına inen saç tıraşı, düzgünce kesilmiş bıyıkları ve çenesine dayanmış sert kolalı yakaları ona, kişiliğiyle çelişen farklı bir fizyonomi kazandırıyor, bizde de zeki bir Ukraynalı izlenimi

uyandırıyordu. Giyimi modaya önem verdiğini gösteriyordu.”

Kitaptan bir alıntı daha:

“Gogol’ün benim açımdan her zaman bilmece olarak kalmış tuhaflıkları olduğunu da söylemeliyim. Onun davranışlarını çok kere başkalarına açıklamaya çalıştığım gibi, kendime de açıklamak zorunda kaldım. Bizimkinden belki yüz kat daha ince olduğundan, onun sinirleri bizim hissedemediklerimizi hissediyor, bizim algılayamadığımız şeylerden etkileniyordu.”

  • Künye: Sergey Timofeyeviç Aksakov – Gogol’le Dostluğumuz ve Mektuplaşmamız (1832-1852), çeviren: Varol Tümer, İletişim Yayınları, eleştiri, 244 sayfa, 2019

Süha Ünsal – İkazcı Mehmet Şükrü (2009)

Süha Ünsal ‘İkazcı Mehmet Şükrü’de, hukukçu, gazeteci ve politikacı olarak Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet’e geçişin önemli aktörlerinden birinin biyografisini sunuyor.

Milli Mücadele döneminde ‘İkaz’ adında bir gazete çıkaran Mehmet Şükrü Bey, Sivas Kongresi’nden sonra da Büyük Millet Meclisi’ne katılmış.

Mehmet Şükrü Bey, Meclis’in ilk aylarındaki muhalif çizgisini daha sonra da devam ettirmiş.

Ünsal, İttihatçı geçmişi ve savaş yıllarında askeri savcılık yapmış olmasına rağmen, bütün düşüncelerini bir hukuksal çerçevede tanımlamaya çalışan ve kanunun üstünlüğü düşüncesinden hiç taviz vermeyen bir kişiliğe sahip Mehmet Şükrü Bey’in kapsamlı bir biyografisini sunuyor.

  • Künye: Süha Ünsal – İkazcı Mehmet Şükrü, Dipnot Yayınları, biyografi, 423 sayfa

Sebastian Haffner – Hitler Üzerine Notlar (2019)

Daha önce bu sayfada da yer verdiğimiz ‘Bir Alman’ın Hikâyesi’, Nazi iktidarının nasıl herkese ve hayatın her alanına dokunduğunu ve günün birinde sıradan insana da uzanacak şekilde hayatı nasıl cehenneme çevirdiğini gözler önüne seren, döneme dair en çarpıcı tanıklıklardan biri olarak tarihe geçmiş bir kitaptır.

Bizde de çok sevilen kitabın yazarı Sebastian Haffner, şimdi de Adolf Hitler’in hayatı, icraatları, başarıları, yanılgıları, hataları, suçları ve ihaneti üzerine şahane bir eserle karşımızda.

Haffner’in yetmiş yaşında yazdığı kitap, hem üslubu hem de güçlü içeriğiyle ve en önemlisi de tezleriyle, hele hele ‘Bir Alman’ın Hikâyesi’ni sevmiş olanların özellikle okuması gereken bir çalışma.

Kitabı etkileyici kılan hususların başında, Haffner’in, Hitler ve Almanlar arasındaki ilişki konusunda dürüst davranması ve malumatfuruşluktan uzak durması olduğunu özellikle vurgulamalıyız.

Haffner, tarihin bu en acımasız, en vicdansız ve en alçak karakterinin hikâyesini gerçekçi bir tarza anlatırken, aynı zamanda Hitler ile Almanlar arasındaki hikâyenin Hitler’in ölümüyle sona ermediğini de özellikle belirtiyor.

  • Künye: Sebastian Haffner – Hitler Üzerine Notlar, çeviren: Hulki Demirel, İletişim Yayınları, biyografi, 208 sayfa, 2019

Murat Arslan – Süleyman Demirel (2019)

Süleyman Demirel’e “baba” diyorlardı, fakat kendisinin babalıkla uzaktan yakından ilgisi yoktu.

Örneğin azılı bir sağcı ve antikomünistti, ayrıca iflah olmaz bir pragmatikti.

Hiçbir büyük meseleyi çözmezdi, en fazla onların çevresinde dolanırdı.

O, milliyetçi, muhafazakâr, demokrat, liberal ve daha birçoğuydu.

Sayısız meslektaşını kıskandıracak uzunluktaki siyasi kariyerinin sırrı aslında onun değişime ayak uydurabilme kapasitesinde saklıydı.

Başka bir deyişle Demirel, zamanın ruhunu anlayıp ona göre davranmayı kendine şiar edinmiş, bu uğurda prensiplerini bir kenara bırakmaktan çekinmeyen siyasetçi tipinin kusursuz bir örneğiydi.

İki askerî darbe, sayısız koalisyon, yedi kez başbakanlık ve sonrasında cumhurbaşkanlığı ile Süleyman Demirel’in Türkiye siyasetinin en önemli aktörlerinden biri olduğu yadsınamaz bir gerçek.

İşte Murat Arslan’ın bu çalışması da, Süleyman Demirel’in zengin bir portresini sunuyor.

Arslan, Demirel’in 1924-1960 arasını kapsayan çocukluk ve yetişme döneminden başlayarak 1960’tan itibaren siyasi arenadaki yükselme sürecine, Türkiye’nin karmaşık zamanlar geçirdiği 1971-1980 arasındaki dönemde Demirel’in tutumuna, oradan Başbakanlık yıllarına ve nihayet Cumhurbaşkanlığı sürecine uzanıyor.

Demirel’in hayatı ve siyasi mücadelesi üzerinden Cumhuriyet’in ilk yıllarından 2000’li yıllar Türkiye’sine uzanan ve bunu yaparken karşımıza zengin ayrıntılar çıkaran kitap, hem iyi bir siyasi biyografi hem de özgün bir yakın tarih okuması.

  • Künye: Murat Arslan – Süleyman Demirel, İletişim Yayınları, biyografi, 271 sayfa, 2019

Neil McKenna – Oscar Wilde’ın Gizli Yaşamı (2009)

Neil McKenna ‘Oscar Wilde’ın Gizli Yaşamı’nda, Wilde’ın kapsamlı bir biyografisini, ağırlıklı olarak onun cinsel hayatı üzerinden anlatıyor.

McKenna’nın birincil ve ikincil kaynaklara, mektuplara, günlüklere ve bazı eşcinsel şairlerin o dönem yayımlanmış şiirlerine dayanarak kaleme aldığı eseri, Wilde’ın fırtınalı hayatını da gözler önüne seriyor.

Kitap, ünlü yazarın gerçek cinsel kimliğini bulmak için atıldığı zorluklarla dolu serüvenin izlerini sürüp diğer erkeklere karşı içinde kımıldanan belli belirsiz ve sıkıntılı hislerden başlıyor; sürgündeki son yıllarında zevk temelli pagan yaşamına kadar uzanıyor.

  • Künye: Neil McKenna – Oscar Wilde’ın Gizli Yaşamı, çeviren: Cemil Büyükutku, İmge Kitabevi, biyografi, 791 sayfa

Mario Roberto Santucho – Arjantin’in Guevaracıları (2009)

‘Arjantin’in Guevaracıları’, 1970’li yılların Arjantinli devrim önderi Mario Roberto Santucho’nun yaşamı ve yazılarından oluşan bir derleme.

Teorisyen, politik önder ve askeri komutan Santucho, Devrimci İşçi Partisi’nin (PRT) Genel Sekreteri ve Devrimci Halk Ordusu’nun (ERP) başkomutanıydı.

Arjantin polisinin “Aşırılığın başı” dediği Santucho, 1960’ların başından itibaren girdiği mücadelede, iki kez cezaevinden firar edecek ve 1976’daki askeri darbeye karşı kendi imzasıyla “Arjantinliler silah başına!” başlığıyla bilinen çağrıyı yayımlayacaktı.

Kitapta, ordu tarafından öldürülen Santucho’nun yaşamı, yazıları ve mücadelesi anlatılıyor.

  • Künye: Mario Roberto Santucho – Arjantin’in Guevaracıları, derleyen ve çeviren: İdilcan Işık ve Alp Altınörs, Akademi Yayınları, biyografi, 239 sayfa